<?xml version='1.0' encoding='UTF-8'?><?xml-stylesheet href="http://www.blogger.com/styles/atom.css" type="text/css"?><feed xmlns='http://www.w3.org/2005/Atom' xmlns:openSearch='http://a9.com/-/spec/opensearchrss/1.0/' xmlns:georss='http://www.georss.org/georss' xmlns:gd='http://schemas.google.com/g/2005' xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'><id>tag:blogger.com,1999:blog-1987814146017763060</id><updated>2012-02-02T11:00:40.190+02:00</updated><category term='promosyon'/><category term='retro'/><category term='ilan'/><category term='tv'/><category term='direct marketing'/><category term='Alâmetifarika Markalar'/><category term='gerilla'/><category term='açıkhava'/><category term='web'/><title type='text'>FİKİR BENİM</title><subtitle type='html'></subtitle><link rel='http://schemas.google.com/g/2005#feed' type='application/atom+xml' href='http://fikirbenim.blogspot.com/feeds/posts/default'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1987814146017763060/posts/default?max-results=100'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://fikirbenim.blogspot.com/'/><link rel='hub' href='http://pubsubhubbub.appspot.com/'/><author><name>Adv-Man</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07570543095164880626</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='33' height='19' src='http://1.bp.blogspot.com/_t8x_iNBngYI/SRTMokpE-eI/AAAAAAAABI4/uHAz_rjvsBM/S220/as.jpg'/></author><generator version='7.00' uri='http://www.blogger.com'>Blogger</generator><openSearch:totalResults>99</openSearch:totalResults><openSearch:startIndex>1</openSearch:startIndex><openSearch:itemsPerPage>100</openSearch:itemsPerPage><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1987814146017763060.post-8612285536845410519</id><published>2009-07-01T17:38:00.008+03:00</published><updated>2009-07-01T18:25:39.997+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='ilan'/><title type='text'>İnsanlarda bir nevi hayvan sayılır!</title><content type='html'>&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_t8x_iNBngYI/Skt_FEwr7tI/AAAAAAAABR0/3Ih0bsqZKiU/s1600-h/DAKOTA_1.jpg"&gt;&lt;img style="TEXT-ALIGN: center; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 320px; DISPLAY: block; HEIGHT: 214px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5353512307213987538" border="0" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_t8x_iNBngYI/Skt_FEwr7tI/AAAAAAAABR0/3Ih0bsqZKiU/s320/DAKOTA_1.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_t8x_iNBngYI/Skt_AG3JlgI/AAAAAAAABRs/LmyKBA4rJp0/s1600-h/COCO_long_lense.jpg"&gt;&lt;img style="TEXT-ALIGN: center; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 320px; DISPLAY: block; HEIGHT: 214px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5353512221878621698" border="0" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_t8x_iNBngYI/Skt_AG3JlgI/AAAAAAAABRs/LmyKBA4rJp0/s320/COCO_long_lense.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_t8x_iNBngYI/Skt-4z7RExI/AAAAAAAABRk/3M3WOISHdQM/s1600-h/DAKOTA_2.jpg"&gt;&lt;img style="TEXT-ALIGN: center; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 214px; DISPLAY: block; HEIGHT: 320px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5353512096536531730" border="0" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_t8x_iNBngYI/Skt-4z7RExI/AAAAAAAABRk/3M3WOISHdQM/s320/DAKOTA_2.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_t8x_iNBngYI/Skt-yYla7AI/AAAAAAAABRc/HVA-V-mAq6Q/s1600-h/Dakota_on_the_road.jpg"&gt;&lt;img style="TEXT-ALIGN: center; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 214px; DISPLAY: block; HEIGHT: 320px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5353511986117929986" border="0" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_t8x_iNBngYI/Skt-yYla7AI/AAAAAAAABRc/HVA-V-mAq6Q/s320/Dakota_on_the_road.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_t8x_iNBngYI/Skt-roRWzWI/AAAAAAAABRU/sOZhdiCpM1s/s1600-h/COCO+Crounching.jpg"&gt;&lt;img style="TEXT-ALIGN: center; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 214px; DISPLAY: block; HEIGHT: 320px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5353511870069656930" border="0" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_t8x_iNBngYI/Skt-roRWzWI/AAAAAAAABRU/sOZhdiCpM1s/s320/COCO+Crounching.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;Yazımın girizgahını şu zamana kadar neredeydim, ne yapıyordum, “aynı tayfa olsa gene askere giderdim” gazına gelip tekrar birliğime teslim mi oldum vb sorularına bahane yaratıyormuş gibi değil, sanki hiçbir şey olmamış kaldığım yerden dünmüş gibi devam ederek yeniden bir başlangıç yapmak istiyorum.&lt;br /&gt;Bu durum hakkında sadece şöyle bir bahane geliştirebilirim, işlerin yoğunluğu ve siteyle olan rutin ilişki bunalımlarına girmem beni sıktı. Yani bir ara birbirimizden baya bir bunalmışız. Şimdi bu geçen zamanın tadını çıkarmak, özlenen anıları tekrardan canlandırmak için yeniden sevişmeye başladık.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Neyse, neyse, içimdeki hayvan açığa çıkmadan&lt;br /&gt;felsefenin yaratıcısı olan aslında benim bildiğim anonimdir, hadi bir sallayalım dersek Darwin’e bağlayacağımız muhtemel fikrin reklama olan yansımasına bakalım.&lt;br /&gt;İlk olarak Wrangler gibi unutulmaya yüz tutmuş, jean’lerin en moda olduğu dönemlerde farklı bir marka algısı sayesinde memlekette oldukça ekmek yemiş fakat daha sonra popülaritesini kaybetmiş bir isim ile en azından yurtdışında gerçekten farklı bir konsept üzerinden ilerleyen yaratıcı fikriyle Cannes Grand Prix ödülünü alması dünya çapında da markanın yeniden doğmasına bir vesile olmuştur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Genelde moda sektörünün hedef kitlelerini marka bağlılığı noktasında kafesleyebildiği en önemli silahlarından olan söylem, vaat veya felsefeler son yıllarda sürekli bir değişkenlik içinde dünyanın ve tüm insanlığın sorunları noktasında yeniden şekillenmeye başlamış ve bu durumdan azımsanmayacak derecede tekrardan karlı çıkmayı başarmıştır. Yalnız yaşanan global ekonomik kriz gibi değişken mini bir faktör bu stratejiyi kısmen de olsa darbelemiştir. Bu noktada belki de popülarite bakımında iyi bir zemin hazırlayacak kriz fikri eğlenceli ve ilginç bir şekilde sektöre kreatif anlamda hizmet edebilir. Neyse, bu anlattıklarımızı sıklıkla ve bu konuda neredeyse Benetton’dan sonra en iyi şekilde gerçekleştiren Diesel’den feyiz alan Wrangler, olaya iyi bir başlangıç yaparak aldığı ödülle bunu pekiştirmiştir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Peki, Wrangler çalışmasında neyi vurgulamıştır?&lt;br /&gt;İnsanın biraz daha doğaüstü duran içgüdülerine, hırsına ve cesaretine olan bağlılığını göstermek olabilir. Doğanın içinden doğaüstü bir mantıkla yeni bir yaşam felsefesi edinme. Kimi zaman çalışmalarda pür dikkat bir geyiği kimi zaman ise yırtıcı timsahı görebiliyorsunuz. E, markanın çağrışımından çıkan hareketle bir nevi Wrangler’in sektöre olan açlığının tekrardan artması ve bunu kimi zaman yırtıcılık kimi zaman ise dikkat kesilmiş haliyle resmetmesi hoş olmuş. Fakat bence fikir anlamında uzun soluklu devam edecek bir yapıya sahip değil. Diesel’in “Successful Living” gibi neredeyse markanın temel yapısı haline gelen konsepti itibariyle, biraz zayıf ve kısa ömürlü duruyor. Bu tür markalar için kısa vadeli bir ana fikirden ziyade; tek, uzun ve altı sürekli uyum içinde doldurulabilecek bir temanın derlenmesi her zaman daha tutarlı bir kitleye bağlılık yaratabilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ama genel itibariyle baktığımızda fikir basit, marka uyumu tamam, çıkışı noktasında dikkat çekici, prodüksiyon temiz (New Jersey eyaletindeki balta girmemiş ormanlar) ama uzun soluklu olamayacak bir kampanya olarak bakabiliriz. Bence brief anlamında markanın sahiplenebileceği sağlam bir tek ses, Wrangler’in çehresini anında değiştirebilir….&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1987814146017763060-8612285536845410519?l=fikirbenim.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://fikirbenim.blogspot.com/feeds/8612285536845410519/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1987814146017763060&amp;postID=8612285536845410519' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1987814146017763060/posts/default/8612285536845410519'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1987814146017763060/posts/default/8612285536845410519'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://fikirbenim.blogspot.com/2009/07/insanlarda-bir-nevi-hayvan-saylr.html' title='İnsanlarda bir nevi hayvan sayılır!'/><author><name>Adv-Man</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07570543095164880626</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='33' height='19' src='http://1.bp.blogspot.com/_t8x_iNBngYI/SRTMokpE-eI/AAAAAAAABI4/uHAz_rjvsBM/S220/as.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_t8x_iNBngYI/Skt_FEwr7tI/AAAAAAAABR0/3Ih0bsqZKiU/s72-c/DAKOTA_1.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1987814146017763060.post-3890968008499040454</id><published>2009-01-22T16:45:00.009+02:00</published><updated>2009-01-23T00:45:34.957+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='web'/><title type='text'>Marka Striptiz Yaparsa!</title><content type='html'>&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_t8x_iNBngYI/SXiHPIqjh8I/AAAAAAAABO4/YervVAF5fHU/s1600-h/istblue1.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5294130056067778498" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 400px; CURSOR: hand; HEIGHT: 199px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_t8x_iNBngYI/SXiHPIqjh8I/AAAAAAAABO4/YervVAF5fHU/s400/istblue1.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_t8x_iNBngYI/SXiHLa0Lp-I/AAAAAAAABOw/YggkcZ1IwXo/s1600-h/istblue2.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5294129992220518370" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 400px; CURSOR: hand; HEIGHT: 199px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_t8x_iNBngYI/SXiHLa0Lp-I/AAAAAAAABOw/YggkcZ1IwXo/s400/istblue2.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_t8x_iNBngYI/SXiHEtO5KDI/AAAAAAAABOo/ksKLnk3arCw/s1600-h/istblue3.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5294129876905306162" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 400px; CURSOR: hand; HEIGHT: 200px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_t8x_iNBngYI/SXiHEtO5KDI/AAAAAAAABOo/ksKLnk3arCw/s400/istblue3.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_t8x_iNBngYI/SXiG_5JQ3EI/AAAAAAAABOg/R3ZQJJKi3EQ/s1600-h/istblue4.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5294129794203573314" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 400px; CURSOR: hand; HEIGHT: 199px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_t8x_iNBngYI/SXiG_5JQ3EI/AAAAAAAABOg/R3ZQJJKi3EQ/s400/istblue4.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_t8x_iNBngYI/SXiG6NDyQeI/AAAAAAAABOY/w7jmvA7f09I/s1600-h/istblue5.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5294129696470090210" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 400px; CURSOR: hand; HEIGHT: 199px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_t8x_iNBngYI/SXiG6NDyQeI/AAAAAAAABOY/w7jmvA7f09I/s400/istblue5.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_t8x_iNBngYI/SXiG1F_qb8I/AAAAAAAABOQ/kcfHPjOnaXY/s1600-h/istblue6.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5294129608674406338" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 400px; CURSOR: hand; HEIGHT: 199px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_t8x_iNBngYI/SXiG1F_qb8I/AAAAAAAABOQ/kcfHPjOnaXY/s400/istblue6.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_t8x_iNBngYI/SXiGvr9wg0I/AAAAAAAABOI/U8JNbQHSEuQ/s1600-h/istblue7.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5294129515787748162" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 400px; CURSOR: hand; HEIGHT: 200px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_t8x_iNBngYI/SXiGvr9wg0I/AAAAAAAABOI/U8JNbQHSEuQ/s400/istblue7.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;İlk önce davetkar vücut hareketleri, ardından cilveli bakışlar.&lt;br /&gt;Hınzırlık bu ya, heyecanı pekiştirmek, sabırsızlığı arttırmak, efendime söyleyeyim tabiri caize coşturmaya müsemma sağlamak amaçlı şişe çevirmece veya poker olmasa da zamanlama ve şans açısından daha esnek zar atışı oyunuyla, mevcut durumu fantezileştirme. Sonrası ise malumunuz müzik ve dans kabiliyetinin biçimsellik ile ortaya karışık sunduğu farklı bir alem dünyası.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Peki, kurguladığımız bu müstehcen durumun bir film sahnesi, bir adult site’den indirilen video ya da striptiz bardan tecrübe edilen bir durumun değil de, tamamen yerli bir markanın viral çalışması olduğunu söylersek ne düşünürsünüz?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İstanblue Vodka, yurtdışında çeşitli örneklerine rastlayabileceğimiz türden bir işe imza atarak aslında biz tüketicilerin Türkiye’de kendi yerel markasıyla görmeye hiç de alışkın olmadığı bir çalışmayla hedef kitlesine, açıkça söylemek gerekirse cesaretli ve arsız bir noktadan yaklaşarak tüm ama tüm dikkatleri kadın, çıplaklık ve cinsellik materyalleri üzerinden toplayarak reyting’i ele geçirmeyi amaçlamış. Aslında bu tür hareketler marka açısından büyük riskleri beraberinde getirir. Bir kere dikkat çekme noktasında çok ucuz (bütçe anlamında değil) ve basit hareketlerdir. Hedef kitleyi kategorilendirir, marka vaadini ikinci plana atar. Görsel, işitsel ve duygusal tatminin ardından marka iş yapamaz olur, istediğini alan çeker gider. İşte bu yüzden Seks ve cinsellik her zaman satar tabiri aslında yanlıştır. Bu kavramlar tıpkı bir marka üzerinde orgazm etkisi gibidir. İlk karşılaşma ve ardından kurulan ilişkinin tatmin ile doyum noktasına ulaşması şeklinde özetlenebilir. Markayla ilgilenen yoktur, sadece kişiye neler verildiğine bakılır ve istenilen alındığında öznenin kim olduğu hatırlanmaz bile. Çünkü insanların algısında kurumsal bir marka değil, baldır bacak, meme ölçüleri ve kalça kıvrımları kalır. Zaten şu görselliğin içinde kim sallar markayı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aslında böyle bir işe girecek marka bu tür riskleri de göze almış demektir. Çünkü tam tersini düşünmek abes olur. Ha, satışa etkisi olmaz mı olur. Ama bu etki kalıcı değil, çalışmayla uyumlu olsun bare, erken boşalma gibi kısa ve tatminsiz olur. Hele ki markayı akıllarda kalıcı bir noktaya getirmek imkansızdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çalışmanın fantezi ağırlıklı teması olan zar atma muhabbeti, “battı balık yan gider” atasözünün bir yansımasıdır. Aslında kumar çağrışımı yapan bu aktivite, striptiz show’un evde düzenlenen versiyonunun en can alıcı noktasıdır. Ama önümüzdeki örneğe baktığımızda aktiviteyi bir markanın sahiplendiğini görüyoruz. Resmen tüm yanlışlar bir viral çalışma ile markanın etrafına toplanmış gibi. Hayır, ürün alkol diye geri kalanını kumar ve cinsellik şeklinde tamamlamaya ne gerek var anlamış değilim. Tamam, anormal şartlarda bu tarz bir hovardalığa girişmiş bir insan evladı olabilir ama bir markanın bu kadar hovarda olması iyi bir şey değildir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çalışmanın fikir aşamasında canlandırılan senaryo ile ne söylemek istediği tam bir muammadır. Markanın “bu bir viral çalışmadır, o yüzden mesaj verme kaygısı içerisinde değiliz” gibi bir düşünceye sahip olması, hayalden gerçek dünyaya dönen arkadaşın görüntüsüyle etkisini yitirebilir. Çünkü bu noktada ister istemez ürün ile kullanımdan doğan bir etkinin seyircisi oluyoruz. Yaratıcı fikir noktasında daha çok sağlam bir geyiğin ürünü olarak duran çalışma, gırgırı kişisel zevkleriyle birleştirerek bir nevi virali bahane ediyor :)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yalnızzzz, madem böyle bir iş yapıyoruz bare ucuza kaçmayıp adam gibi casting yapalım diyerek gerçekten taktirimi kazanmışlardır. Ablalarımız bu iş için biçilmiş kaftanlar. Biri Türk diğerleri Doğu bloğunun temsilcileri olarak icraatlarını başarıyla yerine getirebilmekteler. Yalnız çekim aşamasında direktifleriyle kızların dikkatini dağıtan arkadaşımız prodüksiyon anlamında yetersiz bir görüntüye sebep olmakta. Zira hedef kitlenin pür dikkat izlediği noktada, bir kameraya bir de arkasındakilere bakan ablamız sürecin doğal akışını bozmakta, suni bir havaya neden olmakta. Farklı kızlar olmasına rağmen koreografide çeşitlilik göremiyoruz ama içlerinden birinin ekstradan bir cesaret örneği sergilemesi şaşırtıcı. Tabi bu olay markayı daha zorlu bir konuma yükseltip ne olursa olsun “bu kadar da değil” anlayışının sergilenmesine neden oluyor. Önceki yazılarımda Elave laboratuarlarının tamamen anadan üryan hazırladıkları reklamlarına değinmiştim. Hatta siyahi arkadaşımızı kadraja bütün olarak dahil etmedikleri içinde taktir etmiştim :) Neyse, bu çalışmadaki çıplaklık İstanblue’ya nal toplatacak boyuttayken, içerik nedeniyle striptiz çalışmasına göre daha homojenize ve doğal kalması; marka, ürün, vaat ve mesaj çerçevesinde pazarlama değerlerinin fikir ile olumlu benzeşmeler kurmasına ve en önemlisi çıplaklığın verilen marka vaadi noktasında alınmasına, ekseriyetten hiçbir cinsel dürtüye vebal vermeyecek algıyı yaratmasına neden olabileceğini kavrayabilmek, iki reklam arasındaki farkı kolaylıkla göstermekte. Yani kısacası markanın niyeti ve söylemek istediği, hedef kitlelerin ne algılaması gerektiğine bir nevi aracı olmaktadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu yüzdendir ki aslında İstanblue herhangi bir çıplaklığı değil, fantezilerde yer alan bir cinselliğe konu olduğu için pazarlama açısından hata yapmıştır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Keşfedin&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.istanblueseviyorum.com/"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;http://www.istanblueseviyorum.com/&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Karşılaştırın&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;a href="http://www.elave.co.uk/nothing-to-hide/low.php"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;http://www.elave.co.uk/nothing-to-hide/low.php&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1987814146017763060-3890968008499040454?l=fikirbenim.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://fikirbenim.blogspot.com/feeds/3890968008499040454/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1987814146017763060&amp;postID=3890968008499040454' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1987814146017763060/posts/default/3890968008499040454'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1987814146017763060/posts/default/3890968008499040454'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://fikirbenim.blogspot.com/2009/01/marka-striptiz-yaparsa.html' title='Marka Striptiz Yaparsa!'/><author><name>Adv-Man</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07570543095164880626</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='33' height='19' src='http://1.bp.blogspot.com/_t8x_iNBngYI/SRTMokpE-eI/AAAAAAAABI4/uHAz_rjvsBM/S220/as.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_t8x_iNBngYI/SXiHPIqjh8I/AAAAAAAABO4/YervVAF5fHU/s72-c/istblue1.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1987814146017763060.post-1498306685952489604</id><published>2009-01-15T01:40:00.005+02:00</published><updated>2009-01-15T16:13:28.161+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='tv'/><title type='text'>Laptop Savaşları!</title><content type='html'>&lt;p&gt;&lt;object width="320" height="266" class="BLOG_video_class" id="BLOG_video-791de43aba9a4bbc" classid="clsid:D27CDB6E-AE6D-11cf-96B8-444553540000" codebase="http://download.macromedia.com/pub/shockwave/cabs/flash/swflash.cab#version=6,0,40,0"&gt;&lt;param name="movie" value="http://www.youtube.com/get_player"&gt;&lt;param name="bgcolor" value="#FFFFFF"&gt;&lt;param name="allowfullscreen" value="true"&gt;&lt;param name="flashvars" value="flvurl=http://v10.nonxt1.googlevideo.com/videoplayback?id%3D791de43aba9a4bbc%26itag%3D5%26app%3Dblogger%26ip%3D0.0.0.0%26ipbits%3D0%26expire%3D1331536134%26sparams%3Did,itag,ip,ipbits,expire%26signature%3D4D26C4C951A5C682C6429AF421140A0FA63D8873.A384B843EA7935AEF1F5C3EC47E053E304070AD%26key%3Dck1&amp;amp;iurl=http://video.google.com/ThumbnailServer2?app%3Dblogger%26contentid%3D791de43aba9a4bbc%26offsetms%3D5000%26itag%3Dw160%26sigh%3DWgG9fghtUo_7HxJ5xh_52SRwnMw&amp;amp;autoplay=0&amp;amp;ps=blogger"&gt;&lt;embed src="http://www.youtube.com/get_player" type="application/x-shockwave-flash"width="320" height="266" bgcolor="#FFFFFF"flashvars="flvurl=http://v10.nonxt1.googlevideo.com/videoplayback?id%3D791de43aba9a4bbc%26itag%3D5%26app%3Dblogger%26ip%3D0.0.0.0%26ipbits%3D0%26expire%3D1331536134%26sparams%3Did,itag,ip,ipbits,expire%26signature%3D4D26C4C951A5C682C6429AF421140A0FA63D8873.A384B843EA7935AEF1F5C3EC47E053E304070AD%26key%3Dck1&amp;iurl=http://video.google.com/ThumbnailServer2?app%3Dblogger%26contentid%3D791de43aba9a4bbc%26offsetms%3D5000%26itag%3Dw160%26sigh%3DWgG9fghtUo_7HxJ5xh_52SRwnMw&amp;autoplay=0&amp;ps=blogger"allowFullScreen="true" /&gt;&lt;/object&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;object width="320" height="266" class="BLOG_video_class" id="BLOG_video-f68b75c6202792fe" classid="clsid:D27CDB6E-AE6D-11cf-96B8-444553540000" codebase="http://download.macromedia.com/pub/shockwave/cabs/flash/swflash.cab#version=6,0,40,0"&gt;&lt;param name="movie" value="http://www.youtube.com/get_player"&gt;&lt;param name="bgcolor" value="#FFFFFF"&gt;&lt;param name="allowfullscreen" value="true"&gt;&lt;param name="flashvars" value="flvurl=http://v10.nonxt6.googlevideo.com/videoplayback?id%3Df68b75c6202792fe%26itag%3D5%26app%3Dblogger%26ip%3D0.0.0.0%26ipbits%3D0%26expire%3D1331536134%26sparams%3Did,itag,ip,ipbits,expire%26signature%3D82D03FB3FFBB35187D409E0204143D5E2D52D8F9.14D5FE2EF409AF19CD05C07C495C5A396713C818%26key%3Dck1&amp;amp;iurl=http://video.google.com/ThumbnailServer2?app%3Dblogger%26contentid%3Df68b75c6202792fe%26offsetms%3D5000%26itag%3Dw160%26sigh%3DubPmXCpeM8ro13ATbuEauMMDAQ0&amp;amp;autoplay=0&amp;amp;ps=blogger"&gt;&lt;embed src="http://www.youtube.com/get_player" type="application/x-shockwave-flash"width="320" height="266" bgcolor="#FFFFFF"flashvars="flvurl=http://v10.nonxt6.googlevideo.com/videoplayback?id%3Df68b75c6202792fe%26itag%3D5%26app%3Dblogger%26ip%3D0.0.0.0%26ipbits%3D0%26expire%3D1331536134%26sparams%3Did,itag,ip,ipbits,expire%26signature%3D82D03FB3FFBB35187D409E0204143D5E2D52D8F9.14D5FE2EF409AF19CD05C07C495C5A396713C818%26key%3Dck1&amp;iurl=http://video.google.com/ThumbnailServer2?app%3Dblogger%26contentid%3Df68b75c6202792fe%26offsetms%3D5000%26itag%3Dw160%26sigh%3DubPmXCpeM8ro13ATbuEauMMDAQ0&amp;autoplay=0&amp;ps=blogger"allowFullScreen="true" /&gt;&lt;/object&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Uzun zaman önce çok, çok uzak bir galakside…&lt;br /&gt;Kendisini ailenin maskot köpeği zanneden Experwalker; işlemcilerinin aksine düşük zeka görüntüsüyle maksadını aşan görevini icra eder. İmparatorluğun karanlık kısımlarında ise pazarlama stratejilerini gözden geçiren CasperVader, asilerin atağını durdurmak amaçlı yeni silahını gözden geçirmektedir.&lt;br /&gt;Hem halkın içinden, hem de halkça benimsenmiş popüler bir ismi kadroya sokarak, sağlam bir çalımla “Yeni bir umut” bölümüne çomak sokar ve Dizüstü savaşlarına yeni bir boyut kazandırır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Krizin dolar kuru ile yaşadığı günlük ilişkilerinin en çok vurduğu sektörlerden birisi olan bilgisayar üreticileri, krizi fırsata dönüştürme mavralarından etkilenerek son iki haftadır ciddi bir şekilde karşımıza arzı endam etmektedirler. Aslında belli dönemlerde, farklı markaların aynı ürün kategorilerinde göğüs göğüse çarpıştıklarını düşünürsek, yabancısı olmadığımız bir çekişmeye şahit olduğumuzu görebiliriz. Tabi bu gibi durumlarda markalar açısından ele alınacak en büyük kıstas, söylemlerden ziyade sahip olduğunuz özelliklerin rakiplerinize nazaran üstünlüğüdür. Yoksa aynı ürünü, aynı faydayı, aynı dönemde sahnelemek tüketicinin seçimi noktasında pek bir değişiklik yaratmaz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İşte bu noktada Casper’ın savaşa iyi hazırlandığını söyleyebiliriz.&lt;br /&gt;Piyasaya yeni bir ürün lansmanıyla çıkılması, savaş stratejisine etkili bir hücum taktiği kazandırmış. Daha yeni, yeni dört çekirdekli Masaüstü bilgisayarların tüketiciye teşvik edildiği bir dönemde Casper’ın bunu dizüstü segmentine taşıması oldukça vurucu olmuş. Aslında Casper’ı marka olarak tercih eden bir insan değilimdir ama Türk rakipleri arasında en sağlam duruşu onun sergilediğini düşünürüm. Gerek oturmuş bir kurumsal kimliği, gerekse ar-ge yatırımları ile imajına büyük katkılar sağladığını düşünürüm. Bir kere Halkla İlişkileri(PR) en etkili kullanan Türk bilgisayar markası olduğundan hem fikirim. Yatırım haberleri olsun, satış rakamları ve tüketici iletişimi olsun her daim sektörel yayınlarda ve ulusal gazetelerde mutlaka yerini ayırtmıştır. Merkez binaya geçiş süreçlerini bile haber kaynağı haline getirmişlerdir. Yani kısacası pazarlama iletişimi dışında basına ekonomik değerler açısından çok sağlam malzemeler vermektedirler. Bu yüzden de marka bilinirliği yüksek bir firmadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Peki rakipleri ne alemdedir?&lt;br /&gt;Bir kere sayı avantajını iyi kullanamadıklarından başarının sadece reklamdan geçtiğini sanırlar. Bu noktada nerede, ne kadar gözüktüklerinin hesabın yaparlar ama markanın temelini harçlamayı unuturlar. Bu yüzden de sabun köpüğü misali zamanla unutulmaya, tüketicilerin tercih listelerinden silinmeye mahkum olurlar.&lt;br /&gt;İşte Exper’de küllerinin arasından tekrar doğmaya çalışmaktadır ve ilk iş olarak reklam ayağını harekete geçirmiştir. Eyvallah güzel de yapmıştır ama marka stratejisi maalesef sürprizlere hazırlıklı değildir. Şu kriz ortamında markaların tüketiciyi teşvik etmeleri noktasında alıma değer sağlayacak faydaları ön planda tutmaları gerekirken bilindik nameleri okumaları en büyük hatalarıdır. Sonuçta rakipler uyumamaktadır ve sektör sadece sizin tekelinizde değildir. Pazarlama, girdiği bünyeyi vahşileştirir. Bunun en güzel örneği şu an Casper’ın izlediği yoldur. Exper kişisel eğlenceye odaklanırken, Casper “Kriz zamanı paranı boşa harcama. Laptop almayı düşünüyorsan son teknolojiye para ver” diyerek, olaya tüketicinin tercih noktasından bakabilmektedir. Sağlam strateji rakibin elini zayıflatmakta, markanın ise kriz ortamından fırsat yaratabilmesini sağlamakta. Yalnız bu noktada kafamı “tıkır, tıkır” kemirmeyen bir şey yok da değil hani. Dört çekirdek teknolojisinin daha ötesinde henüz pazarlanmamış bir teknoloji varken, Casper dört çekirdeği bu kadar erken bir zamanda sunarak tüketim doygunluğu noktasında dezavantaja dönüşebilir mi?&lt;br /&gt;Bunun cevabını tahmini olarak verebiliriz ama zaman içindeki tüketici davranışlarının daha doğru cevaplar yaratabileceğine inanıyorum.&lt;br /&gt;Neyse, bu konuda fikri olan varsa, paylaşsın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Devam edelim, Casper’ın Nirvana’ın şu anki marka konumlandırması, krize ve tercih sebeplerine daha akla mantıklı cevaplar yarattığından Exper’e nazaran daha avantajlı durumda. Marka mesajları alışılmış dizüstü eğlenceleri dışında yeni teknoloji, fiyat/performans değerlerini kullanarak tüketiciye daha gerçekçi konuşuyor.&lt;br /&gt;Senaryoya baktığımızda yaratıcılıktan uzak hatta vasat olduğunu söyleyebiliriz. Ajansın son zamanlarda dikkatimi çeken olayı, tüm markalarına birbirine benzer senaryolar sunması. Hatta buna reklam jingle’ları da dahil. İzlemeden sadece bir jingle ile ajansı tahmin edebiliyorum. Bu tek seslilik açısından bir marka için önemli olabilir ama iki farklı markanın iki reklamı için asla. Buradaki benzerlik sorunu da, bir önceki Casper çift çekirdekliyle hemen, hemen aynı mantığı taşıması. Hâlbuki konu itibariyle o kadar çok malzemeyi bünyesinde barındıran bir markanın kısır döngü içerisinde birbirini takip eden bir üslubu benimsemesi yanlış olmuş.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yazımızın başında İmparatorluk yeni silahlarıyla yeni bir umudun kabusu olacak derken yedekte beklettiği ikinci silahını, yani tüketiciye marka yüzünü göstermesinden bahsediyordum. &lt;/p&gt;&lt;p&gt;Semih Şentürk.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;İkinci bir pr nedeni daha. Reklamlarla sınırlı kalmayan marka iletişimi. Kimse takım muhabbetine girmesin. Yanlış bir endorser olduğunu düşünmüyorum. Yok marka takım tutmaz, hepsine eşit olmalıdır, gibi lafları geçelim. Bir Galatasaraylı olarak Semih’in çok aklı başında, işine konsantre olmuş, milli takımın vazgeçilmez bir elemanı olarak görüyorum. Yani reyting olarak yerinde ve doğru bir karar. Hedef kitle açısından Anadolu şehirlerine daha yakın bir duruş sergileyen Casper, (yanılıyor olabilirim), Semih ile iyi iş çıkartır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Exper’e baktığımızda bilgisayarın ana görevlerinden olan (kimse aksini iddia etmesin) oyun ve eğlence temasının marka vaadi olarak sunulması çok klişe ve sıkıcı. Böyle bir tema için bilgisayarın ciddi bir ekran kartı özelliğini lanse etmesi gerekir ki, gene bu senaryo olayı kurtaramaz. Genel olarak baktığımda bana bilgisayar almamı ve bunda Exper’i tercih etmemi gerektirecek hiçbir marka mesajını görememekteyim. Beni ne duygusal açıdan ne de ihtiyaçlar noktasında kendine çekebilmiş değil. Evin hanımı koridor futbolundan rahatsızlık duyarak, görevde olması gereken Exper’i uyararak neye hizmet etmesi gerektiğini hatırlatır ve ardından oyunu sanal ortama taşır. Marka vaatlerinden uzak yetersiz bir senaryo. Bu arada Fifa’nın mouse ile o şekilde oynanması hiç gerçekçi durmamış. Tıpkı dizilerde bilgisayara bir şeyler yazmaya çalışan ve saçmalayan tiplere benzemiş. Neyse, genel itibariyle şirin bir çekirdek ailenin başından geçen gereksiz bir gün şeklinde senarize edilmiş reklam gibi duruyor. &lt;/p&gt;&lt;p&gt;Değinmeden geçemeyeceğim; yıllardır bilim kurgu dünyasının robotlar üzerindeki insan olmaya çalışma fantezilerinin bir yenisi de burada sergilenmiş. Köpek olmaya özenen Bilgisayar.&lt;br /&gt;Neyse, Exper’i görüntü ve senaryo farklılığı (klişe ve yetersiz) açısından Casper’a nazaran daha başarılı buluyorum. Ama kim atı alıp Üsküdar’ı geçmiş derseniz; yarattığı pr etkisiyle Casper derim...&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1987814146017763060-1498306685952489604?l=fikirbenim.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='enclosure' type='video/mp4' href='http://www.blogger.com/video-play.mp4?contentId=791de43aba9a4bbc&amp;type=video%2Fmp4' length='0'/><link rel='enclosure' type='video/mp4' href='http://www.blogger.com/video-play.mp4?contentId=f68b75c6202792fe&amp;type=video%2Fmp4' length='0'/><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://fikirbenim.blogspot.com/feeds/1498306685952489604/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1987814146017763060&amp;postID=1498306685952489604' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1987814146017763060/posts/default/1498306685952489604'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1987814146017763060/posts/default/1498306685952489604'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://fikirbenim.blogspot.com/2009/01/laptop-savalar.html' title='Laptop Savaşları!'/><author><name>Adv-Man</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07570543095164880626</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='33' height='19' src='http://1.bp.blogspot.com/_t8x_iNBngYI/SRTMokpE-eI/AAAAAAAABI4/uHAz_rjvsBM/S220/as.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1987814146017763060.post-2951837317722529177</id><published>2009-01-08T23:45:00.003+02:00</published><updated>2009-01-09T00:10:22.309+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='tv'/><title type='text'>Padişahları İmrendircek Manzara!</title><content type='html'>&lt;p&gt;&lt;object width="320" height="266" class="BLOG_video_class" id="BLOG_video-910abb23e21f351e" classid="clsid:D27CDB6E-AE6D-11cf-96B8-444553540000" codebase="http://download.macromedia.com/pub/shockwave/cabs/flash/swflash.cab#version=6,0,40,0"&gt;&lt;param name="movie" value="http://www.youtube.com/get_player"&gt;&lt;param name="bgcolor" value="#FFFFFF"&gt;&lt;param name="allowfullscreen" value="true"&gt;&lt;param name="flashvars" value="flvurl=http://v10.nonxt3.googlevideo.com/videoplayback?id%3D910abb23e21f351e%26itag%3D5%26app%3Dblogger%26ip%3D0.0.0.0%26ipbits%3D0%26expire%3D1331536134%26sparams%3Did,itag,ip,ipbits,expire%26signature%3D18C3DE36CC9A3125AD8C3C3AC270818E8CD54ECE.43D100E2E659A6CEFD6E705274E22D8C66A1DFEE%26key%3Dck1&amp;amp;iurl=http://video.google.com/ThumbnailServer2?app%3Dblogger%26contentid%3D910abb23e21f351e%26offsetms%3D5000%26itag%3Dw160%26sigh%3DPR1cC40m3jv0Py-Un1d-p81nykU&amp;amp;autoplay=0&amp;amp;ps=blogger"&gt;&lt;embed src="http://www.youtube.com/get_player" type="application/x-shockwave-flash"width="320" height="266" bgcolor="#FFFFFF"flashvars="flvurl=http://v10.nonxt3.googlevideo.com/videoplayback?id%3D910abb23e21f351e%26itag%3D5%26app%3Dblogger%26ip%3D0.0.0.0%26ipbits%3D0%26expire%3D1331536134%26sparams%3Did,itag,ip,ipbits,expire%26signature%3D18C3DE36CC9A3125AD8C3C3AC270818E8CD54ECE.43D100E2E659A6CEFD6E705274E22D8C66A1DFEE%26key%3Dck1&amp;iurl=http://video.google.com/ThumbnailServer2?app%3Dblogger%26contentid%3D910abb23e21f351e%26offsetms%3D5000%26itag%3Dw160%26sigh%3DPR1cC40m3jv0Py-Un1d-p81nykU&amp;autoplay=0&amp;ps=blogger"allowFullScreen="true" /&gt;&lt;/object&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Hey gidi hey. Derdine çare aramak için o üfürükçüden, bu şifacıya, o büyücüden, bu bitki uzmanına koşan padişahlar herhalde şu duruma oldukça gıpta ederlerdi. Fark ettiniz mi bilmiyorum ama, zaman ve teknolojinin getirdikleri yaşadığımız yüzyılın milenyum erkeklerine daha Etkili faydalar, kısmetine ise daha geniş fırsat alanları yaratmış.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bakıyorum da o nasıl mutlu mesut yüz halleridir. Suratlarındaki tatmin duygusu adamın sağlam bir efsaneyi gerçeğe dönüştürdüğünün bir gurur yansıması gibi sanki.&lt;br /&gt;Tavırlardaki aşmışlık, hafif bir “bu iş öyle değil böyle olur” ukalalığı, senin gibi on tanesini cebimden çıkarırım, yok mu başka, ifadeleri biz erkeklere gıcıklık verse de özünde özgüvenin arkasında başka bir realitenin olduğunu da saklamamaktadır. Ak saçlarınla boy ölçüştüğün bu zeval gibi delikanlılar, ileriye yatarım amaçlı bu tedaviye uzaktan göz kırpsa bile senin yadsınamaz bağımlılığın kabusların olarak uykularını kaçırmaya devam edecektir; diyerek rest çekmek, avantaj tatminini sineye doya, doya indirir :)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yalnız gerçekten ilaç sektöründe yaşanan inanılmaz bütçeli ar-ge çalışmaları, zamanında yapılan üflemeli triplerin, ballı bademlere abanarak yaşanan diyabet hastalığı sendromlarının önüne geçerek insanların aslında bilinçaltlarında derin kompleks izleri bıraktığı fiziksel yetersizliğin seks hayatına olumsuz etkisinin önüne geçerek, daha pozitif düşünen insanlara katkı yarattığını düşünmekteyim. Evet, yadsınamayacak bir gerçek olan “Seks” kavramı, aman töbe diyenlerin bile akıllarını oldukça meşgul etmektedir. Bu konuda Türkiye’de yapılan bir araştırmada, kadınların yanılmıyorsam yaklaşık %60 veya %70’i seks hayatını 1.dünyevi sorun olarak görüyor. Ciddi sorunları barındıran ciddi bir rakam.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şu durumda yukarıda beyazlamış saçlarıyla o ukalalığını törpülemeye çalıştığımız abimizin aslında ne kadar iyi bir şey yaptığını anlayabiliriz. Kendisine duyduğu saygıdan ötürü, karşısındaki insanı da mutlu etmeye çalışması en azından toplumdaki en popüler sorunlardan biri haline gelmiş “Seks” hayatına pozitif bir değer katabiliyor. Tabi abimizin bu gazla hazır performans varken değerlendirelim mantalitesiyle etrafa dağıttığı mavi boncuklarla geride ne kadar sorunlu kadın bıraktığı ayrı bir tartışma konusu olur ki biz bu reklam üzerinden abimizin saf, temiz ve iyi niyetli bir kişi olduğunu farz ederek polemiğe girmemeye çalışıyoruz :)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Reklamdaki karakterlerin bende uyandırdığı duygu; renkli bir seks hayatının ardından Canıthın’ın yaşadığı ereksiyon sorununun olayı sekteye uğratması ve akabinde sinirsel çatışmaların sonrasında ilacın keşfiyle gelen yeniden doğuş anının doya, doya yaşayalım mantığıyla gülücükler içerisinde somurulması :)&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Yalnız cast olarak baktığımızda konu itibariyle çok yerinde tiplerin seçildiği kesin. Abimizin karizması içerisinde “bizde bu meretten muzdaripiz” şeklinde konumlandırılması hemcinslerine özgüven aşılayabilir. Zira bir karşılaştırma ortamında daha düşük özelliklere sahip olanlar, “vay be bunda da demek ki böyle sorunlar olabiliyormuş” gibi bir mantıkla kendilerine yakın hissedebilme dürtüleri yaşayabiliyorlar. Tıpkı Aydemir Akbaş’ın porno furyasında “Eh be bu adam da yapıyorsa” artık sendromu gibi. Ablamız zaten geç gelen mutluluğun tadını çıkarmakta :) Ama tarz ve karakter olarak aşağı yukarı aynı benzerlikleri taşıması, ayrıca renklenen seks hayatıyla kendini genç bir kız olarak hisseden tribe bağlaması, erkek hedef kitleye vazgeçilemez bir ispat sunmakta. :) Reklamın yaratıcı fikir açısından vermiş olduğu marka mesajı filmin başından sonuna kadar hedef kitleye aktarılabiliyor. İlk izlediğinizde packshot’a kadar bir noktaya bağlayamasanız da son vurucu fikirle aslında tüm başlangıçtan bu yana yaşanan psikolojik durumun özetini yapabiliyorsunuz. İkinci izleyişinizde ise o hınzır gülüşlerin, tadından yenmez keyifli anların kaynağını daha iyi özümseyebiliyorsunuz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Markanın en büyük rakiplerinden olan Viagra, ilk olmanın verdiği gazla pazarın yarısına hükmederken, böyle bir işle ortaya çıkan Cialis’in popülerlik avantajı ile Viagra’nın pazar payından ciddi tırtıklamalar yapabileceği ihtimali kaçınılmazdır. Yaptığım araştırmada Ciara’nın sahip olduğu bileşenlerin Viagra’ya göre daha üstün olduğu, yaklaşık olarak 36 saate kadar ereksiyon gücü sağladığı ve tabiri caizse uzun zaman diliminde bu tür fantezileri (bisiklette orta demir) partnerinizle beraber türlü gırgır oyunlarla şenlendirmeye imkan yaratması, değişik bir marka vaadi olarak gösterilebilmekte :)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Evet, ilk çıktığında büyük sansasyon yaratmış; genci, yaşlısı, ereksiyon sorunu olan ya da olmayan herkes tarafından bir kere denenmiş Viagra, sahip olduğu başlangıç imajı ve ardından gelen kampanyalar ile ilk olmanın verdiği kaymağı yemesi oldukça normaldir. Ha tabi kendine göre bir hedef kitlede oluşturduğu açıktır. Şu bağlamda hedef kitlesini en çok tutacak şeyin marka ile kurulan güven noktası olduğu da kesindir. Ama diğer yandan iddialı vaatler ve ilginç kampanyalarla boş durmayan ve bahsettiğimiz popülarite üzerinde ilerleyen Ciara’nın da sağlam bir duruş sergilediği de açıktır. Hele bir de ağızdan ağza reklama geçiş yapar bu konuda yeni bir mecra keşfedip şehir efsaneleri tadında çokça bahsedilecek komik ama ilginç dedikoduları hayata geçirirse, siz o zaman görün şenliği. Sonuçta bu tarz ürünlerin en etkili pazarlama taktiği onlardan MEMNUN KALAN ERKEKLERDİR…..&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1987814146017763060-2951837317722529177?l=fikirbenim.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='enclosure' type='video/mp4' href='http://www.blogger.com/video-play.mp4?contentId=910abb23e21f351e&amp;type=video%2Fmp4' length='0'/><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://fikirbenim.blogspot.com/feeds/2951837317722529177/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1987814146017763060&amp;postID=2951837317722529177' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1987814146017763060/posts/default/2951837317722529177'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1987814146017763060/posts/default/2951837317722529177'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://fikirbenim.blogspot.com/2009/01/padiahlar-imrendiren-manzara.html' title='Padişahları İmrendircek Manzara!'/><author><name>Adv-Man</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07570543095164880626</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='33' height='19' src='http://1.bp.blogspot.com/_t8x_iNBngYI/SRTMokpE-eI/AAAAAAAABI4/uHAz_rjvsBM/S220/as.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1987814146017763060.post-2068159230009654402</id><published>2009-01-06T17:42:00.002+02:00</published><updated>2009-01-06T18:00:26.765+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='açıkhava'/><title type='text'>Etkili Mecra Kullanımı</title><content type='html'>&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_t8x_iNBngYI/SWN8LzSKlBI/AAAAAAAABOA/go3SxQPGboQ/s1600-h/DaihatsuCuore.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5288206929649898514" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 400px; CURSOR: hand; HEIGHT: 283px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_t8x_iNBngYI/SWN8LzSKlBI/AAAAAAAABOA/go3SxQPGboQ/s400/DaihatsuCuore.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Farklı mecra kullanımının yanı sıra etkili olabileceği ve markayla uyum sağlaması muhtemel mecraların keşfi de markanın pazarlama stratejileri için çok önemlidir. Alışılmış veya reklam bütçelerinde kafadan yerini ayırtmış ve oldukça kabarık rakamlarla derin gediklere neden olan bir takım mecraların kendi içinde yarattıkları dinamikler açısından verimsiz bir iletişim gücü yaratmaları, yeni mecra keşiflerinin önünü açmakta, markayı ise cesaretlendirmektedir. Tabi bu noktada TV reklamları için “tu kaka” gibi bir kavramın çıkmasını istemeyiz. Az bütçeyle etkili işlerin yanı sıra mevcut kampanyaya destek amaçlı sergilenen daha aktif, beklenmedik anda ortaya çıkan ve birebir hedef kitleyle göz göze gelebilen özellikteki mecra zenginliğinin günümüz şartlarındaki tüketicilerle daha etkili iletişim kurabildiğini söyleyebiliriz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mecra keşifleri, insanların reklama karşı koydukları sınırların ötesine geçerek, beklenmedik ve alışılmadık noktalarda hedef kitlenin marka ile temas kurmasını sağlayarak rahatlıkla dikkatleri markanın üzerine çekebilmekte. Ayrıca zap yapma, sayfa çevirme veya görmemezliğe gelme gibi reklamdan kaçma durumlarının önüne geçmesi ve sürpriz anlarında ilginç bir durum ile karşı karşıya gelinmesi ve hedef kitle tarafından da pozitif ilgiyle karşılanması bakımından da oldukça avantajlıdır. Açıkçası bu tarz bir işin hedef kitlesine sunmak istediği marka mesajını bir ilandan çok daha etkili verebileceğini düşünüyorum. Tabi buradaki diğer bir önemli nokta, keşfedilecek mecranın marka uyumunu ve görünürlüğünü garantilemesidir. Absürt bir noktada marka ile uyuşmayan bir fikri canlandırmak, hem şehir ve alanın görüntü kirliliğine hem de markanın hedef kitleyle buluşamamasına neden olur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Örnekte görmüş olduğunuz Daihatsu Cuore çalışması, minimum benzin tüketimi gibi otomobil sektöründe sıklıkla kullanılan bir faydayı etkili bir şekilde senarize ederek mecra zenginliğini avantaja çevirmiştir. Fikrin marka ile uyumu noktasında benzin istasyonunun seçimi, hedef kitleyle olması gereken yerden iletişimi kurarak marka vaadini kolaylıkla aktarabilmesini sağlayabilmekte. Daihatsu’nun sahip olduğu sadece küçük bir pompadır fikri, aslında algılarda otomobil’in depo hacmine ve yaktığı benzin tüketimine dikkati çekerek büyük pompaların yanında etkili bir cimrilik fikrinin yaratabilmekte. Oluşturulan görsel konsept, fikrin tam anlamıyla ihtiyacını karşıladığından hedef kitlenin merek ve dikkatini çekmekte oldukça başarılı. Maket üzerine yerleştirilen ceplerde otomobil ile ilgili bilgilerin yanı sıra, en yakın bayinin krokisinin verilmesi ve hedef kitlenin test-drive’a davet edilmesi, iletişimin sürekliliğini sağlayabilmekte (pazarlamanın en önemli noktası). Zaten çalışmanın Daihatsu bayisinin yakınında ki bir benzincide gerçekleştirilmesi vazgeçme olasılığını da minimuma düşürerek merak duygularını pekiştirebilmekte.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Açıkçası marka vaadinin farklı ve etkili bir mecra noktasında canlandırılmasını başarılı buluyor, hedef kitlenin bilgi edinme aşamasında reklama sadık kaldığını düşünüyorum.  Güzel iş.&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1987814146017763060-2068159230009654402?l=fikirbenim.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://fikirbenim.blogspot.com/feeds/2068159230009654402/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1987814146017763060&amp;postID=2068159230009654402' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1987814146017763060/posts/default/2068159230009654402'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1987814146017763060/posts/default/2068159230009654402'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://fikirbenim.blogspot.com/2009/01/etkili-mecra-kullanm.html' title='Etkili Mecra Kullanımı'/><author><name>Adv-Man</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07570543095164880626</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='33' height='19' src='http://1.bp.blogspot.com/_t8x_iNBngYI/SRTMokpE-eI/AAAAAAAABI4/uHAz_rjvsBM/S220/as.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_t8x_iNBngYI/SWN8LzSKlBI/AAAAAAAABOA/go3SxQPGboQ/s72-c/DaihatsuCuore.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1987814146017763060.post-7423448603894922297</id><published>2009-01-06T00:41:00.005+02:00</published><updated>2009-01-06T01:32:37.128+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='ilan'/><title type='text'>Görünen o ki;</title><content type='html'>&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_t8x_iNBngYI/SWKM6r6uiUI/AAAAAAAABN4/nErMfC3SM9s/s1600-h/sonybluerayfly.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5287943852335728962" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 269px; CURSOR: hand; HEIGHT: 400px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_t8x_iNBngYI/SWKM6r6uiUI/AAAAAAAABN4/nErMfC3SM9s/s400/sonybluerayfly.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;Hepimiz bazı noktaları kaçırmışız ya da teknolojinin sınırlarına hapsolmuşuz. Düşünsenize dünya çapında büyük bir ikon haline gelmiş, uzun zamandır cennettekilerin yüreklerini hoplatan fakat buna rağmen yeryüzündeki varislerine veya bağlı bulunduğu kuruma isim, imaj, vs. özellikleriyle milyon dolarlar kazandıran her neslin mutlak bildiği ve bileceği insanüstü varlık Marilyn Monroe’nun “beni”, tamamen tesadüf eseri ortaya çıkan bir aldatmacadan ibaretmiş.&lt;br /&gt;Hey canına yandığımın HD teknolojisi. Koskoca Hollywood ikonunun gözünün yaşına bakmadan harcayabiliyorsun :)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aslında fikir noktasında marka vaadinin çok başarılı bir şekilde verilebildiğini görebiliriz. Hatta çıkış noktasının gerçek bir Hollywood efsanesinden yayıldığını söylersek şaşırmayın. Biliyorsunuz Plazma ve LCD TV teknolojisindeki gelişmeler HD yayının artık belli başlı ek teknolojiler dışında (DVD, ps3 vb) kullanabilirliğini arttırarak yerel ve ulusal TV kanallarının zorunluluk haliymiş gibi HD yayına geçmelerine vesile olmuştur. Tabi şu aşamada dijital yayının dışında (ülkemizde de bu konuda ciddi yenilemeler var-mış) HD görüntü ve ses kalitesini standart aşamada sunan bir yayıncı var mı bilmiyorum ama çoğu ücret karşılığında bu hizmeti evlerinize opsiyonel olarak sunabiliyorlar. Fakat bu servisin artan arz ile beraber bir gün ücretsiz bir şekilde kitlelere sunulması kaçınılmazdır. O yüzden bu durumu bir ürünün sunduğu ilk teknolojiyi yüksek fiyatlardan pazara ve talebe iletip daha sonra ortaya çıkan rakip ve ucuz teknolojiyle standart bir hale getirmesine benzetebiliriz. Neyse, HD yayınla gelen görüntü kalitesi izleyicilerin sıklıkla takip ettiği dizileri, spor müsabakalarını, filmleri, programları da kapsadığından işin mutfak tarafında yer alan oyuncuların, anchorman’lerin tepkisine neden olmuş.&lt;br /&gt;Gerekçe ne biliyor musunuz?&lt;br /&gt;Görüntü kalitesinin yüzlerindeki sivilcileri, yaraları, gözaltı şişliklerini göstermesiymiş. Valla çok ilginç. Hatta okuduğum kadarıyla, izleyicilerin bu tarz değişiklikler ile oyuncunun veya sunucunun nasıl bir psikolojide olduğunu bile tahmin etmesi mümkünmüş :)(bir gece önce içip, içip dağıtmadan kaynaklanan yüz çökmesi)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şu durumda Sony’nin Marilyn Monroe üstünde denediği bu çalışma aslında Amerika’da popüler bir hale gelmiş geyiğin parçasıdır ve gündemin içindendir. Bu bakımdan işin yaratıcılıktan ziyade süre gelen bir geyiği canlandırması işin etkisini arttırmaktadır. Yaratıcı fikre baktığımızda HD görüntü kalitesinin ünlü bir imajda en az onun kadar ünlü olan bir özelliği kullanması, ürünün özelliklerini marka vaadi noktasında oldukça etkili canlandırmıştır. Aslında betimlemeyi abartı bulabilirsiniz ama işin teknolojik açıdan sahip olduğu yetilerin görünmeyen noktaları görünebilir kıldığı da bir gerçektir. Sinek ise burada imgelenen anlamın üzerine dikkatin toplanmasını sağlayan eğlenceli ve esprili bir benzetmedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yalnız çalışmanın tasarım aşamasındaki “BluerayDisc” oynatıcının aşağıda yetim bir ikinci imge olarak yer almasını doğru bulmuyorum. Zira işin yaratıcı yapım kısmında bu tarz bir ekstranın yer almadığını, müşterinin “BRDP” de gözüksün ısrarları sonucu yerleştirildiğini düşünüyorum. Sayfanın yukarısındaki Sony yazının yanına veya altına yerleştirilecek ikincil marka, mavi tipografi ile bence daha şık dururdu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bilmiyorum yanılıyor muyum ama gerçekten zorlama duruyor, çok sırıtıyor. &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1987814146017763060-7423448603894922297?l=fikirbenim.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://fikirbenim.blogspot.com/feeds/7423448603894922297/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1987814146017763060&amp;postID=7423448603894922297' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1987814146017763060/posts/default/7423448603894922297'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1987814146017763060/posts/default/7423448603894922297'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://fikirbenim.blogspot.com/2009/01/grnen-o-ki.html' title='Görünen o ki;'/><author><name>Adv-Man</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07570543095164880626</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='33' height='19' src='http://1.bp.blogspot.com/_t8x_iNBngYI/SRTMokpE-eI/AAAAAAAABI4/uHAz_rjvsBM/S220/as.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_t8x_iNBngYI/SWKM6r6uiUI/AAAAAAAABN4/nErMfC3SM9s/s72-c/sonybluerayfly.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1987814146017763060.post-1673713024560749477</id><published>2008-12-31T00:16:00.000+02:00</published><updated>2008-12-31T00:20:17.247+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='ilan'/><title type='text'>Vespa Vahşeti!</title><content type='html'>&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_t8x_iNBngYI/SVqeHMqXtTI/AAAAAAAABNw/OIyqQJTtZmg/s1600-h/Vespa_FP_RushHour.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5285710959167911218" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 283px; CURSOR: hand; HEIGHT: 400px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_t8x_iNBngYI/SVqeHMqXtTI/AAAAAAAABNw/OIyqQJTtZmg/s400/Vespa_FP_RushHour.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Ezin, hatta gördüğünüz yerde üstüne kırın ki zevki çıksın. Vurduğunuz her farklı cinse puan, nesli tükenmekte olanlarla ise ekstra Bonuslar kazanın. Düşünsenize bütün dünya size kalır, istediğiniz gibi at koşturur, ah pardon at dedim; siz kendiniz dörtnala koşturur, ıssız çorakların tadını doyasıya çıkarırsınız.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yanlış anlamayın, bu benim alışkanlık haline getirip yaptığım bir şey değil. Tamamen bunu size tavsiye eden bir markanın yalancısıyım. Hayır, işin garip yanı dünyanın doğa ile en uyumlu, kullanılması yabancı ülkelerde teşvik edilen (bizde ötv’siyle, kdv’siyle, vergisiyle köstek olunan) felsefesinde doğa ile bütünleşebilmeyi ve ondan tat alabilmeyi barındıran bir taşıdın bu tarz bir söylemi kullanabilmesi gerçekten şaşılacak bir durumdur. Bir motosiklet markası düşünün ki tüm yarattığı kurumsal imajının üstüne böyle bir mantığı düşünmeden alabiliyor.&lt;br /&gt;Bırakın tüzel kayıpları bu iş resmen sektörün kendi ayağına sıktığı bir kurşundur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Olayı genele vurduğum anlaşılabilir ama bir motosiklet kullanıcısı olarak yapılan yanlışın sektörü de olumsuz etkileyebileceğini düşünüyorum. Her ne kadar Piaggio’ya ait bir rezillik olsa da sektörün tanıtımı, konumu, değerleri açısından olumsuz bir imajın ortaya çıktığı kaçınılmaz. Çünkü savunduğu değerler, sahip olduğu kullanıcı profili ile otomobilden ayrı kategorilendirilen bir aracın bu kadar benzer yanları birden hiç olmadık bir şekilde temsil eder olması olumsuz algıları peşin sıra getirecektir.&lt;br /&gt;Yani reklamın ilk darbesi kendi sektörünedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Piaggio’nun Vespa modeli benim için VW’nin kaplumbağası gibi klasik ve belli akımların (çiçek çocuklar olarak adlandırılan savaş karşıtı hippi gençliği) temsilcisi olarak konumlanmıştır. Hassas, karakterli, etrafındakilerle barışık, doğa ile bütünleşebilen ve ona en çok yakışan tek insan üretimi araçtır. Sahip olduğu tasarımındaki karakteristik duruşu iddia ediyorum şu ana kadar hiçbir motor markası tarafından yakalanamamış ve taklit edilememiştir. Aynısı yapılsa da aslında her zaman eksik bir şeylerin olduğunu hissettirebilecek ilginç bir markadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Pazarlama kriterleri açısından bu tarz bir imaja sahip olmak yılların getirdiği duruşu istikrarlı bir şekilde korumaktan, üretim kalitesinden milim sapmamaktan ve hedef kitleye bir üründen fazlasını; bir hikâyeyi bir yaşam biçimini sunabilmekten geçmektedir. İnsanlara maddi güçlerinin getirileriyle sahip olabilecekleri bir markayı değil, onlarla paylaştıkları ortak yaşam felsefesini, bir ideolojiyi, bir fikri sunabilmek bu tarz markaların yarattıkları en büyük mittir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Buraya kadar her şey güzelken istemeye, istemeye olsa da gerçekleştirilen reklam çalışmasıyla bir anda tüm mittin yerle bir edilebileceğini görmek Vespa sever olarak üzücü bir durum. Çünkü markanın konumlandırdığım değerleri taşımadığını, kendine özgü tarzını yitirip vahşi piyasanın yeni bir neferi olduğunu, bırakın nesli tükenmekte olan bir hayvanı, son yıllarda insan eliyle hızla ivme kazanan küresel ısınmanın doğa üzerinde yarattığı dengesizliği bile görmezden gelip savunduğu değerler açısından yeterince köşeye sıkışmış hayvanları bu tarz bir ekstra güç ile üstünden geçmesi, kriz halkla ilişkilerine bile güzel örnek olabilecek büyüklükte bir marka kabusuna neden olabileceğini düşünüyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Marka mesajının bu tarz bir fikir ile canlandırılması, ne aracın kendine has karakteristik özelliğini ne de imajını güçlendirir. Kaldı ki hala hız konusunda gereksiz direnişler sergilediğini düşündüğüm Vespa’nın bir de üstüne böyle bir vahşilik sergilemesi oldukça itici durmuştur. Yaratıcı fikir noktasında hayvanı uyandırmayacak veya öldüğünü hissettirmeyecek kadar hızla geçen bir Vespa’nın post üzerinde bıraktığı kendine özgü lastik izinin bir marka mottası olarak gösterilmesi hem Piaggio, hem sahip olduğu felsefe hem de kullanıcı profili açısından markanın 360 derece sorgulanmasına neden oluyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Vespa’nın değerleri nedir?&lt;br /&gt;-Bir otomobil firmasının bile yaklaşamayacağı noktaya, doğayla barış imzalayan bir taşıt nasıl olurda bu kadar kolay cesaret edebilir?&lt;br /&gt;-Marka vaadinin anlatımı noktasında bu kadar gereksiz bir noktaya temas etmek ne kadar etiktir?&lt;br /&gt;-Vespa’nın kullanıcı profili bir kamyoncunun sahip olduğu kısıtlı manevra yeteneklerinde kaynaklanan acımasızlığından daha da mı beterdir, aynı kefeye konmazsa nereye yakıştırılmalıdır?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gibi.&lt;br /&gt;Öğrenci arkadaşlarımızın stratejik bir pazarlama hatası olarak ders alabileceği çalışma, yanlış seçimler, tercihler ve fikirler doğrultusunda sahip olduğu üstün kabiliyetiyle doğanın ezici rolünü büyük bir ustalıkla yerine getirebiliyor.&lt;br /&gt;Kutlamak Lazım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Not: Çalışmanın anti reklam sitelerinden derlenen fake bir reklam olmadığını ispatlamak adına işin künyesini veriyorum.&lt;br /&gt;Afiyetle küfredin :)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Brand: Vespa Agency: Colenso BBDO, Auckland Executive Creative Director: Nick Worthington Deputy Creative Director: Karl W. Fleet Art Director: Emmanuel Bougneres Copywriter: Karl Fleet Country: New Zealand Account service: David Bowles&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1987814146017763060-1673713024560749477?l=fikirbenim.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://fikirbenim.blogspot.com/feeds/1673713024560749477/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1987814146017763060&amp;postID=1673713024560749477' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1987814146017763060/posts/default/1673713024560749477'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1987814146017763060/posts/default/1673713024560749477'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://fikirbenim.blogspot.com/2008/12/vespa-vaheti.html' title='Vespa Vahşeti!'/><author><name>Adv-Man</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07570543095164880626</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='33' height='19' src='http://1.bp.blogspot.com/_t8x_iNBngYI/SRTMokpE-eI/AAAAAAAABI4/uHAz_rjvsBM/S220/as.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_t8x_iNBngYI/SVqeHMqXtTI/AAAAAAAABNw/OIyqQJTtZmg/s72-c/Vespa_FP_RushHour.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1987814146017763060.post-5732059184421677819</id><published>2008-12-20T16:48:00.005+02:00</published><updated>2008-12-20T17:27:15.353+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='tv'/><title type='text'>Sanal Maskeler!</title><content type='html'>&lt;p&gt;&lt;object width="320" height="266" class="BLOG_video_class" id="BLOG_video-53a9f6c6d8205fd1" classid="clsid:D27CDB6E-AE6D-11cf-96B8-444553540000" codebase="http://download.macromedia.com/pub/shockwave/cabs/flash/swflash.cab#version=6,0,40,0"&gt;&lt;param name="movie" value="http://www.youtube.com/get_player"&gt;&lt;param name="bgcolor" value="#FFFFFF"&gt;&lt;param name="allowfullscreen" value="true"&gt;&lt;param name="flashvars" value="flvurl=http://v19.nonxt1.googlevideo.com/videoplayback?id%3D53a9f6c6d8205fd1%26itag%3D5%26app%3Dblogger%26ip%3D0.0.0.0%26ipbits%3D0%26expire%3D1331536134%26sparams%3Did,itag,ip,ipbits,expire%26signature%3D3B2EA876E5616BD7328761A95F0467402E0DDA6F.711E15180B409B87904A651542C42DB327C6CE1F%26key%3Dck1&amp;amp;iurl=http://video.google.com/ThumbnailServer2?app%3Dblogger%26contentid%3D53a9f6c6d8205fd1%26offsetms%3D5000%26itag%3Dw160%26sigh%3DGWqlXDdtIEEJko6tcrO-a-BKIRA&amp;amp;autoplay=0&amp;amp;ps=blogger"&gt;&lt;embed src="http://www.youtube.com/get_player" type="application/x-shockwave-flash"width="320" height="266" bgcolor="#FFFFFF"flashvars="flvurl=http://v19.nonxt1.googlevideo.com/videoplayback?id%3D53a9f6c6d8205fd1%26itag%3D5%26app%3Dblogger%26ip%3D0.0.0.0%26ipbits%3D0%26expire%3D1331536134%26sparams%3Did,itag,ip,ipbits,expire%26signature%3D3B2EA876E5616BD7328761A95F0467402E0DDA6F.711E15180B409B87904A651542C42DB327C6CE1F%26key%3Dck1&amp;iurl=http://video.google.com/ThumbnailServer2?app%3Dblogger%26contentid%3D53a9f6c6d8205fd1%26offsetms%3D5000%26itag%3Dw160%26sigh%3DGWqlXDdtIEEJko6tcrO-a-BKIRA&amp;autoplay=0&amp;ps=blogger"allowFullScreen="true" /&gt;&lt;/object&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;object width="320" height="266" class="BLOG_video_class" id="BLOG_video-4013caf5d8c60094" classid="clsid:D27CDB6E-AE6D-11cf-96B8-444553540000" codebase="http://download.macromedia.com/pub/shockwave/cabs/flash/swflash.cab#version=6,0,40,0"&gt;&lt;param name="movie" value="http://www.youtube.com/get_player"&gt;&lt;param name="bgcolor" value="#FFFFFF"&gt;&lt;param name="allowfullscreen" value="true"&gt;&lt;param name="flashvars" value="flvurl=http://v20.nonxt1.googlevideo.com/videoplayback?id%3D4013caf5d8c60094%26itag%3D5%26app%3Dblogger%26ip%3D0.0.0.0%26ipbits%3D0%26expire%3D1331536134%26sparams%3Did,itag,ip,ipbits,expire%26signature%3D5F82350B5D9798793DD1AD6CB2D909C3B8479CED.6D18F1DD8F6CD56ECC93438EB8AE4AE09E12E69B%26key%3Dck1&amp;amp;iurl=http://video.google.com/ThumbnailServer2?app%3Dblogger%26contentid%3D4013caf5d8c60094%26offsetms%3D5000%26itag%3Dw160%26sigh%3DyqUbFUaPwHRYDOSo1Arrw4jTOyI&amp;amp;autoplay=0&amp;amp;ps=blogger"&gt;&lt;embed src="http://www.youtube.com/get_player" type="application/x-shockwave-flash"width="320" height="266" bgcolor="#FFFFFF"flashvars="flvurl=http://v20.nonxt1.googlevideo.com/videoplayback?id%3D4013caf5d8c60094%26itag%3D5%26app%3Dblogger%26ip%3D0.0.0.0%26ipbits%3D0%26expire%3D1331536134%26sparams%3Did,itag,ip,ipbits,expire%26signature%3D5F82350B5D9798793DD1AD6CB2D909C3B8479CED.6D18F1DD8F6CD56ECC93438EB8AE4AE09E12E69B%26key%3Dck1&amp;iurl=http://video.google.com/ThumbnailServer2?app%3Dblogger%26contentid%3D4013caf5d8c60094%26offsetms%3D5000%26itag%3Dw160%26sigh%3DyqUbFUaPwHRYDOSo1Arrw4jTOyI&amp;autoplay=0&amp;ps=blogger"allowFullScreen="true" /&gt;&lt;/object&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Toplum içindeki insanların birbirine karşı kullandığı en etkili silahlardan biri taktıkları maskeleridir. Özünde kifayetsiz bir sinsiliği ve yalanı barındırır. Süper rol keser, on parmağında on marifeti vardır ama bunu takla atmaya gelince menfaatleri doğrultusunda kullanır. Sahip olduğu sınırlardan çıkamadığı için bencildir, yapıştı mı kalır. Çıkması anca hayatın sağlam bir sillesini yedikten sonra olur ama gene de garantisi yoktur. İlginçtir maske. Piyasada satılan Örümcek Adam veya Noel Baba’nın sahip olduğu renkli ve fantastik dünyaya ait değildir. İçten gelir ve en büyük kozu Görünmez oluşudur.&lt;br /&gt;İşin ilginç yanı her şarta ve ortama anında uyum sağlar. Kendini biçimsiz, bitap bir toplum içinde de yaşatabilir, teknolojiye uyum sağlamış gelişmiş medeniyette de.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Açıkçası Smile ADSL’in yeni kampanya reklamını izlediğimde marka, hizmet ve fiyat üçlemesinin irdelemekten ziyade toplumun ahlaki durumuna kafayı taktım. İlginçtir ki reklam sonrası düşündüğüm tek şey, içimden kopan yukarıda ki kuplelerdi. Şimdi, şimdi mantıklı düşünmeye başlarken kendi kendime; bu zamana kadar “kendin ol, fikrini özgürce söyle, tarzını belirle, sen orijinalsin” gibi söylemleri savunan markaların ne oldu da bir noktada bu şekilde değişebildiğini sordum. Yoksa teknolojinin bütün benliğimizi vakumlayıp suratımızdaki maskeleri daha da sağlamlaştırdığı noktada kişiliğimizi yitirip; tipimizi, sosyo-ekonomik durumumuzu bir kenara atıp ikinci bir karakter ile yeni bir kadere mi başlangıç yapıyoruz? Farkında mısınız eskiden psikolojik vaka olarak kabul edilen çift karakterli yaşam şimdi yaşadığımız hayatın şartlarından dolayı standart bir hale gelmeye başladı. Kimse “yok efendim ben dönerci abimiz gibi değilim” demesin. Hala maskenin ardından konuşmanın alemi yok. En basitinden Facebook (kendimi ona karşı koruyor ve üye olmamaya diretiyorum) ve benzeri sosyal internet ağlarında bir kuplede olsa kendimizin dışında davranıp rol kesmiyor muyuz?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gözlemlemelerim; söylenen, anlatılan, paylaşılan çoğu görüşün kendimizi pazarlama noktasında hayal ettiğimiz veya arzu ettiğimiz kişilikler doğrultusunda standartlaştırdığını böylelikle de ikinci bir bize ayarı şaşmış bir şekilde hız kaybetmeden devam ettiğimizi söylüyor. Yani başlangıçta takılan maske ince ve hafif olsa da yavaş, yavaş tetiklenen dış etkenlerle hızla ağırlaşıp çıkmaz bir hal alıyor. Bu artık en şişmiş haliyle sanal alemde, kendi dünyamız da ve hatta markalar tarafından da kabul edilebilir bir hal haline gelmeye başlıyor.&lt;br /&gt;Allah aşkına öyle olmasa ikincil kişiliklerin buram, buram hayat bulduğu SecondLife’da “kendin ol” felsefesini insanlara hatırlatan markalar neden dijital bir dünyaya sponsor olup mağazalar, galeriler açsın ki?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Neyse aslında izlediğimiz reklamın amacı bu tarz bir durumu ti’ye almak, kullandığı tip ve ortam maksadıyla da işi biraz gırgıra, biraz da dalgaya vurmak. Fakat hizmetin insanlara ikinci bir hayat sunması bakımından mevcut maskeleri daha da kalınlaştırması ve “kendin ol” yalanlarına geç demesi, markanın sahiplenebileceği bir gerçek midir tartışılır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İlk lansman kampanyasında ki marka vaatlerinin sağlam önermelerden oluşan yaratıcı fikirler ile şekillendiğini söyleyebilirken, şimdiki reklamlarda bırakın bu harmoniyi görmeyi, uzaktan yakından seçemiyoruz bile. Reklamverenin pazarlama stratejisinden yoksun sanki alelaceleye getirdiği istekler silsilesi, en olmadık marka vaadiyle sanki hedef kitlesinin birer portresini çizmiş. Bu tarz bir marka vaadinin kabul edilebilirlik noktasından hedef kitleyi iride etmesi kaçınılmaz. Çünkü hizmetin karşılanması noktasında ister istemez insanların gireceği psikolojik nokta, reklamlarda canlandırılan karakterin marka ile temasta kendi üzerlerine alabilme algısıdır. O yüzden marka her ne kadar gırgır amaçla yaklaşsa da sergilediği fikir, duruş veya felsefe ister istemez yanlış anlaşılabilir. Olumsuz bir ifadeye herkes aynı açıdan bakamaz veya kritize edemez. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Genel olarak reklamın başarılı olduğu tek noktanın gerçekten kendini izletebilir olmasıdır. Kullanılan tipin anlattığı hikayeler ve sergilediği davranış biçimleri çoğu kişi için beğenilmeyebilir. En basitinden bayan hedef kitlenin görmezden gelindiği bir gerçek. Fakat komik ve tezat olması “ayda sadece 14.99TL’ye” (bu arada metin yazarı arkadaşlarımın dikkat etmesi gereken bir nokta var ki uyarmadan edemeyeceğim. Türk parasının yanındaki Yeni tabiri geçtiğimiz aylarda tamamen kaldırıldı ve piyasada paramız TL olarak tanımlanmakta) kampanyasının hedef kitle tarafından öğrenilmesine fırsat yarattığı da bir gerçek.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Reklamın “ilkokul arkadaşınızı bulun” versiyonunu bulamadım ama çevremdeki çoğu insan araba yıkayan isterik hatunun tavırlarını pek bir gereksiz buluyor. Açıkçası bende bayan hedef kitlenin sallanılmaması noktasında bu kadar erkeklere özel bir ürünmüş gibi lanse edilen kampanyayı pazarlama stratejisi bakımından zayıf, marka vaadi açısından sınırlarda gezdiğini düşünüyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu arada reklamın packshot sahnesinde “Be Yourself” yazısı gördüğümü hatırlamıyorum. Zaten iki mesaj vermek birini de İngilizce olarak anlayan anladı demek aptalca olurdu. Muhtemelen Video’yu yayınlayan arkadaşımızın bir tepki olarak sonradan eklediğini düşünüyorum. &lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1987814146017763060-5732059184421677819?l=fikirbenim.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='enclosure' type='video/mp4' href='http://www.blogger.com/video-play.mp4?contentId=4013caf5d8c60094&amp;type=video%2Fmp4' length='0'/><link rel='enclosure' type='video/mp4' href='http://www.blogger.com/video-play.mp4?contentId=53a9f6c6d8205fd1&amp;type=video%2Fmp4' length='0'/><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://fikirbenim.blogspot.com/feeds/5732059184421677819/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1987814146017763060&amp;postID=5732059184421677819' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1987814146017763060/posts/default/5732059184421677819'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1987814146017763060/posts/default/5732059184421677819'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://fikirbenim.blogspot.com/2008/12/sanal-maskeler.html' title='Sanal Maskeler!'/><author><name>Adv-Man</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07570543095164880626</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='33' height='19' src='http://1.bp.blogspot.com/_t8x_iNBngYI/SRTMokpE-eI/AAAAAAAABI4/uHAz_rjvsBM/S220/as.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1987814146017763060.post-5602849451565768656</id><published>2008-12-15T23:37:00.008+02:00</published><updated>2008-12-18T13:02:55.969+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='tv'/><title type='text'>Orgazm Anlarının Resmi İçeceği!</title><content type='html'>&lt;p&gt;&lt;object width="320" height="266" class="BLOG_video_class" id="BLOG_video-785f55f03ab35a2d" classid="clsid:D27CDB6E-AE6D-11cf-96B8-444553540000" codebase="http://download.macromedia.com/pub/shockwave/cabs/flash/swflash.cab#version=6,0,40,0"&gt;&lt;param name="movie" value="http://www.youtube.com/get_player"&gt;&lt;param name="bgcolor" value="#FFFFFF"&gt;&lt;param name="allowfullscreen" value="true"&gt;&lt;param name="flashvars" value="flvurl=http://v11.nonxt2.googlevideo.com/videoplayback?id%3D785f55f03ab35a2d%26itag%3D5%26app%3Dblogger%26ip%3D0.0.0.0%26ipbits%3D0%26expire%3D1331536134%26sparams%3Did,itag,ip,ipbits,expire%26signature%3DAFCF7C269A544F4B07A8D0F4F8E65C7303753A7.332D7E26B73226518BCBAC72841DB48AEE304097%26key%3Dck1&amp;amp;iurl=http://video.google.com/ThumbnailServer2?app%3Dblogger%26contentid%3D785f55f03ab35a2d%26offsetms%3D5000%26itag%3Dw160%26sigh%3DTnhvdViooBGfypqGJrJSgmqVxfA&amp;amp;autoplay=0&amp;amp;ps=blogger"&gt;&lt;embed src="http://www.youtube.com/get_player" type="application/x-shockwave-flash"width="320" height="266" bgcolor="#FFFFFF"flashvars="flvurl=http://v11.nonxt2.googlevideo.com/videoplayback?id%3D785f55f03ab35a2d%26itag%3D5%26app%3Dblogger%26ip%3D0.0.0.0%26ipbits%3D0%26expire%3D1331536134%26sparams%3Did,itag,ip,ipbits,expire%26signature%3DAFCF7C269A544F4B07A8D0F4F8E65C7303753A7.332D7E26B73226518BCBAC72841DB48AEE304097%26key%3Dck1&amp;iurl=http://video.google.com/ThumbnailServer2?app%3Dblogger%26contentid%3D785f55f03ab35a2d%26offsetms%3D5000%26itag%3Dw160%26sigh%3DTnhvdViooBGfypqGJrJSgmqVxfA&amp;autoplay=0&amp;ps=blogger"allowFullScreen="true" /&gt;&lt;/object&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;object width="320" height="266" class="BLOG_video_class" id="BLOG_video-50d050b7f30db373" classid="clsid:D27CDB6E-AE6D-11cf-96B8-444553540000" codebase="http://download.macromedia.com/pub/shockwave/cabs/flash/swflash.cab#version=6,0,40,0"&gt;&lt;param name="movie" value="http://www.youtube.com/get_player"&gt;&lt;param name="bgcolor" value="#FFFFFF"&gt;&lt;param name="allowfullscreen" value="true"&gt;&lt;param name="flashvars" value="flvurl=http://v13.nonxt4.googlevideo.com/videoplayback?id%3D50d050b7f30db373%26itag%3D5%26app%3Dblogger%26ip%3D0.0.0.0%26ipbits%3D0%26expire%3D1331536134%26sparams%3Did,itag,ip,ipbits,expire%26signature%3D852B8B01EE1F1A697C9F1EF35C5070144D6600D9.63B1E09C87592D3DE16DCC8854245C9AC61F3EE1%26key%3Dck1&amp;amp;iurl=http://video.google.com/ThumbnailServer2?app%3Dblogger%26contentid%3D50d050b7f30db373%26offsetms%3D5000%26itag%3Dw160%26sigh%3DhWfIalOhFSXHKee0BGzoAFr2x74&amp;amp;autoplay=0&amp;amp;ps=blogger"&gt;&lt;embed src="http://www.youtube.com/get_player" type="application/x-shockwave-flash"width="320" height="266" bgcolor="#FFFFFF"flashvars="flvurl=http://v13.nonxt4.googlevideo.com/videoplayback?id%3D50d050b7f30db373%26itag%3D5%26app%3Dblogger%26ip%3D0.0.0.0%26ipbits%3D0%26expire%3D1331536134%26sparams%3Did,itag,ip,ipbits,expire%26signature%3D852B8B01EE1F1A697C9F1EF35C5070144D6600D9.63B1E09C87592D3DE16DCC8854245C9AC61F3EE1%26key%3Dck1&amp;iurl=http://video.google.com/ThumbnailServer2?app%3Dblogger%26contentid%3D50d050b7f30db373%26offsetms%3D5000%26itag%3Dw160%26sigh%3DhWfIalOhFSXHKee0BGzoAFr2x74&amp;autoplay=0&amp;ps=blogger"allowFullScreen="true" /&gt;&lt;/object&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;object width="320" height="266" class="BLOG_video_class" id="BLOG_video-bf8cbe06cf7ef38f" classid="clsid:D27CDB6E-AE6D-11cf-96B8-444553540000" codebase="http://download.macromedia.com/pub/shockwave/cabs/flash/swflash.cab#version=6,0,40,0"&gt;&lt;param name="movie" value="http://www.youtube.com/get_player"&gt;&lt;param name="bgcolor" value="#FFFFFF"&gt;&lt;param name="allowfullscreen" value="true"&gt;&lt;param name="flashvars" value="flvurl=http://v7.nonxt7.googlevideo.com/videoplayback?id%3Dbf8cbe06cf7ef38f%26itag%3D5%26app%3Dblogger%26ip%3D0.0.0.0%26ipbits%3D0%26expire%3D1331536134%26sparams%3Did,itag,ip,ipbits,expire%26signature%3D371B5787F2826BE035B8ACBE2109A2FC58A3B300.63C523C2F6AFBB3A538F43A4D788BBE0ACB1B86C%26key%3Dck1&amp;amp;iurl=http://video.google.com/ThumbnailServer2?app%3Dblogger%26contentid%3Dbf8cbe06cf7ef38f%26offsetms%3D5000%26itag%3Dw160%26sigh%3DN_xIG7xgn2ndwLtqkXZz7NzOlB8&amp;amp;autoplay=0&amp;amp;ps=blogger"&gt;&lt;embed src="http://www.youtube.com/get_player" type="application/x-shockwave-flash"width="320" height="266" bgcolor="#FFFFFF"flashvars="flvurl=http://v7.nonxt7.googlevideo.com/videoplayback?id%3Dbf8cbe06cf7ef38f%26itag%3D5%26app%3Dblogger%26ip%3D0.0.0.0%26ipbits%3D0%26expire%3D1331536134%26sparams%3Did,itag,ip,ipbits,expire%26signature%3D371B5787F2826BE035B8ACBE2109A2FC58A3B300.63C523C2F6AFBB3A538F43A4D788BBE0ACB1B86C%26key%3Dck1&amp;iurl=http://video.google.com/ThumbnailServer2?app%3Dblogger%26contentid%3Dbf8cbe06cf7ef38f%26offsetms%3D5000%26itag%3Dw160%26sigh%3DN_xIG7xgn2ndwLtqkXZz7NzOlB8&amp;autoplay=0&amp;ps=blogger"allowFullScreen="true" /&gt;&lt;/object&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;object width="320" height="266" class="BLOG_video_class" id="BLOG_video-e05c7c03402cc134" classid="clsid:D27CDB6E-AE6D-11cf-96B8-444553540000" codebase="http://download.macromedia.com/pub/shockwave/cabs/flash/swflash.cab#version=6,0,40,0"&gt;&lt;param name="movie" value="http://www.youtube.com/get_player"&gt;&lt;param name="bgcolor" value="#FFFFFF"&gt;&lt;param name="allowfullscreen" value="true"&gt;&lt;param name="flashvars" value="flvurl=http://v13.nonxt4.googlevideo.com/videoplayback?id%3De05c7c03402cc134%26itag%3D5%26app%3Dblogger%26ip%3D0.0.0.0%26ipbits%3D0%26expire%3D1331536134%26sparams%3Did,itag,ip,ipbits,expire%26signature%3D262870B7A9B3E34D447F5935E618176E14DAC1DF.32C90BD40F8BF45FD7AB6ECC83FE498DAC70EB4D%26key%3Dck1&amp;amp;iurl=http://video.google.com/ThumbnailServer2?app%3Dblogger%26contentid%3De05c7c03402cc134%26offsetms%3D5000%26itag%3Dw160%26sigh%3DJk4FxN72f9ZdpDquEs1UvnR3l2Q&amp;amp;autoplay=0&amp;amp;ps=blogger"&gt;&lt;embed src="http://www.youtube.com/get_player" type="application/x-shockwave-flash"width="320" height="266" bgcolor="#FFFFFF"flashvars="flvurl=http://v13.nonxt4.googlevideo.com/videoplayback?id%3De05c7c03402cc134%26itag%3D5%26app%3Dblogger%26ip%3D0.0.0.0%26ipbits%3D0%26expire%3D1331536134%26sparams%3Did,itag,ip,ipbits,expire%26signature%3D262870B7A9B3E34D447F5935E618176E14DAC1DF.32C90BD40F8BF45FD7AB6ECC83FE498DAC70EB4D%26key%3Dck1&amp;iurl=http://video.google.com/ThumbnailServer2?app%3Dblogger%26contentid%3De05c7c03402cc134%26offsetms%3D5000%26itag%3Dw160%26sigh%3DJk4FxN72f9ZdpDquEs1UvnR3l2Q&amp;autoplay=0&amp;ps=blogger"allowFullScreen="true" /&gt;&lt;/object&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;object width="320" height="266" class="BLOG_video_class" id="BLOG_video-34ee4a8810116b8" classid="clsid:D27CDB6E-AE6D-11cf-96B8-444553540000" codebase="http://download.macromedia.com/pub/shockwave/cabs/flash/swflash.cab#version=6,0,40,0"&gt;&lt;param name="movie" value="http://www.youtube.com/get_player"&gt;&lt;param name="bgcolor" value="#FFFFFF"&gt;&lt;param name="allowfullscreen" value="true"&gt;&lt;param name="flashvars" value="flvurl=http://v14.nonxt6.googlevideo.com/videoplayback?id%3D034ee4a8810116b8%26itag%3D5%26app%3Dblogger%26ip%3D0.0.0.0%26ipbits%3D0%26expire%3D1331536134%26sparams%3Did,itag,ip,ipbits,expire%26signature%3D67CC947FF2993F0766F463939F4743619DA70624.7E8E9178AC7ED18988EB14141EE6D6F1FB474BC5%26key%3Dck1&amp;amp;iurl=http://video.google.com/ThumbnailServer2?app%3Dblogger%26contentid%3D34ee4a8810116b8%26offsetms%3D5000%26itag%3Dw160%26sigh%3Df-JavzLFTiIPVEHGiJVG0RXCc64&amp;amp;autoplay=0&amp;amp;ps=blogger"&gt;&lt;embed src="http://www.youtube.com/get_player" type="application/x-shockwave-flash"width="320" height="266" bgcolor="#FFFFFF"flashvars="flvurl=http://v14.nonxt6.googlevideo.com/videoplayback?id%3D034ee4a8810116b8%26itag%3D5%26app%3Dblogger%26ip%3D0.0.0.0%26ipbits%3D0%26expire%3D1331536134%26sparams%3Did,itag,ip,ipbits,expire%26signature%3D67CC947FF2993F0766F463939F4743619DA70624.7E8E9178AC7ED18988EB14141EE6D6F1FB474BC5%26key%3Dck1&amp;iurl=http://video.google.com/ThumbnailServer2?app%3Dblogger%26contentid%3D34ee4a8810116b8%26offsetms%3D5000%26itag%3Dw160%26sigh%3Df-JavzLFTiIPVEHGiJVG0RXCc64&amp;autoplay=0&amp;ps=blogger"allowFullScreen="true" /&gt;&lt;/object&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Görüntümüz kırmızı saten çarşafların içinden yüzleri zevkten dört köşe olmuş çiftimizin, ufak dokunuşlar ile yarattığı hınzır mimiklerinin şen şakrak gülücükleri içinde açılır. Erkek tüm korumacı kişiliğiyle kadınına “benimsin” mesajını sahiplenme dürtüleriyle ispatlamak için en önemli hareketi yaparak kızı alnından öper ve ardından o huzur ve huşuu ortamı içinde packshot’ımız girer.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Orgazm Anlarınızın Resmi İçeceği.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tabi aslında bu biraz canlandırılan hissi duyguların saflığı bakımından (boru değil alnından öpüyor) bana göre çok bilimsel size göre hardcore bir üsluba sahip olabilir. Ama o kadar kafaya takılacak bir durum olmadığının bir izahatını yaparak hemen alternatiflerini türetebiliriz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Zevk Anlarınızın Resmi İçeceği ( cık, cık olmadı! Bu da çok basitleştirdi)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mahremiyet Anlarınızın Resmi İçeceği ( püf! Bu da çok muhafazakâr oldu)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Size Özel Anların Resmi İçeceği (evet bak biraz daha yaklaştık, yalnız biraz kısaltalım)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Özel Anların Resmi İçeceği ( bu biraz daha kurtardı)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tabi böyle bir senaryoya klişe olmuş fakat her daim insanlar tarafından birebir sevişme sonrası yapılması gereken en önemli argümanlardan sayılan sigara tüttürme aktivitesinin yerine, adamın çekmeceden bir açacak çıkartıp “çıkırk, pıss” gibi bir dış ses ile soda açmasını beklemek, ürünümüzün senaryolar içerisinde kaybolmasına neden olacağından absürd olurdu. Bizde eşşeği sağlam kazığa bağlıyalım maksadıyla birinci packshot’ımız da, senaryoyu içinde barındıran sloganı, ikincisinde ise, ürünü Hayatın Resmi İçeceği şeklinde konumlandıran pazarlama stratejisi ile sunmaya kadar verdik.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yok, yok daha fazla dayanamayacağım. Empati yapayım hatta üstüne bir senaryoda ben sunayım dedikçe saçmaladığımı hissettim. Ama bu benden kaynaklanan bir durum değil. Kıçınızı yırtsanız da muhalefetin en Baykal tadında usandırıcı bir versiyonunu sergileseniz de yok kardeşim. Kesinlikle bahane kabul etmem.&lt;br /&gt;Bu nedir ya? Nasıl bir reklam, nasıl bir senaryo? Hayır, aslında “Hayatınızın Resmi İçeceği” noktasından yakalanmış ufak da olsa çekici bir marka konumlandırılması varken neden senaryo aşamasında başarılı olan tek bir şey bu kadar soğukkanlılıkla katledilebilmiş şaşırıyorum.&lt;br /&gt;Evet, başarılı diyorum çünkü şu zamana kadar hiçbir içecek markası kendini bu kadar iddialı bir gerçekle konumlandırmamıştı ki mantık olarak baktığımızda oldukça akla yatan bir tarafı var. Bunun yanında rakiplerin sponsorluk aşamasında çeşitli aktivitelerle temsil edilip “resmi içeceği” öznesini markalarının önüne yerleştirmelerine, bende “hayatın resmi içeceğiyim bre” şeklinde aslında hoş bir sahiplenmeyle girmeleri gerçekten dikkat çekiciyken, bu avantajın etkili kullanılıp rüzgarından faydalanılmaması tuhaf kaçmış. Pazarlama stratejisi olarak baktığımızda uç bir sahiplenmenin olduğunu görsek de şu ana kadar denenmemiş bir söylemin yaratacağı duygusal bağlılık noktasına kafadan girmesi, en azından Sırma markasıyla özdeşleşebilecek bir mottoya yer açabiliyor. Ama olay sadece slogan ve markanın rakiplerine göre konumlandırılmasıyla bitmiyor. Bu tarz bir söylemin yaratacağı etkinin pekiştirilip tasdiklenmesi için, tüketicinin aklındaki sahnelerin canlandırılması gerekiyor. Fakat reklam bunu yapmayarak üstüne üstlük absürd bir takım senaryolarla insanlara “ne alaka” dedirtecek kötü bir çözülmeye hız katıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Reklamlara şöyle bir baktığımızda, hiç birinin aslında “Hayatın Resmi İçeceği” sloganına marka açısından yardımcı bir kaldıraç kuvveti oluşturacak performansı yaratmadığını görüyoruz.&lt;br /&gt;Otobüste bariz fortlanan, hadi bare kırmayalım etmeyelim desek sıkıştırılan bayanın, sıkıntılı anlarınızın resmi içeceği şeklinde “zıbamm” şeklinde çıkması ya da Yüzüklerin Efendisindeki Gollum’la evlenmek zorunda kalan bayanın tiksinç bakışlarında benim umutsuzluk fakat markanın risk olarak gördüğü bir sahneye resmi içecek olması veya veya karate salonun da canlandırılan ikinci kalite TV kanallarının çektiği amatör tat da ki eğlence programları gibi senarize edilen komik olmayan saçma hareketlere kontrolsüz anların sahnelendiği fakat gene benim sodayı hayatın resmi içeceği noktasında ne alaka dedirtmeme neden olan bir anında yer almasına gerçekten hiç anlam veremediğim bir üslupla senarize edilmesi, tek kelimeyle felaket. Yahu bu bahsedilenler hayatın yaşanan; fakat etrafça rezil, çaresiz ve adice görülen noktalarına neden bir marka intihar eder gibi resmi içecek olur AN-LA-MI-YO-RUM.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir kere bir marka her halükarda kaldı ki bu bir içecekse hayatın bu açısından tüketiciye asla bakmamalı. Tüketiciye bu mesajlarla gelmek yani gerçekten cahil cesareti ister. Senin belki de şu anki durumdan kaynaklanan ekonomik krizi bile görmezden gelip olumlu, pozitif, alıma teşvik yaratacak pembe bir tablo çizmen gerekirken, kalkmışın hayatın içinde olan fakat paylaşılmasını asla istemeyeceğimiz sahneleri canlandırıyorsun. Hadi yukarıda saydıklarımın dışında en azından canlandırılması diğerlerine nazaran daha makbul duran senaryoların bile hakkını verememişin. Piknik demiyorum, atletli abimizin şehrin en olmaması gereken noktasında yaktığı mangal ile birden gaza gelip büyük oğluyla göbek atması bana mutluluğu değil büyük bir hezimeti çağrıştırıyor. Hedef kitleniz ne olursa olsun siz bu tarz bir tipi markanıza yüz olarak koyamazsınız. Bana halkın içinden gibi nameler yapmayın. Bu bir reklam olduğundan halkın içindendir diye bir mantıkla halkı bu kılıkla, bu üslupla reklamlarda canlandıramazsınız. Canlandırırsanız gerçekten kimi sorgulayıcı insanlara “hedef kitleniz bu insanlar mı”dan başlatıp köyden şehre gelen insanların toplum içindeki davranışlarının tezatlıklarına kadar türlü fikirleri sorgulamalarına neden olursunuz. Şu sahneyi biraz daha yumuşatıp en azından ailece gerçekleştirilen Yeşil Çam tadında hoş bir piknik ortamında bolca yenen yemeklerin ardından içilen bir soda ile tamamlasanız “hadi kurtardı” diyeceğiz. Hele bir versiyon daha var ki beni benden almaktadır. Reklamı bulamadım (Youtube kapandığından beri TV reklamlarını indirmekte gerçekten zorlanıyorum) ama ufak bir kupleyle hatırlayacağınızı düşünüyorum. İki çift kefededirler. Kız sürekli bir şeyler anlatır fakat çocuğun gözü dekoltededir. Kız anlar ve “öffff mahmutttt” gibisinden bakar ve özünde ne kadar kadınları basite indirgeyen bir felsefeyi barındırdığını böyle fütursuzca etrafa patlatır. Kadınlar anlattıkları ile değil göğüsleriyle mi önemlidir? Vay canına yandığım vayyyy. Tabi bunun neyin resmi anının içeceği olduğunu hatırlamıyorum ama o da reklam kadar absürttür herhalde.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;(Dekolteye kitlendiğiniz anların resmi içeceği. Mantık olarak aynı olacağından reklamın düşük bel pantolon giymiş eğilen kız versiyonunu da yapabilirler)&lt;br /&gt;Lütfen satışlarımız şu kadar arttı, bu kadar yükseldi cart oldu curt oldu demeyin. Olabilir. Yalnız buna borçlu olduğunuz başka bir sebebin olduğunu unutmayın. O da prime time’da yer aldığınız medya planlamalarınızın gücüdür. Velhasıl kelam öğrenci arkadaşlarımız için gerçekten ibret alınabilecek bir kampanya olan Sırma reklamları, yakaladığı ufak bir konumlandırma başarısını tekrar kendi elleriyle bertaraf ederek yapılmaması gereken tüm hataları yaparak, reklamcılık tarihin kara sayfalarında yerini aldı&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1987814146017763060-5602849451565768656?l=fikirbenim.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='enclosure' type='video/mp4' href='http://www.blogger.com/video-play.mp4?contentId=34ee4a8810116b8&amp;type=video%2Fmp4' length='0'/><link rel='enclosure' type='video/mp4' href='http://www.blogger.com/video-play.mp4?contentId=50d050b7f30db373&amp;type=video%2Fmp4' length='0'/><link rel='enclosure' type='video/mp4' href='http://www.blogger.com/video-play.mp4?contentId=785f55f03ab35a2d&amp;type=video%2Fmp4' length='0'/><link rel='enclosure' type='video/mp4' href='http://www.blogger.com/video-play.mp4?contentId=bf8cbe06cf7ef38f&amp;type=video%2Fmp4' length='0'/><link rel='enclosure' type='video/mp4' href='http://www.blogger.com/video-play.mp4?contentId=e05c7c03402cc134&amp;type=video%2Fmp4' length='0'/><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://fikirbenim.blogspot.com/feeds/5602849451565768656/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1987814146017763060&amp;postID=5602849451565768656' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1987814146017763060/posts/default/5602849451565768656'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1987814146017763060/posts/default/5602849451565768656'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://fikirbenim.blogspot.com/2008/12/orgazm-anlarnn-resmi-iecei.html' title='Orgazm Anlarının Resmi İçeceği!'/><author><name>Adv-Man</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07570543095164880626</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='33' height='19' src='http://1.bp.blogspot.com/_t8x_iNBngYI/SRTMokpE-eI/AAAAAAAABI4/uHAz_rjvsBM/S220/as.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1987814146017763060.post-212024430182810971</id><published>2008-12-14T17:14:00.006+02:00</published><updated>2008-12-15T13:00:32.615+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='açıkhava'/><title type='text'>Bira Sever Nine!</title><content type='html'>&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_t8x_iNBngYI/SUUjHvrYL0I/AAAAAAAABNo/WUAJU8mmfhQ/s1600-h/shumenskobag.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5279664754126237506" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 400px; CURSOR: hand; HEIGHT: 283px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_t8x_iNBngYI/SUUjHvrYL0I/AAAAAAAABNo/WUAJU8mmfhQ/s400/shumenskobag.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Perakendeciliğin renkli ve lezzetli dünyasının gazına gelmiş reyon, reyon ürünleri tavaf ederken; yaşı kemale erip, tatlı buruşukluklarla bezenmiş, her ürün fiyatını şirket basan mali müşavir edasıyla tüm titizlik ve ciddiyetle karşılaştıran ananelerimizin veya dedelerimizin ellerinde bu tarz bir çalışma (kasa bira) görsem, herhalde son demlerin tadını çıkarmanın daha mantıklı olduğunu ve icraata geçtiklerini, ya da bira ömrü uzatıyor tadında lokman hekim görünüşlü marka gazlamacılarının kurbanı olduklarını düşünürüm. Tabi görsel olarak baktığımızda inanılmaz komik ve eğlenceli bir imgeyle karşılaştığımız gün be gün ortada. Düşünsenize bastonlu bir amcanın elinde kasa bira, veyahut başı örtülü bir ninemizin mahalle baskısı potansiyeli oldukça yüksek bir semt de gezinmesi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gerçekten, reklam ve pazarlama hedeflerinden ziyade ilk olarak sahip olduğu uygulamada ki yaratıcılığı ile çalışmanın şahane bir etki yarattığı söylenebilir. Etkinin her zaman ki gibi çekim noktası yaratması hedef kitle olsun olmasın tüm herkesin ilk olarak çalışmayla ardından markayla buluşmasına oldukça sağlam bir zemin hazırlamaktadır. Çalışmanın yapım aşamasında özel ve farklı bir noktada yer alması insanların torbayı saklamasına ve zaman, zaman kullanıma yönelik davranışlar ortaya çıkarmasına tam bir hedefi on ikiden vurmak olarak görüyorum. Çünkü bu torba asla ve asla atılmaz. Hatta bu tarz olmasa bile genel ritüelin dışındaki tasarımların internet ortamında 15 TL’den başlayan fiyatlarla satıldığına bile şahit oldum ki şu çalışmayla karşılaştırılamaz bile. Tabi yanlış anlaşılmasın, çalışmamızın kullanım amacı tasarım noktasında daha farklı ama yarattığı etki bakımından yukarıda bahsettiğimiz saklama ve tekrar kullanma alışkanlığını da yaratacağı kesin. Velhasıl çalışmanın pazarlama noktasında vermiş olduğu marka sunumu kendini iyiden iyiye sürekli bir gösterimle insanların karşısına çıkabilecek noktaya kadar taşımıştır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Görsel kalitede gerçekleştirilen boyut oluşturma başarısı belli bir mesafeden itibaren yanılmıyorsam gerçekçiliğini daha da arttırıyor. Bu yüzden de her kimin elinde olursa olsun bir şaşkınlık yarattığı kaçınılmaz bir durum kaldı ki alkollü bir içeceğin tekli halinden ziyade kasa olarak taşınması toplum içinde göze batan ilk nokta yaratması marka ismini algılara daha rahat oturtabiliyor. Durumu yerenler ve merak edenler şeklinde iki kitle yaratılması ve sonucunda bu ikilinin gidip durumu keşfetmeleri hoş bir algı çözülmesine kapı aralamakta.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Marka açısından baktığımızda sürekli raflarda onlarca rakibinin içinde sıyrılmaya çalışan bir noktadan çıkıp fiziki görselliğiyle kendisini dışarıda rakiplerinden sıyrılmış bir şekilde temsil edebilmesi mükemmel. Mecra açısından baktığımızda kullanılan klasik yöntemlerin dışında bire bir toplumla kaynaşması mecra etkisini ölçümlenebilir bir yenilik de katabilmekte.&lt;br /&gt;Diyeceksiniz ki ölçümleme noktasında her mecranın kendine göre büyük sorunları varken bu çalışma için nasıl bu kadar kesin konuşabiliriz? Şöyle bir mantığın aslında yeterli olabileceğini düşünüyorum. Dağıtılan torba adedi ve kullanılan pilot bölgelerde torbanın aylık gezi sayısı. Bence oldukça kesin rakamlar verebilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Neyse, genel olarak baktığımızda markanın temsil açısından market raflarından sıyrılıp halka karıştığını ve bilinirliliğini arttırabildiğini, dikkat çekicilik noktasında sürekli kullanılabilir tasarımıyla gözleri sürekli üzerine çekme potansiyeli ile taktiri şayan bir çalışma olduğunu söyleyebiliriz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yalnız çalışmanın bizim açımızdan yarattığı sorunu söylemeden yazımızı bitirmeyelim. Acaba alkollü bir içeceği temsil etmesi bakımından böyle bir torbanın taşınması caiz midir yoksa mekruh mu?&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1987814146017763060-212024430182810971?l=fikirbenim.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://fikirbenim.blogspot.com/feeds/212024430182810971/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1987814146017763060&amp;postID=212024430182810971' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1987814146017763060/posts/default/212024430182810971'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1987814146017763060/posts/default/212024430182810971'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://fikirbenim.blogspot.com/2008/12/ananem-alkolik.html' title='Bira Sever Nine!'/><author><name>Adv-Man</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07570543095164880626</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='33' height='19' src='http://1.bp.blogspot.com/_t8x_iNBngYI/SRTMokpE-eI/AAAAAAAABI4/uHAz_rjvsBM/S220/as.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_t8x_iNBngYI/SUUjHvrYL0I/AAAAAAAABNo/WUAJU8mmfhQ/s72-c/shumenskobag.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1987814146017763060.post-2706811204211127819</id><published>2008-12-04T23:52:00.004+02:00</published><updated>2008-12-05T01:05:33.690+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='tv'/><title type='text'>Geçmiş de İlham Verir!</title><content type='html'>&lt;p&gt;&lt;object width="320" height="266" class="BLOG_video_class" id="BLOG_video-65eee8a5b5930924" classid="clsid:D27CDB6E-AE6D-11cf-96B8-444553540000" codebase="http://download.macromedia.com/pub/shockwave/cabs/flash/swflash.cab#version=6,0,40,0"&gt;&lt;param name="movie" value="http://www.youtube.com/get_player"&gt;&lt;param name="bgcolor" value="#FFFFFF"&gt;&lt;param name="allowfullscreen" value="true"&gt;&lt;param name="flashvars" value="flvurl=http://v16.nonxt6.googlevideo.com/videoplayback?id%3D65eee8a5b5930924%26itag%3D5%26app%3Dblogger%26ip%3D0.0.0.0%26ipbits%3D0%26expire%3D1331536134%26sparams%3Did,itag,ip,ipbits,expire%26signature%3D334E5592491FFE9F327541A5B78B9EC784B6D105.1915043AB7AE725F662DF75B356FAB84537E853C%26key%3Dck1&amp;amp;iurl=http://video.google.com/ThumbnailServer2?app%3Dblogger%26contentid%3D65eee8a5b5930924%26offsetms%3D5000%26itag%3Dw160%26sigh%3DLrTC-QOrDoHHcDDIsMNBn8k0WNI&amp;amp;autoplay=0&amp;amp;ps=blogger"&gt;&lt;embed src="http://www.youtube.com/get_player" type="application/x-shockwave-flash"width="320" height="266" bgcolor="#FFFFFF"flashvars="flvurl=http://v16.nonxt6.googlevideo.com/videoplayback?id%3D65eee8a5b5930924%26itag%3D5%26app%3Dblogger%26ip%3D0.0.0.0%26ipbits%3D0%26expire%3D1331536134%26sparams%3Did,itag,ip,ipbits,expire%26signature%3D334E5592491FFE9F327541A5B78B9EC784B6D105.1915043AB7AE725F662DF75B356FAB84537E853C%26key%3Dck1&amp;iurl=http://video.google.com/ThumbnailServer2?app%3Dblogger%26contentid%3D65eee8a5b5930924%26offsetms%3D5000%26itag%3Dw160%26sigh%3DLrTC-QOrDoHHcDDIsMNBn8k0WNI&amp;autoplay=0&amp;ps=blogger"allowFullScreen="true" /&gt;&lt;/object&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;object width="320" height="266" class="BLOG_video_class" id="BLOG_video-38480cc94660be99" classid="clsid:D27CDB6E-AE6D-11cf-96B8-444553540000" codebase="http://download.macromedia.com/pub/shockwave/cabs/flash/swflash.cab#version=6,0,40,0"&gt;&lt;param name="movie" value="http://www.youtube.com/get_player"&gt;&lt;param name="bgcolor" value="#FFFFFF"&gt;&lt;param name="allowfullscreen" value="true"&gt;&lt;param name="flashvars" value="flvurl=http://v2.nonxt5.googlevideo.com/videoplayback?id%3D38480cc94660be99%26itag%3D5%26app%3Dblogger%26ip%3D0.0.0.0%26ipbits%3D0%26expire%3D1331536134%26sparams%3Did,itag,ip,ipbits,expire%26signature%3D6C4C5C457FAB0EF1B47D10D1E484EABBB2188E5B.53A00E4AED388022203FF1A213F102A0216C82DD%26key%3Dck1&amp;amp;iurl=http://video.google.com/ThumbnailServer2?app%3Dblogger%26contentid%3D38480cc94660be99%26offsetms%3D5000%26itag%3Dw160%26sigh%3DGHNWmZD-LK_ov98Ly93CqXa75dQ&amp;amp;autoplay=0&amp;amp;ps=blogger"&gt;&lt;embed src="http://www.youtube.com/get_player" type="application/x-shockwave-flash"width="320" height="266" bgcolor="#FFFFFF"flashvars="flvurl=http://v2.nonxt5.googlevideo.com/videoplayback?id%3D38480cc94660be99%26itag%3D5%26app%3Dblogger%26ip%3D0.0.0.0%26ipbits%3D0%26expire%3D1331536134%26sparams%3Did,itag,ip,ipbits,expire%26signature%3D6C4C5C457FAB0EF1B47D10D1E484EABBB2188E5B.53A00E4AED388022203FF1A213F102A0216C82DD%26key%3Dck1&amp;iurl=http://video.google.com/ThumbnailServer2?app%3Dblogger%26contentid%3D38480cc94660be99%26offsetms%3D5000%26itag%3Dw160%26sigh%3DGHNWmZD-LK_ov98Ly93CqXa75dQ&amp;autoplay=0&amp;ps=blogger"allowFullScreen="true" /&gt;&lt;/object&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Beyin Jimnastiği yapmanın ya da farklı kültürlere dalıp yeni fikirler, anlayışlar, kişilikler, duygular, anılar keşfetmenin klişe olmuş belli kaynaklardan edinilmesinin ne kadar gereksiz olabildiğini, beynin farklı noktalardan yeni bilgiler kapabileceğini ve kimi zaman bir ilham perisi rolünü oynayabilen bir müzenin aslında görselliğiyle akıllarda ne kadar sağlam bir yer edinebileceğini tahmin edebiliyor musunuz?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Görselliğin zihinde kalıcı izler bıraktığı, ortamın yarattığı büyünün edinilen bilgiyi ne kadar kişiye özel bir hale getirdiğini özümseyebiliyor musunuz? En iyisinden, en kalınından Picasso’yu ya da bir Salvador Dali’yi anlatan kitabı hatim edip aklınızda kalan ufak parçalarla yetinmektense orijinalini birebir görüp ufak ama bilgide ağır açıklayıcı notlarla duyularınızın tüm noktalarıyla keşfettiğiniz hayatları HİSSETMEK daha güzel olmaz mı?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Açıkçası ben bu şekli daha çok tercih ederim.&lt;br /&gt;Çünkü zevklidir, hislidir, düşündürür, tuhaf gelir fakat her noktasıyla size özel kritiğin oluşmasını sağlar. Bu, bilgi ediniminin veyahut zihni açıp, ilhamlar toplamanın aslında farklı bir versiyonudur. Birazcıkta tarz meselesidir. Ben düşündüğüm fikirlerin %50’sini dışarıda bana ilham kaynağı olabilecek noktalarda yakalarım. Geri kalan %50’lik dilimse masa başında büzük ile alakalı ilişkiden gelişir ve diğerleri kadar verimli olmaz. En janjanlısı öbür yarım dilimi olur. Bu noktada kimi zaman geçmişe dönmek, geçmişin büyük yaratıcı işlerini keşfetmek sanki size gaz verir, özendirir, kendisinden bir şeyler sunar, zihni açar.&lt;br /&gt;Kafayı çalıştırmada birebirdir yani anlayacağınız.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yayınladığımız reklamında hem bilgi edinilme hem de tıkanıp kalan beynin yaratıcılık noktasında referans duygular kazanabilmesi aşamasında etkili bir çalışma olduğunu düşünüyorum. Düşünen adamın sahne başlangıcında ünlü düşünen adam heykeli benzetmesiyle ilerleyip keşiflerde bulunması, farklı açılarla eserlere anlam katmaya çalışması, sanatçıların yaratıcılık noktasındaki duygularını keşfetmeye yönelik çabası kendi zihninde yukarıda bahsettiğim o fikir senkronizasyonundaki ampulü yakabilmesi başarılı olmuş. Reklamın hayat içinde bu tarz bir realistliği barındırdığını düşünüyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Diğer bir noktada müzenin aslında en büyük hedef kitlelerinden olan çocukların bilgi edinme ve kültürel gelişim noktasında işlenmesi ve ilginçtir ki onunla beraber ebeveyninde buradan edinimler kazanması oldukça hoş olmuş. Çalışmada iki bireyinde öğrenime açık olması, “büyüktür, bilir” algısının belki de sürekli babasına soru soran çocuğun yetersiz cevaplar ile karşılaşmasında beraber keşfedilecek çok şey var fikrinin canlandırılmasına kapı aralaması yaratıcı olmuş. Dikkatinizi çektiyse babanın etkilendiği ve öğrendiği her şey çocuk tarafından taklit edilirmişçesine canlandırılarak iki tarafından mutlak kazanımların gösterilebiliyor. Animasyon noktasında basit ama sıcak bir çizginin olduğunu görebiliriz. Yani illa 3D veya yüksek bütçeli prodüksiyona gerek duymadan yalın bir üsluplu anlatımın güçlü etkisi bence sonuç verir nitelikte olmuş. İkincil hedef kitle üzerinde dikkat çekici olabilmesi bakımından da doğru bir animasyon kullanan reklam, bize de anlatmak istediği felsefe açısında oldukça samimi duruyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Açıkçası kalıplaşmış, sıkıcı, otoriter bir tanıtımın yansıttığı ağırlığı görmemek, hiç gitmeyenler veya tekrardan ziyaret edecekler için müzenin eğlenceli, zevkli ve yaratıcı bir deneyime kapı açan bir değişim noktası olarak yansıtılması öpülesi bir reklam başarısı olarak yerini almıştır.&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1987814146017763060-2706811204211127819?l=fikirbenim.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='enclosure' type='video/mp4' href='http://www.blogger.com/video-play.mp4?contentId=38480cc94660be99&amp;type=video%2Fmp4' length='0'/><link rel='enclosure' type='video/mp4' href='http://www.blogger.com/video-play.mp4?contentId=65eee8a5b5930924&amp;type=video%2Fmp4' length='0'/><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://fikirbenim.blogspot.com/feeds/2706811204211127819/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1987814146017763060&amp;postID=2706811204211127819' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1987814146017763060/posts/default/2706811204211127819'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1987814146017763060/posts/default/2706811204211127819'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://fikirbenim.blogspot.com/2008/12/gemi-de-ilham-verir.html' title='Geçmiş de İlham Verir!'/><author><name>Adv-Man</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07570543095164880626</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='33' height='19' src='http://1.bp.blogspot.com/_t8x_iNBngYI/SRTMokpE-eI/AAAAAAAABI4/uHAz_rjvsBM/S220/as.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1987814146017763060.post-6427163048772156960</id><published>2008-12-03T18:19:00.004+02:00</published><updated>2008-12-03T18:29:17.776+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='ilan'/><title type='text'>Ani Şoklara Zeytinyağı!</title><content type='html'>&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_t8x_iNBngYI/STayFPzL4PI/AAAAAAAABNg/fBNEfCUM_V0/s1600-h/salatsweethearts.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5275599816721424626" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 400px; CURSOR: hand; HEIGHT: 287px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_t8x_iNBngYI/STayFPzL4PI/AAAAAAAABNg/fBNEfCUM_V0/s400/salatsweethearts.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt; &lt;div&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_t8x_iNBngYI/STax7MjJDOI/AAAAAAAABNY/fnnDmnIvf6I/s1600-h/salatmailman.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5275599644050132194" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 400px; CURSOR: hand; HEIGHT: 286px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_t8x_iNBngYI/STax7MjJDOI/AAAAAAAABNY/fnnDmnIvf6I/s400/salatmailman.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;Hayatın içerisinde size ayrılmış senaryoların kimi zaman bir gerilim kimi zaman korku filminden çıkarmışçasına hazırladığı sürprizleri bazen ruhumuzu dondurur, bazen de şok dalgasında geçen mantık tutarsızlığına neden olur. Böyle durumlarda kalbin gürültüsü patırtısı eksik olmaz, huzursuzluğumuza yeni nedenler katarak bayık bir sürece imza atar. Aslında gerçekten bu tür durumlarda sağlam bir kalp ve sinir sistemi süreçlerin kurtuluş aşamasında oldukça önemli rol oynayabilir. Evet, çalışmada biraz mübağla söz konusu ama dokunduğu kalp sağlığı noktasında hayat içinden derlediği fikri bence alışılmışın dışında eğlenceli bir illüstrasyonla yaşatması hoş olmuş.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Fikrin hiç değinilmemiş “ani şok” gibi özünde kalbin en hızlı tepki gösterdiği durumu referans alarak sağlıksız güçsüz bir kalbin bu tarz şoklardan bile etkilenebileceğini özümsemesi, marka vaadinin doğal akışında ortaya çıkmasını sağlamakta. Açıkçası ürünün faydası bakımından dikkat çekici doğru bir reklam çalışması olduğuna inanıyorum. Çünkü zeytinyağını diğer nebati katı yağlarla karşılaştırdığımızda kalp ve damar sorunlarına etken bir ürün olmadığını üstüne üstlük bu organların sağlığı açısından gerçekten bir şifa kaynağı olduğunu görebiliriz. Eski Yunan’da bile Athene’nin Poseidon ile yaptığı müsabakada halka kazandırdığı zeytin ağaçlarının önemi şehrin isminin Atina olmasına ve toplumun Athene’ye tapınak yapması noktasına kadar ilerlemiştir. Bu arada efsaneyi okuduysanız Athene’nin çok etkili bir pazarlama diliyle Poseidon’un yarattığı göl görünümlü denizine karşı zeytini sunması çok ilginçtir. “Tadında lezzet, yağında şifa, suyunda güzellik kaynağı olan bu ağacı sizlere sunuyorum”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çalışmanın tasarım aşamasında renkli bir illüstrasyonu tercih etmesi, örneklerinden farklı olarak davranmasına ve marka mesajını okutan dikkat çekiciliğine fırsat yaratmakta. Genelde bu kategorideki ürünlerin reklamlarına baktığımızda tipik kalıplar içerisine tıkıştırılmış klişe mesajlar dahilinde ertesi gün kalpten nalları dikecek aile babalarının çocuklarıyla geçirdiği son eğlenceli bir günün özeti şeklinde işlenen bakışları ve senaryolarını gördüğümüzden, örnekte göstermiş olduğumuz reklamı farklı bulmaktayım. Bu bakımdan ilan çalışması varsa ki TV reklamıyla gerçekten uyumlu bir pazarlama etkisi yaratarak başarısını geliştirebilir. &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1987814146017763060-6427163048772156960?l=fikirbenim.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://fikirbenim.blogspot.com/feeds/6427163048772156960/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1987814146017763060&amp;postID=6427163048772156960' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1987814146017763060/posts/default/6427163048772156960'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1987814146017763060/posts/default/6427163048772156960'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://fikirbenim.blogspot.com/2008/12/ani-oklara-zeytinya.html' title='Ani Şoklara Zeytinyağı!'/><author><name>Adv-Man</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07570543095164880626</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='33' height='19' src='http://1.bp.blogspot.com/_t8x_iNBngYI/SRTMokpE-eI/AAAAAAAABI4/uHAz_rjvsBM/S220/as.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_t8x_iNBngYI/STayFPzL4PI/AAAAAAAABNg/fBNEfCUM_V0/s72-c/salatsweethearts.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1987814146017763060.post-1719512626940971191</id><published>2008-11-28T14:56:00.003+02:00</published><updated>2008-11-28T15:04:03.259+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='ilan'/><title type='text'>Upssss!</title><content type='html'>&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_t8x_iNBngYI/SS_r2c_TmrI/AAAAAAAABNQ/UVqCpcse97M/s1600-h/AWgirl.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5273693009401322162" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 400px; CURSOR: hand; HEIGHT: 188px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_t8x_iNBngYI/SS_r2c_TmrI/AAAAAAAABNQ/UVqCpcse97M/s400/AWgirl.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_t8x_iNBngYI/SS_rBr8ovAI/AAAAAAAABNI/yDeV8MJjzgc/s1600-h/AWgirl.jpg"&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;Her erkeğin rüyasını süsleyen; çekici, seksi, güzelliğiyle tüm bakışları kendine çeken, kusursuz, tamamen orijinal, en ufak detaylarında bile eksiksiz, içi, dışı bir, fantezilerinde yaşattığı SPOR OTOMOBİL modeli mutlaka vardır. :) Tamamen el işçiliğiyle, aşkla, tutkuyla yaratılan bu otomobiller her zaman kullandığımız “Allah boş zamanında yaratmış” deyimlerine farklı bir bakış açısı yaratarak bu mucizevî yaratım sürecindeki başarıyı insanların eline vermektedir :)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Görüyorsunuz reklamdaki ablamız bile kusursuz mekanik karşısında ağırlığıyla az çekiyor ve doğal akışında kareden silinmeye mahkûm oluyor. Tabi bunlar işin espri boyutundaki başarısı. Birde çalışmanın ikincil etkisi daha vardır ki her zaman savunduğum; markanın ve fikrin uygunluğuna göre ek sayfa çözümlemesi ile fikre dinamiklik getirmesi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Örnekte görmüş olduğumuz çalışmanın sayfa fazlasıyla temsil etmeye çalıştığı marka mesajı, fikrin ana beslenme kaynağı olarak ortaya çıkmaktadır. Ürünün otomobil üstünde yarattığı parlaklık ve görüntü derinliği tek sayfada aynı fikir doğrultusunda izah edilseydi, büyük boy enfes bir vişneli çikolatalı pastayı gördüğünüz an itibariyle sizi tatmin etmesi gibi olurdu. Yani tam anlamıyla hızlı tatmin”. Daha tadına varmadan doyma sendromu. Aynı şekilde gerçekleştirilen çalışmanın bu hassasiyette olduğuna, yaratıcı anlamda fikrin ana yapısının zaten bu temellere dayandırıldığını düşünüyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Açıkçası üstüne bu kadar lakırdı yapılması konusunda süper bir başarıya sahip olmayan bir iş olsa da, yaratıcı fikrin temsili açısından mecra oynamalarında bulunmanın oldukça yumuşak bir marka mesajının etkili bir şekilde sunumunu gerçekleştirdiğine örnek gösterebiliriz.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1987814146017763060-1719512626940971191?l=fikirbenim.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://fikirbenim.blogspot.com/feeds/1719512626940971191/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1987814146017763060&amp;postID=1719512626940971191' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1987814146017763060/posts/default/1719512626940971191'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1987814146017763060/posts/default/1719512626940971191'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://fikirbenim.blogspot.com/2008/11/upssss.html' title='Upssss!'/><author><name>Adv-Man</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07570543095164880626</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='33' height='19' src='http://1.bp.blogspot.com/_t8x_iNBngYI/SRTMokpE-eI/AAAAAAAABI4/uHAz_rjvsBM/S220/as.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_t8x_iNBngYI/SS_r2c_TmrI/AAAAAAAABNQ/UVqCpcse97M/s72-c/AWgirl.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1987814146017763060.post-6565863307343288466</id><published>2008-11-27T00:21:00.005+02:00</published><updated>2008-11-27T14:03:38.163+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='tv'/><title type='text'>Deveye Hendek Atlatma!</title><content type='html'>&lt;p&gt;&lt;object width="320" height="266" class="BLOG_video_class" id="BLOG_video-5932210510bd8e66" classid="clsid:D27CDB6E-AE6D-11cf-96B8-444553540000" codebase="http://download.macromedia.com/pub/shockwave/cabs/flash/swflash.cab#version=6,0,40,0"&gt;&lt;param name="movie" value="http://www.youtube.com/get_player"&gt;&lt;param name="bgcolor" value="#FFFFFF"&gt;&lt;param name="allowfullscreen" value="true"&gt;&lt;param name="flashvars" value="flvurl=http://v9.nonxt8.googlevideo.com/videoplayback?id%3D5932210510bd8e66%26itag%3D5%26app%3Dblogger%26ip%3D0.0.0.0%26ipbits%3D0%26expire%3D1331536134%26sparams%3Did,itag,ip,ipbits,expire%26signature%3D928BF4512B0219A529ABD4CF54B3154516E66D7.21E7FB5D8EECDFFD78848F0D6D18C4D8C363E545%26key%3Dck1&amp;amp;iurl=http://video.google.com/ThumbnailServer2?app%3Dblogger%26contentid%3D5932210510bd8e66%26offsetms%3D5000%26itag%3Dw160%26sigh%3D-y9AknxUblYStLqm5k9LEWS9XQE&amp;amp;autoplay=0&amp;amp;ps=blogger"&gt;&lt;embed src="http://www.youtube.com/get_player" type="application/x-shockwave-flash"width="320" height="266" bgcolor="#FFFFFF"flashvars="flvurl=http://v9.nonxt8.googlevideo.com/videoplayback?id%3D5932210510bd8e66%26itag%3D5%26app%3Dblogger%26ip%3D0.0.0.0%26ipbits%3D0%26expire%3D1331536134%26sparams%3Did,itag,ip,ipbits,expire%26signature%3D928BF4512B0219A529ABD4CF54B3154516E66D7.21E7FB5D8EECDFFD78848F0D6D18C4D8C363E545%26key%3Dck1&amp;iurl=http://video.google.com/ThumbnailServer2?app%3Dblogger%26contentid%3D5932210510bd8e66%26offsetms%3D5000%26itag%3Dw160%26sigh%3D-y9AknxUblYStLqm5k9LEWS9XQE&amp;autoplay=0&amp;ps=blogger"allowFullScreen="true" /&gt;&lt;/object&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Geçtim annemi, babamın bilgisayarla ilk haşır neşir olduğu zamanlar bile oldukça zorluydu. E, ne yapsınlar kolay değil. Nesil dediğiniz şey sadece genetik farklılıkları taşımıyor ki. Onların yaşadıklarına biz imreniyoruz, bizim yaşadıklarımıza onlar imreniyor. Teknoloji bile bir neslin temsilinde büyük ses getiren değişimlere imza atabiliyor. Düşünsenize babalarımızın zamanında Aya ayak basıldı ama bizim hatırımıza hala bunu tekrardan gerçekleştiren yok. Lütfen yanlış anlaşılmasın ben herhangi bir keşfi küçümsemiyorum; şu an en basitinden kaç milyon ışık yolu uzaklıktaki gezegenlere uydu yollamak bile aşmış bir teknolojiyi temsil ederken, böyle pop olmuş bir duruma şahit olamamanın verdiği bir eziklik beni benden alıyor o kadar. J Aslında bu birazda ülke stratejileri ve insan ihtiyaçları çerçevesinde şekillenen bir süreç. Kennedy zamanında tavan yapan astronomi ve uzay teknolojisi kendini Ay’da yürüyüş (hala şaibeli bulanlar var) ile tamamlayarak farklı kulvarlara doğru yelken açmıştı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bunun gibi bir takım keşifler ve teknolojik gelişmeler hep bir neslin sahip olduğu özellikler olarak tarihe geçer.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;E, bizim nesle geldiğimizde Ay ile rekabet edebilecek en popüler keşifler arasına girebilecek bilgisayar teknolojisi, gösterdiği üstün performansıyla hasta bir şekilde bir büyümeye imza atmıştır. En basitinden 12 sene öncesine kadar yazın yelpaze görevini yapan IBM disketlerinden oynadığımız boktan araba yarışlarının yerini şimdi ekran kartı yetiştiremediğimiz ayrıntı ve gerçekçiliklerle dolu oyunlar aldı. İnternet deseniz bilgisayar dünyasının kare ası. Türkiye’deki ilk zamanlarında bırakın bir resmin, sitenin ana sayfasının açılması bile bir olaydı.&lt;br /&gt;O yüzden bu işten en karlı çıkanlar olarak bilgisayar teknolojisini gençliğimizin bol zaman ve taze sinirleriyle Ekmek Parasına Kapılmış babalarımızın yerlerine takibi bizzat üstlenerek yetilerimize yeti katmışızdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aslında bu kadar lakırdıyı Vodafone’un “10 temel adımda bilgisayarı öğrenme” konseptine ters düşecek oldukça zorlu bir eğitim girişimine adarken ister istemez neden merak ettiğini anlamadığım bir kızcağızın ofsayt kuralını öğrenmeye diretmesini unutmuşum. Bu demek oluyor ki aslında bu kızın ısrarcılığı ve konunun genel görünüşü benim tarafımdan pek hazmedilmemiş. Yani klişe bulunmuş. Bence kadın erkek ilişkilerindeki en boktan espriler genelde bu başlık etrafında döner. Tam bir Amerikan espri anlayışı. Hani onların sürekli kaynanaya takma durumu var ya, bizde ve Avrupa coğrafyasında da ofsaytı kadınlara anlatma durumu var. Konu o kadar bayık ve yorulmuştur ki en kral komedyen bile bu konuda espri yaparken oldukça zorlanabilir. Açıkçası reklamı izlerken boğuluyorum, bunalıyorum sonunu tamamlayamıyorum. Karşı cinse erkeklerin dünyasından gelen bir şeyi öğretilme durumu gerçekten psikolojide araştırılması gereken bir konudur. Kimse yanlış anlamasın, ben burada bayanlar futbol izlemesin, öğrenmesin, takip etmesin demiyorum, bırakın onu son zamanlardaki bayanların bu spora olan ilgisi erkeklerin bizzat işine bile gelmektedir ama ruhunda olmayan bu işe karşı algılarında doğal bir yeteneğe sahip olmayan birine kuralları izah etmek gerçekten insan haklarına aykırı bir şeydir. Bir nevi işkencedir. Bu aşamada reklamın espri noktasında gerçekten demode kaldığını söyleyebiliriz. Ama gel gelelim konunun zorluğuna hizmet vaadinin yerleştirilmesi olayı toparlamayı başarmış. İzahı bol fakat sorulduğu yer bakımından abes olan konunun anlatımı, fiyatlandırıldığı tarifeler sayesinde konuşma dakikalarının bir sıkıntı durumundan çıkarılıp rahatlıkla cebelleşebilme imkanını yaratması fikren pazarlama görevini yapabilmekte.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Fakat takıldığım nokta bu esprinin bayat olması.&lt;br /&gt;Bakın diğer versiyonu ve yukarıdaki uzun girizgahıma sebep olan arayı kapamaya çalışan anne tiplemesini. En azından olur olmadık her espriye maruz kalmamış yorgun olmayan bir konu. Farklı. Sıkıcı veya sıkıntılı bir durumu değil, komik, izlenesi, nesil farklılığını teknoloji ile bütünleştirmiş eğlenceli bir reklam. Annenin öğrenme çabaları, teknolojinin Türkçe kullanımda ilginç durması ve neslin bu dile yabancı olması çok dikkat çekici olmuş. Diğer versiyonla karşılaştırdığımda marka vaadini daha etkili sunuyor. Kitle olarak daha geniş bir alana hitap edebiliyor ve kampanyanın sınırlı bir çizgide durmasına mani oluyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Son olarak bir şey daha eklersek; Vodafone’un anne, baba gibi nesil çeşitliliğini özellikle kullandığını düşünüyorum. Bundan önceki kampanya reklamlarında anne ve babaya yapılan itiraflar bir o kadar ilginç ve espriliydi. En büyük rakibi Turkcell daha sert bir genç duruşu benimserken (bizi kimse anlamıyor) Vodafone’un ilişki içerisindeki nesiller arası iletişimi bana daha sıcak geliyor. &lt;/p&gt;&lt;p&gt; &lt;/p&gt;&lt;p&gt;Not: Blogspot hırs yaptığı için ofsayt reklamını yayınlayamıyorum. Yüklememeye diretmediği bir zaman onu da ekürisinin yanına yerleştireceğim.&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1987814146017763060-6565863307343288466?l=fikirbenim.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='enclosure' type='video/mp4' href='http://www.blogger.com/video-play.mp4?contentId=5932210510bd8e66&amp;type=video%2Fmp4' length='0'/><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://fikirbenim.blogspot.com/feeds/6565863307343288466/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1987814146017763060&amp;postID=6565863307343288466' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1987814146017763060/posts/default/6565863307343288466'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1987814146017763060/posts/default/6565863307343288466'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://fikirbenim.blogspot.com/2008/11/deveye-hendek-atlatma.html' title='Deveye Hendek Atlatma!'/><author><name>Adv-Man</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07570543095164880626</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='33' height='19' src='http://1.bp.blogspot.com/_t8x_iNBngYI/SRTMokpE-eI/AAAAAAAABI4/uHAz_rjvsBM/S220/as.jpg'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1987814146017763060.post-8295423920403526395</id><published>2008-11-25T22:44:00.006+02:00</published><updated>2008-11-26T00:56:13.619+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='tv'/><title type='text'>Cem Yılmaz Furyası!</title><content type='html'>&lt;p&gt;&lt;object width="320" height="266" class="BLOG_video_class" id="BLOG_video-60290ce480d13f73" classid="clsid:D27CDB6E-AE6D-11cf-96B8-444553540000" codebase="http://download.macromedia.com/pub/shockwave/cabs/flash/swflash.cab#version=6,0,40,0"&gt;&lt;param name="movie" value="http://www.youtube.com/get_player"&gt;&lt;param name="bgcolor" value="#FFFFFF"&gt;&lt;param name="allowfullscreen" value="true"&gt;&lt;param name="flashvars" value="flvurl=http://v23.nonxt4.googlevideo.com/videoplayback?id%3D60290ce480d13f73%26itag%3D5%26app%3Dblogger%26ip%3D0.0.0.0%26ipbits%3D0%26expire%3D1331536134%26sparams%3Did,itag,ip,ipbits,expire%26signature%3D135A1058E58DC122B4D64910CC4E6D0D2CEE4F23.39AE93A62166D543042E8CB0FB5309FCEA39F0DB%26key%3Dck1&amp;amp;iurl=http://video.google.com/ThumbnailServer2?app%3Dblogger%26contentid%3D60290ce480d13f73%26offsetms%3D5000%26itag%3Dw160%26sigh%3DBIxGUjrRPMwqyFLrLJh09YHD4Uo&amp;amp;autoplay=0&amp;amp;ps=blogger"&gt;&lt;embed src="http://www.youtube.com/get_player" type="application/x-shockwave-flash"width="320" height="266" bgcolor="#FFFFFF"flashvars="flvurl=http://v23.nonxt4.googlevideo.com/videoplayback?id%3D60290ce480d13f73%26itag%3D5%26app%3Dblogger%26ip%3D0.0.0.0%26ipbits%3D0%26expire%3D1331536134%26sparams%3Did,itag,ip,ipbits,expire%26signature%3D135A1058E58DC122B4D64910CC4E6D0D2CEE4F23.39AE93A62166D543042E8CB0FB5309FCEA39F0DB%26key%3Dck1&amp;iurl=http://video.google.com/ThumbnailServer2?app%3Dblogger%26contentid%3D60290ce480d13f73%26offsetms%3D5000%26itag%3Dw160%26sigh%3DBIxGUjrRPMwqyFLrLJh09YHD4Uo&amp;autoplay=0&amp;ps=blogger"allowFullScreen="true" /&gt;&lt;/object&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;object width="320" height="266" class="BLOG_video_class" id="BLOG_video-8a545d9bc7ae1fc3" classid="clsid:D27CDB6E-AE6D-11cf-96B8-444553540000" codebase="http://download.macromedia.com/pub/shockwave/cabs/flash/swflash.cab#version=6,0,40,0"&gt;&lt;param name="movie" value="http://www.youtube.com/get_player"&gt;&lt;param name="bgcolor" value="#FFFFFF"&gt;&lt;param name="allowfullscreen" value="true"&gt;&lt;param name="flashvars" value="flvurl=http://v8.nonxt3.googlevideo.com/videoplayback?id%3D8a545d9bc7ae1fc3%26itag%3D5%26app%3Dblogger%26ip%3D0.0.0.0%26ipbits%3D0%26expire%3D1331536134%26sparams%3Did,itag,ip,ipbits,expire%26signature%3D11262D46FE97F504BFD71FBC93DFE4AD3A7BB6A8.584DAD2EEA267449A01A015A4481BB268909AD39%26key%3Dck1&amp;amp;iurl=http://video.google.com/ThumbnailServer2?app%3Dblogger%26contentid%3D8a545d9bc7ae1fc3%26offsetms%3D5000%26itag%3Dw160%26sigh%3DZX11ID7eDGcUEUGG42mIBNjvBQs&amp;amp;autoplay=0&amp;amp;ps=blogger"&gt;&lt;embed src="http://www.youtube.com/get_player" type="application/x-shockwave-flash"width="320" height="266" bgcolor="#FFFFFF"flashvars="flvurl=http://v8.nonxt3.googlevideo.com/videoplayback?id%3D8a545d9bc7ae1fc3%26itag%3D5%26app%3Dblogger%26ip%3D0.0.0.0%26ipbits%3D0%26expire%3D1331536134%26sparams%3Did,itag,ip,ipbits,expire%26signature%3D11262D46FE97F504BFD71FBC93DFE4AD3A7BB6A8.584DAD2EEA267449A01A015A4481BB268909AD39%26key%3Dck1&amp;iurl=http://video.google.com/ThumbnailServer2?app%3Dblogger%26contentid%3D8a545d9bc7ae1fc3%26offsetms%3D5000%26itag%3Dw160%26sigh%3DZX11ID7eDGcUEUGG42mIBNjvBQs&amp;autoplay=0&amp;ps=blogger"allowFullScreen="true" /&gt;&lt;/object&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;object width="320" height="266" class="BLOG_video_class" id="BLOG_video-d7b2356465b5a90a" classid="clsid:D27CDB6E-AE6D-11cf-96B8-444553540000" codebase="http://download.macromedia.com/pub/shockwave/cabs/flash/swflash.cab#version=6,0,40,0"&gt;&lt;param name="movie" value="http://www.youtube.com/get_player"&gt;&lt;param name="bgcolor" value="#FFFFFF"&gt;&lt;param name="allowfullscreen" value="true"&gt;&lt;param name="flashvars" value="flvurl=http://v19.nonxt2.googlevideo.com/videoplayback?id%3Dd7b2356465b5a90a%26itag%3D5%26app%3Dblogger%26ip%3D0.0.0.0%26ipbits%3D0%26expire%3D1331536134%26sparams%3Did,itag,ip,ipbits,expire%26signature%3D8437050EE58E8FD97A2532A7E73FF6C9864FB3D7.CE3DBF305A18FA7849C6416839A103366463F06%26key%3Dck1&amp;amp;iurl=http://video.google.com/ThumbnailServer2?app%3Dblogger%26contentid%3Dd7b2356465b5a90a%26offsetms%3D5000%26itag%3Dw160%26sigh%3Do7PIyGkeyNgkpRmqYCBudIid6Tg&amp;amp;autoplay=0&amp;amp;ps=blogger"&gt;&lt;embed src="http://www.youtube.com/get_player" type="application/x-shockwave-flash"width="320" height="266" bgcolor="#FFFFFF"flashvars="flvurl=http://v19.nonxt2.googlevideo.com/videoplayback?id%3Dd7b2356465b5a90a%26itag%3D5%26app%3Dblogger%26ip%3D0.0.0.0%26ipbits%3D0%26expire%3D1331536134%26sparams%3Did,itag,ip,ipbits,expire%26signature%3D8437050EE58E8FD97A2532A7E73FF6C9864FB3D7.CE3DBF305A18FA7849C6416839A103366463F06%26key%3Dck1&amp;iurl=http://video.google.com/ThumbnailServer2?app%3Dblogger%26contentid%3Dd7b2356465b5a90a%26offsetms%3D5000%26itag%3Dw160%26sigh%3Do7PIyGkeyNgkpRmqYCBudIid6Tg&amp;autoplay=0&amp;ps=blogger"allowFullScreen="true" /&gt;&lt;/object&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Adam resmen kapış, kapış.&lt;br /&gt;Kimse paylaşamıyor; paylaşmak zorunda kalanlarsa bunu şirket ortalıklarından dolayı zorunlu durumlarda kullanıyor. Bir nevi acil çıkış, camı kırılıp butonuna basılacak imdat düğmesi. Açıkçası son dönemdeki yoğunluktan dolayı, durumu evinizi tamire gelecek işçilerin diğer müşterisini kaybetmemek için sürekli yarım bıraktığı banyo fayanslarına, ya da nakliyat işlerinde “kamyon nerede kardeşim mal yükleyeceğiz”, tepkisine “abi geliyor 1 saate orda” deyip kamyonun daha İzmir’deki müşterisine hizmet edip seni elinden kaçırmamak için yaptığı Türk tarzı iş ahlakına veya tecrübelerine benzetiyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aman abi müşteri kaçmasın hepsine bir rol keseriz ;)&lt;br /&gt;Tabi aslında olayın iç dinamiğinin Cem Yılmaz’ın dışında, markanın pazarlama reklam bölümünde döndüğü bir gerçek. Yoksa sayın Cem beyin bu kadar marka manyağı olmak isteyebileceğini zannetmiyorum. Kendisi son 2 ayda otomatiğe bağlamış bir şekilde sabit hatlı TT tarifelerini övüp cep telefonunu kâfirlerin icadı cehennemlik bir ürünmüş göstermekten yıldırılmamış, bu seferde hiç bunları söylememiş gibi davranılması beklenip Avea reklamlarının bir kuplesinde oyuncalık yaptırılması uygun görülmüş.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yahu bu abimiz hangi markanın sözcüsü, hangi markanın reklam yıldızı, hangi markanın sabit yavuklusudur. Durum, biri mühendis diğeri doktor olmak üzere kendini koca bakımından garantiye almış mahallenin güzel, göster ama elletme dedirten kızına döndü.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Felaket bir marka, kampanya ve promosyon karışması var. Diyeceksiniz ki TT reklamlarındaki Cem ile Avea’daki Cem çok farklı karakterler. Hayır, canım külliyen yalan; birinde yönetmen Cem olmasının ne gibi bir fark yaratma özelliği olabilir ki. Sabit hat tarifelerini öven teşvik eden Cem, birden numara taşıma hareketine ortak olup en ucuz tarifelerin Avea’da olduğunu üstüne Arog filminin posterlerinin Avea’dan indirebilineceğini sunan promosyonla müşteri çekmeye çalışabiliyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Açıkçası değerli abimiz Cem Yılmaz’ı bu şekilde kullananlar aslında markalarına hiçbir katma değer katamamaktadır. Özellikle TV reklamlarına olan ilk temas ve zaplanma oranlarının eksi saniyeler ve rakamlarda seyrettiğini söylersek markanın hedef kitle algılarında ne kadar sağlıklı bir şekilde yer edindiği şüphe etmez bir gerçeklik kazanır. Kaldı ki karşımızda Cem Yılmaz var. Burada ürün faydasından ziyade ilk nasıl bir espri ile karşı karşıya kalacağımız merak konusu olur. Bakınız bu ayrıca tartışılması gereken konudur. Çünkü insanlar Cem Yılmaz’ı reklamlarda gördüğünde hangi markadan bahsettiğine, ne anlatacağına takılmazlar. İlk başta algılarda yapacağı komiklik ve espriler yer alır. O yüzden sağlam bir bağdaştırma yapılmadığı sürece Cem’in hangi ürünü veya hizmeti tarif ettiği değil, nasıl espri yapıp güldürdüğü ön planda olacaktır. Bu durumda alınan gülme coşmalarının dışındaki marka mesajları akılda kalıcılık açısından beyinde boylu boyunca kendine yer edinemez. Böylelikle de sürekli bir Cem hangi reklamda muallâklığı yaşanır. E, yukarıda bahsettiğimiz zap oranları ve diğer değerlere baktığımızda Cem’in bir TT’ da veya Avea’da yer aldığına tam emin olamayız.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şöyle ki birileri “ya TT’ da Arog filminin cep telefonu afişleri varmış, kaçtı numarası” dese şaşırmayın. (belki siz bile bu lafımın üstüne otomatikman Avea promosyonunu TT zannettiniz) İşte tehlike burada. Cem, iletişim sektörünün iki farklı kategorisinin, iki farklı fakat maddi ortaklığı olan markasının yüzü olmuştur. Fakat biz onu cep telefonu hatlarına söverken ki esprili halini hatırlıyoruz !!!!!!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Açıkçası ben bunun bir Cem Yılmaz tercihi olduğunu düşünmüyorum. Bu iş tamamen iki markanın ortak olmasından kaynaklanan dayanışma gibi duruyor. Avea, TT’a “kanki marka yüzünü versene bir reklamda biz takılalım” demiş ki TT’dakiler ortak olmalarının verdiği gazla olumlu cevap verip Ferrari’yi bir turluğuna vermişler. E, sonra ne olmuş Ferrari pert! Marka yüzlerini, aslında birbirine ne kadar ortak olurlarsa olsunlar doğası gereği rakip olmaları gereken diğer kurumlarına vermişler. Hayır, madem birbirinizi sürekli kötülüyorsunuz bırakın öyle kalın. Çünkü bu durumdan daha fazla karla çıkacağınız gün ve gün ortada.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ben bile reklamlara maruz kaldığım ilk günlerde hangi reklamın, hangi promosyona ait olduğunu karıştırabiliyordum, kaldı ki Arap saçının içinden çıkmaya çalışırken yanar döner bir Cem Yılmaz’ın söyleyeceği söz ne kadar samimi ve güven teşkil eder onu da siz düşünün !!!!! &lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1987814146017763060-8295423920403526395?l=fikirbenim.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='enclosure' type='video/mp4' href='http://www.blogger.com/video-play.mp4?contentId=60290ce480d13f73&amp;type=video%2Fmp4' length='0'/><link rel='enclosure' type='video/mp4' href='http://www.blogger.com/video-play.mp4?contentId=8a545d9bc7ae1fc3&amp;type=video%2Fmp4' length='0'/><link rel='enclosure' type='video/mp4' href='http://www.blogger.com/video-play.mp4?contentId=d7b2356465b5a90a&amp;type=video%2Fmp4' length='0'/><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://fikirbenim.blogspot.com/feeds/8295423920403526395/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1987814146017763060&amp;postID=8295423920403526395' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1987814146017763060/posts/default/8295423920403526395'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1987814146017763060/posts/default/8295423920403526395'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://fikirbenim.blogspot.com/2008/11/cem-ylmaz-furyas.html' title='Cem Yılmaz Furyası!'/><author><name>Adv-Man</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07570543095164880626</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='33' height='19' src='http://1.bp.blogspot.com/_t8x_iNBngYI/SRTMokpE-eI/AAAAAAAABI4/uHAz_rjvsBM/S220/as.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1987814146017763060.post-4360583597020136067</id><published>2008-11-19T00:38:00.002+02:00</published><updated>2008-11-19T00:50:02.848+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='tv'/><title type='text'>Havale Değil, Panik Atak Geçirtiyor!</title><content type='html'>&lt;p&gt;&lt;object width="320" height="266" class="BLOG_video_class" id="BLOG_video-f6e155bf39460448" classid="clsid:D27CDB6E-AE6D-11cf-96B8-444553540000" codebase="http://download.macromedia.com/pub/shockwave/cabs/flash/swflash.cab#version=6,0,40,0"&gt;&lt;param name="movie" value="http://www.youtube.com/get_player"&gt;&lt;param name="bgcolor" value="#FFFFFF"&gt;&lt;param name="allowfullscreen" value="true"&gt;&lt;param name="flashvars" value="flvurl=http://v11.nonxt7.googlevideo.com/videoplayback?id%3Df6e155bf39460448%26itag%3D5%26app%3Dblogger%26ip%3D0.0.0.0%26ipbits%3D0%26expire%3D1331536134%26sparams%3Did,itag,ip,ipbits,expire%26signature%3D4AFF9F398EF83A50B7BDEB9FC9DBDAB54B434671.59E9EA0EE183EF85C18D7785C96387677B977555%26key%3Dck1&amp;amp;iurl=http://video.google.com/ThumbnailServer2?app%3Dblogger%26contentid%3Df6e155bf39460448%26offsetms%3D5000%26itag%3Dw160%26sigh%3DomVGiZn_l-xo2T_qIZsZFb9yWng&amp;amp;autoplay=0&amp;amp;ps=blogger"&gt;&lt;embed src="http://www.youtube.com/get_player" type="application/x-shockwave-flash"width="320" height="266" bgcolor="#FFFFFF"flashvars="flvurl=http://v11.nonxt7.googlevideo.com/videoplayback?id%3Df6e155bf39460448%26itag%3D5%26app%3Dblogger%26ip%3D0.0.0.0%26ipbits%3D0%26expire%3D1331536134%26sparams%3Did,itag,ip,ipbits,expire%26signature%3D4AFF9F398EF83A50B7BDEB9FC9DBDAB54B434671.59E9EA0EE183EF85C18D7785C96387677B977555%26key%3Dck1&amp;iurl=http://video.google.com/ThumbnailServer2?app%3Dblogger%26contentid%3Df6e155bf39460448%26offsetms%3D5000%26itag%3Dw160%26sigh%3DomVGiZn_l-xo2T_qIZsZFb9yWng&amp;autoplay=0&amp;ps=blogger"allowFullScreen="true" /&gt;&lt;/object&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Arkadaş Piaggio’nun üstüne kurulmuş pişkin, pişkin nakite sıkıştığını söylüyor. Anlamadım ama Piaggio’nun nakite sıkışmakla bir bağlantısı var mı ya da ortam çocuğuyum dolaysıyla para da çabuk bitiyor gibi bir üslup, hadi bir çıta daha yükseltelim çocuk İtalya’da mı hani Vespa durumu falan olur, olur. E, akabinde babaya havaleden ziyade ya panik atak geliyor, ya da saniyesinde kalpten gitmeye hazır ufukta bir ışık huzmesi beliriyor. Bu arada neden havale ihtimalini göz ardı ediyoruz onu da söyleyelim; amcamız iki dakika da ateşlenip yataklara düşmedi de ondan. Muhtemelen yazar arkadaşlarımız “havale” ile anlamlı olsun diye zavallı adamcağıza havale geçirtmişler, aslında bal gibi panik atak!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Neyse, bu kadar dramatizeden sonra Şekerbank’ın geç kalınmış ama üslubunda bankacılık sektörüne yeni kazandırılan bir sistemmiş gibi bahsettiği, zaman itibariyle eski moda sayılacak online bankacılık işlemlerini ballandırarak anlatması ve bunu Vodafone vari bir prodüksiyonla hayata geçirmesi bizde de şok üstüne şok yaşattı.&lt;br /&gt;Benim anlamadığım şey senaryodan, prodüksiyon aşamasına kadar ki tüm süreçte bir Allahın kulu çıkıp da “ya acaba biraz Vodafone gibi mi kokuyor” demedi mi acep? Diyeceksiniz ki repliklerde zaten “Havale” lafı geçiyor, ama bende diyeceğim ki, yetmez. Çünkü bu tarz çalışmayı ilk gerçekleştiren Vodafone du ve senaryoları açısından da oldukça ses getirmişti. Hatta bir ara “baba ben dansöz olacağım” esprisi köşe yazarları tarafından bile tartışıldı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;E,şimdi izleyiciler içerisinde bu kadar kabul görmüş ve herkesin algısında yer edinmiş bir prodüksiyon şeklinin üstüne başka bir marka dolaylı yoldan yerleşince maya tutmuyor. Repliklerin bağımsız konuları işlemesi, “havale” durumunu izah edebilmek için telefon açılması maalesef olayı pek kurtaramıyor.  Senaryo dışında en azından prodüksiyon noktasında farklı bir yol izlense belki bu kadar konuşacak şey bulamazdık. Tamam, biri dansöz, diğeri Afrika’ya gitmek istiyor ama bahsettikleri şeyler “sıkıştım havale yolla” tepkisinin dramatize edilişiyle aynı havayı estiriyor ve maalesef telefon ile yapılan görüşme benzerlikleri işi zora sokuyor.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Bilmiyorum yaşadığımız şu global krizde reklam sektörü olarak hala elde avuçta reklam yapmaya çalışan markalar duruyorken bu durumu iyi değerlendirmek gerektiğine inanıyorum.&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1987814146017763060-4360583597020136067?l=fikirbenim.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='enclosure' type='video/mp4' href='http://www.blogger.com/video-play.mp4?contentId=f6e155bf39460448&amp;type=video%2Fmp4' length='0'/><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://fikirbenim.blogspot.com/feeds/4360583597020136067/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1987814146017763060&amp;postID=4360583597020136067' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1987814146017763060/posts/default/4360583597020136067'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1987814146017763060/posts/default/4360583597020136067'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://fikirbenim.blogspot.com/2008/11/havale-deil-panik-atak-geirtiyor.html' title='Havale Değil, Panik Atak Geçirtiyor!'/><author><name>Adv-Man</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07570543095164880626</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='33' height='19' src='http://1.bp.blogspot.com/_t8x_iNBngYI/SRTMokpE-eI/AAAAAAAABI4/uHAz_rjvsBM/S220/as.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1987814146017763060.post-6877189294396926299</id><published>2008-11-18T13:28:00.004+02:00</published><updated>2008-11-18T13:49:05.626+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='retro'/><title type='text'>Aç, Kapa; Aç, Kapa!</title><content type='html'>&lt;p&gt;&lt;object width="320" height="266" class="BLOG_video_class" id="BLOG_video-cd86920a9178c92b" classid="clsid:D27CDB6E-AE6D-11cf-96B8-444553540000" codebase="http://download.macromedia.com/pub/shockwave/cabs/flash/swflash.cab#version=6,0,40,0"&gt;&lt;param name="movie" value="http://www.youtube.com/get_player"&gt;&lt;param name="bgcolor" value="#FFFFFF"&gt;&lt;param name="allowfullscreen" value="true"&gt;&lt;param name="flashvars" value="flvurl=http://v12.nonxt2.googlevideo.com/videoplayback?id%3Dcd86920a9178c92b%26itag%3D5%26app%3Dblogger%26ip%3D0.0.0.0%26ipbits%3D0%26expire%3D1331536134%26sparams%3Did,itag,ip,ipbits,expire%26signature%3D36C1A828A5F696523CE7C1E1938B15B905501FC5.5D90EE9D76B6C55CC323C0C188F0B7248387DB7B%26key%3Dck1&amp;amp;iurl=http://video.google.com/ThumbnailServer2?app%3Dblogger%26contentid%3Dcd86920a9178c92b%26offsetms%3D5000%26itag%3Dw160%26sigh%3DaZXn6hcxjztG_WHmXbzqZTVRzFM&amp;amp;autoplay=0&amp;amp;ps=blogger"&gt;&lt;embed src="http://www.youtube.com/get_player" type="application/x-shockwave-flash"width="320" height="266" bgcolor="#FFFFFF"flashvars="flvurl=http://v12.nonxt2.googlevideo.com/videoplayback?id%3Dcd86920a9178c92b%26itag%3D5%26app%3Dblogger%26ip%3D0.0.0.0%26ipbits%3D0%26expire%3D1331536134%26sparams%3Did,itag,ip,ipbits,expire%26signature%3D36C1A828A5F696523CE7C1E1938B15B905501FC5.5D90EE9D76B6C55CC323C0C188F0B7248387DB7B%26key%3Dck1&amp;iurl=http://video.google.com/ThumbnailServer2?app%3Dblogger%26contentid%3Dcd86920a9178c92b%26offsetms%3D5000%26itag%3Dw160%26sigh%3DaZXn6hcxjztG_WHmXbzqZTVRzFM&amp;autoplay=0&amp;ps=blogger"allowFullScreen="true" /&gt;&lt;/object&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Yalan Rüzgârı’nın entrika dolu çıkar ilişkileri, Cesur ve Güzel’in kimin eli kimin cebinde aşkları, Hayat Ağacı’nın ise Polis Şefi Karl Mestırs ile yaşadığı çılgınca maceralarının arasında hala aklıma gelen efsanevi, hatta kült olmuş birbirinden ilginç çalışmaların içinde bir tanesi var ki, sloganıyla markayı büyük bir popülerliğe sürükleyen Türk Reklam dünyasının en etkili çalışmalarından birisi olduğunu söyleyebiliriz.&lt;br /&gt;Siz daha video’nun yüklendiği anda reklamın hangi markaya ait olduğunu başlıktan hemen anladınız bile.&lt;br /&gt;İşte bu yüzdendir ki gerçekleştirilen kampanya, tüketicilerin kafasında yer edinmiş hatta abartılmayacak şekilde kazınmış sloganıyla hala bağlı olduğu sektörde ilk akla gelen marka olabilme özelliğini koruyabilmekte.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aç,Kapa; Aç, Kapa Artema sloganıyla pazarlama hedeflerini reklam stratejisine bu kadar başarıyla indirgeyebilen, hedef kitlenin dışında bizim çocukluk yıllarımızda bile arkadaşlar arasında tekerleme olma potansiyeliyle sürekli anılan marka olmasıyla reklamın tüm gereklerini yerine getirebilen çalışma, kullandığı endorser’daki (referans yüz) kaliteli seçimiyle algılarda unutulmaz bir yer edindi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şener Şen’in enfes mimikleri, reklamın başlangıcındaki “herkes takıyor dediler, bare bende takıyım dedim” repliğiyle, izleyiciyi ekrana kitliyebiliyor. Acaba “takmak” derken gözlerinin döndüğü yerlerden mi bahsediyor derken karşımıza son derece rüküş, seksi ve o zamana göre inanılmaz farklı tasarıma sahip kırmızı bir armatür çıkması şaşkınlığa yeni bir boyut kazandırıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yalnız armatür deyip geçmeyelim. O zamanlar bu tarz ürünler yüksek gelir düzeyi olan tüketicileri hedefliyordu. Tabi bunda dönemin şartları, üretim maliyetleri gibi etkenler büyük rol oynarken, her ne kadar evimizde olmasa da markayla inanılmaz bir duygusal bağ kurulmasına neden oluyordu. Aynı zamanda Artema’nın Türkiye’nin ilk kişisel tasarım zevkini ortaya çıkaran ve bunu banyo ile mutfakta başlatabilen cesur bir marka olduğunu da söyleyebiliriz. Düşünsenize, duvardan entegre ya da vananın biraz daha düzgünü dökme demirden yapılan musluklardan sonra bu tarz bir tasarıma sahip armatürlere geçmek, yani mevcut mimari algıyı ortadan kaldırabilmek gerçekten başarıdır. Ayrıca Artema ile banyo tasarımları değişmeye başlamış, Hilton tabir edilen lavabo tarzına geçiş yapılmıştır. İşte, markanın mevcut algıları, alışkanlıkları değiştirmesi böyle bir şey olsa gerek.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Reklam içerisinde Şener Şen’in bir musluk fetişisti gibi canlandırılması komik olmuş. Düşünsenize, kullanım kolaylığının yarattığı alışkanlık bir tik halini almaya başlıyor. Bu yüzden markanın tasarım dışındaki diğer vaadi de eğlenceli bir şekilde aktarılabiliyor.&lt;br /&gt;Açıkçası yaratıcı bir slogan üzerinden ilerleyen başarılı bir reklam olduğunu, Yalan Rüzgârı’nın en can alıcı noktasında çıkarak “aaaa” ve ardından gelen küfürlere maruz bırakmayacak, hatta Şener Şen’i gördüğümüze sevindirebilecek bir reklam olduğuna söyleyebiliriz.&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1987814146017763060-6877189294396926299?l=fikirbenim.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='enclosure' type='video/mp4' href='http://www.blogger.com/video-play.mp4?contentId=cd86920a9178c92b&amp;type=video%2Fmp4' length='0'/><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://fikirbenim.blogspot.com/feeds/6877189294396926299/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1987814146017763060&amp;postID=6877189294396926299' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1987814146017763060/posts/default/6877189294396926299'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1987814146017763060/posts/default/6877189294396926299'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://fikirbenim.blogspot.com/2008/11/kapa-kapa.html' title='Aç, Kapa; Aç, Kapa!'/><author><name>Adv-Man</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07570543095164880626</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='33' height='19' src='http://1.bp.blogspot.com/_t8x_iNBngYI/SRTMokpE-eI/AAAAAAAABI4/uHAz_rjvsBM/S220/as.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1987814146017763060.post-1972291922156113893</id><published>2008-11-16T00:20:00.005+02:00</published><updated>2008-11-16T00:31:34.324+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='ilan'/><title type='text'>Klişe Slogan, Çarpıcı Tasarım.</title><content type='html'>&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_t8x_iNBngYI/SR9MIWP9nbI/AAAAAAAABNA/3xpnGZGnUuk/s1600-h/martiniblueparty3.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5269013795341966770" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 287px; CURSOR: hand; HEIGHT: 400px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_t8x_iNBngYI/SR9MIWP9nbI/AAAAAAAABNA/3xpnGZGnUuk/s400/martiniblueparty3.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_t8x_iNBngYI/SR9L_s4WSrI/AAAAAAAABM4/veQTZjvbgg8/s1600-h/martinibluehour1.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5269013646798113458" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 287px; CURSOR: hand; HEIGHT: 400px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_t8x_iNBngYI/SR9L_s4WSrI/AAAAAAAABM4/veQTZjvbgg8/s400/martinibluehour1.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_t8x_iNBngYI/SR9Lw9v1kQI/AAAAAAAABMw/VQU3LVsTzcw/s1600-h/martiniblueevent2.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5269013393627779330" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 287px; CURSOR: hand; HEIGHT: 400px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_t8x_iNBngYI/SR9Lw9v1kQI/AAAAAAAABMw/VQU3LVsTzcw/s400/martiniblueevent2.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_t8x_iNBngYI/SR9Lc4XR7fI/AAAAAAAABMo/M_EcJsm9yqY/s1600-h/martiniblue4.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5269013048585219570" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 287px; CURSOR: hand; HEIGHT: 400px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_t8x_iNBngYI/SR9Lc4XR7fI/AAAAAAAABMo/M_EcJsm9yqY/s400/martiniblue4.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;Şu markaların kendilerini konumlandırırken benzersiz ifadelerini takınmaları, yani insan hayatının kalıplaşmış bir takım sosyal alışkanlıklarına seçenek bırakmayan bir üslupta sahiplenmeleri, bana biraz gülünç, biraz da özgür alanlarımın sınırlarına tecavüz olarak gelir.&lt;br /&gt;O marka olmayınca, sanki aktivite gerçekleşmez, eksik kalır, sekteye uğrar. Biz ki bu ülkeye ithalatın yasak olduğu zamanlar Tekel Birayla, Aslan Sütü Rakıyla, eğlencenin dibine vurmuş neslin çocuklarıyız.&lt;br /&gt;Kaldı ki slogan, alkollü içeceklerin dışında, cipsti, çerezdi, enerji içeceğiydi minimum kişisel ve kitlesel eğlence sektörünün tüm markalarına hizmet etmiştir.&lt;br /&gt;Yani çok klişedir.&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;/span&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;Şimdi, ilanın tasarımı ve markanın sahip olduğu lüks algısına baktığımızda kullandığı sloganın biraz basit kaçtığını düşünüyorum. En azından “No x, No Party” gibi uyduruk ikinci kalite bir enerji içeceğinin kullanacağı bir ifadeyi sahiplenmesi bana mantıklı gelmedi.&lt;br /&gt;Her ne kadar slogan aşamasında kaybedilen bir repütasyon olsa da çalışmanın tasarımı ve ayrıca kullanılan fotoğrafın dili marka konumlandırmasındaki hak ettiği o lüks, bohem algısını tekrardan toparlayabiliyor. Aslında şu aşamada ilan tamamen bir tasarım işi olarak duruyor. Görsel zenginliği, FİKİR Yoksunluğunu çok iyi kapatarak ilana çok hoş bir hava katıyor. Bazen sağlam bir tasarımın dikkat çekme noktasında; slogan, başlık veyahut anlatmak istediği fikrin ötesinde bir şeyler verebildiğine inanıyorum. Fikir bazında Efes Pilsen’in “Bira bu kapağın altında” nın, lezzet den ziyade daha çok teatral bir gece Martini ile başlar formatıyla canlandırılması, tasarımın gerçekten güçlü bir yapıya sahip olmasıyla etkili bir hale gelmiştir.&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;Aynı mesaja sahip diğer rakiplerin çalışmalarında, ortam çocuğu ve onu kesen hatun ya da zengin bir ahalinin eğlencesindeki mutlu ve birbirine yavşayan karşı cinsleri görmenin dışında daha farklı birebir ürün üzerinden ilerleyen bir uygulama görmek bence bu ilanı yeterince cezbedici kılıyor.&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1987814146017763060-1972291922156113893?l=fikirbenim.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://fikirbenim.blogspot.com/feeds/1972291922156113893/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1987814146017763060&amp;postID=1972291922156113893' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1987814146017763060/posts/default/1972291922156113893'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1987814146017763060/posts/default/1972291922156113893'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://fikirbenim.blogspot.com/2008/11/klie-slogan-arpc-tasarm.html' title='Klişe Slogan, Çarpıcı Tasarım.'/><author><name>Adv-Man</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07570543095164880626</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='33' height='19' src='http://1.bp.blogspot.com/_t8x_iNBngYI/SRTMokpE-eI/AAAAAAAABI4/uHAz_rjvsBM/S220/as.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_t8x_iNBngYI/SR9MIWP9nbI/AAAAAAAABNA/3xpnGZGnUuk/s72-c/martiniblueparty3.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1987814146017763060.post-5974474165956484078</id><published>2008-11-14T19:59:00.002+02:00</published><updated>2008-11-14T20:00:55.421+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='gerilla'/><title type='text'>NIVEA’lı Duş İçin Son 100 Metre</title><content type='html'>&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_t8x_iNBngYI/SR28sWOym5I/AAAAAAAABMg/rCSj3hI_ljc/s1600-h/NIVEAGuerrilla.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5268574609161231250" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 400px; CURSOR: hand; HEIGHT: 279px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_t8x_iNBngYI/SR28sWOym5I/AAAAAAAABMg/rCSj3hI_ljc/s400/NIVEAGuerrilla.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Bir toplantı sonrası arkadaşlarla çıktığımız Taksim’de “kakara, kikiri” yaparken beyaz bir kulübenin önünde küçümsenmeyecek uzunlukta bir sıra gördük. Maaş kuyruğu deseniz banka yok, beleş şeyler mi dağıtıyorlar deseniz, izdiham yok. Bu medeni duruşun sebebi nedir diye merak edip sıradan birisine ilişince, mevzunun Avrasya Koşusuna katılım olduğunu öğrendik.&lt;br /&gt;Arkadaşlarla pis,pis bakışarak köprüden yürüyerek geçmenin farklı bir fantezi olacağını bir Pazar gününe renk katabileceğini düşündük. Tabi biz de medeniyete uyup sıramızın sonuna geçtik. Hâlbuki hem böyle bir şeye gerek yokmuş, hem de bir göğüs numarası için bu kadar beklemeye değmezmiş.&lt;br /&gt;Neyse, göğüs numarasını yapıştırıp, İstanbul ahalisiyle yürüyerek Anadolu yakasından, Avrupa’ya geçmek farklı oldu. E, tabi bu tür organizasyonların tarzı ülkeden ülkeye fark ediyor. Kimisi olayı ciddiye alıp haldır, haldır temaya uyarak koşturuyor, kimisi ise sigara tüttüre, tüttüre; simitçi, kağıt helvacı, gazozcu esnafıyla “Maraton” teriminin sözlük anlamına aykırı bir şekilde manzaranın ve gırgırın tadını çıkarıyor.&lt;br /&gt;Biz harbiden farklı bir milletiz :)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İşte, böyle katılım yoğunluğu ve hedef kitle zenginliği olan bir organizasyona fırsat bu fırsat diyerek atlayan NIVEA, ürünü ve cereyan eden durumu mükemmel bir şekilde harmanlayarak oldukça başarılı bir gerilla çalışmasına imza atmış.&lt;br /&gt;Organizasyon temasının gerçekleştirilen çalışma ile bütünleştirilmesi, reklama inanılmaz bir dikkat çekicilik kazandırmış. Algıda yarattığı esprisiyle hem insanı gülümsetebiliyor, hem de “Maraton” tanımına şahane bir uyum sağlıyor. Toplamda koşan bayanların sayısından ziyade, maratonu izlemeye gelen insanlarında hedeflendiği çalışmada, mesajın iletilmediği, yeni ürünün tanıtılmadığı nokta kalmamış.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1987814146017763060-5974474165956484078?l=fikirbenim.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://fikirbenim.blogspot.com/feeds/5974474165956484078/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1987814146017763060&amp;postID=5974474165956484078' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1987814146017763060/posts/default/5974474165956484078'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1987814146017763060/posts/default/5974474165956484078'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://fikirbenim.blogspot.com/2008/11/niveal-du-iin-son-100-metre.html' title='NIVEA’lı Duş İçin Son 100 Metre'/><author><name>Adv-Man</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07570543095164880626</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='33' height='19' src='http://1.bp.blogspot.com/_t8x_iNBngYI/SRTMokpE-eI/AAAAAAAABI4/uHAz_rjvsBM/S220/as.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_t8x_iNBngYI/SR28sWOym5I/AAAAAAAABMg/rCSj3hI_ljc/s72-c/NIVEAGuerrilla.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1987814146017763060.post-3006507721886130741</id><published>2008-11-13T18:38:00.004+02:00</published><updated>2008-11-13T23:07:36.966+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='açıkhava'/><title type='text'>Bağımsız!</title><content type='html'>&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_t8x_iNBngYI/SRxZHIh6IMI/AAAAAAAABMY/Fk2QAnxH54s/s1600-h/UseTheDoor.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5268183643200299202" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 400px; CURSOR: hand; HEIGHT: 283px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_t8x_iNBngYI/SRxZHIh6IMI/AAAAAAAABMY/Fk2QAnxH54s/s400/UseTheDoor.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_t8x_iNBngYI/SRxY4jyiohI/AAAAAAAABMQ/tFjYoXVsd_s/s1600-h/pazarlamacanavari_applestore1.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5268183392819782162" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 400px; CURSOR: hand; HEIGHT: 235px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_t8x_iNBngYI/SRxY4jyiohI/AAAAAAAABMQ/tFjYoXVsd_s/s400/pazarlamacanavari_applestore1.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;Kimi zaman, markaların sektörlerinden ve buna bağlı çalışma yöntemlerinden bağımsız hareket etmelerini cesaret verici bulurum. Çünkü markanın işini sahiplendiğini, geliştirmeye yönelik adımlar atabildiğini, mevcut müşterisini memnun edebildiğini, yenilerine ise değer verebilecekleri ürün veya hizmeti sunabileceklerini; şirket içinde ise yaratıcı çözümlemelere açık, iyi fikirlerin x bir kuruma bağlı kalmadan çok ucuza halledebilme yetisinin kazanılmasına büyük bir gösterge olduğunu düşünürüm.&lt;br /&gt;Yanlış anlaşılmasın “Snob” bir duruşu kastetmiyorum. Sadece kendi yaratıcılığını keşfetmeye ve bunu uygulanabilirlik noktasında hayata geçirip sonuç almaya en yakın işletme tarzından bahsediyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İşte, yayınladığımız bu çalışma anlatmak istediğim sisteme örnek olabilecek etkili işlerden biri.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Farz edelim ki&lt;br /&gt;Bağdat Caddesinde ki Nine West mağazası yeni sezon ayakkabılarının tanıtımını yapmak için vitrinlerinden bir tanesini örnekteki gibi tasarlıyor ve üzerine “Ayakkabılarımızın etkileyici olduğunu bizde biliyoruz. Fakat bir dahaki sefere lütfen kapıyı kullanın” yazıyor.&lt;br /&gt;Düşünsenize sonrasındaki hengameyi :)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Açıkçası çalışma, hedef kitlesiyle birebir ilişki kurabilen, imajını kullanarak merak algısı yaratabilen, hedef kitleyi mağazaya çekebilen, sezonluk ürünlerini tanıtabilen, akıllarda olmasa bile satışa teşvik edebilen yaratıcılığıyla, markaya gerekli dikkati çekebiliyor. Uyarlanabilme kolaylığıyla, indirim ve fırsat günlerinde hedef kitleyi harekete geçirebilecek görsel çekiciliği yanına kâr kalıyor :)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Markaların bünyelerindeki pazarlama departmanlarının (vitrin Tasarımı) hedef kitlenin dikkatini çekip mağazaya yönlendirme gibi satış oranlarını pozitif yönde etkileyecek çalışmalarının, perakendecilik sektöründe büyük bir önem arz ettiğine inanıyorum. Nasıl bir ürünün paket tasarımında kullanılan renkleri, şekilleri, farklı tipografik çalışmaları satın alımı teşvik edebiliyorsa, mağazacılık yapan her marka içinde vitrin tasarımı aynı önemi taşımaktadır.&lt;br /&gt;Geçmiş yıllarda Apple’ın Bağdat Caddesindeki mağazasında sergilenen i-Pod Hi-Fi modeline gerçekleştirdiği vitrin çalışması, ürünün imajı açısından çok etkili olup, hedef kitle üzerinde “edinme, sahip olma” dürtülerini tetikleyerek mağazaya yönlendirme görevini başarıyla gerçekleştirmiştir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Pazarlama stratejisi açısından baktığımızda tıpkı yukarıdaki gibi yeni bir ürünün tanıtımına dikkat çekici bir boyut kazandırılması, yaratılan merak ile insanların mağazaya yönlendirilmesi ve ürünle birebir deneyim yaşanması mutlu son, yani satış aşamasına geçişi kolaylaştırmıştır. Hele bir de markanın, ürün veya hizmeti için herhangi bir lansman çalışmasında bulunması, tek seslilik ve markanın kurumsal iletişimindeki bütünlüğü açısından mükemmel bir pazarlama stratejisine olanak sağlamaktadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bence, markasını tanıyan bilen ve seven bir pazarlama departmanı, hedef kitleye ulaşılması noktasında, ek danışmalık bütçelerine gerek duymadan yapacağı yaratıcı çalışmalarla gerekli satış etkisini kendi elleriyle inşa edebilir.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1987814146017763060-3006507721886130741?l=fikirbenim.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://fikirbenim.blogspot.com/feeds/3006507721886130741/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1987814146017763060&amp;postID=3006507721886130741' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1987814146017763060/posts/default/3006507721886130741'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1987814146017763060/posts/default/3006507721886130741'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://fikirbenim.blogspot.com/2008/11/bamsz.html' title='Bağımsız!'/><author><name>Adv-Man</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07570543095164880626</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='33' height='19' src='http://1.bp.blogspot.com/_t8x_iNBngYI/SRTMokpE-eI/AAAAAAAABI4/uHAz_rjvsBM/S220/as.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_t8x_iNBngYI/SRxZHIh6IMI/AAAAAAAABMY/Fk2QAnxH54s/s72-c/UseTheDoor.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1987814146017763060.post-4763619822973942421</id><published>2008-11-11T17:58:00.005+02:00</published><updated>2008-11-11T18:08:32.693+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='tv'/><title type='text'>Yaftalamadan Yazın!</title><content type='html'>&lt;p&gt;&lt;object width="320" height="266" class="BLOG_video_class" id="BLOG_video-42524734a476caf3" classid="clsid:D27CDB6E-AE6D-11cf-96B8-444553540000" codebase="http://download.macromedia.com/pub/shockwave/cabs/flash/swflash.cab#version=6,0,40,0"&gt;&lt;param name="movie" value="http://www.youtube.com/get_player"&gt;&lt;param name="bgcolor" value="#FFFFFF"&gt;&lt;param name="allowfullscreen" value="true"&gt;&lt;param name="flashvars" value="flvurl=http://v7.nonxt5.googlevideo.com/videoplayback?id%3D42524734a476caf3%26itag%3D5%26app%3Dblogger%26ip%3D0.0.0.0%26ipbits%3D0%26expire%3D1331536134%26sparams%3Did,itag,ip,ipbits,expire%26signature%3D5860F400F3F5B092441D776EEAA17E66594C725.627BC1AC9B9D1F00B5E5C5FC1C268733D38DEF67%26key%3Dck1&amp;amp;iurl=http://video.google.com/ThumbnailServer2?app%3Dblogger%26contentid%3D42524734a476caf3%26offsetms%3D5000%26itag%3Dw160%26sigh%3Dq43rC7TFjE_RfVPSNRY2RVhPW2w&amp;amp;autoplay=0&amp;amp;ps=blogger"&gt;&lt;embed src="http://www.youtube.com/get_player" type="application/x-shockwave-flash"width="320" height="266" bgcolor="#FFFFFF"flashvars="flvurl=http://v7.nonxt5.googlevideo.com/videoplayback?id%3D42524734a476caf3%26itag%3D5%26app%3Dblogger%26ip%3D0.0.0.0%26ipbits%3D0%26expire%3D1331536134%26sparams%3Did,itag,ip,ipbits,expire%26signature%3D5860F400F3F5B092441D776EEAA17E66594C725.627BC1AC9B9D1F00B5E5C5FC1C268733D38DEF67%26key%3Dck1&amp;iurl=http://video.google.com/ThumbnailServer2?app%3Dblogger%26contentid%3D42524734a476caf3%26offsetms%3D5000%26itag%3Dw160%26sigh%3Dq43rC7TFjE_RfVPSNRY2RVhPW2w&amp;autoplay=0&amp;ps=blogger"allowFullScreen="true" /&gt;&lt;/object&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Kafada günden artakalan bin bir düşünce. Biraz yorgun, biraz dağınık; kendini toplamaya kasan ama zaten uyku moduna gireceğinden benliğini salmış sinirler. Zaten haberleri izlemiş, geceye 1-0 yenik başlamışım. Enflasyon canavarını bile tırsıttıran yeni bir kriz mahlûkatının ayak seslerine, bir toplumun umut kapısını aralamaya çalışmasına, teröristlerin demokrasiyi sahiplenmesine, sübyancı bir amip’in böbürlene, böbürlene fantezilerini anlatmasına şahit olmuş, gece göreceğim kabuslara sinopsis hazırlamıştım.&lt;br /&gt;Bare rüyalarımız barış, huzur ve sevgi selinde geçsin çok mu yani!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Neyse, işte böyle bir ruhi haliyet içerisindeyken ilginç bir reklamla karşılaştım. Birisi, önyargının doruklarında her gördüğünü kategorilendiriyor, herkesi bir sınıfa, gruba, düşünceye, ideolojiye, tarafa, alâkaları olmasa bile fişliyordu. Vay be dedim, aslında tam bizim memlekete özgü olmuş. Düşünün ki toplumsal hayatın tüm bireyler dahilinde en yoğun yaşandığı yer olan mahalle hayatında bile sosyoekonomik segmenti ne olursa olsun bu soruna şahit olabiliyorsak durumu kabullenememe gibi bir lükse de asla sahip olamayız.&lt;br /&gt;İşte bu yüzden reklamın milletçe sahip olduğumuz yaraya tuz basması (açıkça göstermesi) packshot’a kadar çok hoşuma gitmişti…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sonra ne oldu?&lt;br /&gt;Şaşkınlık, yakıştıramama, samimiyetsizliği keşfetme, hayal kırıklığı gibi olumsuz psikolojiler altında acaba sorusuna yanıt aradım.&lt;br /&gt;Acaba bende mi?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Amerikancı, Emperyalist, İşbirlikçi gibi basın ve siyaset camiasında popüler hale gelmiş tanımlamaları objektif bakış açısıyla değerlendirmeden yaftalama diyebilen gazete, her gün bir bombanın, yeni bir katliamın yaşandığı Irak’taki kitlesel sorunlara parmak basamıyor, en basitinden kullanmaya bayıldıkları Filistin sorununa, onca çoluk çocuğun ölümüne tanık olarak sırf hükümete sorun teşkil etmemek onlardan azar işitmemek (ABD ve İsrail’de hükümete yüklenecek) adına cesur bir tavır sergileyemiyorlarsa kimse kusura bakmasın. Düne kadar Demokrasinin “de” sinden bir haber olan insanların çok demokratmış gibi davranıp kendi demokrasilerini kaleme almalarını, bulaşık eldiveninden toplu iğneye kadar en gereksiz ürünlerin inen enflasyon oranlarını bir insanın temel ihtiyaçlarıymışçasına sergilemelerini kimse kusura bakmasın kabul edemem. Avrupa’da büyük ses getirmiş, hatta ilerleme raporunda “devlet içindeki rüşvet ve yolsuzluklar” başlığında ayrıca örnek gösterilmiş, ülke itibarını sarsmış, belki de ucunun kendisine bile dokunabileceği büyük bir davayı pişkince görmemezliğe gelmiş, kendi mahallesinden olan belki de umdukları dünyalarında ağır bir şekilde idam edecekleri amip’i komplo teorileri ile ödüllendirebilecek en azından lafını etmeyip sumen altı yapabilecek cesarete sahip bir gazeteyi kimse kusura bakmasın kabul edemem, okuyamam, yapamam.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şu durumda basın özgürlüğü açısından hiçbir dişe dokunur objektifliğe sahip olmayan gazete, demokrasinin temel yapı taşlarından biri olan denetleyici kimliğini de taşıyamamaktadır. Reklamın asıl olarak hedeflediği kitle olan; belli gazeteleri takip eden, favori köşe yazarları olan, duruş olarak iktidar yancılığını benimsemeyen insanlara ulaşmaya çalışması, onları bir nevi “Siz Zaman okumuyorsunuz, çünkü insanları tiplerine, kılık kıyafetlerine, duruşlarına göre sürekli olarak yaftalıyor, önyargıyla bakıyorsunuz. Fakat hiç bir şey göründüğü gibi değildir, yaftalamayı bırakında bir de Zaman okuyun” mübağlâsıyla karşı karşıya bırakarak aslında sorunun kendi duruşlarından kaynakladığını göremiyorlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu reklamlar samimiyetsiz davranıyorlar.&lt;br /&gt;Kampanyanın üstlendiği mesaj, kendisiyle hiçbir alakası olmayan bir markaya atfediliyor. Fikir aşamasında ortaya çıkartılan tüm önermelerin sanki yaftalama yapmayan fakat yaftalamadan en mağdur markaymış gibi bir imaj yaratması gerçekten reklamın hizmet bakımından tüm anlamını yitirmesine neden oluyor. Pazarlama da şöyle bir gerçek vardır ki, asla markana ait olmayan, markanla özdeşleşmemiş, tavır, duruş, ve özelliği benimseme. Çünkü tüketiciler öyle cin gibidir ki ya bunu anında fark ederler ya da zaten bu durumun sana birkaç beden büyük geleceğini bildiğinden, zamanla marka vaadinin bir yalandan ibaret olduğunu anlayıp yerin dibine sokarlar. O yüzden sabit bir markaya yeni değerler, anlamlar yüklemek o kadar kolay değildir, kimyalar tutmaz, değişimi gerektirir. E, reklama baktığımızda ürün ile marka vaadinin arasındaki korkunç uçurumu fark edebiliyorsak, o zaman pazarlama açısından da hiçbir sonuca ulaşılamadığını rahatlıkla görebiliriz.&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1987814146017763060-4763619822973942421?l=fikirbenim.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='enclosure' type='video/mp4' href='http://www.blogger.com/video-play.mp4?contentId=42524734a476caf3&amp;type=video%2Fmp4' length='0'/><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://fikirbenim.blogspot.com/feeds/4763619822973942421/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1987814146017763060&amp;postID=4763619822973942421' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1987814146017763060/posts/default/4763619822973942421'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1987814146017763060/posts/default/4763619822973942421'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://fikirbenim.blogspot.com/2008/11/yaftalamadan-yazn_953.html' title='Yaftalamadan Yazın!'/><author><name>Adv-Man</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07570543095164880626</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='33' height='19' src='http://1.bp.blogspot.com/_t8x_iNBngYI/SRTMokpE-eI/AAAAAAAABI4/uHAz_rjvsBM/S220/as.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1987814146017763060.post-5351255003308874216</id><published>2008-11-11T17:44:00.005+02:00</published><updated>2008-11-11T17:58:28.929+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='ilan'/><title type='text'>Yaftalamadan Yazın! (Basın Ayağı)</title><content type='html'>&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_t8x_iNBngYI/SRmpV9dLquI/AAAAAAAABMA/t406O4R8zYQ/s1600-h/236581.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5267427433925815010" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 320px; CURSOR: hand; HEIGHT: 244px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_t8x_iNBngYI/SRmpV9dLquI/AAAAAAAABMA/t406O4R8zYQ/s320/236581.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_t8x_iNBngYI/SRmpFd_yBYI/AAAAAAAABL4/QKL7ceEMaVk/s1600-h/236582.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5267427150603093378" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 216px; CURSOR: hand; HEIGHT: 320px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_t8x_iNBngYI/SRmpFd_yBYI/AAAAAAAABL4/QKL7ceEMaVk/s320/236582.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_t8x_iNBngYI/SRmozXIY6hI/AAAAAAAABLw/6xirP7epUjA/s1600-h/236583.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5267426839522503186" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 214px; CURSOR: hand; HEIGHT: 320px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_t8x_iNBngYI/SRmozXIY6hI/AAAAAAAABLw/6xirP7epUjA/s320/236583.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1987814146017763060-5351255003308874216?l=fikirbenim.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://fikirbenim.blogspot.com/feeds/5351255003308874216/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1987814146017763060&amp;postID=5351255003308874216' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1987814146017763060/posts/default/5351255003308874216'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1987814146017763060/posts/default/5351255003308874216'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://fikirbenim.blogspot.com/2008/11/yaftalamadan-yazn-basn-aya_11.html' title='Yaftalamadan Yazın! (Basın Ayağı)'/><author><name>Adv-Man</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07570543095164880626</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='33' height='19' src='http://1.bp.blogspot.com/_t8x_iNBngYI/SRTMokpE-eI/AAAAAAAABI4/uHAz_rjvsBM/S220/as.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_t8x_iNBngYI/SRmpV9dLquI/AAAAAAAABMA/t406O4R8zYQ/s72-c/236581.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1987814146017763060.post-7372777616320166994</id><published>2008-11-08T00:13:00.004+02:00</published><updated>2008-11-08T01:23:27.362+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='ilan'/><title type='text'>Şeker istiyorum ama içinde şeker olmasın, Çikolata istiyorum ama DİŞ DOSTU olsun, Ya da hiçbirini gözüm GÖRMESİN!</title><content type='html'>&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_t8x_iNBngYI/SRTLiXbt1rI/AAAAAAAABIs/adA4y_Bx0eQ/s1600-h/di%C5%9F4.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5266057655569209010" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 283px; CURSOR: hand; HEIGHT: 400px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_t8x_iNBngYI/SRTLiXbt1rI/AAAAAAAABIs/adA4y_Bx0eQ/s400/di%C5%9F4.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_t8x_iNBngYI/SRTLSlHSOpI/AAAAAAAABIk/pxWN1Kj7HrE/s1600-h/di%C5%9F3.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5266057384363702930" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 283px; CURSOR: hand; HEIGHT: 400px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_t8x_iNBngYI/SRTLSlHSOpI/AAAAAAAABIk/pxWN1Kj7HrE/s400/di%C5%9F3.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_t8x_iNBngYI/SRTLOIXpMoI/AAAAAAAABIc/x7ylDGUESxA/s1600-h/di%C5%9F2.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5266057307928212098" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 284px; CURSOR: hand; HEIGHT: 400px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_t8x_iNBngYI/SRTLOIXpMoI/AAAAAAAABIc/x7ylDGUESxA/s400/di%C5%9F2.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_t8x_iNBngYI/SRTLI1nfjZI/AAAAAAAABIU/NBaK4Q_rBfE/s1600-h/di%C5%9F1.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5266057216995069330" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 283px; CURSOR: hand; HEIGHT: 400px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_t8x_iNBngYI/SRTLI1nfjZI/AAAAAAAABIU/NBaK4Q_rBfE/s400/di%C5%9F1.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;Fikirlerimi sizinle paylaştığım zamandan beri ilk defa böyle uzun bir başlık atmak zorunda kaldım. Açıkçası başlık konusunda özellikle hassas davranıyorum. Etkileyici, dikkat çekici, farklı, meraklandırıcı bir başlığın tüm yazıyı okutacağına inanıyorum. İstersem dört sayfa dolu, dolu yazıyım. Sonuç itibariyle parçalı aldığınız başlığı yazıyı okudukça aklınızda birleştirir, en sonunda bir yere konumlandırır ve sonuç kısmıyla lezzetli bir tatmine ulaşırsınız. Fakat bu yazıda ki başlığın aslında diğerlerinden farklı olarak çalışma hakkında düşündüğüm tüm fikirleri bir araya topluyor olması, aslında rahatsızlık verici bir şey.&lt;br /&gt;Neden derseniz; yukarıda bahsettiğim standartlara uymuyor ve yazının gidiş hattı hakkında bırakın ipucu vermeyi utanmadan birde sere serpe özetliyor. Sanırım reklamverenin kararsızlığı bana da bulaşmış.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Reklamveren dedim.&lt;br /&gt;Evet, çünkü reklamcı hiçbir zaman kararsızlık yaşamaz. Kendi stratejisini belirler, olumlu ya da olumsuz kesin bir ifade takınarak karşısındaki hedef kitleyi de bu yolda ikna etmeye çalışır. Şimdi durum böyleyken başlıktaki gibi birden çok mesajı sabit bir kararsızlıkta yaşayacak tek mevki vardır, o da reklamverendir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Düşünsenize arkadaşlarımız çok hoş bir ilan çalışması yapıyorlar fakat gel gelelim yaratıcı fikirle mesajları çelişiyor. Yani stratejide ya da yaratılmak istenen algıda ciddi bir mantık sorunu var. Biraz daha irdeleyelim. Derneğimiz dişinizin sağlığı için size referans olabilecek ürünleri tavsiye ediyor. Yani bu ürün Diş Dostudur, rahatlıkla yer, yalar, ısırırsın diyor. Fakat gel gelelim bunu gösterdiği abur cuburlar Diş Dostu olabilmeyi bırakın tüketimden hemen sonra dişinizi fırçalasanız bile yakınından geçmeyecek güçte olumsuz etkiye sahipler. Geçtim kakaosunu, macununu. Ana maddesi Glikoz olan şey zaten baştan tavrını ortaya koyar. Yani balık baştan kokar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;E, kardeşim bunun diş dostu olanı mı olur ??????&lt;br /&gt;Çikolata ya bu!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kakaosunu koymasan (imkânsız) çikolata olmaz, glikozu basmasan acı boktan bir şey olur. EEee. Anca teselliyi sakız da buluruz ki o da ne kadar doğrudur emin değilim.&lt;br /&gt;Ha, derneğimiz diyorsa ki çikolata, şeker, abur cubur yemek bundan sonra yasak o zaman EYVALLAH. Böyle bir çözüm, çözüm olmayacağına göre o zaman “Diş Dostu” logolu bir çikolata veya şekerde en azından şu bulunduğumuz yüzyılda olmayacak. Her ne kadar gıda mühendisleri böyle bir şey için kasmayacak olsa da :)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Durum böyleyken arkadaşlarımızın (kreatif grup figüranlık yapmıştır) gerçekleştirmiş olduğu esasen güzel çalışma, mantık dahilinde ister istemez çürüyüp gidiyor. Yani önermeler birbirini tamamlamıyor.&lt;br /&gt;Ben bunun tek suçlusu olarak reklamvereni görüyorum. Zira çalışma, şekerin veya çikolatanın bir diş fırçası olarak canlandırılarak “Dost” tezatını yaratması bakımından hoş olmuş. Aslında durun ya, bu son dediğim yüzünden sanki bu reklam daha bir güzel geldi bana. Yani önermelerin yanlış olması, aslında bu işin yaratıcılığının kaynağı olmuş.&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;İlginç ya, bende mi kararsızlaştım ne?&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;Neyse,&lt;br /&gt;Olayı standart bir mantık çerçevesine sokmak istersek, çalışmanın diş temizliği için kullanılan araç, gereçler grubuna sokularak işleyebileceğini düşünüyorum. Evet, aslında bu dediğim önemli bir şeydir: Amerika’da satılan bu tarz malzemeler, Amerikan Dişçiler Birliği tarafından onaylı değilse kesinlikle pazara giremezler. Diş Dostu Derneği’de bu tarz elle tutulur hedeflere yönelirse mevcut kararsızlıklardan kurtulabilirler.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1987814146017763060-7372777616320166994?l=fikirbenim.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://fikirbenim.blogspot.com/feeds/7372777616320166994/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1987814146017763060&amp;postID=7372777616320166994' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1987814146017763060/posts/default/7372777616320166994'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1987814146017763060/posts/default/7372777616320166994'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://fikirbenim.blogspot.com/2008/11/eker-istiyorum-ama-iinde-eker-olmasn.html' title='Şeker istiyorum ama içinde şeker olmasın, Çikolata istiyorum ama DİŞ DOSTU olsun, Ya da hiçbirini gözüm GÖRMESİN!'/><author><name>Adv-Man</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07570543095164880626</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='33' height='19' src='http://1.bp.blogspot.com/_t8x_iNBngYI/SRTMokpE-eI/AAAAAAAABI4/uHAz_rjvsBM/S220/as.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_t8x_iNBngYI/SRTLiXbt1rI/AAAAAAAABIs/adA4y_Bx0eQ/s72-c/di%C5%9F4.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1987814146017763060.post-4569019251677547362</id><published>2008-11-06T21:14:00.001+02:00</published><updated>2008-11-07T01:00:04.391+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='promosyon'/><title type='text'>Ana Paula Adamı Fena Yakar!</title><content type='html'>&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_t8x_iNBngYI/SRNCl44qudI/AAAAAAAABIM/TiFme2cNvqA/s1600-h/Playboy_Hot.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5265625608018901458" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 400px; CURSOR: hand; HEIGHT: 342px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_t8x_iNBngYI/SRNCl44qudI/AAAAAAAABIM/TiFme2cNvqA/s400/Playboy_Hot.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;Brezilya’nın dizi ve Yeşilçam sektörüne büyük emekler veren Ana, J Playboy’a soyunma kervanına katılarak ismini kıtalararası bir üne kavuşturmayı, egosuna ise ego katmayı ve bunu paraya çevirmeyi çok iyi becermiş nadide Brezilya’lı ablalarımızdan birisidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yalnız arkadaşlar bu bile bir pazarlama stratejisidir. Atılan her adım, gerçekleştirilen her doğru proje, ismin zenginleşmesine hatta zamanla bir kült haline gelmesine olanak tanır. O yüzdendir ki Hugh Hafner Ana’da gördüğü ışığı hem onun adına, hem de Playboy adına yönlendirerek ilginç bir promosyon çalışmasını devreye sokmuş. Derginin satış, Ana’nın ise tanıtım etkinliğini arttırmak adına gerçekleştirilen promosyon çalışması, tam bir Playboy hınzırlığı ve yaratıcılığında. Çalışmayı ve markayı gördüğümde hiç garipsemeden bu etkili promosyonu kabullenip içten içe kutladım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu arada değinemeden edemeyeceğim; Playboy’un bolca rakibi olmasına rağmen onların bu şekilde yaratıcı işlerle görünmemesi oldukça ilginç. Sektörün en büyük tehlikelerinden olan ucuz ve kaliteli internet prodüksiyonları, (Hugh’ın (puffin) J )en çok dert yandığı konu) Playboy ve Hustler gibi büyük porno markalarını burum buram terletirken, bazı markaların elleri kolları bağlıymış gibi davranmaları açıkçası bana saçma geliyor. Playboy, bu anlamda markaların arasında zincirini kıran en etkili isimlerden sadece biri. Oluşturduğu pazarlama stratejisiyle ismini sadece bulunduğu sektörün içinde değil, aynı zamanda hizmet, (LasVegas’daki Palms otelin roof’undaki Playboy Casino gibi) ve tekstil alanlarında da yaygınlaştırarak kurumsal kimliğini geniş bir scala’ya yayabilen nadide markalardan. Bu açıdan baktığımızda Playboy’un rakiplerine nazaran kozunun daha güçlü olduğunu söyleyebiliriz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tabi tüm bunların yanında Hugh’un biricik dergisi, tirajlarını yükseltme amaçlı sansasyonel isimleri kullanmasının yanı sıra etkili ve yaratıcı promosyonları ile hedef kitlesindeki erkekleri kendine çekebilmesi büyük bir başarıdır. Dergi, konumu itibariyle öyle bir noktaya gelmiştir ki, yarattığı güven ortamı ile poz verecek bayanların ilk tercihi haline gelmiştir.&lt;br /&gt;Neyse,&lt;br /&gt;Çalışmada kullanılan başlık (HOT) ve tekrardan uyarlanan Logo, promosyonun içerik bakımında zenginleşmesine, fikrin ise eğlenceli bir görünüm kazanmasına neden olmuş. Arka planda kullanılan Ana’nın vücudu, kullanılan sansür çizgileriyle, fikre işlevsellik katıyor. Çalışma hem derginin sergi alanında değişik bir şekilde temsil edilmesini hem de dikkatleri üzerine çekmesinde büyük rol oynuyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kısacası Playboy, oyun alanını kurmuş kendi kumdan kaleleriyle mutlu mesut markasını başarılı bir şekilde satmaya, marka konumlandırmasını ise farklı noktalara taşıyarak logosunu efsane haline getirmeye istikrarla devam ediyor. &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1987814146017763060-4569019251677547362?l=fikirbenim.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://fikirbenim.blogspot.com/feeds/4569019251677547362/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1987814146017763060&amp;postID=4569019251677547362' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1987814146017763060/posts/default/4569019251677547362'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1987814146017763060/posts/default/4569019251677547362'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://fikirbenim.blogspot.com/2008/11/ana-paula-adam-fena-yakar.html' title='Ana Paula Adamı Fena Yakar!'/><author><name>Adv-Man</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07570543095164880626</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='33' height='19' src='http://1.bp.blogspot.com/_t8x_iNBngYI/SRTMokpE-eI/AAAAAAAABI4/uHAz_rjvsBM/S220/as.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_t8x_iNBngYI/SRNCl44qudI/AAAAAAAABIM/TiFme2cNvqA/s72-c/Playboy_Hot.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1987814146017763060.post-8030889366741071048</id><published>2008-11-05T23:10:00.004+02:00</published><updated>2008-11-05T23:13:26.746+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='ilan'/><title type='text'>Hyundai H100 KÂRYONET</title><content type='html'>&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_t8x_iNBngYI/SRIML1TW2RI/AAAAAAAABEk/DeV81TgSq8o/s1600-h/hyundai3.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5265284311775893778" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 400px; CURSOR: hand; HEIGHT: 283px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_t8x_iNBngYI/SRIML1TW2RI/AAAAAAAABEk/DeV81TgSq8o/s400/hyundai3.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_t8x_iNBngYI/SRIME5olssI/AAAAAAAABEc/j31O1MD6wIo/s1600-h/hyundai2.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5265284192679604930" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 400px; CURSOR: hand; HEIGHT: 283px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_t8x_iNBngYI/SRIME5olssI/AAAAAAAABEc/j31O1MD6wIo/s400/hyundai2.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_t8x_iNBngYI/SRIL4fIGAtI/AAAAAAAABEU/B5EjX98cESM/s1600-h/hyundai1.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5265283979405558482" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 400px; CURSOR: hand; HEIGHT: 283px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_t8x_iNBngYI/SRIL4fIGAtI/AAAAAAAABEU/B5EjX98cESM/s400/hyundai1.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;Artık kaba, saba, racon kesen üslupta, sert söylemlerle şekillenen kamyonet ilanlarından çok sıkılmıştım. Okuduğum hatta kimi zaman yapmak zorunda kaldığım çoğu kamyonet ilanlarındaki o görünmez yakası bağrı açık, kolu dışarıda, sinyal vermeden sollayan, uzlaşmacı görünmeyen kişi tiplemesi beni çok gererdi. Çünkü hedef kitleden dolayı çoğu çalışmada bu tarz üsluplar benimsenirdi.&lt;br /&gt;Bu saçmalığa elimden geldiğince muhalefet ederken, reklamvereninde bu durumu kabullenmesi ajans içindeki tarz değişikliğinin de önüne otomatikman set koyuyordu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Neymiş, hedef kitlenin yaratıcı çözümlemeleri anlayabilmesi zormuş ve bir bakışta kampanyadan ve aracın özelliklerinden bir şeyler kavrayabilmesi gerekiyormuş. Mantık olarak zaten bütün reklamların bu sistemde olması gerekir ama yaratıcılığı terk etmenin manası nedir peki?&lt;br /&gt;Biz belirlenen hedef kitleye bulmaca sunmuyoruz ki ıq’usunu sınayalım. İlla böyle diye de kamyonet alacak kitleye “hedede hödödö” yapmaya gerek yok ki. Bakın, kârlılığı görsel imgeye dökebilecek gayet güzel fikirler yaratılabiliyormuş.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hyundai çalışması hedef kitlenin ilgisini çekecek “kâr”  “kazanç” gibi anahtar kelimeleri kullanarak ilgiyi ilanın üstüne çekebiliyor. Çünkü bu tür terimler genelde kamyoneti tercih eden küçük girişimci, kobi vs gibi işletmelerin üzerinde en çok durduğu konulardır :) O yüzden başlığın bu çerçevede şekillenmesi, görselin ana fikrini oluşturan “taşıma” yüklemine de anlam katılmasına büyük katkı sağlıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yaratıcı fikrin ise güçlü duruşu ilanın tasarım açısından anlaşılabilir olmasına ön ayak olmuş. Gereksiz kredi olanakları, banka anlaşmaları, garanti logoları ile boğulmayan ilan, aslında gerçek görevini yaparak tüm ilginin kamyonete yönlendirilmesini sağlamış.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İlanın tek bir başlık ve onu destekleyici görseller ile hedef kitlesine layık güzel bir çalışma olduğuna inanıyorum. Öğrenci arkadaşlarımıza ek olarak söylemek istediğim şey; hedef kitleniz ne olursa olsun yaratıcı fikirlerden uzaklaşmayın, sadece dozunu ayarlamanız ve markayı ifade edebilecek zekice bir başlık atmanız oldukça etkili olabilir. (aynı tavsiye reklamverenlere de söylenebilir sanırsam :) &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1987814146017763060-8030889366741071048?l=fikirbenim.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://fikirbenim.blogspot.com/feeds/8030889366741071048/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1987814146017763060&amp;postID=8030889366741071048' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1987814146017763060/posts/default/8030889366741071048'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1987814146017763060/posts/default/8030889366741071048'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://fikirbenim.blogspot.com/2008/11/hyundai-h100-kryonet.html' title='Hyundai H100 KÂRYONET'/><author><name>Adv-Man</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07570543095164880626</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='33' height='19' src='http://1.bp.blogspot.com/_t8x_iNBngYI/SRTMokpE-eI/AAAAAAAABI4/uHAz_rjvsBM/S220/as.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_t8x_iNBngYI/SRIML1TW2RI/AAAAAAAABEk/DeV81TgSq8o/s72-c/hyundai3.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1987814146017763060.post-8256669022781855362</id><published>2008-11-05T16:55:00.003+02:00</published><updated>2008-11-05T17:05:46.558+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='ilan'/><title type='text'>Hayat Şartlarının Reklama Etkisi!</title><content type='html'>&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_t8x_iNBngYI/SRG1G-Nmn5I/AAAAAAAAA6Q/s-cr_SupgEI/s1600-h/CSBWallet.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5265188570756718482" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 400px; CURSOR: hand; HEIGHT: 267px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_t8x_iNBngYI/SRG1G-Nmn5I/AAAAAAAAA6Q/s-cr_SupgEI/s400/CSBWallet.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_t8x_iNBngYI/SRG0z4tPSZI/AAAAAAAAA6I/0WalUb9mVDY/s1600-h/CSBPurse.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5265188242861279634" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 400px; CURSOR: hand; HEIGHT: 267px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_t8x_iNBngYI/SRG0z4tPSZI/AAAAAAAAA6I/0WalUb9mVDY/s400/CSBPurse.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_t8x_iNBngYI/SRG0m2rLclI/AAAAAAAAA6A/fp86brUmhLI/s1600-h/CSBCheckbook.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5265188018977469010" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 400px; CURSOR: hand; HEIGHT: 267px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_t8x_iNBngYI/SRG0m2rLclI/AAAAAAAAA6A/fp86brUmhLI/s400/CSBCheckbook.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;Sergilediğim bu çalışmalara baktığımda aklıma ilk gelen fikrin başlıktaki gibi olduğunu söyleyebilirim. Gerçekten hayat şartları insanların alışkanlıklarının yanı sıra şirketlerin hatta bankaların bile durumlarını değiştirmelerine neden olabiliyor. Kampanyayı Türkiye’deki bezerleriyle karşılaştığımda inanılmaz bir mantalite farkının olduğunu görebiliyorum. En basitinden reklamveren tarafındaki değişikliğin patlayan global kriz ile birlikte farklı bir konuma çekildiği net bir şekilde fark edilebiliyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Reklamlarında sürekli olarak harcamayı, hayallerini ertelememeyi, “ya dünyaya bir kere geliyoruz, buyur sana sabit faiz kuru git istediğini al” mesajlarını, alışveriş merkezlerinin müdavimi olmayı“ teşvik eden bankacılardan birisi, farklı bir strateji ile kaynak harcatmaktansa, zaten likidite sıkışıklığından yaşanan sorunları görerek, insanları elde avuçta kalmış paralarını değerlendirme maksadıyla yani tam zıt bir iletişim stratejisiyle kendisine çekmeyi amaçlayabilmiş. Açıkçası böyle bir zamanda bu tarz söylemlerin, cesaret gerektirici duruşlar olduğunu düşünüyorum. Çünkü ekonomik değerler domino taşı özelliklerine sahip olduğundan herhangi bir aksaklık, diğer sektörleri ve ekonomik koşulları olumsuz etkileyebiliyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;O yüzden Türkiye’de bu tarz bir işin gerçekleştirilmesi aşamasında, özellikle sayın inşaatçı abilerimizin büyük bir tepki göstereceğine inanıyorum. Deniz kumundan uyduruk apartmanlar dikmiş KİMİ kofti mütahitleri bir anda ekonomist kılığında “Zaten insanlar harcama yapmaktan uzaklaşıyor, sizde üstüne paranızı saklayın değerlendirin diyorsunuz” diyerek ekonomi çarklarının iki tuğladan geçtiğini anlatan demeçler vererek sıklıkla görebilmemize tanık olabilirdik diye düşünüyorum. (şu durumda bile yapıyorlar, ama Allahtan sayıları az) J. Tabi kızmamak lazım herkes kendi menfaatini düşünüyor. Ama işin gerçek yüzü böyle değil. Zaten sizin ekonominiz dış paraya bağlı borsa gelirleri ve yüksek faiz imkanları ile ilerliyorsa, baştan sıçtığınızın resmidir. Öyle bir ekonomide kur dalgalanıp tsunami yaratır, şirketler olaya biraz ciddi bakalım diye kendini paralar, fer fecir olur. Üretime dayalı olan ekonomilerde durgunluğun dışında çarklar bir şekilde dönmeye devam eder ve insanlar harcamalarını biraz kıssada alışkanlıklarından öyle ahım şahım vazgeçmez. Bakmayın diğer ülkedeki insanlara. Orada batanlar fütursuzca kredi dağıtan bankalar ve kendi hesabını bilmeden davranıp milyonluk evlerde oturanlardan oluşuyor. Tabi bu sayı çok olduğundan ekonominin domino taşları, büyük bir korku ve serzeniş ile diğer tüm sektörleri etkileyerek BMW ile Daimler-Mercedes’i bile kanka durumuna sokabiliyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Neyse olaya bankanın stratejisi olarak baktığımızda, aslında harcama yap demenin ona, “paranı sakla” demekten çok kar getiremeyeceğini göstermiş olduğunu çıkartabiliriz. Çünkü zaten harcamaların düştüğü ve yarısından çoğunun dönmediği bir ekonomi de bu fikri milletin ağzına tıkmak saçma olurdu. Bankanın, strateji olarak sıcak parayı ekonomik kriz bahanesiyle kucağına almaya çalışması oldukça başarılı bir fikir. Normal bir zamanda söyleyip çok da fazla geri dönüş alamayacağı bir mevduat hesabına şimdi yetişemeyebilir de. Aslında böyle zamanlar yeni banka açmak için oldukça mantıklı J&lt;br /&gt;O yüzden bankanın oluşturduğu stratejiyi açıkçası çok beğendim. Hem kendi müşteri kitlesini arttırıp, hem de likit sorunu yaşanan piyasada canlı parayı çekmek oldukça mantıklı olmuş. E, strateji oturunca reklamda kendini iyi bir şekilde ifade edebilir ki çalışmalarda bunu görebiliriz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İlanlar, insanların harcamalarını “ti” ye alan esprili üslupla etkili bir şekilde canlandırılabilmiş. Anlatımda; cüzdan, çek defteri, paraların olduğu çantaların ısrarlı harcama tutumları ve onlara hakim olan, parasını ve finansal harcamalarını kontrol altına almak isteyen insanların direnişlerini hoş bir tasarımla görebiliyoruz. Fotoğraf çalışmasını hem fikrin canlandırılması hem de görüntü açısından oldukça başarılı buluyorum. (art direktör arkadaşlarımız ne der bilemem) Bulunduğumuz şartlar içerisinde gerçekleştirilen tasarım ile insanların dürtülerine bir nevi atıfta bulunmak, dikkatlerin ilana yoğunlaşmasına artık bir katkı sağlamakta. Aslında krizi fırsata çevirmek böyle bir şey olsa gerek. Hem ilanın anlamı kuvvetleniyor hem de ikili fayda ile banka sıcak paraya kavuşuyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Açıkçası çalışma her yönüyle faydaya ortak oluyor. Hem tüketici bazında belli kazanımların elde edilmesini hem de bankanın çıkarları doğrultusunda nakit kazanımını ve artı müşteri portföyünü olumlu yönde etkileyebiliyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yani tek kelimeyle özetlemek istersek “Bir taşla, iki kuş vurulmuş” diyebiliriz. &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1987814146017763060-8256669022781855362?l=fikirbenim.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://fikirbenim.blogspot.com/feeds/8256669022781855362/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1987814146017763060&amp;postID=8256669022781855362' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1987814146017763060/posts/default/8256669022781855362'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1987814146017763060/posts/default/8256669022781855362'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://fikirbenim.blogspot.com/2008/11/hayat-artlarnn-reklama-etkisi.html' title='Hayat Şartlarının Reklama Etkisi!'/><author><name>Adv-Man</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07570543095164880626</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='33' height='19' src='http://1.bp.blogspot.com/_t8x_iNBngYI/SRTMokpE-eI/AAAAAAAABI4/uHAz_rjvsBM/S220/as.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_t8x_iNBngYI/SRG1G-Nmn5I/AAAAAAAAA6Q/s-cr_SupgEI/s72-c/CSBWallet.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1987814146017763060.post-5171982662869309930</id><published>2008-11-04T23:10:00.005+02:00</published><updated>2008-11-08T16:22:19.090+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='ilan'/><title type='text'>Micro Trafik Canavarları!</title><content type='html'>&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_t8x_iNBngYI/SRLLqprnbKI/AAAAAAAABE8/t1mPntj5wEE/s1600-h/microbug3.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5265494847953267874" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 400px; CURSOR: hand; HEIGHT: 308px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_t8x_iNBngYI/SRLLqprnbKI/AAAAAAAABE8/t1mPntj5wEE/s400/microbug3.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_t8x_iNBngYI/SRLLkQrJFJI/AAAAAAAABE0/xq3gMT1ogvI/s1600-h/microbug2.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5265494738161177746" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 400px; CURSOR: hand; HEIGHT: 308px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_t8x_iNBngYI/SRLLkQrJFJI/AAAAAAAABE0/xq3gMT1ogvI/s400/microbug2.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_t8x_iNBngYI/SRLLfrhMJYI/AAAAAAAABEs/Ev6LUY349DI/s1600-h/microbug1.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5265494659467847042" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 400px; CURSOR: hand; HEIGHT: 308px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_t8x_iNBngYI/SRLLfrhMJYI/AAAAAAAABEs/Ev6LUY349DI/s400/microbug1.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;div&gt;&lt;div&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;Küçüklüğümde kıyafete bir kız çocuğu kadar düşkündüm. Tabi onlar gibi kendimi prenses elbiseleri içinde düşlemiyordum ama inanılmaz derecede pantolona zaafım vardı. Aslında zaaf mı, zorunluluk mu tam kestiremiyorum ama bu Micromachines’ler ailemin bütçesinde büyük gediklere sebep olmuştur. Totalde oyuncağa harcanacak yıllık giderden çok dizleri yırtık pantolonların yarattığı kabarık bütçeler aile içinde büyük bir infial yaratmış, ciddi sorunlara gebe olmuştur.&lt;br /&gt;Yani başıma ne geldiyse bu küçük araba, otobüs, helikopter vs oyuncakların yüzünden gelmiştir. Artık yırtık ve yama modasının çocuklardan esinlenilmiş olduğuna bile inanmaya başladım :)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İşin şakası Micromachines çocukluğumun en önemli markalarından birisidir. (Bir de İtalyan Burago vardı) Ufak Corvette arabalarla bütün evi yerlerde sürünerek tavaf eder bir nevi temizliğe katkı, hayal gücümüze ise benzersiz senaryolar katardık. Ben bir ara şizofreniye bağlamıştım sanırsam, halıdaki desenleri otopark şeklinde hayal ederek arabayı dikdörtgenin içine ileri,geri (tamamen gerçek hayata göre) yaparak yerleştirmeye çalışırdım. Tabi olan pantolonun dizlerine oradan da dizlerin kızarıp yırtılmasına olurdu :)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İşte böyle eğlence dolu bir marka olan Micromachines gerçekleştirdiği yeni ilanlarıyla hem beni eskiye götürdü, hem de işin içindeki espriyle beni güldürdü. Çalışmamız oldukça temiz. Slogana ihtiyaç duymadan marka ismini ve imajını kullanarak ilanı görselleştirebilmiş. Tasarım aşamasında isminin yarattığı çıkış noktasıyla micro kozmosa, çarpışma testlerindeki mankenleri ise micro kozmosun vazgeçilmez üyeleri böceklere bağlaması süper olmuş. Oyuncak bir arabanın boyutu itibariyle bu şekilde canlandırılması yerinde olmuş. Koleksiyonerlere göre tasarlanmış olan ilan, dışarıdakilere ve çocuklara pek anlam ifade etmese de fikir bazında başarılı. Yalnız markanın hangi ürün gamını tanıtan bir ilan olduğunu tam olarak kestiremiyorum. Neden derseniz; Micromachines, oyuncaklarının yanı sıra bilgisayar oyunlarında da yer almaktadır. Hatta oyunlar mutfak, banyo, bahçe gibi çeşitli bölümlerde kimi zaman diş fırçasının üstünden uçarak, kimi zaman ise karıncalara çarparak ilerleyen senaryolar içerisinde yer aldığından ilan anlamı bakımından bu tarafa da kayabilmekte.&lt;br /&gt;O yüzden markanın ürün seçimi bakımından hangisini temsil ettiğini bilememesi veya ortada kalması biraz tuhaf olmuş.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Fakat şu bir gerçektir, markayı bilen tanıyan her erkek ilanı markayla bağdaştırabilir, yırtık kotlara yama yapmaktansa onları özel bir camekanda sergilemeyi tercih edebilir. :)&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1987814146017763060-5171982662869309930?l=fikirbenim.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://fikirbenim.blogspot.com/feeds/5171982662869309930/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1987814146017763060&amp;postID=5171982662869309930' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1987814146017763060/posts/default/5171982662869309930'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1987814146017763060/posts/default/5171982662869309930'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://fikirbenim.blogspot.com/2008/11/micro-trafik-canavarlar.html' title='Micro Trafik Canavarları!'/><author><name>Adv-Man</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07570543095164880626</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='33' height='19' src='http://1.bp.blogspot.com/_t8x_iNBngYI/SRTMokpE-eI/AAAAAAAABI4/uHAz_rjvsBM/S220/as.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_t8x_iNBngYI/SRLLqprnbKI/AAAAAAAABE8/t1mPntj5wEE/s72-c/microbug3.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1987814146017763060.post-1093205909598891763</id><published>2008-11-01T01:38:00.004+02:00</published><updated>2008-11-01T01:45:26.652+02:00</updated><title type='text'>Güneş Tanrısı Helios’u Kızdırmayalım!</title><content type='html'>&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_t8x_iNBngYI/SQuYItlB_0I/AAAAAAAAA5I/dJl7qat4tc0/s1600-h/Hat_on_Mouth_Art_3.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5263467864953847618" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 320px; CURSOR: hand; HEIGHT: 237px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_t8x_iNBngYI/SQuYItlB_0I/AAAAAAAAA5I/dJl7qat4tc0/s320/Hat_on_Mouth_Art_3.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_t8x_iNBngYI/SQuX00SKFQI/AAAAAAAAA5A/CWJjR8D2zEo/s1600-h/Hat_on_Mouth_Art_2.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5263467523156350210" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 320px; CURSOR: hand; HEIGHT: 237px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_t8x_iNBngYI/SQuX00SKFQI/AAAAAAAAA5A/CWJjR8D2zEo/s320/Hat_on_Mouth_Art_2.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_t8x_iNBngYI/SQuXYakdoBI/AAAAAAAAA44/72gzHbcTEqo/s1600-h/Hat_on_Mouth_Art_1.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5263467035217469458" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 320px; CURSOR: hand; HEIGHT: 237px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_t8x_iNBngYI/SQuXYakdoBI/AAAAAAAAA44/72gzHbcTEqo/s320/Hat_on_Mouth_Art_1.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;Evet, bu naçizane tavsiyeme kulak verin.&lt;br /&gt;Zira Yunan Mitolojisinin işi en zor; sabah 6, akşam 7 durmadan dünya ekseninde dönen, atının yemiydi, meridyenin düzlemiydi, öğle molasından bir haber, sigortadan yoksun, emekliliği ise neredeyse hayal olmuş en iş kolik tanrısı bu ilanları görse herhalde sinirden küplere biner; hatta olayı savcılığa taşıyarak “şahsıma hakaret ve küçük düşürücü” nedenlerden maddi, manevi şikayette bulunurdu.&lt;br /&gt;Oğluna bile bu konuda acımayan (aslında oğlunun salaklığıdır ya) bir tanrı, sizi çok kolay harcar :P&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çalışmamız, güneşin “benden parlağı yok” edasında takıldığı bir ortamda ilginç bir tezat yaratması bakımından imgeyi yani doğal olarak yaratıcı fikri, dişleri göz alıcı parlaklıkla buluşturan macun temasıyla birleştirerek anlatması farklı olmuş. Golf ve Tenis versiyonlarında güneşe kafa tutan diş parlaklığının oyuna bile etki edebilecek güce sahip olmasının verdiği korkunun yarattığı örtünme dürtüsü biraz abartılı olsa da, tüketiciyi ilan üzerinde durup incelemesine katkıda bulunacak etkiye sahip olduğunu söyleyebiliriz. Abartı noktasında ilanın hunharca katledilmesini istemem, çünkü tuhaftır, sanki bu ton ilanın yaratıcı fikir noktasında espri kaynağı olmuş. Bu da doğal olarak ilana biraz hareket biraz da boyut katmış.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Plajdaki kızın ise diğerlerine nazaran daha farklı bir duruş ve anlatım sergilediğini düşünüyorum. Parlaklığın ve göz alıcılığın doğal olarak en yoğun yaşandığı yer olan (deniz, ışınlar, kum ve deniden yansımalar) plajda, rahatsızlık yaratacak () faktörlerin dışında, kendinde fakat diş macunundan kaynaklanan etkilerden duyduğu aşırılığı fikrin senaryo aşamasında başarıyla canlandırması bence gayet yerinde.&lt;br /&gt;Plajın, tasarımdaki imge olarak ortamdaki durumu oluşturmasına rağmen macunun önüne geçememesi, verilmek istenen mesajı rahatlıkla tüketiciye sunabilmekte.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Açıkçası çok süper bir iş değil. Fakat reklamın ürünün pazarlama noktasında vermek istediği mesajları rahat ve yaratıcı bir dil ile aktarabilmesi, bence “temiz iş” diyebileceğimiz bir özelliğe sahip olduğunu göstermekte.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Neyse, Helios’un ateşten at arabasıyla bizim memlekete gelmesine daha 6 saat var. Bunu fırsat bilerek yatağa doğru bir Hercül edasıyla zıplıyorum :)&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1987814146017763060-1093205909598891763?l=fikirbenim.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://fikirbenim.blogspot.com/feeds/1093205909598891763/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1987814146017763060&amp;postID=1093205909598891763' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1987814146017763060/posts/default/1093205909598891763'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1987814146017763060/posts/default/1093205909598891763'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://fikirbenim.blogspot.com/2008/11/gne-tanrs-heliosu-kzdrmayalm.html' title='Güneş Tanrısı Helios’u Kızdırmayalım!'/><author><name>Adv-Man</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07570543095164880626</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='33' height='19' src='http://1.bp.blogspot.com/_t8x_iNBngYI/SRTMokpE-eI/AAAAAAAABI4/uHAz_rjvsBM/S220/as.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_t8x_iNBngYI/SQuYItlB_0I/AAAAAAAAA5I/dJl7qat4tc0/s72-c/Hat_on_Mouth_Art_3.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1987814146017763060.post-4794884746523482437</id><published>2008-10-30T23:24:00.003+02:00</published><updated>2008-10-30T23:34:07.299+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='açıkhava'/><title type='text'>Görevini Yap!</title><content type='html'>&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_t8x_iNBngYI/SQom5uMDMgI/AAAAAAAAAog/Y9xVS7_z_mA/s1600-h/yellowhandyman.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5263061887628816898" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 400px; CURSOR: hand; HEIGHT: 286px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_t8x_iNBngYI/SQom5uMDMgI/AAAAAAAAAog/Y9xVS7_z_mA/s400/yellowhandyman.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_t8x_iNBngYI/SQomvLdMP3I/AAAAAAAAAoY/XM6GftHNyXc/s1600-h/yellowpest.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5263061706506780530" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 400px; CURSOR: hand; HEIGHT: 286px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_t8x_iNBngYI/SQomvLdMP3I/AAAAAAAAAoY/XM6GftHNyXc/s400/yellowpest.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;/span&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;Merak etmeyin at&amp;amp;t markasının YellowPages hizmeti açıkhava reklamcılığında görevini yapmakla kalmıyor her zaman savunduğum fikri bünyesinde canlandıran boyutlu reklamcılıkla da hedef kitlelerini etkilemeyi çok iyi beceriyor. Diyeceksiniz ki sade iki iş için bu kadar övgü dolu bir giriş yapmak fazla abartı olmuyor mu?&lt;br /&gt;Hayır, arkadaşlar hele ki açıkhava reklamcılığı gibi zor bir klasman da gerçekten sadeliğe bu kadar yaklaşıp, yaratıcılığı kaybetmiyorsanız bu bir başarıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Biraz daha anlaşılabilir olmak için aklımdakileri size izah edeyim;&lt;br /&gt;İlk olarak açıkhava reklamcılığı diğer mecra kardeşlerine nazaran daha sorunlu ve bir o kadar da anlatım zorluğu yaşayan en ezik mecradır. TV’de veya ilanda vermek istediğiniz mesajları görsel ve işitsel olarak daha etkili bir şekilde verebiliyorken, açıkhava reklamlarında ki özelikle bu tarz karayolu veya güzergah geçişlerinde daha zordur, vermek istediğiniz mesajları sınırlı alanlara, görsellere ve yazılara sıkıştırmak gerçekten insana kal getirebilir. Diğer bir handikap ise açıkhava reklamcılığının tüketiciler üzerinde fark edilme tepkisinin minimum saniyelerde olması. Sürekli hareket halindeki insanların dikkatini çekip onları reklamlara yönlendirmek, bir insanın gazete okurken sayfayı çevirmesinden, veyahut reklamların başladığı ilk 3 saniyeden itibaren zap yapmasını engellemekten daha zordur. Çünkü insanlar dışarıdayken ya bir noktadan diğerine gitmek için çaba sarf ederler ya da dediğimiz baskılardan uzaklaşmak adına kaçışıp dururlar. İşte bu noktada insanların kafasını kaldırıp dikkatlerini markaya yönlendirmek gerçekten zordur. Şapkadan tavşan çıkartmanız gerekmektedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;E bunların üstüne bahsettiğimiz alan sıkışıklığı, kendini ifade etme çabaları da eklenince akıl almaz karmaşıklıkta işler, anlamsız bir sürü yazı ile anlatılmak istenen mesajlarla karşılaşırsınız.&lt;br /&gt;Askerden sonra tatil amaçlı çıktığım seyahatte sürekli gözüm yollarda tabelaları takip etmekle geçti. İnanır mısınız, kıç kadar tabelaya destanlar sığdıran markalar gördüm ve gözlerime inanamadım. Düşünün bu birde 100 km yasal hızda seyreden araçların bulunduğu şehirler arası yollarda uygulanıyor. Tam bir komedi, reklam adına ise görevini yapamayan ölü bir pazarlama denemesi. Bu yazıdan sonra etrafınızdaki açıkhava reklamlarını inceleyin, araç içinde araç dışında fark etmez, hangi açıkhava reklamını tam anlamıyla okuyup, anlayabilecek, ya da dikkatinizi çekip az ama öz haliyle aklınız reklamı özümseyecek bir bakın.&lt;br /&gt;Elle tutulur bir çalışma görürseniz söyleyin bana resmiyle burada yayınlayacağım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Neyse size övgüler düzerek anlattığım bu reklamın tüm açıkhava reklamcılığının zorluklarına göğüs gererek, tüketicileri birer mutant olduklarını farz etmeden (auto focus özelliği olan gözler) mesajını fikriyle canlandırma küstahlığını göstermesi, hedef kitlenin markayı fark etmesi açısından olumlu bir başarıdır.&lt;br /&gt;Tasarım aşamasında kullanmış olduğu bu boyutlardaki tabela ölçülerinin ona ayrıca bir avantaj yarattığına inanıyorum. Daha büyük tipografilerle kendini rahatlıkla anlatabilirken, çürümüş veyahut askıdan düşmüş canlandırmasıyla da yaratıcı fikrini “handyman”, “pest control” eklentileriyle dört dörtlük hale getirebilmeyi sağlamıştır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Öğrenci arkadaşlarımızın dikkat edeceği nokta, açıkhava reklamcılığının zorluğudur. Sürekli hareket halindeki tüketicilerin dikkatini çekmek onlara saniyelik süreçler içerisinde markayı akıllarının bir köşesine itmek gerçekten beceri ister. Tabelayı yazılarla, imgelerle doldurmak hiçbir boka yaramaz. Eğer markanız imkan veriyorsa (ki vermiyorsa boşuna medya bütçesine açıkhava reklamı eklemenin alemi yoktur ) yaratıcı fikrinizi buradaki gibi canlandırılabilir bir şekilde gerçekleştirerek tüketicinin dikkatini markanıza çekebilirsiniz.&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1987814146017763060-4794884746523482437?l=fikirbenim.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://fikirbenim.blogspot.com/feeds/4794884746523482437/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1987814146017763060&amp;postID=4794884746523482437' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1987814146017763060/posts/default/4794884746523482437'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1987814146017763060/posts/default/4794884746523482437'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://fikirbenim.blogspot.com/2008/10/grevini-yap.html' title='Görevini Yap!'/><author><name>Adv-Man</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07570543095164880626</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='33' height='19' src='http://1.bp.blogspot.com/_t8x_iNBngYI/SRTMokpE-eI/AAAAAAAABI4/uHAz_rjvsBM/S220/as.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_t8x_iNBngYI/SQom5uMDMgI/AAAAAAAAAog/Y9xVS7_z_mA/s72-c/yellowhandyman.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1987814146017763060.post-495019833426514255</id><published>2008-10-30T17:03:00.008+02:00</published><updated>2008-11-06T12:56:04.942+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='ilan'/><title type='text'>Aklın Yolu Bir mi?</title><content type='html'>&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_t8x_iNBngYI/SRLNLkmCJfI/AAAAAAAABFc/1fynzn8KLGc/s1600-h/braun3.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5265496513034986994" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 282px; CURSOR: hand; HEIGHT: 400px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_t8x_iNBngYI/SRLNLkmCJfI/AAAAAAAABFc/1fynzn8KLGc/s400/braun3.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_t8x_iNBngYI/SRLNA9GpnCI/AAAAAAAABFU/A2UaLgZZAts/s1600-h/braun1.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5265496330635680802" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 273px; CURSOR: hand; HEIGHT: 400px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_t8x_iNBngYI/SRLNA9GpnCI/AAAAAAAABFU/A2UaLgZZAts/s400/braun1.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_t8x_iNBngYI/SRLMyFqOFqI/AAAAAAAABFM/GhNR12iBSvY/s1600-h/braun2.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5265496075234317986" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 273px; CURSOR: hand; HEIGHT: 400px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_t8x_iNBngYI/SRLMyFqOFqI/AAAAAAAABFM/GhNR12iBSvY/s400/braun2.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5262963307236519410" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 239px; CURSOR: hand; HEIGHT: 320px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_t8x_iNBngYI/SQnNPlm_bfI/AAAAAAAAAn4/78VwPcTDfoY/s320/nose.jpg" border="0" /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_t8x_iNBngYI/SQnNGoFFB6I/AAAAAAAAAnw/KIAVp202Msk/s1600-h/ear.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5262963153280763810" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 239px; CURSOR: hand; HEIGHT: 320px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_t8x_iNBngYI/SQnNGoFFB6I/AAAAAAAAAnw/KIAVp202Msk/s320/ear.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt; &lt;span style="font-size:130%;"&gt;Evren üzerinde en şımartılan varlık olan biz insanlara bahşedilen “akıl” yetisi, aynı zamanda bu yetiyi kullanamama aptallığıyla ilginç bir tezata tekâmül ederken, kendince eksik güdük, yarım yamalak yönlerini örtmek amaçlı da boş durmayarak farklı felsefeler ortaya çıkararak kaçacak delik, söylenecek bolca boş sözler yaratmaktadır. Açıkçası bu boş mavraların en büyüğü de “Aklın yolu bir mi?” saçmalığıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Benim açımdan bu yol hiçbir zaman bir değildir, sadece benzerlikler taşır. Fakat sonunda ayrıştırmayı gerçekleştirecek şeyin gene aklın kendisi olduğuna inanmaktayım. O yüzden olayı daha başta her anlamıyla çözümlemek bizi bu tür bahanelerin arkasında boş felsefeler yapmamıza engel teşkil edip bir manada ahlaki değer katkısı yaratabilir.(Böyle katkıya can kurban)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kültürel farklılıklar, toplumsal davranışlar, örf ve adetler, aklın bir olmasından çok, doğal bir çeşitliliğin ortaya çıkmasına katkıda bulunur. Siz ne kadar belirli kurallar, formüller ve hesaplardan ilerleseniz de yaşadığınız toplumsal kültürden edindiğiniz deneyim ve davranışlar, aklın bir noktasında fikrinize zenginlik katarak “ÇEŞİT” kavramını ortaya çıkaracaktır. O yüzden akıl tek bir yolda birleşemez.&lt;br /&gt;“Bunu bende düşünmüştüm” tabiri zaten toplumun ortak yaşam deneyimlerinden ortaya çıkar. O yüzden de ne sana ne bana özgüdür.&lt;br /&gt;O fikir, yaşam havuzundan alınmış bir enstantanedir. Bu noktada dikkat yaratacak tek avantaj, sürekli yaşanacak kadar bilindik, fakat akla gelmeyecek kadar bilinmedik bir özelliğe sahip olmaktır. İşte reklamcılıkta yaşanan en rasyonel sorunlardan biriside budur. Yapılan işlerin “aklın yolu birdir” tesellileriyle okşanması. Bence bu laf, araklamanın, çalmanın, fikir hırsızlığı yapmanın legal hale getirilmiş en uç noktasıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yayınlamış olduğum çalışmaların bir diğeri olmadan oldukça iyi iş çıkartabileceğini, marka ile özdeşleşerek ürün faydasını zorlanmadan dikkat çekici bir ifadeyle hedef kitleye sunabileceğini söyleyebilirken, içlerinden birinin oyunu kurallarına göre oynamamasından kaynaklanan “aklın yolu birdir” yalanıyla durumu bok etmesini kabul edemiyorum.&lt;br /&gt;Verilmek istenen mesajlar bu kadar farklıyken, tasarım aşamasında nasıl bu kadar benzerlikler taşınabilir hayret.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Öğrenci arkadaşlarımız yanlış anlamasınlar, bu çalışmalar hedef kitle üzerinde işlerini oldukça iyi yapmaktadır. Her iki iş, problemleri ve çözümleri doğrultusunda oldukça eğlenceli ve dikkat çekici bir nokta yakalamışlardır. Fakat buradaki sorun her ikisinin de önerme içerisinde aynı yaratıcı fikri benimsemeleridir ve bu ciddi bir sorundur.&lt;br /&gt;Düşünsenize haspel kader çalışmaların aynı dönemdeki medya planlamaları içersinde yer aldığını; inanılmaz bir marka, inanılmaz bir ürün-fayda karmaşası.&lt;br /&gt;Neyse en azından iki markanın da böyle bir medya planlamasıyla karşı karşıya kalacak kadar amatör olabileceklerini düşünmek istemiyorum. O yüzden bu çalışmaların tekilden ziyade genel olarak değerlendirilerek reklamcılık boyutunda “aklın yolu birdir” şeklinde araklamanın felsefe olarak tanımlanmaması gerekliliğini kısacası bir kulp bulmaktan ziyade “hım, benzer mi oldu” o zaman fikir çöpe gider cesaretine sahip olmanın faydalı olabileceğini düşünüyorum. &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1987814146017763060-495019833426514255?l=fikirbenim.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://fikirbenim.blogspot.com/feeds/495019833426514255/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1987814146017763060&amp;postID=495019833426514255' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1987814146017763060/posts/default/495019833426514255'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1987814146017763060/posts/default/495019833426514255'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://fikirbenim.blogspot.com/2008/10/akln-yolu-bir-mi.html' title='Aklın Yolu Bir mi?'/><author><name>Adv-Man</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07570543095164880626</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='33' height='19' src='http://1.bp.blogspot.com/_t8x_iNBngYI/SRTMokpE-eI/AAAAAAAABI4/uHAz_rjvsBM/S220/as.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_t8x_iNBngYI/SRLNLkmCJfI/AAAAAAAABFc/1fynzn8KLGc/s72-c/braun3.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1987814146017763060.post-7979946394121437805</id><published>2008-10-20T17:16:00.001+03:00</published><updated>2008-10-20T19:53:25.492+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='açıkhava'/><title type='text'>Fenni Sünnetçi Sunullah’a Dişli Rakip!</title><content type='html'>&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_t8x_iNBngYI/SPyThdppt0I/AAAAAAAAAmA/LSUFRF9tWsY/s1600-h/thumb4ugu.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5259240667966191426" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_t8x_iNBngYI/SPyThdppt0I/AAAAAAAAAmA/LSUFRF9tWsY/s400/thumb4ugu.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;80’li ve 90’lı yılların vazgeçilmez ismi, açıkhava reklamcılığında farklı bir marka algısı yaratan nadide mihenk taşı ve her şeye rağmen şehir efsanesi ötesine geçememiş ünlü sünnetçi Sunullah Canyakmaz; reklam çalışmalarını yaratıcı bir ajansa devretmiş akabinde yapılan işler doğrultusunda medya araştırması yaptırmış çok dişli bir rakiple, İsmet Dural ile karşı karşıya :)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tabi yıllarını bu mesleğe adamış, fikir bazında ilkleri gerçekleştirmiş, mali sıkıntı ve dönemin imkansızlıklarından dolayı çöp kutusu, direk ve trafoların ötesinde üst bir mecraya geçiş yapamamış, ismini korkarak, görüntüsünü ise psikopat bir kasap olarak düşlediğimiz sünnetçi Sunullah, her ne kadar kendisini unuttursa da, ismini bir marka idolü haline getirmesiyle kalbimizdeki yerini kimseye kaptıramaz. Rakipleri de bu gerçeğin farkındalar ki daha iddialı olmak ve birazda günümüzün mecra çeşitliliğini fırsat belleyerek dikkat çekmenin ötesinde gerçekten eğlenceli konseptlerle yaratıcı fikrin hakkını verecek işlere imza atıyorlar.&lt;br /&gt;İsmet Dural adlı sünnetçimizin hem mesleğini hem de işleyiş şeklini esprili bir tasarımla sunması buna örnek olarak gösterilebilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gerçekleştirilen çalışmanın tasarım aşamasında çok dikkat çekici olduğunu söyleyebiliriz. Klasik kupon sisteminin, çizilen ilistrasyon ile mesleğin ana fikrini anlatabilmesi gerçekten çok leziz olmuş. Hedef  kitlenin dışında reklamı gören herkesin yaşadığı deneyim, kişinin bir senaryonun içerisinde yer almasını, çalışmanın ise çok boyutlu olmasını sağlamıştır. Fark etmek, kavramak, eğlenmek, ve markayı sahiplenmek çalışmanın güzergahı haline gelmiştir. Kartın, cüzdana konulan aşamaya kadar bile tek başına kendini anlatabilen bir senaryoyu canlandırabilmesi tasarımın adeta başarısı olmuştur. Özellikle bu tür mesleklerde güven ifşa edebilmek adına yapılan açıklama bombardımanlarına ihtiyaç duyulmaması, bence özgüvenin bir işareti olarak da ilginç bir psikoloji yaratmıştır. Tipografik olarak gerçekten hoş bir tasarıma sahip olan çalışma, kendine has senarize bir boyut yaratması ile gereksiz açıklamaların yapılmasına mani olmuş, hatta kartı alma noktasındaki basitliği ile algıda sünnetin bu kadar kolay bir işlem olduğuna inceden dokundurmuştur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Açıkçası artık Sunullah Bey’in mecra seçimlerini çöp kutularından çıkararak sahalara tekrar geri dönmesi gerektiğini düşünüyorum. Tabi emekli olmadıysa  :)&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1987814146017763060-7979946394121437805?l=fikirbenim.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://fikirbenim.blogspot.com/feeds/7979946394121437805/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1987814146017763060&amp;postID=7979946394121437805' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1987814146017763060/posts/default/7979946394121437805'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1987814146017763060/posts/default/7979946394121437805'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://fikirbenim.blogspot.com/2008/10/fenni-snneti-sunullaha-dili-rakip.html' title='Fenni Sünnetçi Sunullah’a Dişli Rakip!'/><author><name>Adv-Man</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07570543095164880626</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='33' height='19' src='http://1.bp.blogspot.com/_t8x_iNBngYI/SRTMokpE-eI/AAAAAAAABI4/uHAz_rjvsBM/S220/as.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_t8x_iNBngYI/SPyThdppt0I/AAAAAAAAAmA/LSUFRF9tWsY/s72-c/thumb4ugu.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1987814146017763060.post-7672030041318055284</id><published>2008-10-15T15:34:00.003+03:00</published><updated>2008-10-15T15:49:16.336+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='tv'/><title type='text'>Çok Bizden!</title><content type='html'>&lt;p&gt;&lt;object width="320" height="266" class="BLOG_video_class" id="BLOG_video-6d9d363e3f241e69" classid="clsid:D27CDB6E-AE6D-11cf-96B8-444553540000" codebase="http://download.macromedia.com/pub/shockwave/cabs/flash/swflash.cab#version=6,0,40,0"&gt;&lt;param name="movie" value="http://www.youtube.com/get_player"&gt;&lt;param name="bgcolor" value="#FFFFFF"&gt;&lt;param name="allowfullscreen" value="true"&gt;&lt;param name="flashvars" value="flvurl=http://v9.nonxt2.googlevideo.com/videoplayback?id%3D6d9d363e3f241e69%26itag%3D5%26app%3Dblogger%26ip%3D0.0.0.0%26ipbits%3D0%26expire%3D1331536134%26sparams%3Did,itag,ip,ipbits,expire%26signature%3D107A232EA23ED4188E20F29F13CCA33C3C41F655.2D310DC6870BC7905C9326A581FB976942264622%26key%3Dck1&amp;amp;iurl=http://video.google.com/ThumbnailServer2?app%3Dblogger%26contentid%3D6d9d363e3f241e69%26offsetms%3D5000%26itag%3Dw160%26sigh%3D-mcklxqkAyxV8TxtMmGVIGxMqzw&amp;amp;autoplay=0&amp;amp;ps=blogger"&gt;&lt;embed src="http://www.youtube.com/get_player" type="application/x-shockwave-flash"width="320" height="266" bgcolor="#FFFFFF"flashvars="flvurl=http://v9.nonxt2.googlevideo.com/videoplayback?id%3D6d9d363e3f241e69%26itag%3D5%26app%3Dblogger%26ip%3D0.0.0.0%26ipbits%3D0%26expire%3D1331536134%26sparams%3Did,itag,ip,ipbits,expire%26signature%3D107A232EA23ED4188E20F29F13CCA33C3C41F655.2D310DC6870BC7905C9326A581FB976942264622%26key%3Dck1&amp;iurl=http://video.google.com/ThumbnailServer2?app%3Dblogger%26contentid%3D6d9d363e3f241e69%26offsetms%3D5000%26itag%3Dw160%26sigh%3D-mcklxqkAyxV8TxtMmGVIGxMqzw&amp;autoplay=0&amp;ps=blogger"allowFullScreen="true" /&gt;&lt;/object&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p&gt;12 Nisan 2008 günü sevdiklerimin arasında beni askere uğurlayan bir şeyin daha olduğunu anladım. Hayatımın üniversite dahil 9 senesini beraber geçirdiğim, kimi zaman deli gibi sevdiğim kimi zaman ise dış etkenlerden dolayı kavga edip darıldığım, ama her defasında birbirimizin gönlünü alma konusunda hiç tereddüt etmediğim, zaman, zaman nazlanmasını, an gelip bana sürpriz yaparcasına zihnimi açarak kendini bana karşı ateşlemesini, sabahlara kadar beraber ofis koltuklarında uyuklayarak geçirdiğimiz romantik anları, cebimde beş kuruş kalmasa da ona karşı hissettiğim tutkunun verdiği güçle yollara düştüğüm, aşırı kıskandığım, gereksiz yere ona ulaşmaya çalışanlara kıl olduğum, mesleki sevgilim (kız arkadaştan laf yememek için korku ile harmanlanmış yeni bir terim) “Reklam” ı anımsadım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Askerliğin ilk günleri yokluğu biraz acı veriyordu. Görsel yok, görüntü yok, müzik yok, slogan yok, başlık yok. İmkanları zorlasanız da kumandaya ulaşamamanız, 60 kişiye “ya bir reklamlara baksaydık” bare diyememeniz ve akabinde şimdi durduk yere “arkadaş deli galiba” damgası şeklinde tabip teğmene yaka paça götürülmemeniz için bu durumu bir şekilde kabulleniyorduk. Gazeteyi hiç sormayın, zaten hatun resmi bol olanların dışındaki diğerleri size gelene kadar parçık, pinçik olup cam silmenin ötesine geçemiyorlardı. İşte bu ayrılık döneminde nasıl olduysa halkın çoktan kahramanı olmuş sarı çizmeli Mehmet Ağa ile karşılaştık. Tam “dur kardeş değiştirme diyecekken” ilginç bir şekilde ahalinin reklamı izlemeye koyulduğunu gördüm. O an ayrılığımızın sürpriz bir biçimde sonlanmasına mı, uzun bir aradan sonra böyle etkili bir reklamla karşılaştığıma mı, yoksa potansiyel hedef kitlenin reklamı keyifle ve ilgiyle izlemesine şahit olmama mı sevineyim bilemedim. İlk defa bu kadar geniş bir toplulukla canlı, canlı reklamı değerlendirme tecrübesi yaşadım ve işin en ilginç yanı Sarı Çizmeli Mehmet Ağa, artık askeri gazinoda bir fenomen, bir abi, bir reis, bir delikanlı olarak anılıyor ve saygı görüyordu. :)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İzlenimlerime göre ilk ana düşüncemin “çok bizden biri” olduğuydu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kahramanımızın konumundan, toplumun kemikleşmiş sorununa, alacakların davranışından, mutlu sonda kazanılan gurur ve rahatlamanın verdiği hafifliğe kadar senaryonun her anı anne ve babalarımız zamanından beri süregelen borçlanma olgusuna bir “dejavu” yaşatıyordu. Her ne hikmetse bu “dejavu” hala sonlanmadı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Neyse, bahsettiğimiz bu uzun süreli ve daimi gözüken sorunun canlandırılması, durumun en çok senarize edildiği Yeşilçam dünyasında, bir Kemal Sunal klasiğini andırıyor, prodüksiyon tekniği ile bu tada daha da çok yakınlaşıyordu.&lt;br /&gt;Türk insanı Yeşilçam’ın sürekli maddi sorunlarla boğuşan, sevgilisini zengin futbolculara kaptıran, kavanozdan iki zeytin fazla aldı diye peder bey’den şamar yiyen, bütün esnafın alacak defterinde en üst sırada yer alan kahramanına saygı duymuş, onu her zaman kendine daha yakın görmüştür. Senaryo bazında oluşturulan reklamında hafif bu havayı vermesi gerçekten halkın içinden gelen bir problemin gene halkın içinden gelen bir karakterle bütünleştirilmesiyle izlenme oranını yüksek tutuyor. Prodüksiyonun reklam üzerindeki artısı ise reklam gibi durmamasını sağlamasıdır. Öğrenci arkadaşlarımızın bu hususa ayrı bir önem vermeleri gerektiğini düşünmekteyim, zira reklam kokmayan hareketler izleyiciyi kendine daha çok çekmekte ve izlenebilirlilik oranını daha fazla arttırmaktadır. Tabi buda psikolojik olarak markanın algılarda daha fazla yer edinip, ihtiyaç halinde birden tozlu sinirlerden fırlayıp akla düşmesine neden olmaktadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kullanılan müziğin reklamın ilk parlama noktası olan Sarı Çizmeli Mehmet Ağa bestesinden esinlenerek ortaya çıkartılan yaratıcı bir fikir olduğunu düşünüyorum. Tabi kahramanın farazi bir giyim ile canlandırılması işin esprisini meydana getirmiş. (Son zamanlarda özellikle bayan bot modasında bahçıvan tarzı dediğimiz bu çizmelerin oldukça popüler olduğunu görmeye başladım) Oyunculuk anlamında zaten üstatlarımızın sergilediği ve senaryoya en çok yakışan tiplemeler olarak gösterdikleri performanslar, mükemmel. Söylenen metinlerle beraber senaryo akışında canlandırılan borçları kapama bölümleri, hedef kitleyi ekrana kitleyecek kadar eğlenceli olmuş. Benim ve askeri gazinodaki arkadaşların en favori sahnesi, bakkalın koltuk altına tavla ile paranın sıkıştırılmasıydı. E, bu akıcılıkta ilerleyen senaryonun da bir o kadar eğlenceli bir sonla bitmesi gerekirdi ki buda biraz Moonwalker, hafif breakdance figürleriyle borçlardan kurtulmanın verdiği  kibirli gurur ifadesiyle çözümlenmiş. Abartmak gibi olmasın ama bu sahnede gülüp, aynısını yapmaya çalışan adamlara bile şahit oldum  :)&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Uzun zamandan beri ilk kez bu kadar hedef kitleyi kendine yönlendiren, mesajlarını, durumlar doğrultusunda bu kadar iyi harmanlayıp senarize eden bir banka reklamı görmemiştim. Açıkçası Bonus’un kalıplaşmış reklamlarından sonra Cardfinans’ın renk kattığını söyleyebilirim. (Bonus, bankacılık sisteminin her parçasına rahatlıkla monte edilebilen en büyük ve en uzun soluklu pazarlama kampanyasıdır)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yalnız bir nokta vardır ki bu ne reklamcıların, ne de biz tüketicilerin suçudur. Maalesef öyle bir dönemde ve öyle ilginç bir ekonomik sistemde yaşıyoruz ki, borcumuzu borçla ödeme noktasına gelmişiz. Mevcut ekonomik politikalar, tüketici bazında, insanların eldeki hazır paritelerinden ödeme yapmalarını imkansızlaştırmış, onun yerine bankaların birer nakit kaynağı olarak algılanarak bitmeyen bir toplumsal borçlanma döngüsüne neden olmuştur. Eskiden maaşlar borçları kapatır, elde avuçta ne varsa onunla geçinilmeye çalışılırdı. Ha bunun üretim ve tüketim bazında talep oranlarına etkisi farklı olabilir, rekabete ve fiyat iyileştirmelerine olumsuz sonuçlar doğurabilirdi. Fakat gel gelelim sürekli borçlanan insanlar zincirinde biriken kredi tutarlarının bir balon gibi şişerek patlama noktasına gelmesi, insanları geleceğine dair DEĞİL, günü yaşamalarına sebebiyet veren acı bir duruma düşmesine sebep olmaktadır. Günümüzde borçlar yeni alınan borçlarla, o borçlarda, eldeki paralarla ve daha sonra gene borçlanmalarla devam etmektedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yani lotoyu vurup faiz yemediğiniz sürece bu çarkın ve bu reklamların ana kahramanı olmaya daha çokkk devam edeceğiz.&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1987814146017763060-7672030041318055284?l=fikirbenim.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='enclosure' type='video/mp4' href='http://www.blogger.com/video-play.mp4?contentId=6d9d363e3f241e69&amp;type=video%2Fmp4' length='0'/><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://fikirbenim.blogspot.com/feeds/7672030041318055284/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1987814146017763060&amp;postID=7672030041318055284' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1987814146017763060/posts/default/7672030041318055284'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1987814146017763060/posts/default/7672030041318055284'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://fikirbenim.blogspot.com/2008/10/ok-bizden.html' title='Çok Bizden!'/><author><name>Adv-Man</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07570543095164880626</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='33' height='19' src='http://1.bp.blogspot.com/_t8x_iNBngYI/SRTMokpE-eI/AAAAAAAABI4/uHAz_rjvsBM/S220/as.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1987814146017763060.post-2659086231750419693</id><published>2008-10-13T17:40:00.020+03:00</published><updated>2008-10-14T12:36:51.635+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='ilan'/><title type='text'>Provokatör Sam Amca!</title><content type='html'>&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_t8x_iNBngYI/SPNo3y9pnmI/AAAAAAAAAl0/9GIbP5ITlZw/s1600-h/137769162_002c0b2113.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5256660497853947490" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_t8x_iNBngYI/SPNo3y9pnmI/AAAAAAAAAl0/9GIbP5ITlZw/s400/137769162_002c0b2113.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_t8x_iNBngYI/SPNnAQKa82I/AAAAAAAAAls/iEQ9AEhE9t0/s1600-h/137765645_3f5ea9f523.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5256658444107838306" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_t8x_iNBngYI/SPNnAQKa82I/AAAAAAAAAls/iEQ9AEhE9t0/s400/137765645_3f5ea9f523.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_t8x_iNBngYI/SPNmmDqtcEI/AAAAAAAAAlk/YxCOugeXqXY/s1600-h/137772406_3384b0d808.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5256657994077007938" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_t8x_iNBngYI/SPNmmDqtcEI/AAAAAAAAAlk/YxCOugeXqXY/s400/137772406_3384b0d808.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_t8x_iNBngYI/SPNmW786AqI/AAAAAAAAAlc/unxMeH7xv8Y/s1600-h/137783920_54389945b2.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5256657734307807906" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_t8x_iNBngYI/SPNmW786AqI/AAAAAAAAAlc/unxMeH7xv8Y/s400/137783920_54389945b2.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_t8x_iNBngYI/SPNl6gbETjI/AAAAAAAAAlU/JIf4bDxlRxY/s1600-h/137781839_fb703de1da.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5256657245881781810" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_t8x_iNBngYI/SPNl6gbETjI/AAAAAAAAAlU/JIf4bDxlRxY/s400/137781839_fb703de1da.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_t8x_iNBngYI/SPNlaHWhssI/AAAAAAAAAlM/35bwXknmueA/s1600-h/137766741_65972e5987.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5256656689396036290" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_t8x_iNBngYI/SPNlaHWhssI/AAAAAAAAAlM/35bwXknmueA/s400/137766741_65972e5987.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_t8x_iNBngYI/SPNkOrDTSNI/AAAAAAAAAlE/GyhhFe6ItSA/s1600-h/137778552_0affcf4fb4.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5256655393309018322" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_t8x_iNBngYI/SPNkOrDTSNI/AAAAAAAAAlE/GyhhFe6ItSA/s400/137778552_0affcf4fb4.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_t8x_iNBngYI/SPNjnNUY2lI/AAAAAAAAAk8/RRpZgQOeicw/s1600-h/137772027_8c3f1a6d9b.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5256654715312724562" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_t8x_iNBngYI/SPNjnNUY2lI/AAAAAAAAAk8/RRpZgQOeicw/s400/137772027_8c3f1a6d9b.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_t8x_iNBngYI/SPNjRxSylbI/AAAAAAAAAk0/x6FCQN8ql_o/s1600-h/137773014_a2cd5eb426.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5256654347012576690" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_t8x_iNBngYI/SPNjRxSylbI/AAAAAAAAAk0/x6FCQN8ql_o/s400/137773014_a2cd5eb426.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_t8x_iNBngYI/SPNilx6NxCI/AAAAAAAAAks/YA7PntLOq1M/s1600-h/137771161_84ab68a230.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5256653591263691810" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_t8x_iNBngYI/SPNilx6NxCI/AAAAAAAAAks/YA7PntLOq1M/s400/137771161_84ab68a230.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;p&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Kapitalizmin buram, buram yeşerip dallanıp budaklandığı zamanlarda devletin birer savaş neferi olarak parmağını Azrail’in orağı misali uzatarak kendine ölümlü seçen bu şahsiyet, reklam tarihinin yaratmış olduğu en ünlü, en günahkar, en kanlı ve en etkili marka yüzü olmuştur. Aslında o, kendisine verilen görevi en iyi şekilde yerine getirerek milyonlarca insanı “beyaz, buruşmuş kıçının” peşine takarak o kıta senin, bu kıta benim yeterince süründürmüştür. Yalnız gel gelelim duruma provokasyonun ve bunun kitlelere sunumundaki reklamın gücü olarak bakarsak azımsanmayacak kadar geniş bir etki yarattığını söyleyebiliriz. Aslında yayınladığımız örnekleri daha eskilere de götürebiliriz. 1. Dünya Savaşında Osmanlı İmparatorluğuna karşı, Ortadoğu ve Balkanlar’da yürütülen savaşlarda gerçekleştirilen ve özellikle basın organlarında işlenen karikatüristik propaganda çalışmaları, ittifak kurmaya kararsız ülkelerin yanı sıra orduya gönderilecek insanların üzerinde de inanılmaz bir karar verme süreci yaşatmıştır. Tabi bu işe stratejik açıdan baktığımızda bunda yanlış bir şey göremeyiz. Zira propagandanın bir amacı da, hedefler doğrultusunda salt çoğunluğu elde etmektir. E, bu durumda kullanılan her türlü kitlesel çalışma, en üst yırtıcılıkta ve en damardan olmak üzere oluşturulmaktadır. Çünkü devletler en kısa yoldan, en yargısız ve sualsiz bir biçimde kendi menfaatleri doğrultusunda savaşan bireylere ihtiyaç duymaktadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İşte, Propaganda bu ihtiyacı gidermektedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Görmüş olduğunuz ilan ve poster çalışmaları 2.Dünya Savaşı (1939-1945 ) zamanında Amerika Birleşik Devletlerinde kullanılan tipik askeri propaganda çalışmalarıdır. Bunların içerisinde en nam salmış olanı tabikide yazımıza girizgah olma şerefini yakalamış Uncle Sam’dir. Edindiğim arşiv içerisinde yaptığım araştırma sonucunda Amerikan halkının savaş boyunca inanılmaz bir mesaj bombardımanına maruz kaldığıdır. Gerçekleştirilen propaganda çalışmalarının toplum içinde birlik yaratma duygusunun canlı tutulmasına, aynı zamanda askeri üretime ayrılan ek güç ihtiyacının karşılanmasında hassasiyetle durduğu gözlemlenebilir. Reklam mesajları açısında kesin bir dil kullanılması ve içeriğin olabildiğince basitleştirilmesi, ilan ve posterlerin hedef kitlesini okumayı bilen her yaştan insan olarak belirlendiğini göstermektedir. En basitinden 3.posterimizdeki propaganda amaçlı vahşileştirilmiş bir Uzakdoğulu askerin durdurulması bile, çocuk kitlenin üzerinde koşullar dahilinde inanılmaz bir psikolojik etki bıraktığı söylenebilir.&lt;br /&gt;Çalışma olarak beni en çok etkileyen iş, en son posterdir. Tipik Amerikan acıtasyonunu içerisinde barındıran çalışma, masum, zavallı sivil halkın üzerine çöken canavar ve onu “çek o pis ellerini zavallı, masum insanların üzerinden” şeklinde destekleyen ve posterin basit ama en etkili görseli olan uzun tırnaklı hilkat garibesi ellerin tehditkar duruşu ile imgelenmesi, ürpertiye ve aktif geri dönüşüm yaratacak korkuya sebebiyet yaratmıştır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çalışmaların görsel yönleri, toplumu korkunun baskısıyla etki altına alarak tepkime sürecine yönlendirmek ve her bireyin cephe dışında dahi savaşa ABD tarafından katılımını sağlayarak en basitinden yediği yemeğe, ürettiği sebze meyveye kadar tasarruf ve üretim manyağı olmasını sağlamaya çalışarak görev bilinci edinilmesini sağlamakta. Elimdeki arşivi incelediğimde; ordu içinde işe başlama, ordu içinde görevini en iyi şekilde yerine getirme, savaş toplumundaki bireylerin görev bilinci ve davranışları (ajanlara karşı), Amerikan rüyasının yaşatılması gibi kategorize edilebilecek binlerce çalışma örneği, dönemin reklamcılarının en büyük müşterisinin ordu olduğunu göstermekte. İnternetten yaptığım genel bir araştırmada ise, gerçekleştirilen yüzlerce çalışmanın, ordunun kendi bünyesinde bulundurduğu departmanlar tarafından düzenlendiğini, fakat daha sonraları işin ajans boyutuna geçerek, ordunun brief sunan reklamveren konumunda yer aldığını göstermekte. Zaten şu an bile örneklerine rastlayacağımız çoğu ordu, hem personel edinme hem toplumsal destek yaratma, hem de algılarda yer edindikleri negatif düşünceleri pozitife döndürme açısından sürekli reklam ajanslarıyla beraber dirsek çürütmektedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bence öğrenci arkadaşlarımızın dikkat edeceği nokta; reklamın sadece üretim ve tüketim toplumuna değil, aynı zamanda onu koruyan siyasi ve askeri güce de hizmet ettiği gerçeğini fark etmeleridir.&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1987814146017763060-2659086231750419693?l=fikirbenim.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://fikirbenim.blogspot.com/feeds/2659086231750419693/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1987814146017763060&amp;postID=2659086231750419693' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1987814146017763060/posts/default/2659086231750419693'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1987814146017763060/posts/default/2659086231750419693'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://fikirbenim.blogspot.com/2008/10/provokatr-sam-amca.html' title='Provokatör Sam Amca!'/><author><name>Adv-Man</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07570543095164880626</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='33' height='19' src='http://1.bp.blogspot.com/_t8x_iNBngYI/SRTMokpE-eI/AAAAAAAABI4/uHAz_rjvsBM/S220/as.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_t8x_iNBngYI/SPNo3y9pnmI/AAAAAAAAAl0/9GIbP5ITlZw/s72-c/137769162_002c0b2113.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1987814146017763060.post-102106691047371285</id><published>2008-10-10T17:08:00.003+03:00</published><updated>2008-10-10T18:37:51.343+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='tv'/><title type='text'>Akbank kendi kendinden ibret almalı!</title><content type='html'>&lt;p&gt;&lt;object width="320" height="266" class="BLOG_video_class" id="BLOG_video-39bbca869a5e2ee8" classid="clsid:D27CDB6E-AE6D-11cf-96B8-444553540000" codebase="http://download.macromedia.com/pub/shockwave/cabs/flash/swflash.cab#version=6,0,40,0"&gt;&lt;param name="movie" value="http://www.youtube.com/get_player"&gt;&lt;param name="bgcolor" value="#FFFFFF"&gt;&lt;param name="allowfullscreen" value="true"&gt;&lt;param name="flashvars" value="flvurl=http://v21.nonxt4.googlevideo.com/videoplayback?id%3D39bbca869a5e2ee8%26itag%3D5%26app%3Dblogger%26ip%3D0.0.0.0%26ipbits%3D0%26expire%3D1331536134%26sparams%3Did,itag,ip,ipbits,expire%26signature%3D69D6B4F8F8E223002D04FC85BB82FBB00C9A0D85.654A3DD77EFA2140F864428C09C381D86815D588%26key%3Dck1&amp;amp;iurl=http://video.google.com/ThumbnailServer2?app%3Dblogger%26contentid%3D39bbca869a5e2ee8%26offsetms%3D5000%26itag%3Dw160%26sigh%3DxHM_Pdw1JuLUB3JPpvGMTmYLNsI&amp;amp;autoplay=0&amp;amp;ps=blogger"&gt;&lt;embed src="http://www.youtube.com/get_player" type="application/x-shockwave-flash"width="320" height="266" bgcolor="#FFFFFF"flashvars="flvurl=http://v21.nonxt4.googlevideo.com/videoplayback?id%3D39bbca869a5e2ee8%26itag%3D5%26app%3Dblogger%26ip%3D0.0.0.0%26ipbits%3D0%26expire%3D1331536134%26sparams%3Did,itag,ip,ipbits,expire%26signature%3D69D6B4F8F8E223002D04FC85BB82FBB00C9A0D85.654A3DD77EFA2140F864428C09C381D86815D588%26key%3Dck1&amp;iurl=http://video.google.com/ThumbnailServer2?app%3Dblogger%26contentid%3D39bbca869a5e2ee8%26offsetms%3D5000%26itag%3Dw160%26sigh%3DxHM_Pdw1JuLUB3JPpvGMTmYLNsI&amp;autoplay=0&amp;ps=blogger"allowFullScreen="true" /&gt;&lt;/object&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Hadi biz insanları anladım; doğamız gereği arzu, istek, tutku ve hedeflerimiz doğrultusunda sürekli olarak değişime, farklılığa, kararsızlığa hatta tam anlamıyla dengesizliğe mazur kalabiliyoruz. Peki, bazı markaların bu tutarlı dengesizliği nereden gelmektedir?&lt;br /&gt;Hayır, onlarında hedeflediği karlar, hedef kitleler, cirolar var ama en nihayetinde bunlar insani duyguların dışındadır. Hatta biraz daha açarsak yapabilecekleri DENGESİZLİKLER onlara ciddi bir biçimde pahalıya patlayabilir de.&lt;br /&gt;Şimdi diyeceksiniz ki, “Akbank’ın şu ana kadar izlediğim en iyi reklamı; güzel senaryo, kaliteli prodüksiyon, eğlenceli müzik, uyumlu slogan”.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;E,bende onu diyorum ya!&lt;br /&gt;Size aynen virgülüne kadar katılıyorum ve üstüne diyorum ki; madem yaratıcılık aşamasında farklı bir işe imza atıp, bunu her parçasıyla uyumlu hale getirebiliyorsunuz, o zaman neden, neden geçen yıllarda yayınladığınız kurumsal ve sigorta reklamlarınızda sürekli bir esinlenme halindeydiniz?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bakın, demek ki ne markanın nede ajansın böyle bir imaja ihtiyacı varmış. Şurası bir gerçektir ki, dışarıdaki insan bizim bildiklerimizi bilmiyor; ona göre yapılan çalışmaların hepsi ilgi çekiciydi ve mütemadiyen bu reklamlar sayesinde bankacılık sektöründe Bonus’dan sonra en çok konuşulan ve tercih edilen banka olma hedefi de yakalanmış olabilir, ama gene de kendi sektörümüz açısından baktığımız da rahatsız edici bir tahta kıymığın olduğu da bir gerçek.&lt;br /&gt;Her zaman kötü olan şey akılda daha kalıcı bir yer edindiğinden markalarında bu konuda daha hassas davranması gerekliliğine inanıyorum. Şu an bile durup yoksa buda diğerleri gibimidir diye ister istemez kendi kendime eyyam yapıyorum.&lt;br /&gt;Neyse&lt;br /&gt;Çalışmanın genel olarak içeriğine baktığımızda, İstanbul’da gerçekleştirilen ve artık Jazz müziğiyle klasikleşmiş bir hale gelmiş, kurumsal halkla ilişkiler bakımından hem gösterdiği istikrar hem de topladığı kitlelere enfes müzik ziyafeti sağlayan Akbank markasının şehir ile bütünleşmiş festivalinin, şehir tarafından da artık KABULLENİLDİĞİNİ anlatan akıllıca bir senaryoyu görebiliriz. Şehrin kendi özüne ait caddelerinin, yol çizgilerinin, elektrik hatlarının, apartman bacalarının Jazz melodileri ile uyumlu bir beraberlik göstermesi artık İstanbul’unda Akbank Jazz Festivali ile şen bir beraberlik içine girdiğini anlayabiliriz. Açıkçası bu tür kurumsal halkla ilişkiler projelerinde reklam bazında en etkili ve en hedef kitlesine ulaşan markanın Akbank olduğuna inanıyorum. Zira önceki festival çalışmaları da kendinden oldukça bahsetmiştir. Öğrenci arkadaşlarımızın buradan çıkaracağı en güzel ipucu, istikrarlı bir kurumsal pr projesinin, kitleler üzerinde bıraktığı etkinin pozitif yönde, tanıtım açısından da yaratıcı ve bir o kadar izlenebilirliği fazla çalışmalara itici güç olabildiğini fark etmeleridir. Marka ile uyumlu, tanıtımı senaryo akışındaki yaratıcılıkla güçlü bir proje hiçbir zaman eli boş DÖNMEZ.&lt;br /&gt;Reklam içerisinde geçen sahnelerin, müzik ile gerçekleştirdikleri uyum, tam anlamıyla bütünü izletebilen özelliğe sahip. Prodüksiyon açısından az fakat öz, temiz bir iş yapıldığı da görülebilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;18.Akbank Jazz Festivali reklamının her basamağıyla başarılı bir çalışma olduğunu düşünüyor ve ekliyorum; ya kendi kendinizi örnek gösterin ya da ibret alın !!!!&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1987814146017763060-102106691047371285?l=fikirbenim.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='enclosure' type='video/mp4' href='http://www.blogger.com/video-play.mp4?contentId=39bbca869a5e2ee8&amp;type=video%2Fmp4' length='0'/><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://fikirbenim.blogspot.com/feeds/102106691047371285/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1987814146017763060&amp;postID=102106691047371285' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1987814146017763060/posts/default/102106691047371285'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1987814146017763060/posts/default/102106691047371285'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://fikirbenim.blogspot.com/2008/10/akbank-kendi-kendinden-ibret-almal.html' title='Akbank kendi kendinden ibret almalı!'/><author><name>Adv-Man</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07570543095164880626</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='33' height='19' src='http://1.bp.blogspot.com/_t8x_iNBngYI/SRTMokpE-eI/AAAAAAAABI4/uHAz_rjvsBM/S220/as.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1987814146017763060.post-6066500432031244277</id><published>2008-10-09T15:06:00.003+03:00</published><updated>2008-10-09T15:17:09.396+03:00</updated><title type='text'>Tık, Tık, Tık! Hayat; Geri Döndüm!</title><content type='html'>&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_t8x_iNBngYI/SO31SiNstHI/AAAAAAAAAkk/hLt22TwtaKs/s1600-h/I-come-from-here.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5255126038981948530" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_t8x_iNBngYI/SO31SiNstHI/AAAAAAAAAkk/hLt22TwtaKs/s400/I-come-from-here.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_t8x_iNBngYI/SO30jQPbgSI/AAAAAAAAAkc/VnxJkXFsW04/s1600-h/I-come-from-here.jpg"&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;Hani reenkarnasyon olarak adlandırılan efsanevi bir fizik, ruh hatta din ötesi bir hayat üstü durum vardır ya, sanırım biz bu tecrübeyi zaten baş edilen hayatlarımızda sıkça değişik bir versiyonuyla sürekli yaşamaktayız. İlginç gelebilir ama biz insanlar sürekli olarak farklı kimliklere, farklı meslek ve gruplara hatta toplum ve ülkelere bir şekilde kanalize oldukça bu terimi fazlasıyla ve en derininden canlı hayatımızda yaşamaya başladık. Düşünün, lüksümüze bakın ki bunun için ölmemiz gerekmiyor. Açık konuşmak gerekirse hayatımız içinde yaşadığımız uzun veya kısa vadede gerçekleştirdiğimiz sorumlulukların, bize farklı yaşamları, hayat tecrübelerini, renkleri, acıları hatta ve hatta kişilik olarak yeni bir psikoloji, yeni bir karakter, yeni bir mantık dahilinde tekrar programlanabilme durumunu yaşatması bir nevi reenkarnasyon’un aslında hayatın içinde olduğunu ve yaşandığını bize açıklıkla gösteriyor.&lt;br /&gt;Tabi bunun içinde hayatlarımızın teknoloji vasıtasıyla her şeyi kısmen olarak elde edebilme gücüne de bağlayabiliriz. Ya da daha da kolaylaştırabildiğine.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Evet, arkadaşlar bence biz insanlar kendi istek, arzu, ihtiras duygularımızın yanı sıra sosyal ve toplumsal sorumlulukların bizlere kazandırdığı yenilikleri veya yeni yaşam durumlarının birer reenkarnasyonunu yaşıyoruz. Benim için askerlik tam olarak böyle bir kavramdı. Ve şunu anladım ki biz bunu askerlik vb toplumsal sorumlulukların dışında her daim yaşıyorduk. Bir meslek değişimi, yeni bir sosyal grup, farklı bir cemiyet, uzak bir kıtada başlanılan hayat bunların hepsi hayatın birer reenkarnasyonu, yeni bir sizden biri.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Alttaki yazımda size zaman kavramının aslında bu yazının ana fikri olacağının bir ipucunu vermiştim ama aslında büründüğüm bir karakterin yazının asıl noktası olacağını hiç düşünmemiştim. İşte bu fikir süzgecimin içinde büründüğüm karakterle, yani yeni benden biri ile zamanı ilginç bir şekilde hayat karelerime montaj yaptım.&lt;br /&gt;Askerlikten önceki hayatımda zamanın akışına her daim düşman oldum, atan her dakikanın, takvimde değişen her tarihin hatta ve hatta doğum gününden nefret eden dünya üzerindeki nadide insanlardan biri olarak zamanla aramın önünde hep bir set bulundurdum. (Biliyorum ki o, seti yıkan yüce tepegöz Kiklop olmaktan vazgeçmedi ve her zaman da yıktı şerefsiz!)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Fakat gel gelelim bir gün onunla sıkı fıkı olacağımı, her gün yapraklarını özenle çevireceğimi, hayatımdan götürdüğü dakikaları büyük bir mutluluk ve olgunlukla karşılayacağımı hatta bunun için onu kutlayabileceğimi; kimi zaman yavaşladığını düşündüğüm anda “Ne duruyorsun, hadi al hayatımdan bir günü daha tembellik yapma” diye azarlayabileceğimi hiç aklıma getirmemiştim. Zaman her geçen dakikasında Kiklop karakterinden çıkıp bir Hercül’e dönmeye ve en yakın dostum olmaya tıpkı bir kurtarıcı moduna girmişti. Tabi insanoğlu biraz yanar dönerdir. Kimi zaman biraz mantığımı zorladığımda önceki hayatımdan Kerem çıkıp “ulan Zaman; bu kahpelik yapılır mı bana? Beni öyle bir hale getirdin ki şimdi sana muhtacım ve yalvarıyorum. “derdim. Hayatımdan çalmasına karşılıksız kalıyor; geçen tarih yapraklarına mı, yoksa ömrümden giden insani bağlıklarımı (aile, sevgili, meslek, sosyal hayat) eksik yaşamama mı ağlıyım diye içten içe gözyaşlarımı damarlarımda gizli, gizli akıtıyordum. Evet, Zamanla aramızda dengesiz bir beraberlik, aşk ve tutku yaşıyorduk ve onun elinin her zaman güçlü olduğunu biliyordum. Beni mutlu etmeyi her attığı günde sağlıyor, koca bir hafta bittiğinde sanki onunla mükemmel bir sevişmenin hazzını bana tattırıyordu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şimdi durum nedir diye merak ediyorsanız; şunu söyleyebilirim ki aramızdaki ilişki bitti. Yalnız dua ediyorum ki gene beni kendisine muhtaç bırakmasın…… &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1987814146017763060-6066500432031244277?l=fikirbenim.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://fikirbenim.blogspot.com/feeds/6066500432031244277/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1987814146017763060&amp;postID=6066500432031244277' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1987814146017763060/posts/default/6066500432031244277'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1987814146017763060/posts/default/6066500432031244277'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://fikirbenim.blogspot.com/2008/10/tk-tk-tk-hayat-geri-dndm.html' title='Tık, Tık, Tık! Hayat; Geri Döndüm!'/><author><name>Adv-Man</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07570543095164880626</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='33' height='19' src='http://1.bp.blogspot.com/_t8x_iNBngYI/SRTMokpE-eI/AAAAAAAABI4/uHAz_rjvsBM/S220/as.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_t8x_iNBngYI/SO31SiNstHI/AAAAAAAAAkk/hLt22TwtaKs/s72-c/I-come-from-here.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1987814146017763060.post-3323558204502046725</id><published>2008-07-07T15:45:00.008+03:00</published><updated>2008-09-16T15:16:21.266+03:00</updated><title type='text'>Şafak *DOĞAN GÜNEŞ*</title><content type='html'>Arkadaşlar BİTTİ............&lt;br /&gt;Fakat bende bittim :) Askerliğim boyunca hayat felsefemde trajikomik ve tezat olduğuna inandığım ilginç bir deneyim yaşadım.  Zaman kavramıyla hem birbirimize dost hem de sıkı birer düşman olduk.&lt;br /&gt;İzin verirseniz nizamiye girişinde çıkardığım beynimi tekrar yerine yerleştirip biraz nadasa bırakacağım. Tabi bu zaman diliminde sizinle biraz daha ayrı kalacağız. O yüzden beni mazur görün.&lt;br /&gt;Tekrar Görüşmek Üzere&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1987814146017763060-3323558204502046725?l=fikirbenim.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://fikirbenim.blogspot.com/feeds/3323558204502046725/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1987814146017763060&amp;postID=3323558204502046725' title='3 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1987814146017763060/posts/default/3323558204502046725'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1987814146017763060/posts/default/3323558204502046725'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://fikirbenim.blogspot.com/2008/07/afak-70.html' title='Şafak *DOĞAN GÜNEŞ*'/><author><name>Adv-Man</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07570543095164880626</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='33' height='19' src='http://1.bp.blogspot.com/_t8x_iNBngYI/SRTMokpE-eI/AAAAAAAABI4/uHAz_rjvsBM/S220/as.jpg'/></author><thr:total>3</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1987814146017763060.post-4117851506385253971</id><published>2008-04-10T01:26:00.011+03:00</published><updated>2008-12-09T06:35:45.536+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='ilan'/><title type='text'>Dove'un Doğal Yüzleri</title><content type='html'>&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_t8x_iNBngYI/R_1EcUmEC1I/AAAAAAAAAkU/a0XJhK09rhs/s1600-h/16059%2520%2520%2520DOVE%2520Grey%2520Gorgeous.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5187377599156063058" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_t8x_iNBngYI/R_1EcUmEC1I/AAAAAAAAAkU/a0XJhK09rhs/s400/16059%2520%2520%2520DOVE%2520Grey%2520Gorgeous.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_t8x_iNBngYI/R_1EQ0mEC0I/AAAAAAAAAkM/dzE3Nad5cOI/s1600-h/16059%2520%2520%2520DOVE%252044%2520and%2520Hot%252044%2520and%2520Not.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5187377401587567426" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_t8x_iNBngYI/R_1EQ0mEC0I/AAAAAAAAAkM/dzE3Nad5cOI/s400/16059%2520%2520%2520DOVE%252044%2520and%2520Hot%252044%2520and%2520Not.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_t8x_iNBngYI/R_1EGEmECzI/AAAAAAAAAkE/qYCgwbM7gMY/s1600-h/16059%2520%2520%2520DOVE%2520Wrinkled%2520Wonderful.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5187377216903973682" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_t8x_iNBngYI/R_1EGEmECzI/AAAAAAAAAkE/qYCgwbM7gMY/s400/16059%2520%2520%2520DOVE%2520Wrinkled%2520Wonderful.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_t8x_iNBngYI/R_1D70mECyI/AAAAAAAAAj8/k7Yz5OC_Zok/s1600-h/16059%2520%2520%2520DOVE%2520Half%2520Empty%2520Half%2520Full.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5187377040810314530" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_t8x_iNBngYI/R_1D70mECyI/AAAAAAAAAj8/k7Yz5OC_Zok/s400/16059%2520%2520%2520DOVE%2520Half%2520Empty%2520Half%2520Full.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_t8x_iNBngYI/R_1DyEmECxI/AAAAAAAAAj0/u_trNR9T_tk/s1600-h/16059%2520%2520%2520DOVE%2520Flawed%2520Flawless.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5187376873306589970" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_t8x_iNBngYI/R_1DyEmECxI/AAAAAAAAAj0/u_trNR9T_tk/s400/16059%2520%2520%2520DOVE%2520Flawed%2520Flawless.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_t8x_iNBngYI/R_1DhkmECwI/AAAAAAAAAjs/yFnI2LjTXiA/s1600-h/16059%2520%2520%2520DOVE%2520Fat%2520Fit.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5187376589838748418" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_t8x_iNBngYI/R_1DhkmECwI/AAAAAAAAAjs/yFnI2LjTXiA/s400/16059%2520%2520%2520DOVE%2520Fat%2520Fit.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Alt başlığımızda bahsettiğimiz Dove’un gerçekleştirdiği mükemmel pazarlama stratejisinin temel taşı niteliğindeki ilk çalışmaları. &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1987814146017763060-4117851506385253971?l=fikirbenim.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://fikirbenim.blogspot.com/feeds/4117851506385253971/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1987814146017763060&amp;postID=4117851506385253971' title='4 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1987814146017763060/posts/default/4117851506385253971'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1987814146017763060/posts/default/4117851506385253971'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://fikirbenim.blogspot.com/2008/04/doveun-doal-yzleri.html' title='Dove&apos;un Doğal Yüzleri'/><author><name>Adv-Man</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07570543095164880626</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='33' height='19' src='http://1.bp.blogspot.com/_t8x_iNBngYI/SRTMokpE-eI/AAAAAAAABI4/uHAz_rjvsBM/S220/as.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_t8x_iNBngYI/R_1EcUmEC1I/AAAAAAAAAkU/a0XJhK09rhs/s72-c/16059%2520%2520%2520DOVE%2520Grey%2520Gorgeous.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>4</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1987814146017763060.post-6725805968914248680</id><published>2008-04-09T23:36:00.008+03:00</published><updated>2008-04-10T01:51:16.370+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='tv'/><title type='text'>Darwin’i yanıltan evrim teorisi!</title><content type='html'>&lt;p&gt;&lt;object width="320" height="266" class="BLOG_video_class" id="BLOG_video-1f39474d9b776dd4" classid="clsid:D27CDB6E-AE6D-11cf-96B8-444553540000" codebase="http://download.macromedia.com/pub/shockwave/cabs/flash/swflash.cab#version=6,0,40,0"&gt;&lt;param name="movie" value="http://www.youtube.com/get_player"&gt;&lt;param name="bgcolor" value="#FFFFFF"&gt;&lt;param name="allowfullscreen" value="true"&gt;&lt;param name="flashvars" value="flvurl=http://v13.nonxt7.googlevideo.com/videoplayback?id%3D1f39474d9b776dd4%26itag%3D5%26app%3Dblogger%26ip%3D0.0.0.0%26ipbits%3D0%26expire%3D1331536134%26sparams%3Did,itag,ip,ipbits,expire%26signature%3D857CD5E62DB0B529BEDC8740AEE915986818A7E.6C5665A106E64751AB550CDEC2D107428EB78ECA%26key%3Dck1&amp;amp;iurl=http://video.google.com/ThumbnailServer2?app%3Dblogger%26contentid%3D1f39474d9b776dd4%26offsetms%3D5000%26itag%3Dw160%26sigh%3D3JST87ckgLG3tzXC2mqG4aMv1BU&amp;amp;autoplay=0&amp;amp;ps=blogger"&gt;&lt;embed src="http://www.youtube.com/get_player" type="application/x-shockwave-flash"width="320" height="266" bgcolor="#FFFFFF"flashvars="flvurl=http://v13.nonxt7.googlevideo.com/videoplayback?id%3D1f39474d9b776dd4%26itag%3D5%26app%3Dblogger%26ip%3D0.0.0.0%26ipbits%3D0%26expire%3D1331536134%26sparams%3Did,itag,ip,ipbits,expire%26signature%3D857CD5E62DB0B529BEDC8740AEE915986818A7E.6C5665A106E64751AB550CDEC2D107428EB78ECA%26key%3Dck1&amp;iurl=http://video.google.com/ThumbnailServer2?app%3Dblogger%26contentid%3D1f39474d9b776dd4%26offsetms%3D5000%26itag%3Dw160%26sigh%3D3JST87ckgLG3tzXC2mqG4aMv1BU&amp;autoplay=0&amp;ps=blogger"allowFullScreen="true" /&gt;&lt;/object&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dünyada oldukça ses getiren fakat toplumların dini inanışlarından dolayı şiddetle red edilen, bilimsel açıdan bakıldığında edinilebilecek güzel bilgilere sahip Charles Darwin’in Evrim Teorisi, sanırım şu durumda yaşadığımız yüzyılın yarattığı sanal evrimin sosyolojik açıdan ne kadar ciddi, müdahaleci ve aynı zamanda gereksiz mükemmeliyetçi bir saçmalığa doğru ilerlediğine kesinlikle fikir yürütemezdi.&lt;br /&gt;İnsanların yaşam deneyim ve tecrübelerinin yanı sıra kıtasal farklılıklar, beslenme, mevsimsel değişimler, coğrafi konumlar, ihtiyaç gereksinimleri, tercih, istek ve arzularla beraber güzelliği keşfetmenin getirdiği psikolojik tatmin ve toplumsal kabulün yaşadığımız yüzyılın insanlar üzerindeki en hızlı evrimsel sürece katkı sağladığını söyleyebiliriz. Sanal dünyanın esiri olan biz insanların temel duygusal ihtiyaçlarını network kablolarından, uçuşan sinyallerden edindiğini düşünerek güzelliği de revizyon etmeye çalışması anlık evrimleşme gibi tuhaf mutant tadında bir korku felsefesine neden oluyor.&lt;br /&gt;Düşünsenize genetik operasyonlar, kök hücre araştırmaları belki de insanların zaman içinde şartlar ve koşullar bakımından edineceği yetileri hali hazırda şak diye hayata geçirebiliyor. Bırrrrrr. Ürkütücü.&lt;br /&gt;Hani bilimkurgu filmlerinde tipik bir replik vardır ya, profesör büyük bir keşif yapar ve “bu formülün kötü emelli insanların eline geçmemesi lazım” der. İşte artık bu noktada her şey insanlık için deyip, iyi olana teselli edip kötü olanın şamarını kaşla göz arasında yiyiveriyoruz.&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Neyse fazla konumuzdan sapmadan eksenimize geri dönersek Dove’un gerçek güzellik konusunda tümden gelip tüme vardığı noktada bahsettiğimiz evrimin biraz daha masum ve düşük versiyonunu canlandırarak güzelliğin fiili dış etkilerinin yanı sıra birde sanal olarak revizyona uğrayarak gerçekte olmayan kusursuzluğu eleştirmesi gerçekten mükemmel bir nokta. Çoğu moda ve güzellik markasının maalesef doğal olandan kaçarak sürekli aynı mükemmeliyetçi insan oluşumunu tercih etmesi, tüketicilerin bilinç düzeyinde artık ters tepmeye başlıyor. Özellikle bu noktada durumu tiye alan bir markanın çıkıp idealist bir yaklaşım ile gerçekçi bir duruş sergilemesi tüm polyanaları “Hassiktir” oradan şeklinde kapı dışarı ediyor. Yalnız ayrıca belirtelim, Dove bu kampanyaya “hangisi daha güzel” tadında doğal görünümlü photoshop’suz kadınlara yer vererek başlattı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Özellikle öğrenci arkadaşlarımız; bu çok önemli bir pazarlama stratejisidir. Düşünsenize şu ana kadar tüm reklam mecralarında yer almış temsili yani bir nevi referans güzelliği esas alınmış çalışmalar bir anda bir güzellik markası tarafından çökertiliyor ve doğal güzellik ile birlikte ürünleri kullanan gerçek hedef kitlenin ta kendisi kullanılıyor. Bu Dove markasının samimiyetini, inancını, amacını ve kendini ifade etmesi açısından büyük bir başarıdır. Ürün “ben seni en kral mankenden daha güzel yapacağım” veya “ben Heidi Klum, güzelliğimi X’e borçluyum” gibisinden anasının, babasının ve taktiri ilahinin boş zamanında yarattığı o burunu o gözlerin doğal güzelliğinin üzerine konmuyor. Zaten ürününü bizzat kullanan hedef kitleye yer vererek onların memnuniyetini dile getiriyor. Ya da arada bir, bu tür provakatif söylemlerle aslında modellerin bir boka benzemediğini hatta o kadar profesyonel makyaja rağmen anca photoshop la toparlanabildiklerini dile getiriyor :) &lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1987814146017763060-6725805968914248680?l=fikirbenim.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='enclosure' type='video/mp4' href='http://www.blogger.com/video-play.mp4?contentId=1f39474d9b776dd4&amp;type=video%2Fmp4' length='0'/><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://fikirbenim.blogspot.com/feeds/6725805968914248680/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1987814146017763060&amp;postID=6725805968914248680' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1987814146017763060/posts/default/6725805968914248680'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1987814146017763060/posts/default/6725805968914248680'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://fikirbenim.blogspot.com/2008/04/darwini-yanltan-evrim-teorisi.html' title='Darwin’i yanıltan evrim teorisi!'/><author><name>Adv-Man</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07570543095164880626</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='33' height='19' src='http://1.bp.blogspot.com/_t8x_iNBngYI/SRTMokpE-eI/AAAAAAAABI4/uHAz_rjvsBM/S220/as.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1987814146017763060.post-6183358845068771964</id><published>2008-04-01T21:11:00.008+03:00</published><updated>2008-12-09T06:35:46.607+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='ilan'/><title type='text'>Yaratıcı Mecra Uygulamalarının Fikre Etkisi</title><content type='html'>&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_t8x_iNBngYI/R_J76Kb0XOI/AAAAAAAAAjM/iFUhGaTB71s/s1600-h/08_04113_003_xBody_Bag_execution.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5184342360220523746" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_t8x_iNBngYI/R_J76Kb0XOI/AAAAAAAAAjM/iFUhGaTB71s/s400/08_04113_003_xBody_Bag_execution.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_t8x_iNBngYI/R_J7sab0XNI/AAAAAAAAAjE/q9StWlXBfPU/s1600-h/08_04113_003_Body_bag_page01.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5184342123997322450" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_t8x_iNBngYI/R_J7sab0XNI/AAAAAAAAAjE/q9StWlXBfPU/s400/08_04113_003_Body_bag_page01.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_t8x_iNBngYI/R_J7kKb0XMI/AAAAAAAAAi8/R8MTHWrBZrY/s1600-h/08_04113_003_Body_bag_page02.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5184341982263401666" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_t8x_iNBngYI/R_J7kKb0XMI/AAAAAAAAAi8/R8MTHWrBZrY/s400/08_04113_003_Body_bag_page02.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_t8x_iNBngYI/R_J7aqb0XLI/AAAAAAAAAi0/dTPhas8qEKE/s1600-h/08_04113_002_Blood_page01.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5184341819054644402" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_t8x_iNBngYI/R_J7aqb0XLI/AAAAAAAAAi0/dTPhas8qEKE/s400/08_04113_002_Blood_page01.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_t8x_iNBngYI/R_J7Sqb0XKI/AAAAAAAAAis/O8H5QauWM5E/s1600-h/08_04113_002_Blood_page02.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5184341681615690914" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_t8x_iNBngYI/R_J7Sqb0XKI/AAAAAAAAAis/O8H5QauWM5E/s400/08_04113_002_Blood_page02.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_t8x_iNBngYI/R_J7J6b0XJI/AAAAAAAAAik/ynllEOC-OMk/s1600-h/08_04113_001_Corpse_page01.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5184341531291835538" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_t8x_iNBngYI/R_J7J6b0XJI/AAAAAAAAAik/ynllEOC-OMk/s400/08_04113_001_Corpse_page01.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_t8x_iNBngYI/R_J7Cab0XII/AAAAAAAAAic/rEtMFunoHt8/s1600-h/08_04113_001_Corpse_page02.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5184341402442816642" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_t8x_iNBngYI/R_J7Cab0XII/AAAAAAAAAic/rEtMFunoHt8/s400/08_04113_001_Corpse_page02.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;Son yıllarda yaratıcı reklam fikirlerinin fikrin ötesinde uygulamada da dikkat çekici boyutlara ulaştığı ortadadır. Yani artık reklamcılık yaratıcı fikir boyutundan çıkıp, uygulama noktasına da kendini geliştirmeye başlamıştır. Nitekim fikirler ve mesajlar averaj bir düzeyde kalsa da uygulandıkları mecralar açısından taşıdıkları farklılıklar onları dikkat çekici bir hale getirebilmektedir. Günümüzde reklam fikirleri tek başına üstlendikleri odak olma prensiplerini yavaş, yavaş kaybederek mecranın çeşitliliğine de ihtiyaç duymaya başlamaktadır.&lt;br /&gt;Anlatımı kuvvetlendiren, marka mesajını okutan, duygu ve hissiyatları birebir tüketiciye nakledebilen uygulama çeşitlilikleri, artık fikrin “sende mi Brütüs” şeklinde güvensiz bir dayanaktan kurtulmasına fırsat yaratmaktadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gördüğünüz çalışmamız yaratıcı mecra uygulamasının tipik ilan fikrine nasıl olumlu bir katkı yaptığını açıkça sergilemektedir. Yalın bir fikrin yanında uygulama çeşitliliğindeki zenginlik markayı ustalıkla rakiplerinden ayrıştırmıştır. Ortaya çıkartılan mecra kullanımı hem bu aşamada markayı zenginleştirmiş hem de fikrin parlak fakat bir o kadar iddiasız üslubuna renk katmıştır. Bütçesi ne olursa olsun brief doğrultusunda gerçekleştirilen her fikrin uygulama noktasında da farklı alternatiflere sahip olması gerekliliğine inanıyorum. Çünkü kimi zaman uygulamadaki zenginlik fikrin revizyon görüp daha etkili bir duruş kazanmasına neden olabiliyor. Tıpkı bu işte olduğu gibi.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1987814146017763060-6183358845068771964?l=fikirbenim.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://fikirbenim.blogspot.com/feeds/6183358845068771964/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1987814146017763060&amp;postID=6183358845068771964' title='3 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1987814146017763060/posts/default/6183358845068771964'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1987814146017763060/posts/default/6183358845068771964'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://fikirbenim.blogspot.com/2008/04/yaratc-mecra-uygulamalarnn-fikre-etkisi.html' title='Yaratıcı Mecra Uygulamalarının Fikre Etkisi'/><author><name>Adv-Man</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07570543095164880626</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='33' height='19' src='http://1.bp.blogspot.com/_t8x_iNBngYI/SRTMokpE-eI/AAAAAAAABI4/uHAz_rjvsBM/S220/as.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_t8x_iNBngYI/R_J76Kb0XOI/AAAAAAAAAjM/iFUhGaTB71s/s72-c/08_04113_003_xBody_Bag_execution.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>3</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1987814146017763060.post-2700190344976372096</id><published>2008-04-01T14:44:00.006+03:00</published><updated>2008-11-06T13:14:52.939+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='açıkhava'/><title type='text'>Radyonun İçindeki Küçük Adamlar!</title><content type='html'>&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_t8x_iNBngYI/SRLRGzAw6rI/AAAAAAAABGM/nQ3RZT3YYOw/s1600-h/27_02726_003_Rauchjob_ENG.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5265500829052365490" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 283px; CURSOR: hand; HEIGHT: 400px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_t8x_iNBngYI/SRLRGzAw6rI/AAAAAAAABGM/nQ3RZT3YYOw/s400/27_02726_003_Rauchjob_ENG.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_t8x_iNBngYI/SRLQ-B3gfyI/AAAAAAAABGE/NxxBGhlwxx8/s1600-h/27_02726_002_Tankjob_ENG.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5265500678421249826" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 283px; CURSOR: hand; HEIGHT: 400px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_t8x_iNBngYI/SRLQ-B3gfyI/AAAAAAAABGE/NxxBGhlwxx8/s400/27_02726_002_Tankjob_ENG.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_t8x_iNBngYI/SRLQzJlkrEI/AAAAAAAABF8/H_w_DOre1P4/s1600-h/27_02726_001_Waschjob_ENG.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5265500491514948674" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 400px; CURSOR: hand; HEIGHT: 283px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_t8x_iNBngYI/SRLQzJlkrEI/AAAAAAAABF8/H_w_DOre1P4/s400/27_02726_001_Waschjob_ENG.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;div&gt;&lt;div&gt;&lt;div&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;Jobsintown’ın yanlış iş seçimleri için gerçekleştirdiği bu açıkhava mecra uygulamalarını görünce çocukluğumun birer düşünce ürünü olan radyonun içindeki küçük adamlar aklıma geldi. Hepimizin küçüklüğünde kurguladığı fantastik hayal dünyasında teknolojik aletlere duyulan hayranlığın yarattığı merak duygusunun ne garip tahminlere yol açtığını hepimiz az çok yaşamışızdır. Hiç unutmam sanırım ilkokuldaydım, Datça’daki yazlığımızda ananem ve rahmetli dedemle yaz tatilinin tadını çıkartıyordum. Tozun toprağın denizin içinde geçen koca 3 ay.&lt;br /&gt;E, o zamanlar uydu anten pahalı bir teknoloji olduğundan TV’ler büyük şehirlerdeki gibi yayın performansı sergileyemezlerdi. Bizde ananemlerin zamanında Almanya’dan aldıkları dijital saatli radyosunu açar TRT’nin akşam hikâyelerini dinlerdik. Balkondaki köşe koltuğa serilir bütün ışıkları kapatır, gökyüzünün enfes ışıltılarının eşliğinde hikayeleri hayal dünyamızda yaşardık. Kendimi fazla kaptırdığımdan mıdır bilinmez anlatıcının sesi bana o kadar yakından gelirdi ki sanki o radyonun içinde bir masa, ve bir kitapla gecemize renk katmaya çalışan bir dostumuz vardı. Her duruma tepki gösterir, yapılan efektlerdeki kırılan camların radyoyu bozacağına inanırdım (Datça’nın karşısında bulunan Simi adasından dolayı enfes yunan şarkıları dinlerdik, eklemeden edemeyeceğim) İşte böyle bir hayal dünyasının içinde küçük adamların işlerinden hep memnun ve mutlu olduklarını düşünürdüm. :)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çocuk psikolojisi böyle bir şey olsa gerek. Halbuki bu tür aletlerin içini açma gibi bir fırsatçılık yapabilseydik gerçekle yüz yüze gelebilir, her şeyin anlam veremediğimiz tüpçüklerden tırtıklı boardlardan, devrelerden kaynaklandığını görebilirdik :) Tabi bu fırsatçılık gerçeği keşfetme dürtüsünün yarattığı bir atılım, yoksa ben hiçbir zaman küçük adamların bana anlattığı hikayelerin yarattığı fantastik dünyadan vazgeçmeyeceğim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Neyse çalışmamızda işte böyle fantastik bir dünyadan esinlenilen fakat biraz daha acımasız ve bir o kadar gerçekçi yönünün aktarıldığı bir durumu izah etmekte. Yanlış iş seçimlerinin hayat akışında ne gibi sıkıntılar yarattığını, emek ve koşulların dengesiz birlikteliğini en azından radyodaki keyifli programları yapan küçük adamlardan ziyade daha farklı bir açıdan göstererek abartı sanatını marka mesajıyla uyumlu bir şekilde aktarılması sağlanmış. Abartı noktası konusunda ufak bir açıklama yapmak gerekirse, yaratıcı fikrin marka mesajını empati yoluyla kullanılmasını sağlayan destekleyici bir yöntem olarak kullanıldığını söyleyebiliriz..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yaratıcı fikrin etkinliğinden ziyade farklı mecraların marka üzerinde yarattığı dikkat çekici çekim gücü, klasik yöntemlere nazaran daha verimli geri dönüşlerle reklamverene istediği etkiyi yaratma fırsatını sunabilir. Çoğu marka bu aşamada pek cesaretli davranamadığından garanti yolu kalıplaşmış yöntemlerde arar. Fakat farklı mecraların hem bütçe hem de etkin reklam amaçlarına ne kadar başarılı hizmetler sunabileceğini kestiremezler. Bu yüzdendir ki ABD’de yılda gerçekleşen 300 milyar dolarlık reklam harcamalarının 112 milyar gibi büyük bir rakamı boşa gitmektedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Not: MediaCat yayınlarından “WHAT STICKS “ adlı kitabı alırsanız etkili reklam harcamaları konusunda bilgi edinir geliştirilen yeni yöntemlerin pazarlama ve reklam açısından faydalarını değerlendirebilirsiniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yazarları: Rex Briggs &amp;amp; Greg Stuart &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1987814146017763060-2700190344976372096?l=fikirbenim.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://fikirbenim.blogspot.com/feeds/2700190344976372096/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1987814146017763060&amp;postID=2700190344976372096' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1987814146017763060/posts/default/2700190344976372096'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1987814146017763060/posts/default/2700190344976372096'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://fikirbenim.blogspot.com/2008/04/radyonun-iindeki-kk-adamlar.html' title='Radyonun İçindeki Küçük Adamlar!'/><author><name>Adv-Man</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07570543095164880626</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='33' height='19' src='http://1.bp.blogspot.com/_t8x_iNBngYI/SRTMokpE-eI/AAAAAAAABI4/uHAz_rjvsBM/S220/as.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_t8x_iNBngYI/SRLRGzAw6rI/AAAAAAAABGM/nQ3RZT3YYOw/s72-c/27_02726_003_Rauchjob_ENG.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1987814146017763060.post-4972175577343642320</id><published>2008-03-31T16:01:00.002+03:00</published><updated>2008-12-09T06:35:48.791+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='promosyon'/><title type='text'>Emzik Kartvizit!</title><content type='html'>&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_t8x_iNBngYI/R_DvSKb0W4I/AAAAAAAAAgk/vvoV7Oslnyg/s1600-h/27_00465_UncorrectedTeeth.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5183906266421156738" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_t8x_iNBngYI/R_DvSKb0W4I/AAAAAAAAAgk/vvoV7Oslnyg/s400/27_00465_UncorrectedTeeth.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;Gördüğünüz çalışma, resim paylaşım sitelerinden forward e-postalara kadar internet ağı üzerinden çoğu kişiyle paylaşılmış “funny pictures” kategorisinde yer alan bir promosyon etkinliğidir.&lt;br /&gt;Olayın aslı ortodontist denilen, dişlerin düzgün bir biçimde ağız kafesinde düzenlenmesini sağlayan halk tabiriyle dişlek, tavşan dişli ya da dişlerin birbirini sıkıştırmasından ortaya çıkan baskı yamukluklarını tedavi eden ve çoğumuzun bilmediği bu kategoriye hizmet eden bir dişçinin yaratıcı bir şekilde bilinirliğini arttırmak ve bu dalda kendini markalaştırma adına tanıtımını yapıp, annenlerin tedavi konusunda bilgilenmelerini sağlayıp merkeze yönlenmesini teşvik etmek amacıyla gerçekleştirdiği bir çalışma.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ülkemizde promosyon uzantılı çalışmaların genelde Çin üretimi ilginç ve bir o kadar dandirik ürünlerden sadece adımız gözüksün gerisi tıraş mantığıyla ya da hiçbir amaca hizmet etmeden “çam sakızı çoban armağanı” mantığıyla marka kimliğiyle uzaktan yakından alakası olmayan bir üslupla temsil edilmesi, ne yazık ki hem yaratıcılık aşamasında hem de evde yer kaplayan yüzlerce saçmalığa sebebiyet verdiğinden layıkıyla uygulanamaz. Özellikle marka ile bağ kuramayan bu tür promosyonların tüketici seçim aşamasına hiçbir katkı yaratmadığı düşünülürse, benzetmenin hatırlanmaya ne kadar büyük bir etki yarattığı rahatlıkla görülebilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tıpkı bu ortodontist dişçimiz için yapılan promosyon çalışması gibi. Yukarıda bahsettiğimiz korkulardan uzak ve bir o kadar yönlendirici etkiye sahip, eğlence dozu yüksek, nice anılara vesile olacak, aile dışındaki insanlara tebessüm ettirecek; pazarlama fikri açısından rahatsızlık yaratmadan kendini tanıtan, anlatmak istediği mesajı bir nevi canlandırarak tehlikeye dikkat çeken, hedef kitlesindeki potansiyel tüm ailelere ulaşabilen, tasarımıyla hem bir ilk hem de fikir bazında örnek olma başarısını göstermesiyle hedefi tam on ikiden vurduğu bariz bir gerçektir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çalışmanın ölçümlenmiş rakamları ise, 100 ebeveyne dağıtılan bu emziklerden 19’u ortodontist dişçimize check-up mahiyetiyle geri dönüş gerçekleştirmiş bunun yanında yarattığı pozitif algı ile hedef kitleler üzerinde hem konu hakkında dikkat yaratmış hem de dişleri çıkmaya başlayan bebelerin ailelerinde potansiyel bir müşteri kitlesi sağlamıştır.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1987814146017763060-4972175577343642320?l=fikirbenim.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://fikirbenim.blogspot.com/feeds/4972175577343642320/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1987814146017763060&amp;postID=4972175577343642320' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1987814146017763060/posts/default/4972175577343642320'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1987814146017763060/posts/default/4972175577343642320'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://fikirbenim.blogspot.com/2008/03/emzik-kartvizit.html' title='Emzik Kartvizit!'/><author><name>Adv-Man</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07570543095164880626</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='33' height='19' src='http://1.bp.blogspot.com/_t8x_iNBngYI/SRTMokpE-eI/AAAAAAAABI4/uHAz_rjvsBM/S220/as.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_t8x_iNBngYI/R_DvSKb0W4I/AAAAAAAAAgk/vvoV7Oslnyg/s72-c/27_00465_UncorrectedTeeth.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1987814146017763060.post-782841954263909693</id><published>2008-03-27T00:03:00.007+02:00</published><updated>2008-12-09T06:35:49.577+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='ilan'/><title type='text'>Bir Gözlük Nelere Kadirdir!</title><content type='html'>&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_t8x_iNBngYI/SRMinl47riI/AAAAAAAABGU/pLDZJrQu4IM/s1600-h/vhvhg.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5265590452907388450" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 400px; CURSOR: hand; HEIGHT: 283px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_t8x_iNBngYI/SRMinl47riI/AAAAAAAABGU/pLDZJrQu4IM/s400/vhvhg.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_t8x_iNBngYI/R-rI_Kb0W3I/AAAAAAAAAgc/QDTpjCr-o5U/s1600-h/1_0701a_l.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5182175308701522802" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_t8x_iNBngYI/R-rI_Kb0W3I/AAAAAAAAAgc/QDTpjCr-o5U/s400/1_0701a_l.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_t8x_iNBngYI/R-rIxab0W2I/AAAAAAAAAgU/25W27A2T5Uk/s1600-h/1_0701b_l.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5182175072478321506" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_t8x_iNBngYI/R-rIxab0W2I/AAAAAAAAAgU/25W27A2T5Uk/s400/1_0701b_l.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_t8x_iNBngYI/R-rIgqb0W1I/AAAAAAAAAgM/jkZ52bY6Mi4/s1600-h/kn%C4%B1k.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5182174784715512658" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_t8x_iNBngYI/R-rIgqb0W1I/AAAAAAAAAgM/jkZ52bY6Mi4/s400/kn%C4%B1k.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt; &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;Büyük göğüslü sarışın ablamızı, kolay lokmalıktan zor hatuna; kel, tombul ve top sakallı dayıyı, tır şoförlüğünden profesörlüğe; cehennem melekleri çetesine üye motorcu arkadaşımızı, entel ve bir o kadar feminen bir moda tasarımcısına terfi ettirebiliyor. (Bu arada bu son karakter, eski çalıştığım ajanstaki sanat yönetmeni H.K arkadaşıma çok benziyor :) Tabi gözlüksüz hali. Aman feminen falan dedik hiç alakası yok yanlış anlaşılmasın. Biraz 3.sayfa tadında bir parantez oldu ama şu şartlarda bu ismi tam olarak veremeyeceğim :)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çalışma, gözlüğün katıldığı durumlarda nasıl bir portre ve buna uygun nasıl bir vasıfla anıldığınızı şahane bir şekilde izah edebiliyor. Gerçektende serseri bir motorcu olsanız bile şu tarz bir ifadeyle takacağınız gözlük, sizi feminen olmasa da entel bir moda tasarımcısı imajına sürükleyebilir.&lt;br /&gt;Tabi bunlar aslında fazla uç noktalardır.&lt;br /&gt;Zaten ilanların eğlencelik yanı, bu uç örneklerden derlenen karakter ve imaj farklılıklarının yarattığı ilginç benzetmelerdir. Bu yüzdendir ki, tasarım aşamasında böyle bir ilistrasyonun kullanılması, farklılığın daha belirgin bir şekilde ortaya çıkmasını sağlamıştır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İçlerinde hem psikolojik hem de profil bir imaj olarak gerçeğe yakın duran hangisi derseniz, kesinlikle bayan olanı seçerim. Eğer ki bayan okuyucularımız varsa tuhaf alınganlıklar sergileyip “ne yani gözlük takmayan kızlar basit mi” gibi Türk işi polemiklere kafalarını yormasın. Bu noktada anlatmak istediğim şey, beynimizdeki hazır algılarda yer edinmiş insan profillerinin istemeden de olsa bu tür bakış açılarını doğurabildiğini, sezgiselliğin yanında kafamızdaki bu kataloglarda yer alan yüzlerin insanları ayırt etme, sınıflandırma, tanımlama ve kategori etme bilincine kolaylık sağlamasına imkan tanımasıdır. Yani biz bu ilanlara baktığımızda “harbiden ya” dediğimiz noktada, beynimizin bize oynadığı oyunu bir nevi algıda seçicilik durumuyla iki farklı noktada yaşayabiliriz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yalnız bir nokta var ki, o da böyle iyi tasarlanmış ilanın gereksiz iddialı duran başlığının bu kadar keskin bir tanımı içermesidir. Bence bu ilanın böyle bir açıklamaya hiç mi hiç ihtiyacı yoktur. Çünkü oluşturulan tasarım fikri, gereken mesajı tüm çıplaklığıyla verebilmektedir. O yüzden sadece markanın logosunu görmemiz işi daha temiz ve yalın bir hale getirebilirdi. &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1987814146017763060-782841954263909693?l=fikirbenim.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://fikirbenim.blogspot.com/feeds/782841954263909693/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1987814146017763060&amp;postID=782841954263909693' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1987814146017763060/posts/default/782841954263909693'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1987814146017763060/posts/default/782841954263909693'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://fikirbenim.blogspot.com/2008/03/bir-gzlk-nelere-kadirdir.html' title='Bir Gözlük Nelere Kadirdir!'/><author><name>Adv-Man</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07570543095164880626</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='33' height='19' src='http://1.bp.blogspot.com/_t8x_iNBngYI/SRTMokpE-eI/AAAAAAAABI4/uHAz_rjvsBM/S220/as.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_t8x_iNBngYI/SRMinl47riI/AAAAAAAABGU/pLDZJrQu4IM/s72-c/vhvhg.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1987814146017763060.post-1732558157870260476</id><published>2008-03-26T19:05:00.005+02:00</published><updated>2008-12-09T06:35:49.703+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='ilan'/><title type='text'>Siz Bunu Alın!</title><content type='html'>&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_t8x_iNBngYI/R-qCaqb0W0I/AAAAAAAAAgE/xTEVm_0Mbxo/s1600-h/4.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5182097715822353218" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_t8x_iNBngYI/R-qCaqb0W0I/AAAAAAAAAgE/xTEVm_0Mbxo/s400/4.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Yok, efendim siz değil. Mercedes’iydi, BMW’suydu, Audi’siydi sözümüz onlara. Elçiye zeval olmaz ama Bentley kafa tutar gibi “siz anca bununla oynarsınız” şeklinde takındığı tavırla oldukça ses getiren bir işe vesile oldu. Düşünsenize Forbes dergisini açıyorsunuz (Bentley hedef kitlesinin dergilerinden biri / medya planlamanın önemi) ve sayfalarda önemli ekonomik gelişmeleri takip ederken birden karşınıza bu her halinden “para ve hayat zevki bende” diyen karizmatik adam Türkçe tabiriyle “nah” çeker vaziyette yüzünüze sırıtıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yapılan nörolojik araştırmalar sonucunda insanların % 90’ı bu tarz ilanların etkisinde kalarak marka ile ilgili ipucu arıyor. Yani bir logo veya bodycopy’e yönelme oranı elimizdeki yüzde kadar. Bu Bentley açısından iyi bir rakam. Çünkü hedef kitlesinin takip ettiği Forbes gibi dergilerde idrak noktasını yakalamak ve ilanını okutmaya, düşündürmeye, incelemeye yöneltmek, markanın ekmeğine yağ sürer. Belki aranızda “düşündürmeye” yönelik zıt fikirler çıkabilir ki bundan haklısınız. Kimse oturup kendi iç dünyasında bir ilanın ona ne mesajlar vermek istediğini takmaz. Fakat bu tarz işler böyle bir durumun üstesinde gelebilir diye düşünüyorum. Çünkü ilanda açık bir mesaj, düşündüren bir ifade görmekteyiz ki bence bu tarz bir işin sayfa konumlandırması mutlaka ve mutlaka rakip ilandan sonra gelmelidir ki gerçekten o hareket bir anlam ifade etsin. Jaguar’ın XF modelinin arka yan sayfasında Bentley’in ilanının ne kadar nefis durabileceğini düşünebiliyor musunuz?&lt;br /&gt;Neyse konumuza geri dönersek bu tarz işlerde düşünme sürecinin etkili olabileceğine inanıyorum. Çünkü ilana bakıldığında anlam açısından “boşa uğraşmayın” ifadesinin yanı sıra “hepinizden birkaç gömlek üstteyim”i görebilirsiniz. Yani resmen rakiplerine sağlı, sollu girişmiş hatta Bentley kullanmayan varlıklı abilerimize bile kamçılayıcı bir mesaj yollamış. Son mesaj adresi dolayısıyla birazcık ters tepki yaratabilir ama ateşleyici bir kamçılamaya sahip olduğu da bir gerçek.&lt;br /&gt;Peki, Bentley sahibi olanlar açısından ilanın psikolojik etkisi nasıl olur derseniz; orgazm kadar tavana vurmuş bir haz, sıyrılmanın verdiği coşkulu bir ego ve “hah bizim keratalara bak, güzel ilan çıkmışlar valla” gibi markaya sahip olmanın verdiği bir destekleme sendromu yaşanmış olabilir diyebiliriz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Reklam dünyasında da kendinden oldukça bahsettiren ilan, sofistike ve bir o kadar açık sözlü duruşuyla Bentley imajına ilginç bir katkı yaratıyor. Son olarak birkaç yorumda “I have more money than you do" or "I'm better than you" gibi fikirler olsa da, ilanın hedef kitlesinin bizler olmadığını, “paralı ve ben üstünler” dünyasına ait bir ürünün alıcıları ve rakipleri arasında geçen dayanıklı dövüş olduğunu belirtmek istiyorum.&lt;br /&gt;O yüzden ilanda ehtik dışı noktalar aramayın, zira sizin okumadığınız mecralarda yayınlanan bir reklam için bu kadar ahlaki bakış açıları koymanız gereksiz kaçar.&lt;br /&gt;:)&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1987814146017763060-1732558157870260476?l=fikirbenim.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://fikirbenim.blogspot.com/feeds/1732558157870260476/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1987814146017763060&amp;postID=1732558157870260476' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1987814146017763060/posts/default/1732558157870260476'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1987814146017763060/posts/default/1732558157870260476'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://fikirbenim.blogspot.com/2008/03/siz-bunu-aln.html' title='Siz Bunu Alın!'/><author><name>Adv-Man</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07570543095164880626</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='33' height='19' src='http://1.bp.blogspot.com/_t8x_iNBngYI/SRTMokpE-eI/AAAAAAAABI4/uHAz_rjvsBM/S220/as.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_t8x_iNBngYI/R-qCaqb0W0I/AAAAAAAAAgE/xTEVm_0Mbxo/s72-c/4.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1987814146017763060.post-3146638264847553577</id><published>2008-03-26T12:04:00.002+02:00</published><updated>2008-03-26T12:17:48.359+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='tv'/><title type='text'>Gene VW, Gene DDB!</title><content type='html'>&lt;p&gt;&lt;object width="320" height="266" class="BLOG_video_class" id="BLOG_video-1ed7c18044628221" classid="clsid:D27CDB6E-AE6D-11cf-96B8-444553540000" codebase="http://download.macromedia.com/pub/shockwave/cabs/flash/swflash.cab#version=6,0,40,0"&gt;&lt;param name="movie" value="http://www.youtube.com/get_player"&gt;&lt;param name="bgcolor" value="#FFFFFF"&gt;&lt;param name="allowfullscreen" value="true"&gt;&lt;param name="flashvars" value="flvurl=http://v10.nonxt6.googlevideo.com/videoplayback?id%3D1ed7c18044628221%26itag%3D5%26app%3Dblogger%26ip%3D0.0.0.0%26ipbits%3D0%26expire%3D1331536134%26sparams%3Did,itag,ip,ipbits,expire%26signature%3D2DC9423645D60AE376E019E5E6E965C04D4380A2.78B23CE88D3D50A9D8D18D3B0F73271CAC7E1C7F%26key%3Dck1&amp;amp;iurl=http://video.google.com/ThumbnailServer2?app%3Dblogger%26contentid%3D1ed7c18044628221%26offsetms%3D5000%26itag%3Dw160%26sigh%3DnioOCgReY9VqVGxgWxWnVcLZ_1k&amp;amp;autoplay=0&amp;amp;ps=blogger"&gt;&lt;embed src="http://www.youtube.com/get_player" type="application/x-shockwave-flash"width="320" height="266" bgcolor="#FFFFFF"flashvars="flvurl=http://v10.nonxt6.googlevideo.com/videoplayback?id%3D1ed7c18044628221%26itag%3D5%26app%3Dblogger%26ip%3D0.0.0.0%26ipbits%3D0%26expire%3D1331536134%26sparams%3Did,itag,ip,ipbits,expire%26signature%3D2DC9423645D60AE376E019E5E6E965C04D4380A2.78B23CE88D3D50A9D8D18D3B0F73271CAC7E1C7F%26key%3Dck1&amp;iurl=http://video.google.com/ThumbnailServer2?app%3Dblogger%26contentid%3D1ed7c18044628221%26offsetms%3D5000%26itag%3Dw160%26sigh%3DnioOCgReY9VqVGxgWxWnVcLZ_1k&amp;autoplay=0&amp;ps=blogger"allowFullScreen="true" /&gt;&lt;/object&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt; &lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;br /&gt;Bu ikilinin bir gün bir pazarlama dergisi veya web sitesinde ayrılığını görür VW’nin yeni bir reklam ajansı arayışına girdiğini görürsem gerçekten çok ama çok üzülürüm.&lt;br /&gt;Neden mi?&lt;br /&gt;Bizi gerçekten yalın ve bir o kadar yaratıcı işlerden mahrum bırakacakları için. Diyeceksiniz ki değişim iyidir ve olması gereklidir, yeni bir soluk yeni fırsatlar yaratır ve ben buna hak vereceğim ama aynı zamanda acaba çürütebilir miyim diye de şu görüşümü söyleyeceğim. Birbiriyle uyumlu ortak paydalar dahilinde kenetlenmiş sürekli üretim halinde olan; ten mi, kimya mı ne uyumu derseniz deyin bunu yakalamış bir reklam ajansı ve reklamverenin başarıları, performans düşüklüğü yaşanmadığı sürece bitmez ve bitmemelidir de. Performans düşüklüğü dediğim de “oooooo zaten bizde öyle bir durum karşısındaki değişiklikten bahsediyoruz” dediğinizde bende gene çürütmek adına şunu diyeceğim “bir reklam ajansının performans düşüklüğü yaratma gibi bir lüksü YOKTUR” ki o yüzden reklamverenine o kuşkuyu yaratmayacak bir çalışma grubunun oluşturulmasına gayret sarf etmekte, gidenin yerine onun kadar iyi birini dahil etme çabasına, takımını tam takır kuru bakır değil, her daim hazır tutmasına çalışmaktadır. E, bu şartlarda VW ile DDB birbirinden ayrılmaz bizde keyifle izler, ders alır hatta o gruba dahil olmak için çabalarız.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Efendim bu özlü olmayan fakat birebir gerçeklik payına sahip düşüncelerimden sonra VW Polo reklamını irdeleyelim. Konu güvenlik ve güvende hissetmek olduğunda reklamcıların aklına artık dogmatikleşmiş belli kalıplar ve bunların uygulamaları gelir. Çünkü konu itibariyle marka açısından hassas bir noktadır. Günümüzde lüks, rahatlık, konfor gibi etkenlerin başında otomobilin sizi nasıl koruduğu gibi bir gerçek tartışılmaktadır. Ha bu muhabbeti 1950 ve 76, 77 yılları arasında yapsaydık önümüze konfor, lüks ve hızdan başka bir değer biçimini kullanmayacaktık. Zira 2.dünya savaşından sonra patlak veren üretimde tasarım çılgınlığı araba sektöründe bir ihtiyacı görmezden geldi.&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Güvenlik.&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Sırf bu yüzden Amerikan Mahkemelerinde yıllarca süren marka ve kullanıcı, hatta devletin bizzat açtığı davalar yaşandı. O yüzdendir ki tasarıma önem veren zihniyet, artan taleplerden doğan ölümlerden korkarak güvenliği ilk aşamaya yerleştirdi. Şimdi bizler bunun semeresini yiyerek tercihlerimizi yaşananlar doğrultusunda tekrar revize ettik :) Dediğimiz gibi otomobil tercihlerinde yükselen güvenlik teminatı VW gibi her markayı da bu aşamada birer rol sahibi olmaya teşvik etmiştir. VW Polo’da cüssesinin verdiği bir durumdan kaynaklanan herhalde olası “küçük araba güvensizdir” algısından ortaya çıkan briefe eğlenceli bir reklam yaratması için DDB’yi bilgilendirmiş. Ben fikrin yaratıcı anlamda iyi olduğunu düşünüyorum. Konuya farklı açıdan yaklaşılması güvenlik konusunda yoğun olarak işlenen araba ve insan görüntülerinin bir nevi alternatifi olmuş. Bir kere reklamdaki kahramanımızın bir köpek olması, şirinlik, tatlılık, şeker bir hayvanın dikkatleri üzerine çekmesi amaçlarını değil, tamamen köpeklerin kendine has güçlü hislerinin bir değer olarak sunulmasını göstermektedir. Biliyorsunuz ki köpekler çeşitli duyu yetileri sayesinde güven duyularını inşa ediyorlar. Güvende hissetmedikleri yerde ya durmazlar ya da ona tepki gösterirler. Bu maksatla reklam kahramanını basit bir duruma indirmemek lazım. Hani o her sıkıştığında şirin çoluk çocuğa saran,duygu sömürüsü yapıp markadan çok çocuğun konuşulduğu durum var ya hah, işte öyle aptal bir sömürü en azından şirin hayvan bazında yok. Asıl amaç yukarıda bahsettiğimiz şekilde olup senaryo içerisinde kişiden kişiye tatlılık derecesi duygusal açılara göre değişebilir. Senaryonun akışını gelirsek bu karakterde oluşturulmuş kahramanımızın kendinden emin güveni sadece arabanın içinde yaşandığından Polo’nun bir güven değeri taşıdığını gösteriyor. Zıt sahnelerde köpeğimizin ezik hatta bankadaki o kuyruğunu kıstırdığı tedirgin durumları şahane bir ikilemin diğer yarısı oluyor. Bir yandan arabada rahat olduğunu hisseden, çünkü ortamın güvenliğine inanan bir köpek, diğer yanda ise arabadan her indiğinde bulunduğu ortamdan tedirgin olan güven duyularını yitirmiş bir köpek.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Reklam mesajını çok sağlam bir senaryoyla başarılı bir şekilde veriyor ve acaba böyle kafa bir köpeğe sahip olabilir miyim diye düşünmeden edemiyorum :)&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1987814146017763060-3146638264847553577?l=fikirbenim.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='enclosure' type='video/mp4' href='http://www.blogger.com/video-play.mp4?contentId=1ed7c18044628221&amp;type=video%2Fmp4' length='0'/><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://fikirbenim.blogspot.com/feeds/3146638264847553577/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1987814146017763060&amp;postID=3146638264847553577' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1987814146017763060/posts/default/3146638264847553577'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1987814146017763060/posts/default/3146638264847553577'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://fikirbenim.blogspot.com/2008/03/gene-vw-gene-ddb.html' title='Gene VW, Gene DDB!'/><author><name>Adv-Man</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07570543095164880626</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='33' height='19' src='http://1.bp.blogspot.com/_t8x_iNBngYI/SRTMokpE-eI/AAAAAAAABI4/uHAz_rjvsBM/S220/as.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1987814146017763060.post-1456413208878665997</id><published>2008-03-26T11:50:00.003+02:00</published><updated>2008-03-26T12:03:58.816+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='tv'/><title type='text'>Guinness’in Köpük Fabrikası</title><content type='html'>&lt;p&gt;&lt;object width="320" height="266" class="BLOG_video_class" id="BLOG_video-8b7672a4bf0cd9b9" classid="clsid:D27CDB6E-AE6D-11cf-96B8-444553540000" codebase="http://download.macromedia.com/pub/shockwave/cabs/flash/swflash.cab#version=6,0,40,0"&gt;&lt;param name="movie" value="http://www.youtube.com/get_player"&gt;&lt;param name="bgcolor" value="#FFFFFF"&gt;&lt;param name="allowfullscreen" value="true"&gt;&lt;param name="flashvars" value="flvurl=http://v23.nonxt4.googlevideo.com/videoplayback?id%3D8b7672a4bf0cd9b9%26itag%3D5%26app%3Dblogger%26ip%3D0.0.0.0%26ipbits%3D0%26expire%3D1331536134%26sparams%3Did,itag,ip,ipbits,expire%26signature%3D51F0CE6FC1CF26E68BCDF709C6948AE82E7AB4A9.263338A0FCA03097ADA096C67BC3028F40C770F0%26key%3Dck1&amp;amp;iurl=http://video.google.com/ThumbnailServer2?app%3Dblogger%26contentid%3D8b7672a4bf0cd9b9%26offsetms%3D5000%26itag%3Dw160%26sigh%3DpURk8XNhYWBn-7_ajaQoiBLDKBs&amp;amp;autoplay=0&amp;amp;ps=blogger"&gt;&lt;embed src="http://www.youtube.com/get_player" type="application/x-shockwave-flash"width="320" height="266" bgcolor="#FFFFFF"flashvars="flvurl=http://v23.nonxt4.googlevideo.com/videoplayback?id%3D8b7672a4bf0cd9b9%26itag%3D5%26app%3Dblogger%26ip%3D0.0.0.0%26ipbits%3D0%26expire%3D1331536134%26sparams%3Did,itag,ip,ipbits,expire%26signature%3D51F0CE6FC1CF26E68BCDF709C6948AE82E7AB4A9.263338A0FCA03097ADA096C67BC3028F40C770F0%26key%3Dck1&amp;iurl=http://video.google.com/ThumbnailServer2?app%3Dblogger%26contentid%3D8b7672a4bf0cd9b9%26offsetms%3D5000%26itag%3Dw160%26sigh%3DpURk8XNhYWBn-7_ajaQoiBLDKBs&amp;autoplay=0&amp;ps=blogger"allowFullScreen="true" /&gt;&lt;/object&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt; &lt;/p&gt;&lt;p&gt;Attığım başlıktan bir benzetme yaptığımı düşünebilirisiniz. Aslında evet yapıyorum ama bu bildiğimiz kötü örneklerden değil, tam tersi tatlı bir karakter benzerliğiyle hafif müzikal bir kurgunun akıllardan anımsanması şeklinde olduğudur. Yani burada diğer absürt saçma sapan birebir işlerin bende uyandırdığı sinir halini değil, tamamen reklama duyduğum hayranlığın bende ayrıca bunu anımsattı demenin getirdiği bir ruh halini yansıtmakta. İzlediğiniz reklamı ben bizzat kendim şahsen izlerken sonunu gerçekten merakla bekledim. Çünkü ortada bir şeye katkı yaptığını düşündüğümüz küçük adamcıklar vardı. Tıpkı “Charlie’nin Çikolata Fabrikası”ndaki gibi :) &lt;/p&gt;&lt;p&gt;Tim Burton’ın hayatımıza yönelik etkileyici dersler verdiği filmde geçen fabrikanın baş aktörlerinden olan küçük adamları anımsatan kurgu ve karakterler aslında bu reklamın akılda kalıcılığına daha büyük hizmeti veriyor. Reklamda köpük olduğunu öğrendiğimiz adamlar, filmin çocuk karatelerinden derlenen müzikal bir dersin öğretmenleri olan küçük adamlara kurgu ve dış görünüş olarak çok benziyorlar. Özellikle anlatmak istediğim sahnenin resmini bulamadım ama dediğim gibi reklamı yermek kötü bir taklit olduğunu söylemek gibi bir niyetim yok. Konumuz bu olmadığından üstten olsa da açıklamak gayretine girmeyeceğim. Aslında yukarıda bahsettiğim gibi reklam ile filmin kurgu benzerliği bana markanın reklam ile bağdaşmasında çok büyük bir katkı sağlıyor. Yani filmi izlediğimde özellikle müzikal sahnelerinde aklıma Guinness reklamı; reklamı izlediğimde de ise aklıma filmi getireceğim. Tabi en önemlisi markanın akılda kalıcılığı ki bu görev layıkıyla yerine getirilmiş.&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Reklamın fikir bazında zaten temsili bir genel benzerlik hissiyatları uyandıracak tarza sahip olduğu açıktır. CocoCola makinesinin içinde nasıl bir hayat olduğu, radyonun içinde konuşan adamların varlığı (fantastik çocuk aklı) gibi durum benzerliği biranın içindeki köpüklere de verilmiş. Tabi bunu yaparken de belirlenmiş önermeye sadık kalınmıştır. Oluşturulan mesajda “içinde yaşayan bir şeyler olduğu” söylenmiş. Evet aslında bira içinde arpa mayasının bulunduğu bir içecektir ve mayada kültür küfüdür, yani canlıdır. Reklam, hem bu noktaya dayanarak hem de köpüklerin hareketleri üzerinde çağrışım gerçekleştirerek mesajı enfes bir şekilde anlatabilmektedir. Bu noktaya gelen aşamada müzikal tadında bir başlangıç yapması ve durumu izah etmesi ise şahanedir ve sonun etkileyici bir şekilde tamamlanmasını sağlar. İşin Tim Burton’la alakası ne derseniz, sadece izlerken aklıma o filmden çağrışımlar geldi diyebilirim. Düşünsenize bu köpük adamlar oradan oraya uçarken birde sözlü olarak bir takım mesajlar verse bu çağrışımım doruklara çıkar :)&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1987814146017763060-1456413208878665997?l=fikirbenim.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='enclosure' type='video/mp4' href='http://www.blogger.com/video-play.mp4?contentId=8b7672a4bf0cd9b9&amp;type=video%2Fmp4' length='0'/><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://fikirbenim.blogspot.com/feeds/1456413208878665997/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1987814146017763060&amp;postID=1456413208878665997' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1987814146017763060/posts/default/1456413208878665997'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1987814146017763060/posts/default/1456413208878665997'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://fikirbenim.blogspot.com/2008/03/guinnessin-kpk-fabrikas.html' title='Guinness’in Köpük Fabrikası'/><author><name>Adv-Man</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07570543095164880626</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='33' height='19' src='http://1.bp.blogspot.com/_t8x_iNBngYI/SRTMokpE-eI/AAAAAAAABI4/uHAz_rjvsBM/S220/as.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1987814146017763060.post-7915440554569254282</id><published>2008-03-26T00:00:00.006+02:00</published><updated>2008-03-26T02:22:59.226+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='tv'/><title type='text'>Moda Markalarının Temasal Reklam Doktrinleri</title><content type='html'>&lt;p&gt;&lt;object width="320" height="266" class="BLOG_video_class" id="BLOG_video-11f8a92a80b10f90" classid="clsid:D27CDB6E-AE6D-11cf-96B8-444553540000" codebase="http://download.macromedia.com/pub/shockwave/cabs/flash/swflash.cab#version=6,0,40,0"&gt;&lt;param name="movie" value="http://www.youtube.com/get_player"&gt;&lt;param name="bgcolor" value="#FFFFFF"&gt;&lt;param name="allowfullscreen" value="true"&gt;&lt;param name="flashvars" value="flvurl=http://v19.nonxt6.googlevideo.com/videoplayback?id%3D11f8a92a80b10f90%26itag%3D5%26app%3Dblogger%26ip%3D0.0.0.0%26ipbits%3D0%26expire%3D1331536134%26sparams%3Did,itag,ip,ipbits,expire%26signature%3D1E0D0DD47258C111A6AA6AADC95CC96CB70654E4.16DF34334183EAB6FFEC4661029BD973625CC541%26key%3Dck1&amp;amp;iurl=http://video.google.com/ThumbnailServer2?app%3Dblogger%26contentid%3D11f8a92a80b10f90%26offsetms%3D5000%26itag%3Dw160%26sigh%3D8A-Sjk_3K7hGgsZE_D7gpKsnRmY&amp;amp;autoplay=0&amp;amp;ps=blogger"&gt;&lt;embed src="http://www.youtube.com/get_player" type="application/x-shockwave-flash"width="320" height="266" bgcolor="#FFFFFF"flashvars="flvurl=http://v19.nonxt6.googlevideo.com/videoplayback?id%3D11f8a92a80b10f90%26itag%3D5%26app%3Dblogger%26ip%3D0.0.0.0%26ipbits%3D0%26expire%3D1331536134%26sparams%3Did,itag,ip,ipbits,expire%26signature%3D1E0D0DD47258C111A6AA6AADC95CC96CB70654E4.16DF34334183EAB6FFEC4661029BD973625CC541%26key%3Dck1&amp;iurl=http://video.google.com/ThumbnailServer2?app%3Dblogger%26contentid%3D11f8a92a80b10f90%26offsetms%3D5000%26itag%3Dw160%26sigh%3D8A-Sjk_3K7hGgsZE_D7gpKsnRmY&amp;autoplay=0&amp;ps=blogger"allowFullScreen="true" /&gt;&lt;/object&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;object width="320" height="266" class="BLOG_video_class" id="BLOG_video-d2db4755f887e92f" classid="clsid:D27CDB6E-AE6D-11cf-96B8-444553540000" codebase="http://download.macromedia.com/pub/shockwave/cabs/flash/swflash.cab#version=6,0,40,0"&gt;&lt;param name="movie" value="http://www.youtube.com/get_player"&gt;&lt;param name="bgcolor" value="#FFFFFF"&gt;&lt;param name="allowfullscreen" value="true"&gt;&lt;param name="flashvars" value="flvurl=http://v23.nonxt3.googlevideo.com/videoplayback?id%3Dd2db4755f887e92f%26itag%3D5%26app%3Dblogger%26ip%3D0.0.0.0%26ipbits%3D0%26expire%3D1331536134%26sparams%3Did,itag,ip,ipbits,expire%26signature%3D3ED15899DDBE6B2AE1C5F60367FD10623E2FEA7D.3743A175979978F15D07C14205B29974FD04FE22%26key%3Dck1&amp;amp;iurl=http://video.google.com/ThumbnailServer2?app%3Dblogger%26contentid%3Dd2db4755f887e92f%26offsetms%3D5000%26itag%3Dw160%26sigh%3DpUZypVMKBZybNBoWKzEftVKJSzc&amp;amp;autoplay=0&amp;amp;ps=blogger"&gt;&lt;embed src="http://www.youtube.com/get_player" type="application/x-shockwave-flash"width="320" height="266" bgcolor="#FFFFFF"flashvars="flvurl=http://v23.nonxt3.googlevideo.com/videoplayback?id%3Dd2db4755f887e92f%26itag%3D5%26app%3Dblogger%26ip%3D0.0.0.0%26ipbits%3D0%26expire%3D1331536134%26sparams%3Did,itag,ip,ipbits,expire%26signature%3D3ED15899DDBE6B2AE1C5F60367FD10623E2FEA7D.3743A175979978F15D07C14205B29974FD04FE22%26key%3Dck1&amp;iurl=http://video.google.com/ThumbnailServer2?app%3Dblogger%26contentid%3Dd2db4755f887e92f%26offsetms%3D5000%26itag%3Dw160%26sigh%3DpUZypVMKBZybNBoWKzEftVKJSzc&amp;autoplay=0&amp;ps=blogger"allowFullScreen="true" /&gt;&lt;/object&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;object width="320" height="266" class="BLOG_video_class" id="BLOG_video-2c6b715d0889afb2" classid="clsid:D27CDB6E-AE6D-11cf-96B8-444553540000" codebase="http://download.macromedia.com/pub/shockwave/cabs/flash/swflash.cab#version=6,0,40,0"&gt;&lt;param name="movie" value="http://www.youtube.com/get_player"&gt;&lt;param name="bgcolor" value="#FFFFFF"&gt;&lt;param name="allowfullscreen" value="true"&gt;&lt;param name="flashvars" value="flvurl=http://v9.nonxt4.googlevideo.com/videoplayback?id%3D2c6b715d0889afb2%26itag%3D5%26app%3Dblogger%26ip%3D0.0.0.0%26ipbits%3D0%26expire%3D1331536134%26sparams%3Did,itag,ip,ipbits,expire%26signature%3D7D14763D7558986B86458874B9592F8BDB1B64E3.3094E71CFCCA6F7BB3FC7C22ADB45B6558D4E2DA%26key%3Dck1&amp;amp;iurl=http://video.google.com/ThumbnailServer2?app%3Dblogger%26contentid%3D2c6b715d0889afb2%26offsetms%3D5000%26itag%3Dw160%26sigh%3Dyj51Rcq5lIO-bwOYx0DlUQWRpbE&amp;amp;autoplay=0&amp;amp;ps=blogger"&gt;&lt;embed src="http://www.youtube.com/get_player" type="application/x-shockwave-flash"width="320" height="266" bgcolor="#FFFFFF"flashvars="flvurl=http://v9.nonxt4.googlevideo.com/videoplayback?id%3D2c6b715d0889afb2%26itag%3D5%26app%3Dblogger%26ip%3D0.0.0.0%26ipbits%3D0%26expire%3D1331536134%26sparams%3Did,itag,ip,ipbits,expire%26signature%3D7D14763D7558986B86458874B9592F8BDB1B64E3.3094E71CFCCA6F7BB3FC7C22ADB45B6558D4E2DA%26key%3Dck1&amp;iurl=http://video.google.com/ThumbnailServer2?app%3Dblogger%26contentid%3D2c6b715d0889afb2%26offsetms%3D5000%26itag%3Dw160%26sigh%3Dyj51Rcq5lIO-bwOYx0DlUQWRpbE&amp;autoplay=0&amp;ps=blogger"allowFullScreen="true" /&gt;&lt;/object&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Pazarlamanın ihtiyaç ve gereksinimlerin karşılanması tanımına yiyecek ve içecekten sonra en büyük tedariki sağlayan sektörlerden biriside Modadır. Adem ile Havva’nın vücutlarının belli noktalarını kapatmasıyla ortaya çıkan giyinme dürtüsü yüzyılların kazanımlarıyla kişisel çabaların dışına çıkmış, sanayi unvanıyla farklı bir noktaya gelerek üretim hatlarında aynı anda bütün dünyaya dağılacak birer kreasyonlar zincirinin psikolojik tatmin duygusunu geliştirmesi noktasına kadar varmıştır. (bknz: alışveriş hastalığı)&lt;br /&gt;Durum böyleyken her geçen gün podyumlardan sıyrılmaya çalışan tasarımcıların birer marka olma hayalini beslemeleriyle ortaya çıktıkları sektörde, birbirinden yeni ve farklı tasarımlara imza atan markalarla karşılaşmak artık sıklıkla mümkündür. Tabi yeni ve farklı tasarımlar sunulurken dilinizi, hikayenizi ve insanları peşinizden nasıl sürükleyeceğinizi ele alan gerçek bir pazarlama stratejisini de hayata geçirmek gerekli esaslardandır. Çünkü günümüz modası Adem ile Havva’nın mahrem yerlerini gizlemesi fikrinden çok birer kültür ve yaşam felsefesi sunma noktasına gelmiştir. Açıkçası kitlesel grubunu yaratamayan marka, tercih edilme noktasında da büyük kayıplar yaşamaktadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;O yüzdendir ki markaların çoğu sosyolojik platformda bir felsefenin, bir fikrin veya bir duruşun temsilcisi olmaya gayret sarf etmektedir. Her ne kadar farklı tasarımlar, yeni çizgiler ve stiller desek de aslında moda markaları kendi koyun ahalilerini yaratmaktadır. Örnek vermek gerekirse Diesel’in en ses getiren çıkışı “Punk” hareketinden doğan bir düşünce akımıdır. Zihinlerde hard bir punk’çı duruşunun biraz daha törpülenmiş, tabiri caizse Diesel vari bir söylemle yeniden canlandırıldığı, pazarlama stratejisinden kampanya çalışmalarına kadar her aşamada kullanılmıştır. Bu noktada gerçekleştirilen tüm çalışmalar (katalog çekimleri, reklamlar vb) markanın hedef kitleler ile iletişime geçmesine vesile olmaktadır. Yarattıkları dil ile artık pantolonlar, bluzlar, şapkalar konuşabilmekte, onu taşıyanlar ise ortak payda dahilinde bu dilin temsilcileri haline gelebilmekte. Bir nevi zorlama bir kreasyon sunumundan ziyade hikaye içinde yer alan kahramanlar üzerinden gizli bir algı etkileşimi kurulabilmekte. Gene buna örnek vermek gerekirse önceki yazılarımda göreceğiniz Diesel’in “küresel ısınmayı” konu aldığı yaz kreasyonunda gerçekleştirilen trajik fakat ilginç çalışmalarını gösterebiliriz. Dünya medyasında haber olma artılarının yanında “ahanda bu pantolon buda bikinim” zorlaması yapılmadan hedef kitlelerle hikaye içerisinde iletişim kuran reklam çalışmaları yukarıda bahsettiklerimizin birer aynası olarak görevini başarıyla yerine getirebilmekte.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu izlediğiniz reklamlar ise geçen sezonlarda Diesel’in izlediği temasal bir kurgunun reklamları olarak arşivlerimize girecek cinste. Bu tür temasal çalışmalar mecra zenginliği ve yaratıcı çeşitlilik bakımından her aşamada “tek ses” felsefesiyle birebir uygulanmaktadır. Tek ses dediğimiz, kampanya aşamasında oluşturulan temanın tüm basamaklarıyla aynı fikri ve mesajı temsil etmesidir. Yani bu gördüğünüz deniz ve keşif teması TV reklamlarından, katalog çalışmalarına, ilanlardan, web sitesi tasarımına kadar her mecrada aynı mesajlar doğrultusunda canlandırılmaktadır. Eğer bu süreç içinde farklı noktalara temas edilir, ek mesajlar türetilirse, insanların algılarında karışıklık yaratılır dikkat dağılmalarına neden olursunuz. O yüzden temaların işlendiği bu çalışmalardan reklamın tüm aşamasına kadar tek seslilikten vazgeçilmemelidir. Kaldığımız yerden devam edersek, reklamlarda belli bir temanın süper bir fikir yaratıcılığını temsil ettiğini söyleyemeyebiliriz. (önceki Diesel işlerine nazaran) Bu kampanyada hoşuna giden ne diye sorarsanız animasyon kalitesini, kurgusunu, prodüksiyonunu ve bütün aşamalardaki dağılımlarını söyleyebilirim. Sizlere internet sitesindeki çalışmayı da göstermek isterdim ama konsept değişikliği yüzünden bu fırsata nail olamayacağım. O yüzden sadece bu TV reklamlarıyla idare ederek güzel bir çalışmanın internet üzerinde ne kadar etkili canlandırılabildiğini hayal etmenizi bekleyeceğim :)&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Kimi zaman fikirden çok bu tür etkili prodüksiyon işlerinin de başarılı olabileceğini söyleyebiliriz. Çünkü reklama maruz kalma aşamasında her ne kadar dikkatler yerde sürünüyor vaziyet de olsa da karşı karşıya gelme anında etkileme oranının müzik ve renkler ritüelinde baskın çıkması kaçınılmazdır. Tabi bu aşamada reklama en etkili geri dönüşü sağlayacak medya planlamasının hedef kitle segmentasyonun dan satın alma aşamasına başarılı bir şekilde çıkmasına büyük katkıda bulunacağı kesindir. Yoksa böyle bir reklamın Oprah Winfrey’in (ABD’ye göre düşünürsek) reklam arasında yayınlanması izlenme açısından ne kadar etkili olur ortada :) &lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1987814146017763060-7915440554569254282?l=fikirbenim.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='enclosure' type='video/mp4' href='http://www.blogger.com/video-play.mp4?contentId=11f8a92a80b10f90&amp;type=video%2Fmp4' length='0'/><link rel='enclosure' type='video/mp4' href='http://www.blogger.com/video-play.mp4?contentId=2c6b715d0889afb2&amp;type=video%2Fmp4' length='0'/><link rel='enclosure' type='video/mp4' href='http://www.blogger.com/video-play.mp4?contentId=d2db4755f887e92f&amp;type=video%2Fmp4' length='0'/><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://fikirbenim.blogspot.com/feeds/7915440554569254282/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1987814146017763060&amp;postID=7915440554569254282' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1987814146017763060/posts/default/7915440554569254282'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1987814146017763060/posts/default/7915440554569254282'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://fikirbenim.blogspot.com/2008/03/moda-markalarnn-temasal-reklam.html' title='Moda Markalarının Temasal Reklam Doktrinleri'/><author><name>Adv-Man</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07570543095164880626</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='33' height='19' src='http://1.bp.blogspot.com/_t8x_iNBngYI/SRTMokpE-eI/AAAAAAAABI4/uHAz_rjvsBM/S220/as.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1987814146017763060.post-5036062170250462562</id><published>2008-03-21T15:07:00.007+02:00</published><updated>2008-12-09T06:35:50.355+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Alâmetifarika Markalar'/><title type='text'>Kendinden mağdur Marka!</title><content type='html'>&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_t8x_iNBngYI/R-PZGspe_QI/AAAAAAAAAfc/aV0DN14w89c/s1600-h/772193zcxza4yz5l.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5180222705493802242" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_t8x_iNBngYI/R-PZGspe_QI/AAAAAAAAAfc/aV0DN14w89c/s400/772193zcxza4yz5l.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_t8x_iNBngYI/R-PZAcpe_PI/AAAAAAAAAfU/KKIW3cMxGxo/s1600-h/ads%C4%B1z7.JPG"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5180222598119619826" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_t8x_iNBngYI/R-PZAcpe_PI/AAAAAAAAAfU/KKIW3cMxGxo/s400/ads%C4%B1z7.JPG" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_t8x_iNBngYI/R-PY1Mpe_OI/AAAAAAAAAfM/PQqlvHIfEqk/s1600-h/5.JPG"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5180222404846091490" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_t8x_iNBngYI/R-PY1Mpe_OI/AAAAAAAAAfM/PQqlvHIfEqk/s400/5.JPG" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;Victoria Secret 2007’nin dördüncü çeyreğinde kendinden kaynaklandığına inandığı bir mağduriyet durumunu itiraf etti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Peki, neydi bu mağduriyet?&lt;br /&gt;“Fazla Seksi Olmak”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İlk başta bana çok ilginç gelen, fakat düşündükçe kimi zaman hak verdiğim, kimi zaman iyide ürün segmentasyonu yaptıktan ve bunların hedef kitlelerini belirledikten sonra kendi yarattığı canavardan neden korkup onu ehlileştirmeye çalışsın ki dediğim kendimle muallâkta kaldığım durumlar yaşadım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Victoria Secret’ın CEO’su Sharen Jester, şirketin farkında olmadan “aşırı seksi” olduğunu, hatta yanlış bir seksilik imajıyla özdeş hale geldiğini açıklamış. Jester, “Yola çıktığımız felsefeyi unuttuk, yeniden şuh ve hanımefendi çizgilere geri dönmemiz gerekiyor” şeklinde günah çıkartır edada bir beyanat vermiş.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Pazarlama öyle ilginç bir bilimdir ki, kimse çıkıp ta “geliştirdiğim projeler ürün veya hizmet bazında bizi sarsılmaz bir marka haline getirdi, sağlam adımlarla yolumuza devam ediyor, hedef kitlelerimizin algısında birer “lovemark” olarak satış potansiyelimizi günden güne arttırarak devam edebiliyoruz” diyemez. Çünkü insanoğlu; sosyolojik, psikolojik, ideolojik ve buna benzer tüm iç ve dış etkilerle satın alma alışkanlıklarını değiştirebilir, anlık kararlarıyla onca emek dökülen pazarlama stratejilerine külahını ters giydirebilir.&lt;br /&gt;Alın size güzel bir örnek.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bence Victoria Secret’ı bu başarıya taşıyıp sonradan istemediği bir algıya ulaşmasını sağlayan şu ana kadar hiçbir iç çamaşırı markasının cesaret edipte yapamadığı (maddi gerekçeler ve toplum algısı) muhteşem parti tadındaki defileleridir. Öyle muazzam bir organizasyondur ki, New York Moda Haftasına bile toz attıran (haber olma), ilginçtir bir TV Reality Show formatı haline gelebilen, tarzı ile dünyanın dört bir ülkesinde özel program olarak izleyiciler karşısına çıkartılan ve yayınlandığı kanallarda reyting rekorları kırdıran bir güce sahip olabiliyor. Kısacası Victoria Secret bu işten hem para kazanıyor hem de beleşten reklamını yapıyor. Dikkatinizi çekerim, bu ölçülerde böyle bir başarı yakalayan başka bir marka yoktur. (Ben bilmiyorum) Victoria, sırf yılbaşına özel gerçekleştirdiği defilesiyle istediklerini pazarlama boyutunda elde edebiliyor. Fakat son zamanlarda organizasyonun bir “sexy chic” imajından biraz daha tabiri caizse “sexy chritic” ikilemine doğru gittiğini görebiliriz. Çünkü yukarıda bahsettiğimiz gibi insanoğlunun sürekli değişen sosyolojik, psikolojik ve ideolojik algıları, kimi zaman bu seksilikten tat alırken kimi zamanda bunu sorgular hale gelebilir. Yani değişim her an olabilir ve siz bir marka olarak bu değişime kayıtsız kalamazsınız. Eğer önünüzde kayıtsız kalmak gibi bir plan varsa zaten çizginizi değiştirir, kadınların iç güzelliğini yansıtan bir markanın dışında erkekleri hoş edecek birer fantezi aracı durumunu kabullenirsiniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu arada Victoria Secret’ın bu itirafı yapması bence hata. Çünkü ilk olarak şirket stratejisinin artık tutmadığını böylelikle bir şeylerin yanlış gittiğiniz kabullenirsiniz. Hisseleriniz değer kaybeder. İkinci olarak da planladığınız yeni bir strateji olduğunu ve hissedarlar dahil olmak üzere tüm hedef kitlede beklenen stratejinin beklenti çıtalarını boşu boşuna en tepelerde gezdirir, iyi veya kötü herhangi bir sonuçta yorgun çıkmış bir marka imajına dönersiniz.&lt;br /&gt;Burada yapılacak en yumuşak geçişin ürün segmentasyonun daha kesin bir çizgi ile belirlenmesi olabilir. Mesela Agent Provocateur’un çizgisi, ürün segmentasyonu ve marka algısı günlük hayatta giyilebilir fantezi iç çamaşırlarıdır. Bunun tek sesliliğini tüm reklam stratejilerinde ve mağaza konseptinde görebilirsiniz (&lt;/span&gt;&lt;a href="http://www.agentprovocateur.com/"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;http://www.agentprovocateur.com/&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;)&lt;br /&gt;Fakat gel gelelim Victoria Secret iki arada bir derede kalmış, seksiliği öne atarken istemeden de olsa fanteziyi su üstüne çıkarmış ilginç bir durumla karşı karşıyadır. Yani asıl sorunları seksilikten ziyade fantezidir. Yoksa transparan tül bir iç çamaşırı da oldukça seksidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Diğer bir açıklamada ise Victoria Secret’ın sektör içerisindeki rakiplerinden olan Target, J.C Penney ve Kohl’s gibi dev mağazaların yanı sıra gençler içerisinde popüler bir hale gelen Abercrombie&amp;amp;Fitch’in iç çamaşırı tasarımları üzerinden izledikleri çizginin oldukça tehditkar bir hale gelmesi belirtilmiş.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gerçekte yarattığımız bu fikir fırtınalarının ne gibi etkileri, ne gibi sonuçları olur hepsi muallâk. Victoria Secret’ın seksiliğe hanımefendi bir çizgi katarak devam edeceği tasarımlarında bir hilkat garibesi mi yaratacak göreceğiz. Ama bir şey var ki, anlık değişime sahne olan insanoğluna pazarlama yapmak, atomu parçalamaktan daha zor :)&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1987814146017763060-5036062170250462562?l=fikirbenim.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://fikirbenim.blogspot.com/feeds/5036062170250462562/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1987814146017763060&amp;postID=5036062170250462562' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1987814146017763060/posts/default/5036062170250462562'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1987814146017763060/posts/default/5036062170250462562'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://fikirbenim.blogspot.com/2008/03/kendinden-madur-marka.html' title='Kendinden mağdur Marka!'/><author><name>Adv-Man</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07570543095164880626</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='33' height='19' src='http://1.bp.blogspot.com/_t8x_iNBngYI/SRTMokpE-eI/AAAAAAAABI4/uHAz_rjvsBM/S220/as.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_t8x_iNBngYI/R-PZGspe_QI/AAAAAAAAAfc/aV0DN14w89c/s72-c/772193zcxza4yz5l.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1987814146017763060.post-2979830509369249860</id><published>2008-03-20T15:14:00.002+02:00</published><updated>2008-03-20T17:00:10.238+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='tv'/><title type='text'>Dengesiz Ferroli!</title><content type='html'>&lt;p&gt;&lt;object width="320" height="266" class="BLOG_video_class" id="BLOG_video-7fa8a14e39866a6d" classid="clsid:D27CDB6E-AE6D-11cf-96B8-444553540000" codebase="http://download.macromedia.com/pub/shockwave/cabs/flash/swflash.cab#version=6,0,40,0"&gt;&lt;param name="movie" value="http://www.youtube.com/get_player"&gt;&lt;param name="bgcolor" value="#FFFFFF"&gt;&lt;param name="allowfullscreen" value="true"&gt;&lt;param name="flashvars" value="flvurl=http://v19.nonxt6.googlevideo.com/videoplayback?id%3D7fa8a14e39866a6d%26itag%3D5%26app%3Dblogger%26ip%3D0.0.0.0%26ipbits%3D0%26expire%3D1331536134%26sparams%3Did,itag,ip,ipbits,expire%26signature%3D20F863F8C5E4D9961998C88A4244F556F4500BA7.77116E2B34D7405CDBD3B6DA6350952AFFED51C9%26key%3Dck1&amp;amp;iurl=http://video.google.com/ThumbnailServer2?app%3Dblogger%26contentid%3D7fa8a14e39866a6d%26offsetms%3D5000%26itag%3Dw160%26sigh%3Dm52yEDaZcrKZbblJ0Wz2eWWqd7A&amp;amp;autoplay=0&amp;amp;ps=blogger"&gt;&lt;embed src="http://www.youtube.com/get_player" type="application/x-shockwave-flash"width="320" height="266" bgcolor="#FFFFFF"flashvars="flvurl=http://v19.nonxt6.googlevideo.com/videoplayback?id%3D7fa8a14e39866a6d%26itag%3D5%26app%3Dblogger%26ip%3D0.0.0.0%26ipbits%3D0%26expire%3D1331536134%26sparams%3Did,itag,ip,ipbits,expire%26signature%3D20F863F8C5E4D9961998C88A4244F556F4500BA7.77116E2B34D7405CDBD3B6DA6350952AFFED51C9%26key%3Dck1&amp;iurl=http://video.google.com/ThumbnailServer2?app%3Dblogger%26contentid%3D7fa8a14e39866a6d%26offsetms%3D5000%26itag%3Dw160%26sigh%3Dm52yEDaZcrKZbblJ0Wz2eWWqd7A&amp;autoplay=0&amp;ps=blogger"allowFullScreen="true" /&gt;&lt;/object&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt; &lt;/p&gt;&lt;p&gt;Memleket belediyelerinin yaptığı tek doğru iş ne derseniz, tüm konutları doğalgaz enerjisine çevirmeleri derim. Tabi biliyorsunuz yaşadığımız ülkenin en önemli özelliklerinden olan “bir yeri yaparken, diğerini yıkma” felsefesi, bu faydayı kursaklarımızda bırakarak kimi zaman soğuk kış gecelerine teslim olmayı, kimi zaman “falanca gazı kesti, şimdi ne yapacağız” tutuşmalarına, kimi zamanda artan maliyetler bahanesi adı altında atılan dünyanın en aptalca hazırlanan gaz alım antlaşmalarına sahne oluşturan zamlar halayına katılmamıza neden olmaktadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ülkemizin sosyolojik bir takım gerçekleri basit bir reklam eleştirisini bile bu kadar çetrefilli hale getiriyorsa “ne olacak bu ülkenin hali” sorusu belki de bir bebeğin “anne, baba” dedikten sonra söyleyeceği ilk düz cümle olarak literatürde yerini alır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Neyse biz yüzyılın en kazık icadına kombi konumuza geri dönersek, reklamın rakibi olan Alarko’ya nazaran daha ciddi bir imaj çizdiğini, satış amacı güden bir üsluba sahip olmaya kastırmaya gayret ettiğini söyleyebiliriz. Prodüksiyon bakımından muhalefet edilmeyecek ortalama düzeyiyle garantici bir imaj çizilmiş. E madem öle sorun nerede diyorsanız, marka konumlandırmasının slogan ile muhteşem uyumsuzluğunu sizlere gösterebilirim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İlk olarak reklamın kendi içinde iddia ettiği ve açıkçası rakiplerine karşı düşündüğümüzde oldukça akıllıca olduğuna inandığım, yurtdışındaki örneklerinde bile markayı direk ayrıştıran “sistemin” markası olarak anılma fikri oldukça başarılı. Yani “az yakan, çok ısıtan kombiye herkes yoğuşmalı diyor; biz Ferroli diyoruz” ile hedef kitlelerin algısında yer edinme niyetini direk ortaya koymuşlardır. Fakatttttt, gel gelelim markayı bu şekilde konumlandırıp “yoğuşmalı” sıfatıyla anılmayı hedeflerken adamın iş arkadaşına dönüp pişkin bir şekilde “abi ya süper fikir, hadi size gidelim muahmuahmuah” şeklinde şen kahkahalarla kankasının koluna girerek yamanması bütün konumlandırmayı “altın vuruşla” çökertmektedir. Nasıl bir tezattır yahu bu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Hadi bize gidelim” E gidelim peki ama Ferroli Kombiyi kim alacak?&lt;br /&gt;Sen gel yoğuşmalı sistemi kendi üzerine al sahiplen, üstüne markanla bir bütün haline getir, ondan sonra mağazaya gidip kendine bir Ferroli kombi alacağına kalk kankanın evine git, sefayı gurbet ellerde ara. :)&lt;br /&gt;Olacak iş değil.&lt;br /&gt;Sloganın içinde konumlandırmayı destekleyecek en ufak bir satış mesajı yok. Hadi teselli arayalım desek, Ferroli olan evlerde misafir daha çok olur ve böylelikle ağızdan ağza reklam “gölgelerin gücü adına” şeklinde çıkıp kanksların arasını yaparak kombi sahibi olmalarını mı sağlar diyeceğiz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İyi başlayan bir iş bu kadar kötü bitirilebilirdi. Yazımın başında hani bize has bir felsefeden bahsetmiştim ya; hah o örneğin içine birde bunu dahil edin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sevgiler.&lt;/p&gt;&lt;p&gt; &lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1987814146017763060-2979830509369249860?l=fikirbenim.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='enclosure' type='video/mp4' href='http://www.blogger.com/video-play.mp4?contentId=7fa8a14e39866a6d&amp;type=video%2Fmp4' length='0'/><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://fikirbenim.blogspot.com/feeds/2979830509369249860/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1987814146017763060&amp;postID=2979830509369249860' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1987814146017763060/posts/default/2979830509369249860'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1987814146017763060/posts/default/2979830509369249860'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://fikirbenim.blogspot.com/2008/03/dengesiz-ferroli.html' title='Dengesiz Ferroli!'/><author><name>Adv-Man</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07570543095164880626</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='33' height='19' src='http://1.bp.blogspot.com/_t8x_iNBngYI/SRTMokpE-eI/AAAAAAAABI4/uHAz_rjvsBM/S220/as.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1987814146017763060.post-3128693498941212553</id><published>2008-03-10T17:52:00.006+02:00</published><updated>2008-12-09T06:35:51.894+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='ilan'/><title type='text'>Göreceli Kapasite Meselesi!</title><content type='html'>&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_t8x_iNBngYI/R9Vdf2xuWUI/AAAAAAAAAeM/jzwbPEunP7c/s1600-h/sonysquid.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5176146148593654082" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_t8x_iNBngYI/R9Vdf2xuWUI/AAAAAAAAAeM/jzwbPEunP7c/s320/sonysquid.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_t8x_iNBngYI/R9VdKGxuWTI/AAAAAAAAAeE/mrHz7T_Wfok/s1600-h/sonyrat.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5176145774931499314" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_t8x_iNBngYI/R9VdKGxuWTI/AAAAAAAAAeE/mrHz7T_Wfok/s320/sonyrat.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_t8x_iNBngYI/R9Vc2mxuWSI/AAAAAAAAAd8/AYhGvrW9-F4/s1600-h/sonyfrog.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5176145439924050210" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_t8x_iNBngYI/R9Vc2mxuWSI/AAAAAAAAAd8/AYhGvrW9-F4/s320/sonyfrog.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;Eğer bu lafı yıl 1920’lerde söyleseydik, kesinlikle bir anlam ifade edebilirdi. Sanayi devrimiyle teknolojinin daha çok metal ağırlıklı ilerlemesi; çiplerin hükümdarlığını, devrelerin birbiriyle olan etkileşimlerini, ışık üzerinden sağlanan veri sunumlarını geciktirdiğinden, kapasite meselesini de bu doğrultu da tanımlar ve şekillendirirdik . Yani daha büyük maddesel araç ve ortamlar üzerinden saklama, depolama ve taşıma işlemlerini kurgulardık. Bakmayın aslında o kadar eskiye gitmeye de gerek yok, çocukluk zamanlarımızda bile kişisel kullanıma girmeyen, pahalı olması sebebiyle bu ermiş mertebeye erişemediğimiz tipik “personel computer” ların o eşek kadar büyüklükteki, yazın yelpaze görevini layıkıyla yerine getirecek disketleri bile saklama depolama ve taşıma ihtiyaçlarını ya bizden pahalı oldukları için esirgerlerdi, ya da kurumsal bir amaca hizmet ettiklerinden bizlerden uzakta kalırlardı.&lt;br /&gt;Ama şimdi yüzyılların kendine özgü getirdiklerine bakarak 2000’li yıllardan bu yana insanoğlu olarak pratikte hızlı, fakat tatmin bakımından yetersiz kalan teknoloji gerçeğimizle en azından bilgiye kolay ulaşma, taşıma ve saklama imkanlarıyla sosyolojik açıdan büyük bir değişime uğradığımızı söyleyebiliriz. Hani o dillerden düşmeyen “globalizm” var ya, hah işte o en şiddetli olarak bu teknolojinin içinde yaşanıyor. Sınırları olmayan tek bir coğrafya varsa oda çiplerin diktatör olduğu mainboardlardır. :)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İşte bu diktatörün biz insanlığa sunduğu faydalı amaçlardan doğurduğu araçlardan biride bu küçültülmüş SD’lerdir. Yalnız faydalı kelimesine çok takılmayın zira bu diktatör kim tarafından şakşaklanıyorsa ona büyük bir zenginlik, diğerlerine ise büyük acılar yaşatmaktadır. (casus uydular, lazer güdümlü çoluk çocuk parçalayıcıları vs…)&lt;br /&gt;Neyse, iç karartmadan SD’lerimize geçersek; (katılım olursa bir ara bu konu üzerinden tartışabiliriz) saygın bir amaç doğrultusunda ihtiyaçlarınızın küllerinden doğduğuna inanıyorsanız, oldukça iş gören bir sistem olduğunu görebilirsiniz. Kapasite değerleri 1600’lerde Cadısınız diye yakılmanıza, günümüzde ise “hocam hala CD’mi yazıyorsun” diye taşak konusu olmanıza sebebiyet yaratabilmektedir :)&lt;br /&gt;İşin teknik boyutunu böyle geyiğe vurmuşken, Sony mikroSD ürünlerini rakiplerinden ayrıştırmak için reklamın gücünü kullanmaya karar vermiş. Zira araştırmama göre rakip ürünlerden teknik özellik olarak bir gömlek falan üstte değil. Mütemadiyen kendini tanıtması, “ben bunu da üretiyorum haberiniz ola, olurda Sony Mp3 player alırsanız, Sony telefon alırsanız, SD’nizi x bir markadan almanıza gerek yok” demek için, tam anlamıyla en ufak parçasına kadar Sony ruhunu yaşatmak vizyonuyla reklam hedeflerini sonuçlar çerçevesinde belirlemiştir. Yaratıcı sürecin konu itibariyle zengin bir altyapıyla beslenmesi, türetilecek bir çok fikrin markayı kitle bazında tatminkar bir hale getirmesine katkıda bulunacağı malumunuzdur.&lt;br /&gt;E, ortaya çıkan işlerin hem tezat bir benzetmeyi yaşatması, hem de bunu yaparken komik bir ifade yaratması, dikkatleri çekmeye ve reklamın getirisine oldukça etki etmektedir. Kullanılan başkarakterlerin yüz ifadelerindeki o mahcupluktan doğan “oha bunu nasıl yaptım” ifadesi, içindeki yardımcı oyuncuyla beraber SD’nin vermek istediği mesajı rahatlıkla sunabilmektedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yaratıcı anlamda süper olmasa da, eğlenceli bir reklamın yapabilecekleri konusunda oldukça iddialı olabileceğini söyleyebilirim. &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1987814146017763060-3128693498941212553?l=fikirbenim.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://fikirbenim.blogspot.com/feeds/3128693498941212553/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1987814146017763060&amp;postID=3128693498941212553' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1987814146017763060/posts/default/3128693498941212553'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1987814146017763060/posts/default/3128693498941212553'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://fikirbenim.blogspot.com/2008/03/greceli-kapasite-meselesi.html' title='Göreceli Kapasite Meselesi!'/><author><name>Adv-Man</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07570543095164880626</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='33' height='19' src='http://1.bp.blogspot.com/_t8x_iNBngYI/SRTMokpE-eI/AAAAAAAABI4/uHAz_rjvsBM/S220/as.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_t8x_iNBngYI/R9Vdf2xuWUI/AAAAAAAAAeM/jzwbPEunP7c/s72-c/sonysquid.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1987814146017763060.post-4497550414524015256</id><published>2008-03-06T22:39:00.010+02:00</published><updated>2008-12-09T06:35:52.193+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='açıkhava'/><title type='text'>Senarize Açıkhava Reklamları</title><content type='html'>&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_t8x_iNBngYI/R9BZalkHpAI/AAAAAAAAAdc/Nbbz41EU4yA/s1600-h/18037%2520%2520%2520Renault_Modus_Tree_category18_and_category28.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5174734285143778306" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_t8x_iNBngYI/R9BZalkHpAI/AAAAAAAAAdc/Nbbz41EU4yA/s320/18037%2520%2520%2520Renault_Modus_Tree_category18_and_category28.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_t8x_iNBngYI/R9BZLVkHo_I/AAAAAAAAAdU/rxi9pFwpNAg/s1600-h/YorumPublicis_RenaultMais_RenaultMeganeHatchbackRS_KE.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5174734023150773234" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_t8x_iNBngYI/R9BZLVkHo_I/AAAAAAAAAdU/rxi9pFwpNAg/s320/YorumPublicis_RenaultMais_RenaultMeganeHatchbackRS_KE.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;Blog yazılarına başladığımdan beri belki de 3567 kere söylediğim "boyutlu açıkhava reklamları her zaman daha etkilidir ve rahatlıkla bir senaryoyu canlandırabilir" fikrimi bu çalışmayla tekrar yenilemek istiyorum.&lt;br /&gt;Kiraladığınız alan kadar mesamenizin okunduğu, klasik şekilde bir gece ansızın çıkan afiş yapıştırıcı arkadaşların %100 kağıt hamurdan üretilmiş çalışmalarınızı yapıştırdığı, fakat buna rağmen yaratıcılığı zorlayan bu kutsal mecra artık reklamcıların gayretiyle evrimleşip boyut kazanmaya, böylelikle markaların pazarlama stratejilerini, ürün ve hizmet bazında vermek istedikleri mesajları senaryolar içerisinde canlandırarak daha etkili bir şekilde sunabiliyorlar.&lt;br /&gt;Tabi bunu her marka, her kreatif grup yapamıyor.&lt;br /&gt;Kimisi marka uyumsuzluğundan, kimisi ise reklamverenin bütçe açığı çıkmasın saçmalıklarıyla depreşmesinden bu tür işler her ajansa kısmet olamıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Reklam, Renault Modus’un EURO NCAP testlerinden beş yıldız alarak segmentinde “en sağlam küçük otomobil” ödülünü alın teriyle aldığını anlatan bir açıkhava çalışması. Açıkçası ortalama düzeyde yapılacak bir reklam için; yazık olmuş, trafiğe, gürültüye, patırtıya kaynar kimsede dönüp bakmaz, mecra alımına bile değmez denip burun kıvırabilinirdi. &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;Fakat bu mesajı kağıt hamura basarak anlatmak olmaz, ayıp kaçar, hakkını vermek lazım gazını alırsan, ne yapar eder olaya kağıdın, plastik çerçevelerin dışında bir ek yapar, çalışmayı senarize ederek mesajın hakkını verir ona boyut kazandırırsın.&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;İşte bu çalışmayı yapan arkadaşlar EURO NCAP’ı bu şekilde, çokta güzel yorumlamışlar. Gerçek bir ağaç kullanarak mecazi anlamda gerçekleşen bir olaya Renault’un duruşunu sergilemişler. Bakınız bu tür çalışmalar Axe konusunda bahsettiğim her boku cep telefonuyla çeken arkadaşlar için büyük malzemeler teşkil eder. Espriyi ve ilginçliği bu şekilde canlandıran reklamlar hiçbir zaman reklam gibi durmaz, insanları sıkmaz, görmezden gelinmesine neden olmaz. Tam tersi üzerinde vakit geçirilen, önünde toplaşılan, her geçenin ahanda ne ilginç deyip eşe dosta anlattığı bir hal alır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Buna benzer eski kreatif direktörüm olan sevgili Kayhan Yavuz abimin ve ekibinin Renault Megane Sport için Fenerbahçe Stadında yapmış olduğu “çekim kuvveti” adlı iş oldukça ilgi görüp Kristal Elma yarışmasında ödül almış, aynı zamanda bahsettiğimiz arkadaşlardan önce bu tarz bir fikri hayata geçirmişlerdir. :)&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;/span&gt;&lt;div&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_t8x_iNBngYI/R9BXFlkHo-I/AAAAAAAAAdM/-PLaiNlNNrQ/s1600-h/18037%2520%2520%2520Renault_Modus_Tree_category18_and_category28.jpg"&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1987814146017763060-4497550414524015256?l=fikirbenim.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://fikirbenim.blogspot.com/feeds/4497550414524015256/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1987814146017763060&amp;postID=4497550414524015256' title='5 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1987814146017763060/posts/default/4497550414524015256'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1987814146017763060/posts/default/4497550414524015256'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://fikirbenim.blogspot.com/2008/03/boyutlu-akhava-reklamlar.html' title='Senarize Açıkhava Reklamları'/><author><name>Adv-Man</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07570543095164880626</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='33' height='19' src='http://1.bp.blogspot.com/_t8x_iNBngYI/SRTMokpE-eI/AAAAAAAABI4/uHAz_rjvsBM/S220/as.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_t8x_iNBngYI/R9BZalkHpAI/AAAAAAAAAdc/Nbbz41EU4yA/s72-c/18037%2520%2520%2520Renault_Modus_Tree_category18_and_category28.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>5</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1987814146017763060.post-8809292596075405254</id><published>2008-03-06T22:36:00.004+02:00</published><updated>2008-12-09T06:35:52.320+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='açıkhava'/><title type='text'>Aman Evladım Ağzına Sokma!</title><content type='html'>&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_t8x_iNBngYI/R9BV91kHo8I/AAAAAAAAAc8/5NfbmW_ojGQ/s1600-h/28138%2520%2520%2520Construction%2520Site.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5174730492687655874" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_t8x_iNBngYI/R9BV91kHo8I/AAAAAAAAAc8/5NfbmW_ojGQ/s400/28138%2520%2520%2520Construction%2520Site.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Hatırladığım ve aklımda iz bırakmış bu slogan, annemin her defasında Lego oynamaya hazırlanırken ki en önemli özdeyişlerinden biri olmuştur. Lego denince ne technic segmentindeki kepçeleri, nede action versiyonundaki korsan gemileri, ve adalarını hatırlarım. Varsa yoksa derinden gelen bu ses ve dikkatli olmam gerekliliğini belirten hissiyatlar karmaşası aklıma gelir. Her defasında “ulan ne stresli işmiş şu çocuk olmak” derim. Yahu alt tarafı oyun oynayacağız, küçüklüğümüzü bilip boşluk dönemlerinizi eğlendirip gönlümüzü şenlendireceğiz. Ama onu bile çok gördüler :)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Neyse işin gırgırı tabikide ama hepinizin eminim bu büyük markanın küçük parçalarından oluşan hayal dünyasıyla benim gibi bir anısı vardır. Kötü anılarımız en azından kulaklarımızda çınlayan o sözler Lego ile bağlılığımızı koparmadığından ve ebeveynlerinde her an yutma korkusuna karşı, yaratıcılığı dürtüklediğini kabul etmeleri ve “yiğide hakkını verme” sendromuna girmeleri, Lego’yu büyük bir başarıyla buluşturmuştur. Yalnız bir dönem duraksamaya girip ciddi finansal sorunlar yaşasalar da, yaratıcı reklamın etkilerini keşfederek piyasada niş bir ürün olarak tekrar hayata dönüp, hedef kitle bazında yaşları yükseltip hitap etme oranlarını da arttırdılar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Peki, bunun semeresini nerden alıyorlar diye merak ediyorsunuz işte size değişik, beleşten reklam yaratacak yaratıcı açıkhava çalışması.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Arkadaşlar şehrin inşaat yapılan sahalarına (çakallığa bak. Fikirde ki yaratıcı noktaya görüyor musun) konteynerden bozma fakat bir o kadar akılcı bir düzenek ve düzenlemeyle Lego bloklarını canlandırarak konseptsel olarak inşaatın yanına bir iliştirme gerçekleştiriyorlar. Al sana cirlop gibi iş. Ha bazı akıllılar der ki “efendim göründüğü gibi bir çevre yolu durumu söz konusu oradan geçen insan görse ne olacak”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şlakkkkkkkkkkkkkkkkkkkkkkkkkkk !!!!!!!!!!!!!!!!!&lt;br /&gt;Adam 20 adet ulusal gazete, bunun yanında dergi, radyo ve gene ulusal TV’lerde haber olup zaten kendinden sıklıkla söz ettirip Lego damgasını gacırt diye köşeye iliştiriyor. Zaten çalışmayı görenlerin Lego’yla bağlantı kurmasının yanında açıklayıcı metinler ışığında sağda, solda okuyup TV’lerde izlemeleri, reklamın etkinliğini daha da güç katıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yaptıkları maliyete nazaran, haber yaratma değerini kullanarak ulusal yayınlarda yer almaları, nerden baksanız bir kampanya parasının cepte kalmasına olanak sağlamıştır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu da işin yaratıcı kısmının yanında en mutlak başarısıdır.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1987814146017763060-8809292596075405254?l=fikirbenim.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://fikirbenim.blogspot.com/feeds/8809292596075405254/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1987814146017763060&amp;postID=8809292596075405254' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1987814146017763060/posts/default/8809292596075405254'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1987814146017763060/posts/default/8809292596075405254'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://fikirbenim.blogspot.com/2008/03/aman-evladm-azna-sokma.html' title='Aman Evladım Ağzına Sokma!'/><author><name>Adv-Man</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07570543095164880626</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='33' height='19' src='http://1.bp.blogspot.com/_t8x_iNBngYI/SRTMokpE-eI/AAAAAAAABI4/uHAz_rjvsBM/S220/as.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_t8x_iNBngYI/R9BV91kHo8I/AAAAAAAAAc8/5NfbmW_ojGQ/s72-c/28138%2520%2520%2520Construction%2520Site.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1987814146017763060.post-7786718512551827896</id><published>2008-03-06T22:26:00.001+02:00</published><updated>2008-12-09T06:35:52.761+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='açıkhava'/><title type='text'>Meraklandıran Etki!</title><content type='html'>&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_t8x_iNBngYI/R9BVTVkHo7I/AAAAAAAAAc0/CQi4LabjvQ4/s1600-h/28044%2520%2520%2520Peep%2520hole.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5174729762543215538" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_t8x_iNBngYI/R9BVTVkHo7I/AAAAAAAAAc0/CQi4LabjvQ4/s400/28044%2520%2520%2520Peep%2520hole.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Axe’ın gerek açıkhava, gerek TV, gerekse ilan çalışmalarını çok başarılı bulurum. Yaratıcılık sınırlarını (sınırı yoktur, mecazi anlamda kullanıyorum) en etkili şekilde kullanıp, mecraya göre oldukça dikkat çekici uyarlamalar yaparlar. Böylelikle hedef kitlelerine çokta zorlanmadan sunmak istedikleri pazarlama mesajlarını verebilirler. Ben biraz bu yönünü votka piyasasında niş bir değer yaratmış Absolut’a çok benzetirim. Erkek bakım ürünleri piyasasında ki buna büyük moda markalarını bile dahil edebiliriz, bu şekilde anarşist bir duruş sergileyip mecra zenginliğini bir avantaj olarak değerlendirip görünürlüğünü her daim mümkün kılmaya çalışmak ve bunda gerçekten tereyağından kıl çeker gibi hedef kitleye empoze etmek taktir edilecek bir pazarlama davranışıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Elime geçtikçe sergilenen bu detaylı fakat bir o kadar berrak stratejiler doğrultusunda canlanan işleri, tıpkı bu çalışma gibi sizlere paylaşacağım.&lt;br /&gt;Biliyorsunuz ki artık insanların günlük reklam mesajına maruz kalma sayısı 4000 küsurların üstüne çıkmıştır. Yani gün içinde TV, gazete, internet ve benzeri mecraların dışında trafikte beklerken işerken, sıçarken bile bir şekilde size ulaşmaya çalışan markalarla yüz yüze gelirsiniz. Kimisi farklı mecraları kendine çok başarılı bir şekilde uygulayıp ilgi çekerken, kimisi ise bir alışveriş merkezinin tuvaletinde yediğiniz yemekten bozulmuş bağırsaklarınızı bağıra, bağıra boşaltırken jeneratör reklamı yaparak (orada bir mide ilacının reklamı olması gerekirken) işinizi yarım bıraktırır :) Bu yüzden bahsettiğimiz reklama maruz kalma sayısının içinde kimi tüketiciler etkinliğiyle markayı hatırlar, kimisini ise reklamı beyninin en ücra köşelerine atar ya da sevmediği bir şahsiyetle aynı mekanda karşılaşmış ama bozuntuya vermeden görmemezliğe gelir gibi bir davranış sergileyerek tanımamazlığa gelir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Fakat hatırlanacak hatta gırgır olsun diye her bokun resmini telefonuyla çeken tipler gibi bir eğlence durumu yaratacak arkadaşlar için Axe’ın bu güzel çalışması gerçekten ilk 4000 içinde 1.sıraya yerleşecek estetik ve kabiliyette. Görüldüğü gibi “public” bir tuvalette gerçekleştirilen bu mecra çalışması; canlandırıldığı konum, mekan ve tasarım üçlemesiyle mesajı en nihayetinde cirlop gibi verebilmektedir. Mesajını verirken; şaşırtan, eğlendiren, ilgi ve dikkat çektiren, bunun yanında “ben bir reklamım” gibi durmayıp insanlardaki koruma kalkanına set çeken işlere hayran kalıyorum. İşte Axe’ın başarıyla uyguladığı bir nevi takındığı emrivakiciliğini, gerçekten her gördüğümde şapka çıkartıyorum.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1987814146017763060-7786718512551827896?l=fikirbenim.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://fikirbenim.blogspot.com/feeds/7786718512551827896/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1987814146017763060&amp;postID=7786718512551827896' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1987814146017763060/posts/default/7786718512551827896'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1987814146017763060/posts/default/7786718512551827896'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://fikirbenim.blogspot.com/2008/03/meraklandran-etki.html' title='Meraklandıran Etki!'/><author><name>Adv-Man</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07570543095164880626</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='33' height='19' src='http://1.bp.blogspot.com/_t8x_iNBngYI/SRTMokpE-eI/AAAAAAAABI4/uHAz_rjvsBM/S220/as.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_t8x_iNBngYI/R9BVTVkHo7I/AAAAAAAAAc0/CQi4LabjvQ4/s72-c/28044%2520%2520%2520Peep%2520hole.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1987814146017763060.post-5710270268453304909</id><published>2008-03-04T23:04:00.003+02:00</published><updated>2008-03-05T01:25:41.237+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='tv'/><title type='text'>Sadece Bir Güneş Var!</title><content type='html'>&lt;p&gt;&lt;object width="320" height="266" class="BLOG_video_class" id="BLOG_video-af09d8cff2bf8f04" classid="clsid:D27CDB6E-AE6D-11cf-96B8-444553540000" codebase="http://download.macromedia.com/pub/shockwave/cabs/flash/swflash.cab#version=6,0,40,0"&gt;&lt;param name="movie" value="http://www.youtube.com/get_player"&gt;&lt;param name="bgcolor" value="#FFFFFF"&gt;&lt;param name="allowfullscreen" value="true"&gt;&lt;param name="flashvars" value="flvurl=http://v6.nonxt1.googlevideo.com/videoplayback?id%3Daf09d8cff2bf8f04%26itag%3D5%26app%3Dblogger%26ip%3D0.0.0.0%26ipbits%3D0%26expire%3D1331536134%26sparams%3Did,itag,ip,ipbits,expire%26signature%3D6A68C9D5DFD3CBDBE7C035E4735B491951DCDAB6.1B4FF8E1A424BDA393DD7B4C621F3637EC0393BD%26key%3Dck1&amp;amp;iurl=http://video.google.com/ThumbnailServer2?app%3Dblogger%26contentid%3Daf09d8cff2bf8f04%26offsetms%3D5000%26itag%3Dw160%26sigh%3DjqbKtzvdNerXPeRGJUbQPDK6XNI&amp;amp;autoplay=0&amp;amp;ps=blogger"&gt;&lt;embed src="http://www.youtube.com/get_player" type="application/x-shockwave-flash"width="320" height="266" bgcolor="#FFFFFF"flashvars="flvurl=http://v6.nonxt1.googlevideo.com/videoplayback?id%3Daf09d8cff2bf8f04%26itag%3D5%26app%3Dblogger%26ip%3D0.0.0.0%26ipbits%3D0%26expire%3D1331536134%26sparams%3Did,itag,ip,ipbits,expire%26signature%3D6A68C9D5DFD3CBDBE7C035E4735B491951DCDAB6.1B4FF8E1A424BDA393DD7B4C621F3637EC0393BD%26key%3Dck1&amp;iurl=http://video.google.com/ThumbnailServer2?app%3Dblogger%26contentid%3Daf09d8cff2bf8f04%26offsetms%3D5000%26itag%3Dw160%26sigh%3DjqbKtzvdNerXPeRGJUbQPDK6XNI&amp;autoplay=0&amp;ps=blogger"allowFullScreen="true" /&gt;&lt;/object&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;object width="320" height="266" class="BLOG_video_class" id="BLOG_video-4db6a8cf4b3296c8" classid="clsid:D27CDB6E-AE6D-11cf-96B8-444553540000" codebase="http://download.macromedia.com/pub/shockwave/cabs/flash/swflash.cab#version=6,0,40,0"&gt;&lt;param name="movie" value="http://www.youtube.com/get_player"&gt;&lt;param name="bgcolor" value="#FFFFFF"&gt;&lt;param name="allowfullscreen" value="true"&gt;&lt;param name="flashvars" value="flvurl=http://v2.nonxt5.googlevideo.com/videoplayback?id%3D4db6a8cf4b3296c8%26itag%3D5%26app%3Dblogger%26ip%3D0.0.0.0%26ipbits%3D0%26expire%3D1331536134%26sparams%3Did,itag,ip,ipbits,expire%26signature%3D7689EA15D91E22C44608249F3C5A31455DF1CE9C.73487F535D31DD0B12F36D01C12B47A09BE230F6%26key%3Dck1&amp;amp;iurl=http://video.google.com/ThumbnailServer2?app%3Dblogger%26contentid%3D4db6a8cf4b3296c8%26offsetms%3D5000%26itag%3Dw160%26sigh%3DCnOIhmJY94qHFbJsk8zYBnr3EYo&amp;amp;autoplay=0&amp;amp;ps=blogger"&gt;&lt;embed src="http://www.youtube.com/get_player" type="application/x-shockwave-flash"width="320" height="266" bgcolor="#FFFFFF"flashvars="flvurl=http://v2.nonxt5.googlevideo.com/videoplayback?id%3D4db6a8cf4b3296c8%26itag%3D5%26app%3Dblogger%26ip%3D0.0.0.0%26ipbits%3D0%26expire%3D1331536134%26sparams%3Did,itag,ip,ipbits,expire%26signature%3D7689EA15D91E22C44608249F3C5A31455DF1CE9C.73487F535D31DD0B12F36D01C12B47A09BE230F6%26key%3Dck1&amp;iurl=http://video.google.com/ThumbnailServer2?app%3Dblogger%26contentid%3D4db6a8cf4b3296c8%26offsetms%3D5000%26itag%3Dw160%26sigh%3DCnOIhmJY94qHFbJsk8zYBnr3EYo&amp;autoplay=0&amp;ps=blogger"allowFullScreen="true" /&gt;&lt;/object&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt; &lt;/p&gt;&lt;p&gt;Philips’in yeni ürünü Aurea teknik özelliği ve tasarımıyla gerçekten bir güneşi anımsatıyor. Sloganın ürünle olan ilginç hatta göndermeli bir tezat yaratması oldukça hoş ve etkileyici. Senaryo içerisinde işlenen duygular sentezi Aurea’ya güneş benzetmesini tam olarak verdiğinden “tek güneşin” Philips olduğunu algılarda canlandırabiliyor. Zaten senaryonun işleyişinde bu benzetmenin bariz bir şekilde kullanıldığını anlayabiliriz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Daha duyusal, daha hissi anlatımın işlendiği reklamın slogan ve yayınlanan renklerle pekiştirilen ifadesi, olayın soyut boyutunu daha net bir hale getirerek, televizyonun teknik özelliğini çarpıcı bir şekilde sunabiliyor. Aslında işin ürün boyutunda görsel bir renklendirme dışında opsiyonel bir özellik göremezsiniz. Yüksek çözünürlüğü, kaliteli surround sistemi genel itibariyle diğer markaların ürünlerinde de bulabileceğiniz özellikler olup daha ucuza fiyatlandırılabilmektedir. Bu anlamda Philips’in yarattığı nişin tasarımından kaynaklanan farklı bir özelliği içinde barındırması olarak gösterebiliriz. Aurea’da film izlemediğimden, sahip olduğu özelliğin ne gibi bir etki yarattığını bilemeyeceğim. Yalnız Youtube’da takip ettiğim kadarıyla duvara astığınızda mevcut demo görüntüleriyle dikdörtgen bir “lave lap” görevini layıkıyla yerine getirebileceği kesin olarak görülmekte :) Misafirlerinizi ağarlarken televizyonu açarak ortama renk katabilir, 106 ekranlık ürüne 9060.04 YTL vererek havanızı atabilirsiniz :)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tabi buradaki amacımız ürünün pahalı olup olmadığını tartışmak değil. Sonuçta hedeflenen alıcı kitle ve bu kitlenin hiç düşünmeden böyle bir ürünü sahip olmayı hedeflemesi oldukça normaldir. Kendi adıma konuşursam gelir oranımı yükselttiğimde böyle bir televizyona sahip olmak isterim. Çünkü hem tasarım anlamında, hem evinizin dekorasyonu açısından, hem de sahip olduğu yetiler bakımından sunduğu çok sayıda fayda ve yarar performansını karşılayabildiğini görebiliyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İşin pazarlama boyutundan reklam tarafına tekrardan bir dönüş yaparsak, kadının keşfetmeye yönelik davranışlarının slogan ile çağrışım yaparak güneşe dokunurmuş şekilde feyz alması bence her anlamda pazarlama hedeflerini çok exclusive bir ağızla gerçekleştirebilmektedir. Açıkçası yaratıcı olmak açısından eğlenceli, komik veya şaşırtıcı bir tarzdan ziyade böyle bir anlatımın tercih edilmesi hedef kitle açısından bence çok doğru olmuştur. Yukarıda bahsettiğim exclusive hava hafif bir ukalalıkla birleştirilmiş, prodüksiyonda kullanılan müzik ise olaya hafif bir Monaco, St.Tropez ve Cannes ruhu katmıştır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Reklamın etrafta yarattığı en ilgi çekici yanı Gucci reklamında olduğu gibi müziği olmuştur. Forumlarda, msn iletilerinde, sağda solda, “reklamın müziğini bilen var mı” şeklinde araştırmacı kişiliklerle karşılaşmak daha önce tecrübe ettiğimiz reklamlarla (Peugeot) aynı deneyimi yaşamamıza imkan sağlamıştır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Philips’i bu konuda kutlayarak, müzik arşivimize bir çeşit daha kattığı için teşekkürü bir borç bilirim.&lt;br /&gt;Hayırlı izlemeler, ay pardon dinlemeler :)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Not: Connie Francis- Siboney&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1987814146017763060-5710270268453304909?l=fikirbenim.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='enclosure' type='video/mp4' href='http://www.blogger.com/video-play.mp4?contentId=4db6a8cf4b3296c8&amp;type=video%2Fmp4' length='0'/><link rel='enclosure' type='video/mp4' href='http://www.blogger.com/video-play.mp4?contentId=af09d8cff2bf8f04&amp;type=video%2Fmp4' length='0'/><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://fikirbenim.blogspot.com/feeds/5710270268453304909/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1987814146017763060&amp;postID=5710270268453304909' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1987814146017763060/posts/default/5710270268453304909'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1987814146017763060/posts/default/5710270268453304909'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://fikirbenim.blogspot.com/2008/03/sadece-bir-gne-var.html' title='Sadece Bir Güneş Var!'/><author><name>Adv-Man</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07570543095164880626</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='33' height='19' src='http://1.bp.blogspot.com/_t8x_iNBngYI/SRTMokpE-eI/AAAAAAAABI4/uHAz_rjvsBM/S220/as.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1987814146017763060.post-3522328018044479064</id><published>2008-03-04T12:10:00.006+02:00</published><updated>2008-03-05T01:35:03.228+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='tv'/><title type='text'>Reklamdaki Soyut Kavramları Somutlaştırmak</title><content type='html'>&lt;p&gt;&lt;object width="320" height="266" class="BLOG_video_class" id="BLOG_video-536b05c99a7ab55b" classid="clsid:D27CDB6E-AE6D-11cf-96B8-444553540000" codebase="http://download.macromedia.com/pub/shockwave/cabs/flash/swflash.cab#version=6,0,40,0"&gt;&lt;param name="movie" value="http://www.youtube.com/get_player"&gt;&lt;param name="bgcolor" value="#FFFFFF"&gt;&lt;param name="allowfullscreen" value="true"&gt;&lt;param name="flashvars" value="flvurl=http://v3.nonxt3.googlevideo.com/videoplayback?id%3D536b05c99a7ab55b%26itag%3D5%26app%3Dblogger%26ip%3D0.0.0.0%26ipbits%3D0%26expire%3D1331536134%26sparams%3Did,itag,ip,ipbits,expire%26signature%3D5EBC5C528044E3D5AF90DC79FAFD2791004F4663.237F0935A8D2C92B46C9ED3183AED66534A128D%26key%3Dck1&amp;amp;iurl=http://video.google.com/ThumbnailServer2?app%3Dblogger%26contentid%3D536b05c99a7ab55b%26offsetms%3D5000%26itag%3Dw160%26sigh%3DjaFGFLX2NN79Ds5lLQJKYuw75pE&amp;amp;autoplay=0&amp;amp;ps=blogger"&gt;&lt;embed src="http://www.youtube.com/get_player" type="application/x-shockwave-flash"width="320" height="266" bgcolor="#FFFFFF"flashvars="flvurl=http://v3.nonxt3.googlevideo.com/videoplayback?id%3D536b05c99a7ab55b%26itag%3D5%26app%3Dblogger%26ip%3D0.0.0.0%26ipbits%3D0%26expire%3D1331536134%26sparams%3Did,itag,ip,ipbits,expire%26signature%3D5EBC5C528044E3D5AF90DC79FAFD2791004F4663.237F0935A8D2C92B46C9ED3183AED66534A128D%26key%3Dck1&amp;iurl=http://video.google.com/ThumbnailServer2?app%3Dblogger%26contentid%3D536b05c99a7ab55b%26offsetms%3D5000%26itag%3Dw160%26sigh%3DjaFGFLX2NN79Ds5lLQJKYuw75pE&amp;autoplay=0&amp;ps=blogger"allowFullScreen="true" /&gt;&lt;/object&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Evet, bu çok akademik duran başlığımız beğendiğim bir iş olan Gucci reklamları için biçilmez bir kaftan oldu. Zira parfüm gibi anlatılması zor bir ürünün izleyeceği teoriksel bilgi süreci, başlığımızın alt yapısında irdelenerek kendince bir açıklama yapmaya imkan tanıyabilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Burnumuzun içerisindeki o tiksindiğiniz kılların birbirine bağlı sinir uçlarıyla büyük bir amaca hizmet ederek hayatınızın gerekli olan yaşam gücünü soyutsal kavramlardan somut olana çevirerek gerçekleştirdiği yaşantımızda, zihinsel, sinirsel ve görsel yeteneklerimizi bu kutsal organizma üzerinde şapka çıkartarak kutlamak sanırsam yetmez. Üstündeki siyah noktaları sıkmak, her sabah düzenli olarak temizlemek, az da olsa ucundan kılları baltalayıp şık bir görünüme sokmak, bir nevi ona olan minnetimizin bir karşılığı şeklinde taktir toplayabilir :)&lt;br /&gt;İşin gırgır boyutunu daha fazla palazlandırmadan devam edersek kokuyu, somut olan bir şeyin soyut tepkimesi şeklinde açıklayabiliriz. Konumuz itibariyle reklamda gerçekleştirilen parfümün soyutsal bir öznellikte olması gayet normaldir. Çünkü ne kendine has bileşenlerinden oluşan kokusunu duyarız, ne de güzel olup olmadığını tartışabilecek tecrübeyi deneyim etmişizdir. Eksik olan duyular kişiyi soyutluktan öteye taşımaz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İşte böyle bir durumda anlatımın fikir bazında nasıl senaryolaştığı çok önemli bir yer teşkil etmektedir. Zira eksik olan duygular fikrin senaryolaşmış ilginç noktalarıyla görsel bir bütünlük sağlayarak tatmin olmanızı bir nevi dolaylı yoldan sağlayabilir. Bir cipsin lezzetli oluşunu yan ürünleri olan sos karışımlarıyla renklendirebilir ve izleyiciyi ikna edebilirsiniz. Ya da bir tavuğun garnitürlerle fırında yağlarını akıta, akıta pişmesini lezzete bağlayabilirsiniz. Başka bir örnek olarak otomobilin hızını ve sportifliğini; mevcut tasarımını, çizgilerini ve yolda gidişini göstererek tasdikliyebilirsiniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Fakat koku?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu örneklerden sonra bile bu soruyu gördüğünüz de frkı hemen anlayacaksınız. Sadece sıvı yoğunlukta bir şişedeyken görünen fakat sonrasında soyutlaşan ve hiçbir tasvir veya şekle bürünmeyen bir şeyin anlatımı bu nedenlerden dolayı soyut ve zordur.&lt;br /&gt;Peki, David Lynch’in yönetmenliğinde yapılan Gucci reklamı kokuyu nasıl somutlaştırmıştır? Tamam, Lost Hihgway ve Dune gibi büyük yapıtlara imza atmış hatta aldığım son bilgiye göre Kafka’nın “Dönüşüm” adlı şaheserinin yapım haklarını elinde bulundurmasının verdiği yüce mertebede filozof kılıklı bir yönetmen özelliklerini taşıması bunda büyük bir etken yaratabilir ama bunun yanında kokunun soyutluğunu başarılı bir senaryo içerisinde deneyimsel bir parfüm tecrübesi olarak yansıtması reklamın başarısını gösterir. Senaryo içerisinde geçen her imge’nin Studio 54’den fırlamış şık ve bir o kadar şuh hatunlarda birleşmesi bir nevi kokunun görselleşmesine katkıda bulunmuştur. Şehrin karayolunda akan trafiğin şişeden çıkan bir koku benzetmesini taşıması, 46 sn deki ağır çekime geçişte yaratılan hafif bir efekt ile birleşen görüntülerde kadınların burunlarının “snıf, snıf uçurdu bu koku beni” şeklinde zoomlanması ve parfüm sıkılırkenki çıkardığı damlacıkların parçacıklar halinde dağılıp yoğunlaşması ve şişede birleşmesi bu anlattıklarımıza örnek olabilir. Kokunun yarattığı fizyolojik gevşeme, mutluluk ve seksilik destek duyguları olarak reklamdaki kadının etkilenme sürecini arttırarak ikna çıtasını yükseltmektedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Peki şarkı.&lt;br /&gt;Yukarıda bahsettiğimiz efsanevi Studio54 temalı Blondie’nin seslendirdiği “Heart Of Glass” müziği ile senaryo içerisinde geçen psikolojik davranışların bir nevi dili yaratılmış.&lt;br /&gt;David Lynch faktörünü dışarıda tutarak (x yaptıysa iyi yapar saçmalığına inanmadığımdan) şahane senarize edilmiş bir parfüm reklamı olduğunu söyleyebilirim. &lt;/p&gt;&lt;p&gt;Not: Bayan okuyucularımız tarafından bu reklamın onlarda ne gibi hissiyatlar yarattığını ayrıca çok merak ediyorum. Görüşleriyle katkıda bulunabilirlerse sevinirim.&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1987814146017763060-3522328018044479064?l=fikirbenim.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='enclosure' type='video/mp4' href='http://www.blogger.com/video-play.mp4?contentId=536b05c99a7ab55b&amp;type=video%2Fmp4' length='0'/><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://fikirbenim.blogspot.com/feeds/3522328018044479064/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1987814146017763060&amp;postID=3522328018044479064' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1987814146017763060/posts/default/3522328018044479064'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1987814146017763060/posts/default/3522328018044479064'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://fikirbenim.blogspot.com/2008/03/reklamdaki-soyut-kavram-somutlatrmak.html' title='Reklamdaki Soyut Kavramları Somutlaştırmak'/><author><name>Adv-Man</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07570543095164880626</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='33' height='19' src='http://1.bp.blogspot.com/_t8x_iNBngYI/SRTMokpE-eI/AAAAAAAABI4/uHAz_rjvsBM/S220/as.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1987814146017763060.post-2845089567641369073</id><published>2008-02-28T20:41:00.002+02:00</published><updated>2008-02-28T20:50:46.213+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='tv'/><title type='text'>Toplama Reklamcılık! (yeni bir TV versiyonu)</title><content type='html'>&lt;p&gt;&lt;object width="320" height="266" class="BLOG_video_class" id="BLOG_video-6416eb4724483e84" classid="clsid:D27CDB6E-AE6D-11cf-96B8-444553540000" codebase="http://download.macromedia.com/pub/shockwave/cabs/flash/swflash.cab#version=6,0,40,0"&gt;&lt;param name="movie" value="http://www.youtube.com/get_player"&gt;&lt;param name="bgcolor" value="#FFFFFF"&gt;&lt;param name="allowfullscreen" value="true"&gt;&lt;param name="flashvars" value="flvurl=http://v9.nonxt1.googlevideo.com/videoplayback?id%3D6416eb4724483e84%26itag%3D5%26app%3Dblogger%26ip%3D0.0.0.0%26ipbits%3D0%26expire%3D1331536134%26sparams%3Did,itag,ip,ipbits,expire%26signature%3D2093EF6EF5D6D67FD25A9FCB31574A85A49D38B2.83BB9EE0E30CDDC6B99D86917599C1F9EA16769A%26key%3Dck1&amp;amp;iurl=http://video.google.com/ThumbnailServer2?app%3Dblogger%26contentid%3D6416eb4724483e84%26offsetms%3D5000%26itag%3Dw160%26sigh%3Dqpf178g7VWs4rWatxvA6VywgEDg&amp;amp;autoplay=0&amp;amp;ps=blogger"&gt;&lt;embed src="http://www.youtube.com/get_player" type="application/x-shockwave-flash"width="320" height="266" bgcolor="#FFFFFF"flashvars="flvurl=http://v9.nonxt1.googlevideo.com/videoplayback?id%3D6416eb4724483e84%26itag%3D5%26app%3Dblogger%26ip%3D0.0.0.0%26ipbits%3D0%26expire%3D1331536134%26sparams%3Did,itag,ip,ipbits,expire%26signature%3D2093EF6EF5D6D67FD25A9FCB31574A85A49D38B2.83BB9EE0E30CDDC6B99D86917599C1F9EA16769A%26key%3Dck1&amp;iurl=http://video.google.com/ThumbnailServer2?app%3Dblogger%26contentid%3D6416eb4724483e84%26offsetms%3D5000%26itag%3Dw160%26sigh%3Dqpf178g7VWs4rWatxvA6VywgEDg&amp;autoplay=0&amp;ps=blogger"allowFullScreen="true" /&gt;&lt;/object&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Karşınızda Hüseyin arkadaşımızın bahsettiği reklam.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Felsefesi çok iyi, kurgusu çok masalsı olmuş. İnsanların birer ışık kaynağı şeklinde tasviri ve bu felsefeyi yaşatma adına birer obje haline dönmeleri çok esprili olmuş. Tozun, dumanın, tahta köprülerin, peştamalların içinde farklı bir fantastik dünya yaratılmış. Reklam “acaba ne olacak” sorusunun getirdiği merakla izlenebilirliğini kaybetmeden devam ettirebiliyor. Benim açımdan tek kusuru; ağzına sakızı atana kadar ki süre içinde her şeyi dolaylı yoldan anlatması olabilir. Yani illa eleştirmek gerekirse bunu söyleyebilirim. Fakat kurgudaki fantastik efsane algısı zaten pek bir anlam ifade etmeyecek bu eleştiriyi yerle bir edebilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sakız işlerinde gördüğüm en iyi reklam diyebilirim. Hüseyin paylaşımın için teşekkürler :)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Not: Bu arada bütün şehrin ışığa kavuşmasıyla sergilenen eğlencenin, disko ışıklandırması gibi yanan seri bağlantılı kafalar şeklinde canlandırılması acayip kopardı beni.&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1987814146017763060-2845089567641369073?l=fikirbenim.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='enclosure' type='video/mp4' href='http://www.blogger.com/video-play.mp4?contentId=6416eb4724483e84&amp;type=video%2Fmp4' length='0'/><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://fikirbenim.blogspot.com/feeds/2845089567641369073/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1987814146017763060&amp;postID=2845089567641369073' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1987814146017763060/posts/default/2845089567641369073'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1987814146017763060/posts/default/2845089567641369073'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://fikirbenim.blogspot.com/2008/02/toplama-reklamclk-yeni-bir-tv-versiyonu.html' title='Toplama Reklamcılık! (yeni bir TV versiyonu)'/><author><name>Adv-Man</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07570543095164880626</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='33' height='19' src='http://1.bp.blogspot.com/_t8x_iNBngYI/SRTMokpE-eI/AAAAAAAABI4/uHAz_rjvsBM/S220/as.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1987814146017763060.post-4733814072007392117</id><published>2008-02-26T00:09:00.006+02:00</published><updated>2008-11-06T19:09:13.359+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='ilan'/><title type='text'>Toplama Reklamcılık! (ilan örneklemeleri)</title><content type='html'>&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_t8x_iNBngYI/SRMknVOnM5I/AAAAAAAABGs/oblmlNIJwbA/s1600-h/15040%2520%2520%2520Eye-cover.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5265592647458173842" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 400px; CURSOR: hand; HEIGHT: 283px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_t8x_iNBngYI/SRMknVOnM5I/AAAAAAAABGs/oblmlNIJwbA/s400/15040%2520%2520%2520Eye-cover.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_t8x_iNBngYI/SRMkXoXvdtI/AAAAAAAABGk/bbYHhBycHbA/s1600-h/02045b%2520%2520%2520PAPPARAZI.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5265592377718830802" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 296px; CURSOR: hand; HEIGHT: 400px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_t8x_iNBngYI/SRMkXoXvdtI/AAAAAAAABGk/bbYHhBycHbA/s400/02045b%2520%2520%2520PAPPARAZI.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;div&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_t8x_iNBngYI/SRMkO53pvaI/AAAAAAAABGc/COjRkVua-1Y/s1600-h/02045a%2520%2520%2520WEDDING.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5265592227797253538" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 296px; CURSOR: hand; HEIGHT: 400px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_t8x_iNBngYI/SRMkO53pvaI/AAAAAAAABGc/COjRkVua-1Y/s400/02045a%2520%2520%2520WEDDING.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1987814146017763060-4733814072007392117?l=fikirbenim.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://fikirbenim.blogspot.com/feeds/4733814072007392117/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1987814146017763060&amp;postID=4733814072007392117' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1987814146017763060/posts/default/4733814072007392117'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1987814146017763060/posts/default/4733814072007392117'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://fikirbenim.blogspot.com/2008/02/toplama-reklamclk-ilan-rneklemeleri.html' title='Toplama Reklamcılık! (ilan örneklemeleri)'/><author><name>Adv-Man</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07570543095164880626</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='33' height='19' src='http://1.bp.blogspot.com/_t8x_iNBngYI/SRTMokpE-eI/AAAAAAAABI4/uHAz_rjvsBM/S220/as.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_t8x_iNBngYI/SRMknVOnM5I/AAAAAAAABGs/oblmlNIJwbA/s72-c/15040%2520%2520%2520Eye-cover.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1987814146017763060.post-7682368384786708643</id><published>2008-02-25T16:45:00.008+02:00</published><updated>2008-02-26T00:15:52.656+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='tv'/><title type='text'>Toplama Reklamcılık!</title><content type='html'>&lt;p&gt;&lt;br /&gt;&lt;object width="320" height="266" class="BLOG_video_class" id="BLOG_video-f99a5decd0774081" classid="clsid:D27CDB6E-AE6D-11cf-96B8-444553540000" codebase="http://download.macromedia.com/pub/shockwave/cabs/flash/swflash.cab#version=6,0,40,0"&gt;&lt;param name="movie" value="http://www.youtube.com/get_player"&gt;&lt;param name="bgcolor" value="#FFFFFF"&gt;&lt;param name="allowfullscreen" value="true"&gt;&lt;param name="flashvars" value="flvurl=http://v8.nonxt4.googlevideo.com/videoplayback?id%3Df99a5decd0774081%26itag%3D5%26app%3Dblogger%26ip%3D0.0.0.0%26ipbits%3D0%26expire%3D1331536134%26sparams%3Did,itag,ip,ipbits,expire%26signature%3D5BAF1E4A972E422DA5EC88E86166C66E81DD8FBF.2F8EE25D62B45E091474AC76D6A7C9CDD1F7242D%26key%3Dck1&amp;amp;iurl=http://video.google.com/ThumbnailServer2?app%3Dblogger%26contentid%3Df99a5decd0774081%26offsetms%3D5000%26itag%3Dw160%26sigh%3DOJsov37cC6N54ZW-ZsWkTslBUQU&amp;amp;autoplay=0&amp;amp;ps=blogger"&gt;&lt;embed src="http://www.youtube.com/get_player" type="application/x-shockwave-flash"width="320" height="266" bgcolor="#FFFFFF"flashvars="flvurl=http://v8.nonxt4.googlevideo.com/videoplayback?id%3Df99a5decd0774081%26itag%3D5%26app%3Dblogger%26ip%3D0.0.0.0%26ipbits%3D0%26expire%3D1331536134%26sparams%3Did,itag,ip,ipbits,expire%26signature%3D5BAF1E4A972E422DA5EC88E86166C66E81DD8FBF.2F8EE25D62B45E091474AC76D6A7C9CDD1F7242D%26key%3Dck1&amp;iurl=http://video.google.com/ThumbnailServer2?app%3Dblogger%26contentid%3Df99a5decd0774081%26offsetms%3D5000%26itag%3Dw160%26sigh%3DOJsov37cC6N54ZW-ZsWkTslBUQU&amp;autoplay=0&amp;ps=blogger"allowFullScreen="true" /&gt;&lt;/object&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;/p&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;Çift çekirdek AMD işlemci, 2 GB Kingston Ram, 1 GB ATI Saphire ekran kartı ….. şeklinde performansına inandığınız markaları bir araya getirerek üstün nitelikli bir bilgisayar oluşturabilir, normal markaların sunduğu kalitenin üstüne çıkarak fiyat ve performans bakımından kendinizi tatmin edebilirsiniz. Tam anlamıyla başarılı bir “Toplama Bilgisayara” imza atarak Counter Strike’ndan WOW ‘a kadar en performanslı oyunlara tozunu attırabilirsiniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yalnız konumuzla bu örneğin ne alakası var demeyin. İzlediğiniz Vivident reklamı, üst tarafta gördüğünüz ilanlardan toplanıp derlenen bir versiyon olarak karşımıza çıkmaktadır. Yani yaratıcı ajansımız fikir bazında yaratıcılıktan ziyade fikri bir araya getirmede yaratıcı davranmış. Yapılan iş, Archive adını verdiğimiz hepinizin bildiği dönemsel reklamların toplandığı kitaptan bir gün brief’in gelmesiyle ortaya çıkan “şunları bir karıştırayım belki bir şeyler” çıkar ümidinin fiili bir müdahaleye dönüşmesiyle ortaya çıkmıştır. Hım, reklamın tüketici bazında hoş olduğu bir gerçektir buna asla görmezden gelemeyiz. Sonuçta çoğu tüketici reklamcıların takip ettiği kitapları ve internet sitelerini bilmez. Bu biraz ilgi ve mesleki durumla şekillenen bir süreçtir. Fakat gel gelelim biz reklamcıların günde en az bir Archive karıştırdığını, saat başına adverbox gibi büyük reklam database’lerini takip ettiğini düşünürsek bizim için çok tanıdık bir çalışma olduğunu görebiliriz. Zaten dikkat ettiyseniz bu reklamı bir reklamcı camiası (öğrencisinden çalışanına kadar) içerisinde eleştiriyorum. Yoksa amenna tüketici bazlı ortada hiçbir sorun yoktur. &lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1987814146017763060-7682368384786708643?l=fikirbenim.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='enclosure' type='video/mp4' href='http://www.blogger.com/video-play.mp4?contentId=f99a5decd0774081&amp;type=video%2Fmp4' length='0'/><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://fikirbenim.blogspot.com/feeds/7682368384786708643/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1987814146017763060&amp;postID=7682368384786708643' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1987814146017763060/posts/default/7682368384786708643'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1987814146017763060/posts/default/7682368384786708643'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://fikirbenim.blogspot.com/2008/02/toplama-reklamclk.html' title='Toplama Reklamcılık!'/><author><name>Adv-Man</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07570543095164880626</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='33' height='19' src='http://1.bp.blogspot.com/_t8x_iNBngYI/SRTMokpE-eI/AAAAAAAABI4/uHAz_rjvsBM/S220/as.jpg'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1987814146017763060.post-5553989824894401798</id><published>2008-02-25T15:01:00.002+02:00</published><updated>2008-02-25T16:31:52.515+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='tv'/><title type='text'>Aklınızdan Zorunuz mu Var?</title><content type='html'>&lt;p&gt;&lt;object width="320" height="266" class="BLOG_video_class" id="BLOG_video-7fae3f083b29f946" classid="clsid:D27CDB6E-AE6D-11cf-96B8-444553540000" codebase="http://download.macromedia.com/pub/shockwave/cabs/flash/swflash.cab#version=6,0,40,0"&gt;&lt;param name="movie" value="http://www.youtube.com/get_player"&gt;&lt;param name="bgcolor" value="#FFFFFF"&gt;&lt;param name="allowfullscreen" value="true"&gt;&lt;param name="flashvars" value="flvurl=http://v15.nonxt3.googlevideo.com/videoplayback?id%3D7fae3f083b29f946%26itag%3D5%26app%3Dblogger%26ip%3D0.0.0.0%26ipbits%3D0%26expire%3D1331536134%26sparams%3Did,itag,ip,ipbits,expire%26signature%3D21DD1957718159A93AE1A9FC09ADE179F974E74B.4292AA9EE47A45C23F3A9D2E93174C79C4B4350C%26key%3Dck1&amp;amp;iurl=http://video.google.com/ThumbnailServer2?app%3Dblogger%26contentid%3D7fae3f083b29f946%26offsetms%3D5000%26itag%3Dw160%26sigh%3DY1983zTIk3fKuPv0Fo3zchnC9cw&amp;amp;autoplay=0&amp;amp;ps=blogger"&gt;&lt;embed src="http://www.youtube.com/get_player" type="application/x-shockwave-flash"width="320" height="266" bgcolor="#FFFFFF"flashvars="flvurl=http://v15.nonxt3.googlevideo.com/videoplayback?id%3D7fae3f083b29f946%26itag%3D5%26app%3Dblogger%26ip%3D0.0.0.0%26ipbits%3D0%26expire%3D1331536134%26sparams%3Did,itag,ip,ipbits,expire%26signature%3D21DD1957718159A93AE1A9FC09ADE179F974E74B.4292AA9EE47A45C23F3A9D2E93174C79C4B4350C%26key%3Dck1&amp;iurl=http://video.google.com/ThumbnailServer2?app%3Dblogger%26contentid%3D7fae3f083b29f946%26offsetms%3D5000%26itag%3Dw160%26sigh%3DY1983zTIk3fKuPv0Fo3zchnC9cw&amp;autoplay=0&amp;ps=blogger"allowFullScreen="true" /&gt;&lt;/object&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Evet, kredi kartlarından nakit avans çekmek için insanın aklından zoru olması gerekir. Bırakın deli gömleği giymeyi, psikopat olduğunuz için Taksim’de sallandırılmanız bile çok masum durabilir. FinansBank’ın geliştirdiği “Nakit kart” hizmetinin reklam kampanyası, beğeni toplamasının dışında yeni bir soruna etkili bir şekilde parmak basılmasına kapı araladı. Belki de sektörün kendi kendine ipinin çekilmesine vesile de oldu diyebiliriz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hürriyet Gazetesi’nin ekonomi sayfasından Erkan Çelebi’nin yaptığı araştırmada, kredi kartlarından yapılan nakit avans çekiminin tüketicilere olan toplam maliyetinin %7 ile % 8,92 (faiz ve çekim bedeli) arasında olduğunu ve bunun tam bir delilik olarak ifade edilebileceği yazısını görebilirsiniz. Zira verdiği bilgiler ışığında gerçekleştirilen bu tür işlemlerin yıllık enflasyon bazının çok yukarısında olduğunu ve gelen ekstrelerde insanların bu ağır koşullarla karşı karşıya hatta kimi zaman alınan nakit avansın ilk aşamada sadece faizinin ödenebildiğini anaparanın ise açıkta kaldığı durumların ortaya çıkardığını göstermektedir. Yani tam anlamıyla bir delilik. Son hatırladığım bankalar yasasında, sözleşmelerde açık bilgi ve bilgilendirme yapılmasının gerekliliği olması mevcutken, insanların bu reklamla durumu fark etmesi açıkçası bana çok tuhaf geldi. Tabi burada suçlu kim derseniz bizim milletimizin vurdumduymaz tavrının olduğunu söyleyebilirim.&lt;br /&gt;Yapılan araştırmanın diğer banka oranlarına baktığımızda, hizmet iyileştirme anlamında tek atağın FinansBank’tan geldiğini ve bunun farklı bir hizmet anlayışı olarak pazarlanması fikrini oldukça başarılı buluyorum. (&lt;a href="http://www.hurriyet.com.tr/ekonomi/8304485.asp?gid=196&amp;amp;sz=58229"&gt;http://www.hurriyet.com.tr/ekonomi/8304485.asp?gid=196&amp;amp;sz=58229&lt;/a&gt;)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Card Finans Nakit kartla yapılan para çekimlerinde aylık faiz, %2.99 gibi bir rakamla sınırlandırılmış. Bunun yanında diğer kartlardan alınan çekim ücreti (artık nasıl bir soyup soğana çevirme taktiğiyse) gibi bir hizmet bedeli ise ortadan kaldırılmış durumda. Yani Nakit kartla toplamda maliyet %3’ü bulmuyor. Açıkçası Garanti’nin alışkın olduğumuz ve daha sonra TEB’in geliştirdiği inovasyon fikirlerinden sonra bu hizmetin, çok daha başarılı olabileceğini söyleyebilirim. Ha, kullanıcı kitlesi ne kadar geniştir bilemem, ama şu an ortaya çıkan Ar-Ge lerle yarışabilecek yeni bir kart sistemi FinansBank’ın kozunu güçlendirdi. Bunun yanında sektörde taklit edilip tüketicinin bankalara karşı bir avantaj yakalaması da olayın cilası oldu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İşin pazarlama boyutundan reklam tarafına gelirsek, olayın etkili bir şekilde izahat edildiğini söyleyebiliriz. Etrafımdan aldığım tepkilere baktığımda hem insanların bilinçlendiğini hem de “deli” benzetmesinin sorunla ne kadar bağdaşıp eğlenceli bir süreç yarattığını gözlemleyebiliyorum. Konseptin ajanstan mı yoksa bankadan mı çıktığını tam olarak bilemiyorum. Ama stratejinin, dile çevrilmesi bakımından bir ajans fikri olduğu çok belli. Bu arada reklamda pazarlamaya hakim olmanın gerekliliğini savunurken bu tarz bir reklamı sizlere örnek gösterebilirim. Pazarlama kriterleri ve hizmetin stratejisi doğrultusunda ortaya çıkarılan fikrin yaratıcılık anlamında ne kadar işe yarayabileceğini görmüşünüzdür. Yani satışı kuvvetlendirici yaratıcı bir reklam yapmak için pazarlamayı gerçekten iyi bilmeniz gerekir. Senaryonun ATM makinesinde geçen repliklerin çok esprili olduğunu ve reklamın izlenme sürecinde oldukça etkili durduğunu söyleyebilirim. Aynı zamanda packshot’a geldiğimizde kendini Napolyon zanneden bir adamın bile bu duruma kayıtsız kalmayıp “oha” çekmesi gerçekten yaratıcı bir senaryonun işleyiş ve basamaklarını bize en doğru şekilde göstermektedir. Ben, her zaman bir packshot’da duygusal, komik, eğlenceli vb duyguların verildiği bir son görmeyi çok başarılı bulmuşumdur. Tıpkı bu reklam da olduğu gibi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ajansı yaptıkları bu başarılı işten dolayı kutlarım. Gerisi Garanti’nin banka reklamlarında oynayıp daha sonra TEB’in kampanyasında yer alan Engin Günaydın’ın senaryosunu yaratan ajansın başına diyor, lafımı da sokuyorum :)&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1987814146017763060-5553989824894401798?l=fikirbenim.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='enclosure' type='video/mp4' href='http://www.blogger.com/video-play.mp4?contentId=7fae3f083b29f946&amp;type=video%2Fmp4' length='0'/><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://fikirbenim.blogspot.com/feeds/5553989824894401798/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1987814146017763060&amp;postID=5553989824894401798' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1987814146017763060/posts/default/5553989824894401798'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1987814146017763060/posts/default/5553989824894401798'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://fikirbenim.blogspot.com/2008/02/aklnzdan-zorunuz-mu-var.html' title='Aklınızdan Zorunuz mu Var?'/><author><name>Adv-Man</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07570543095164880626</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='33' height='19' src='http://1.bp.blogspot.com/_t8x_iNBngYI/SRTMokpE-eI/AAAAAAAABI4/uHAz_rjvsBM/S220/as.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1987814146017763060.post-8051638732803954684</id><published>2008-02-21T14:30:00.001+02:00</published><updated>2008-12-09T06:35:53.479+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='gerilla'/><title type='text'>Dikkat Köpekbalıkları!</title><content type='html'>&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_t8x_iNBngYI/R71w6M40NxI/AAAAAAAAAbk/BDxdGfJF0Rw/s1600-h/sharkweek.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5169412092485449490" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_t8x_iNBngYI/R71w6M40NxI/AAAAAAAAAbk/BDxdGfJF0Rw/s400/sharkweek.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;1971 yılından beri 152 ölümcül köpekbalığı saldırısı yaşayan ve yılda en az 3 kişinin köpekbalığı saldırısı yüzünden öldüğü Avustralya’da, Discovery Channel ve yerel TV kanalı Austar tarafından yapımı gerçekleştirilen “Shark Week” adlı programın güzel bir gerilla çalışmasını örnek göstermek istedim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çalışma, ülkenin milli sporu haline gelmiş “surf” aktivitelerinin gerçekleştirildiği ünlü plajlarda, yarısı köpekbalığı tarafından koparılmış board’larla gerçekleştirilmiş. Plajların belli noktalarına serpiştirilen bu boardlar, katil Jaws’ın keskin dişlerinden canını kurtarmış sörfçülerin ödü bokuna karışarak kaçtıkları ya da “Allah rahmet eylesin, nede güzel wake jump yapardı” hatıralarıyla anımsandığı hüzünlü dakikaların bir simülasyonunu yarattığından, çevre halkı tarafından dikkat çekici bir beğeniyle takip edilmiş. (bknz:resim) &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Korkulu bakışlarla yarısı uçmuş board’a yaklaşırken “acaba bu bizim kaybolan Rasim abinin board’umu” şeklinde iç seslerle tereddütlü yaklaşımlara son veren “Shark Week” ve Discovery Channel yazılarını görünce, derinden oh çekip, merak duygusunu yenmek amaçlı yapılan yaratıcı olduğuna inandığım gerilla aktivitesi mutlu sonla sonuçlanır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Açıkçası her duyurunun klasikleşmiş yöntemlerle insanlara sunulmasına çok karşıyım. Hem söylemek istediklerinizi tam olarak veremez hem de gereksiz çevre kirliliklerine neden olursunuz (broşür vs..) Gel gelelim konu itibariyle temasal bir yaklaşıma girerseniz gerçekten ilgi çekici işlere imza atar, istediğiniz hedef kitleye tam olarak ulaşırsınız. Discovery ve Austar’ın yapmış olduğu çalışma söylediğimiz stratejiye güzel bir örnek oluşturmaktadır. Bu yüzden de fikrin mecra bazında her zaman farklı bir başlangıç yaparak klasik seçimlere doğru ilerlemesi gerekliliğine inanmaktayım.&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1987814146017763060-8051638732803954684?l=fikirbenim.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://fikirbenim.blogspot.com/feeds/8051638732803954684/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1987814146017763060&amp;postID=8051638732803954684' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1987814146017763060/posts/default/8051638732803954684'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1987814146017763060/posts/default/8051638732803954684'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://fikirbenim.blogspot.com/2008/02/dikkat-kpekbalklar.html' title='Dikkat Köpekbalıkları!'/><author><name>Adv-Man</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07570543095164880626</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='33' height='19' src='http://1.bp.blogspot.com/_t8x_iNBngYI/SRTMokpE-eI/AAAAAAAABI4/uHAz_rjvsBM/S220/as.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_t8x_iNBngYI/R71w6M40NxI/AAAAAAAAAbk/BDxdGfJF0Rw/s72-c/sharkweek.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1987814146017763060.post-4125239367085808547</id><published>2008-02-19T16:35:00.001+02:00</published><updated>2008-12-09T06:35:53.897+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='direct marketing'/><title type='text'>Kurtarıcı Mektup!</title><content type='html'>&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_t8x_iNBngYI/R7rpw840NwI/AAAAAAAAAbc/ZdWIG_tgPMY/s1600-h/amnestyenvelope.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5168700549548488450" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_t8x_iNBngYI/R7rpw840NwI/AAAAAAAAAbc/ZdWIG_tgPMY/s400/amnestyenvelope.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Oldum olası Amnesty International’ın işlerini çok beğenmişimdir.&lt;br /&gt;İnsan hakları gibi hassas noktalara farklı bir yaklaşım ve bakış açısı kazandırarak tepkisizliğin ve ilgisizliğin törpülenmesinde gerçekleştirdiği tüm işleri çok başarılı bulmuşumdur. Özellikle açıkhava çalışmaları olmak üzere klasik mecraların dışında gerçekleştirdiği tüm işler, etkili mecra kullanımı ve yaratıcılık noktalarında insanların bilinç düzeyini yüksek oranda arttırarak, dikkat çekici sonuçlara imza atmıştır.&lt;br /&gt;(Arşivimden aynı kurum tarafından gerçekleştirilen açıkhava çalışmasını görebilirsiniz)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu çalışmada olduğu gibi en basit bir mektup bilgilendirmesine bile katılan yaratıcılık, mesajların etkili şekilde kitlelere sunulmasında büyük bir rol oynamıştır. Gelişen teknolojiyle sadece faturaların yer aldığı posta kutularının o muazzam sıkıcı hissiyatlarının içinden çıkan diğerlerinden ayrışmış olan bu çalışma, dikkatleri hemen üzerine çekip, okunma sürecine anında katkı yaratmıştır. Tasarımdan ortaya çıkan merak algısı kişilerin mektup içindeki bilgiyi keşfetmesine imkan sağladığından, %38’lik bir bağış artışı Amnesty International’ın istediklerine bir nevi katkıda bulunmuştur.&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1987814146017763060-4125239367085808547?l=fikirbenim.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://fikirbenim.blogspot.com/feeds/4125239367085808547/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1987814146017763060&amp;postID=4125239367085808547' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1987814146017763060/posts/default/4125239367085808547'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1987814146017763060/posts/default/4125239367085808547'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://fikirbenim.blogspot.com/2008/02/kurtarc-mektup.html' title='Kurtarıcı Mektup!'/><author><name>Adv-Man</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07570543095164880626</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='33' height='19' src='http://1.bp.blogspot.com/_t8x_iNBngYI/SRTMokpE-eI/AAAAAAAABI4/uHAz_rjvsBM/S220/as.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_t8x_iNBngYI/R7rpw840NwI/AAAAAAAAAbc/ZdWIG_tgPMY/s72-c/amnestyenvelope.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1987814146017763060.post-5662565042635961343</id><published>2008-02-19T15:31:00.001+02:00</published><updated>2008-12-09T06:35:54.040+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='açıkhava'/><title type='text'>Taptaze Bir Kış!</title><content type='html'>&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_t8x_iNBngYI/R7rays40NvI/AAAAAAAAAbU/H9zC6HrfY7o/s1600-h/rubintree.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5168684086938842866" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_t8x_iNBngYI/R7rays40NvI/AAAAAAAAAbU/H9zC6HrfY7o/s400/rubintree.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt; İstanbul’un en güzel açıkhava parklarından biri olan Caddebostan sahilde yürüyorsunuz. Bir yandan denizin o genizleri açan nefis kokusu, (sigara içiyorsanız “nah” alırsınız o kokuyu) diğer yandan suyun tadını doya, doya çıkartan yeni kesilmiş çimlerin kendine has ferahlığı. Gözünüzün kadrajında sürekli bir doğa resmi, alışılmış çıplak ağaçlar. Kafanızı nereye çevirseniz dalları birer figür içinde olan balerinleri, ellerini havaya kaldırmış bir şeyler bekleyen insanların siluetlerini görürsünüz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Fakat gelin görün ki birden bu melankolinin içinde soru işaretleriyle anlam karmaşası yaratacak bir farklılıkla karşılaşırsınız. O heybetli bedenlerine rağmen soğuğa yenik düşen ağaçların içerisinde biri vardır ki hala yemyeşil ve dipdiridir.&lt;br /&gt;Küresel ısınmaya da, dengesiz geçen soğuğa da aldırış etmeyen bu ağaç kafa tutarcasına ayakta, nispet yapar gibi yemyeşildir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İşte “Rubin” markası ürününün yetisini farklı bir deneyim ile yaşatmak amaçlı böyle bir hikayeye imza atmıştır. Şehrin en güzel parklarında uyguladığı açıkhava çalışmasıyla ürününün özelliklerini farklı bir noktada, farklı bir şekilde ve gerçekten farklı bir deneyim içinde yaşatarak, dikkat çekici bir etkinliğe imza atmıştır. Yaratıcı fikrin soğuktan yapraklarını dökmüş ağaçların içinde canlandırılması ürünün pazarlama değerini açıkça ortaya koymuştur. Tazeliğinin yanı sıra, uzun süreli saklama koşullarında bile başarılı sonuçlar verebildiğini canlandıran çalışma,(yazdan kalma ağacın kışın ortasında bile yemyeşil kalabilmesi) açıkhava mecralarının tipik bir billboard’dan öte ne kadar yaratıcı bir şekilde kullanılabileceğini rahatlıkla göstermektedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir saklama poşetinin bile etkili bir şekilde reklamının yapılıp, klasik yöntemlerden ziyade daha ucuz ve dikkat çekici sonuçlarla marka bilinirliğini artırması benim için gerçekten önemli bir pazarlama başarısıdır. “aman alt tarafı saklama poşeti” deyip geçmeyin. Bu konuda tek olmuş bir markanın götürdüğü para bütün parklardaki dökülen yapraklardan daha fazladır. Onun içindir ki marka olmak bazen bir saklama poşeti için bile önemlidir.&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1987814146017763060-5662565042635961343?l=fikirbenim.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://fikirbenim.blogspot.com/feeds/5662565042635961343/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1987814146017763060&amp;postID=5662565042635961343' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1987814146017763060/posts/default/5662565042635961343'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1987814146017763060/posts/default/5662565042635961343'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://fikirbenim.blogspot.com/2008/02/taptaze-bir-k.html' title='Taptaze Bir Kış!'/><author><name>Adv-Man</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07570543095164880626</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='33' height='19' src='http://1.bp.blogspot.com/_t8x_iNBngYI/SRTMokpE-eI/AAAAAAAABI4/uHAz_rjvsBM/S220/as.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_t8x_iNBngYI/R7rays40NvI/AAAAAAAAAbU/H9zC6HrfY7o/s72-c/rubintree.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1987814146017763060.post-2334767844820720207</id><published>2008-02-14T17:53:00.003+02:00</published><updated>2008-02-14T20:06:18.427+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='tv'/><title type='text'>Knorr’dan Lezzetli Bir Reklam</title><content type='html'>&lt;p&gt;&lt;object width="320" height="266" class="BLOG_video_class" id="BLOG_video-7708f80795c2dde4" classid="clsid:D27CDB6E-AE6D-11cf-96B8-444553540000" codebase="http://download.macromedia.com/pub/shockwave/cabs/flash/swflash.cab#version=6,0,40,0"&gt;&lt;param name="movie" value="http://www.youtube.com/get_player"&gt;&lt;param name="bgcolor" value="#FFFFFF"&gt;&lt;param name="allowfullscreen" value="true"&gt;&lt;param name="flashvars" value="flvurl=http://v18.nonxt6.googlevideo.com/videoplayback?id%3D7708f80795c2dde4%26itag%3D5%26app%3Dblogger%26ip%3D0.0.0.0%26ipbits%3D0%26expire%3D1331536134%26sparams%3Did,itag,ip,ipbits,expire%26signature%3D467769E61090F0A5003B2734ACD2FFEAA47A25BE.1CA3ADEAFB03C496FF83480A68BD5700582073D%26key%3Dck1&amp;amp;iurl=http://video.google.com/ThumbnailServer2?app%3Dblogger%26contentid%3D7708f80795c2dde4%26offsetms%3D5000%26itag%3Dw160%26sigh%3DfcC1vqgLlH5xOMzkdrKIdxCrfwY&amp;amp;autoplay=0&amp;amp;ps=blogger"&gt;&lt;embed src="http://www.youtube.com/get_player" type="application/x-shockwave-flash"width="320" height="266" bgcolor="#FFFFFF"flashvars="flvurl=http://v18.nonxt6.googlevideo.com/videoplayback?id%3D7708f80795c2dde4%26itag%3D5%26app%3Dblogger%26ip%3D0.0.0.0%26ipbits%3D0%26expire%3D1331536134%26sparams%3Did,itag,ip,ipbits,expire%26signature%3D467769E61090F0A5003B2734ACD2FFEAA47A25BE.1CA3ADEAFB03C496FF83480A68BD5700582073D%26key%3Dck1&amp;iurl=http://video.google.com/ThumbnailServer2?app%3Dblogger%26contentid%3D7708f80795c2dde4%26offsetms%3D5000%26itag%3Dw160%26sigh%3DfcC1vqgLlH5xOMzkdrKIdxCrfwY&amp;autoplay=0&amp;ps=blogger"allowFullScreen="true" /&gt;&lt;/object&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Dış sesin bir Alman ya da İngiliz tarafından seslendirildiğini görsek, vay be gavur gene yapmış der, kutlardık. :)&lt;br /&gt;Yaratıcı fikirden, cast seçimine, prodüksiyondan, kurguya kadar yapılan tüm iş birbirini mükemmel bir şekilde tamamlıyor ve yabancı örneklerine bile parmak ısırtıyor. Knorr tarafından hazırlanan brief’de, annelerimizin çorbaları kadar lezzetli tanımının özellikle vurgulanması yaratıcı süreçte gerçek fikrin ortaya çıkmasına da büyük bir kolaylık sağlıyor. Her ne kadar annelerimiz hazır çorba dışında pek kendi üretimlerini sergilemese de, ürünün kullanım tarzları reklamın söylediğimiz brief doğrultusunda şekillenmesinde oldukça mantıklı bir tutarlılık sergiliyor. Yalnız fikir bazında bir şey kafamı kurcalamıyor değil. Reklam önermesinin neden sürekli erkek kullanıcılar tarafından resmedildiğidir. Bilmiyorum dikkatinizi çekti mi; ofis içinde hiçbir kadın çalışanın annesi yok, onları düzelten kurcalayan bir anne tasviri yok. Tamam bu durumdan en çok çeken erkeklerdir, ve genel bir kanı olan erkek çocuk annesine, kız çocuk babasına bağlıdır düz mantığına sahip olunması markanın hedef kitle seçiminde biraz eşit davranmadığı algısını oluşturabilir mi? Açıkçası bir kadının makyajını düzelten anne tasvirinin fikri öldürmeyeceğini, olaya renk ve boyut katabileceğini söyleyebilirim.&lt;br /&gt;Yukarıda söylediğimiz gibi erkek çocukların anne tarafından daha çok korunup kollandığını düşünürsek zaten reklam fikrinin yaratıcı noktasına ulaşırız. O yüzden pozitif ayrımcılık konusunda fazla durmayacağım. Sonuç itibariyle reklamla karşılaştığımız noktada izleyiciyi kendine çeken bir fikir sürecinin yer alması marka mesajının etkili bir şekilde verilmesine olanak sağlamaktadır.&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Kısacası bu reklam, marka mesajını verene kadar kendini izlettirir.&lt;br /&gt;E, yaratıcı reklamında amacı bu değil midir :)&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1987814146017763060-2334767844820720207?l=fikirbenim.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='enclosure' type='video/mp4' href='http://www.blogger.com/video-play.mp4?contentId=7708f80795c2dde4&amp;type=video%2Fmp4' length='0'/><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://fikirbenim.blogspot.com/feeds/2334767844820720207/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1987814146017763060&amp;postID=2334767844820720207' title='4 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1987814146017763060/posts/default/2334767844820720207'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1987814146017763060/posts/default/2334767844820720207'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://fikirbenim.blogspot.com/2008/02/knorrdan-lezzetli-bir-reklam.html' title='Knorr’dan Lezzetli Bir Reklam'/><author><name>Adv-Man</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07570543095164880626</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='33' height='19' src='http://1.bp.blogspot.com/_t8x_iNBngYI/SRTMokpE-eI/AAAAAAAABI4/uHAz_rjvsBM/S220/as.jpg'/></author><thr:total>4</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1987814146017763060.post-3536449146980505240</id><published>2008-02-14T15:50:00.002+02:00</published><updated>2008-02-14T17:47:56.594+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='tv'/><title type='text'>Mahallenin Yeni Reisi :)</title><content type='html'>&lt;p&gt;&lt;object width="320" height="266" class="BLOG_video_class" id="BLOG_video-c0f2c854c96f931c" classid="clsid:D27CDB6E-AE6D-11cf-96B8-444553540000" codebase="http://download.macromedia.com/pub/shockwave/cabs/flash/swflash.cab#version=6,0,40,0"&gt;&lt;param name="movie" value="http://www.youtube.com/get_player"&gt;&lt;param name="bgcolor" value="#FFFFFF"&gt;&lt;param name="allowfullscreen" value="true"&gt;&lt;param name="flashvars" value="flvurl=http://v20.nonxt2.googlevideo.com/videoplayback?id%3Dc0f2c854c96f931c%26itag%3D5%26app%3Dblogger%26ip%3D0.0.0.0%26ipbits%3D0%26expire%3D1331536134%26sparams%3Did,itag,ip,ipbits,expire%26signature%3D7F9B9A9994F94A239FB1AD440503BE304B4D535.22F40788B345E759DD5B6C83241BEC31282E4548%26key%3Dck1&amp;amp;iurl=http://video.google.com/ThumbnailServer2?app%3Dblogger%26contentid%3Dc0f2c854c96f931c%26offsetms%3D5000%26itag%3Dw160%26sigh%3DaAA23vdmeJpsCLD3NhjiQTt6LDM&amp;amp;autoplay=0&amp;amp;ps=blogger"&gt;&lt;embed src="http://www.youtube.com/get_player" type="application/x-shockwave-flash"width="320" height="266" bgcolor="#FFFFFF"flashvars="flvurl=http://v20.nonxt2.googlevideo.com/videoplayback?id%3Dc0f2c854c96f931c%26itag%3D5%26app%3Dblogger%26ip%3D0.0.0.0%26ipbits%3D0%26expire%3D1331536134%26sparams%3Did,itag,ip,ipbits,expire%26signature%3D7F9B9A9994F94A239FB1AD440503BE304B4D535.22F40788B345E759DD5B6C83241BEC31282E4548%26key%3Dck1&amp;iurl=http://video.google.com/ThumbnailServer2?app%3Dblogger%26contentid%3Dc0f2c854c96f931c%26offsetms%3D5000%26itag%3Dw160%26sigh%3DaAA23vdmeJpsCLD3NhjiQTt6LDM&amp;autoplay=0&amp;ps=blogger"allowFullScreen="true" /&gt;&lt;/object&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt; &lt;/p&gt;&lt;p&gt;Kahramanız çok samimi bir hikayede yer alan süper tatlı bir köpek.&lt;br /&gt;Tabi reklam bazında incelersek hikayemiz, reklamın fikri, köpeğimiz ise markanın temsilcisi oluyor. Bu tarz hayvanlar ve animasyon karakterleri, marka temsilcisi olarak yurt dışında sıklıkla kullanılmaktadır. Bunun marka değeri ve imajı açısından hiçbir sakıncası yoktur. Zira tam uyumluluk gösterdiği takdirde oldukça ilgi çekici bir maskot haline bile gelebilir.&lt;br /&gt;Reklamın fikir bazında hikayesine baktığımızda, kullanılan köpeğin süper bir uyum içerisinde bizden olan mahalle hayatının bir parçası olabildiğini ve ahali tarafından saygı gören, bilinen ve sevilen birer maskot olarak kabullenildiğini görebiliriz. Zaten fikrin ana çerçevesi bu tanım üzerinden oluşmaktadır. O yüzden yukarıda bahsettiğim gibi İpragaz markasının sağlam bir hikaye üzerinde bu köpeği bir marka temsilcisi olarak seçmesi gerçekten reklam ajansının başarısını gösterir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mahalleyi koruyan, sakinlerine yardım edip, eğlencelerine ortak olan, yabancı ziyaretçilere karşı uyarıcı bir misyon üslenen, kendi sınırları içerisinde bile düzgün hizmet vermeyen bakkalın, çakalın gözünün yaşına bakmayan, objektif, doğrucu, dürüst ve yiğide hakkını veren bir insanın, bu reklamda ne kadar yalan duracağını :) bildiklerinden bu tanıma en uygun olan varlığı seçmeleri tek kelime ile süper olmuş. Bunların yanında şirin olmasının yarattığı sempati algısı da cabası :) İşin reklam gereklerinin yanı sıra sosyal bir anlam taşıması da diğer bir önemli noktaya parmak basmaktadır. Reklam, sokak köpeklerinin yaşadıkları bölgelerde birer mahalle sakini kadar hayat geçmişlerinin olabileceğini, sevilebileceğini, potansiyel kuduz köpek muamelesi görülmemesi gerekliliğini sıcak bir şekilde izleyicileri sunmuştur. &lt;/p&gt;&lt;p&gt;Yayınlandığı anda metinlerdeki ilgi çekici repliklerle izleyicileri ekranda tutabilme potansiyeline sahip olan reklam, mesaj verme açısından biraz geç kalsa da (41.sn) hikaye gereken ilgiyi ve gerekli olan güven duygusunu yeterince verebiliyor.&lt;br /&gt;Kahramanın köpek sezilerini kullanması bilinç altımızda İpragaz’a olan güven sadakatini hikayeden bağımsız olarak geliştirebiliyor. Zaten reklamın sonunda rakip gaz firmasına duyulan kötü hissiyatlar köpeğimizin niyetini açıkça ortaya koymaktadır :)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yalnızzzzzzzzzzzzzz bir şey var ki beni benden fena şekilde alıyor. Dublajın tam bir felaket olduğuna inanıyorum. Ha, bu hedef kitle için bir sorun teşkil etmeyebilir ama bizler için ciddi bir antipatik durum yaratığını söyleyebilirim. Zira seslendirme gerçekten işin son rötuşudur, cilasıdır ve anlatmak istediklerinizin önemli bir parçasıdır ve aynı zamanda bir yetenek işidir. Yani görsel anlamda izlediğimiz aktörlükten hiç ama hiçbir farkı yoktur. Tam tersi olayı yaşamadığınızdan daha zordur. Bu deneyimi eski çalıştığım bir ajansta müşteriye sunacağımız bir senaryonun seslendirmesini yaparken çok ağır bir şekilde yaşadım. Gerçekten seslendirme yaparken rol çekmek dünyanın en zor işidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu tanımdan yola çıkarak köpeğin karakterine, afacanlığına, tipine ve repliklerine baktığımda bu ses asla ve asla o ses olmamalıydı diyorum.&lt;br /&gt;Ne sesin, ne tonun, nede canlandırmanın başarılı olabildiğini söyleyebilirim. Önündeki kağıdı alıp; durum, şart ve hikaye sürecini görmezden gelerek kötü bir seslendirme yapıldığı apaçık ortadadır. Es verilmesi gereken yerlerde es olmaması, tepkisel sesler çıkması gereken yerlerde tepkinin olmaması (mesela tüpü koklarken cümleyle girmekten ziyade “snıf, snıf bir bakalım” demek gerçekten daha sağlam dururdu) reklama uzun olmasından kaynaklanan, bir hızlandırma havası katmıştır. Ama dediğim gibi bu en çok bizlere batar. Hedef kitle için şahane bir reklam.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;:)&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1987814146017763060-3536449146980505240?l=fikirbenim.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='enclosure' type='video/mp4' href='http://www.blogger.com/video-play.mp4?contentId=c0f2c854c96f931c&amp;type=video%2Fmp4' length='0'/><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://fikirbenim.blogspot.com/feeds/3536449146980505240/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1987814146017763060&amp;postID=3536449146980505240' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1987814146017763060/posts/default/3536449146980505240'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1987814146017763060/posts/default/3536449146980505240'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://fikirbenim.blogspot.com/2008/02/mahallenin-yeni-reisi.html' title='Mahallenin Yeni Reisi :)'/><author><name>Adv-Man</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07570543095164880626</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='33' height='19' src='http://1.bp.blogspot.com/_t8x_iNBngYI/SRTMokpE-eI/AAAAAAAABI4/uHAz_rjvsBM/S220/as.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1987814146017763060.post-5297659593074983177</id><published>2008-02-08T14:27:00.000+02:00</published><updated>2008-02-08T15:51:28.575+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='tv'/><title type='text'>DDB, Volkswagen’i Seviyorrrrr!</title><content type='html'>&lt;p&gt;&lt;object width="320" height="266" class="BLOG_video_class" id="BLOG_video-99c78f78db87f3d1" classid="clsid:D27CDB6E-AE6D-11cf-96B8-444553540000" codebase="http://download.macromedia.com/pub/shockwave/cabs/flash/swflash.cab#version=6,0,40,0"&gt;&lt;param name="movie" value="http://www.youtube.com/get_player"&gt;&lt;param name="bgcolor" value="#FFFFFF"&gt;&lt;param name="allowfullscreen" value="true"&gt;&lt;param name="flashvars" value="flvurl=http://v10.nonxt5.googlevideo.com/videoplayback?id%3D99c78f78db87f3d1%26itag%3D5%26app%3Dblogger%26ip%3D0.0.0.0%26ipbits%3D0%26expire%3D1331536134%26sparams%3Did,itag,ip,ipbits,expire%26signature%3D70FA86639BBA4FC81475A1AD348913A9CE2D9A32.603D03A14A9F94784CBDD2AD2F626292CDBDBA1B%26key%3Dck1&amp;amp;iurl=http://video.google.com/ThumbnailServer2?app%3Dblogger%26contentid%3D99c78f78db87f3d1%26offsetms%3D5000%26itag%3Dw160%26sigh%3D44zEnkpwnJhrDwHE9mViGPVWr_4&amp;amp;autoplay=0&amp;amp;ps=blogger"&gt;&lt;embed src="http://www.youtube.com/get_player" type="application/x-shockwave-flash"width="320" height="266" bgcolor="#FFFFFF"flashvars="flvurl=http://v10.nonxt5.googlevideo.com/videoplayback?id%3D99c78f78db87f3d1%26itag%3D5%26app%3Dblogger%26ip%3D0.0.0.0%26ipbits%3D0%26expire%3D1331536134%26sparams%3Did,itag,ip,ipbits,expire%26signature%3D70FA86639BBA4FC81475A1AD348913A9CE2D9A32.603D03A14A9F94784CBDD2AD2F626292CDBDBA1B%26key%3Dck1&amp;iurl=http://video.google.com/ThumbnailServer2?app%3Dblogger%26contentid%3D99c78f78db87f3d1%26offsetms%3D5000%26itag%3Dw160%26sigh%3D44zEnkpwnJhrDwHE9mViGPVWr_4&amp;autoplay=0&amp;ps=blogger"allowFullScreen="true" /&gt;&lt;/object&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt; &lt;/p&gt;&lt;p&gt;Birbirlerine bu kadar yakışan, uyumlu, farklı düşünceleriyle yaratıcılığı tamamlayan, tutkuyla beraber romantikliği kaybetmemiş, her işte başarılı sonuçlara ulaşıp daha da ötesi için birbirini motive eden, aynı zevklere sahip, sadeliğin yanında yaratıcılığı destekleyen, mükemmel, uzun soluklu ve asla bundan sıkıntı duymayan birer sevgili gibiler sanki.&lt;br /&gt;Bu benzetmeyi kusursuz bir ilişki yaşayan DDB ile Volkswagen ithaf ediyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İki markayı nasıl tanımlarsın deseler; birbirlerini 70 yaşında bile olsalar deli gibi seven, ama aynı zamanda 20’li yaşların getirdiği tutku ve heyecan ile sürekli sevişmekten zevk alan doğaüstü çiftler olarak tasvirlerim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şöyle ki, sektörde birbirine yakışan çiftler şeklinde bir sıralama yapılsa (reklam ajansı-müşteri) kesinlikle birinciliği bu iki marka alır. Baktığınızda yapılan işlerin tümünde sindirilmiş bir ortak fikir dağarcığı görebilirsiniz. Benzermiş gibi bir duygu yaratıp tuhaf bir şekilde farklılığı ve yaratıcılığı sunmaları kıskanılacak en önemli niteliklerindendir.&lt;br /&gt;Yapılan işlerin tümünde bu duyguyu hissedebilirsiniz diyeceğim ama bana abartıyorsun şeklinde tepki göstereceksiniz. Hayır, efendim abartmıyorum. Bill Bernbach itibariyle başlayan ilişki, yaratıcılığı oturtmuş olduğu standartlar üzerinde mükemmel bir şekilde inşa etmeye devam ediyor. Her tuğlada, her sıvada gerçek reklamın yapması gereken tüm gereksinimleri görülürken, temelinde de o VW’ ye özel yaratıcılığın sağlamlığını da hemen fark edebiliyorsunuz. Bu istikrarı yaratmak ve - uzun soluklu bir ilişki haline getirmek gerçekten büyük bir başarıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İşte bu hissiyat tonlarında güzel bir girizgâh yapmama neden olan bir DDB ve VW reklamı gösterip sizinde onayınızı alarak hem fikir olabileceğimizi düşündüm.&lt;br /&gt;VW’nin Bluemotion Polo modeli için gerçekleştirdiği, ana mesaj olarak ekonomik yakıt tüketimiyle çevreye olan uyumunu ve doğaya olan bolca katkısını ilginç bir örnekle denklemleyerek anlattığı animasyon reklamını izleyeceksiniz.&lt;br /&gt;Son zamanlarda bildiğiniz gibi küresel ısınmanın en büyük tetikçilerinden gösterilen otomobil ve otomobil kullanımının yoğunluğu büyük markaları sosyal bilinç çerçevesinde hazırlanan reklamlara, kampanyalara ve araştırmalara yöneltti. Hızla artan Hybrid teknolojisinin kazanımları hem toplumsal bilincin yoğunlaşmasına hem de otomobil markalarının bir nevi günah çıkarmasını neden oldu. Bunun yanında geliştirdikleri yeni motor teknolojileriyle daha az benzine ihtiyaç duyan, karbondioksit gazının salımını azaltan otomobiller geliştirmeye en azından Hybrid öncesi bir geçiş sendromunun hazırlıklarına başladılar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu arada bir dip not eklemeden geçemeyeceğim, çevreci kampanyaların sıklıkla binek otomobiller şeklinde tasarlandığı şu piyasada, her daim özgürlüğü ve doğayı kullanan jeep markalarının da yer almasının onlar için büyük bir fırsat olabileceğini söyleyebilirim. En basitinden katalog çekimlerinde bile dağ, bayır ve yeşillikler içinde el değmemiş bir doğayı kullanan jeep sektörünün aşırı benzin tüketimiyle bu felsefeyi bir arada konumlandırması artık saçmalık boyutuna gelmiştir. Düşünsenize kendini doğayla özleştiren ama ona en çok zararı veren araç algısı hem komik hem de sinir bozucu bir durumu doğurur. İşte bu noktada konuya parmak basacak ilk marka ciddi bir sempati çoğunluğu yakalayabilir en azından konumuyla yaptıkları arasında bir tezat oluşturmaz.&lt;br /&gt;Neyse konumuza devam edersek gerçekleştirilen atılımlar, insanlardan önce markaların bilinçlenmesine neden olmuştur ki bence sosyal toplumda ilk önce markaların bilinçlenmesinin olumlu süreci daha da hızlandıracağını düşünmekteyim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Diğer bir hususa gelirsek VW çok basit bir örnekleme ile reklamına hem yaratıcılık hem de kolay anlaşılabilirlik katıyor. Ekonomik yakıt tüketimi ile çıkan düşük karbondioksit gazı oranının iki yüz küsur bin sayfanın geri kazanımınla aynı eşdeğer de olduğunu söyleyip, düz bir mantıkla bir o kadar ağacın kesilmesine engel olduğunu gösterebiliyor. Yaptıkları araştırma sonucu ile ürünlerinin vasıta özelliklerinin dışında artı bir değere sahip olduğunu da böylelikle kolayca savunabiliyorlar.&lt;br /&gt;İşin yaratıcılık boyutu da araştırmanın verdiği sonuç ile reklamın fikir işleyişinde yatıyor. Geri dönüşüm sağlanacak KAĞIT potansiyelini eski animasyon yapım tekniğiyle saniyede 10 kare hareketle (değeri sallıyorum) canlandırarak fikrin o hoş ayrıntısını yakalıyor. (packshot’da reklamın hikayesinin bir kağıt kartelasında canlandırıldığı işin mesajla birleşen yaratıcı noktasıdır)&lt;br /&gt;Bunun yanında renkli, eğlenceli ve sürekli doğa ile bütünleştirilmiş bir VW aracının animasyonda çok iyi iş yaptığını söyleyebilirim.&lt;br /&gt;Müzik ise tema itibariyle marka ve modele çok yakışmış. Senaryonun içinde fark edilebilir nitelikte bir enerji katarak akışın; mutlu ve kendinle barışık duygular içerisinde simgeleşmesine katkı sağlamıştır.&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1987814146017763060-5297659593074983177?l=fikirbenim.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='enclosure' type='video/mp4' href='http://www.blogger.com/video-play.mp4?contentId=99c78f78db87f3d1&amp;type=video%2Fmp4' length='0'/><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://fikirbenim.blogspot.com/feeds/5297659593074983177/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1987814146017763060&amp;postID=5297659593074983177' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1987814146017763060/posts/default/5297659593074983177'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1987814146017763060/posts/default/5297659593074983177'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://fikirbenim.blogspot.com/2008/02/ddb-volkswageni-seviyorrrrr.html' title='DDB, Volkswagen’i Seviyorrrrr!'/><author><name>Adv-Man</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07570543095164880626</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='33' height='19' src='http://1.bp.blogspot.com/_t8x_iNBngYI/SRTMokpE-eI/AAAAAAAABI4/uHAz_rjvsBM/S220/as.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1987814146017763060.post-6018390812034818974</id><published>2008-02-05T23:17:00.000+02:00</published><updated>2008-02-06T14:25:32.613+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='tv'/><title type='text'>Tepki Tarifesi!</title><content type='html'>&lt;p&gt;&lt;object width="320" height="266" class="BLOG_video_class" id="BLOG_video-224786d2aea1497" classid="clsid:D27CDB6E-AE6D-11cf-96B8-444553540000" codebase="http://download.macromedia.com/pub/shockwave/cabs/flash/swflash.cab#version=6,0,40,0"&gt;&lt;param name="movie" value="http://www.youtube.com/get_player"&gt;&lt;param name="bgcolor" value="#FFFFFF"&gt;&lt;param name="allowfullscreen" value="true"&gt;&lt;param name="flashvars" value="flvurl=http://v20.nonxt6.googlevideo.com/videoplayback?id%3D0224786d2aea1497%26itag%3D5%26app%3Dblogger%26ip%3D0.0.0.0%26ipbits%3D0%26expire%3D1331536134%26sparams%3Did,itag,ip,ipbits,expire%26signature%3D20DACF9D6A061A18F80C2EA4DE3ACE2A30919163.26F438EF19FDFBC431E0C8BF28DA12B58C041735%26key%3Dck1&amp;amp;iurl=http://video.google.com/ThumbnailServer2?app%3Dblogger%26contentid%3D224786d2aea1497%26offsetms%3D5000%26itag%3Dw160%26sigh%3D9YqkftPed6IqMAf27Cafgc7oy0o&amp;amp;autoplay=0&amp;amp;ps=blogger"&gt;&lt;embed src="http://www.youtube.com/get_player" type="application/x-shockwave-flash"width="320" height="266" bgcolor="#FFFFFF"flashvars="flvurl=http://v20.nonxt6.googlevideo.com/videoplayback?id%3D0224786d2aea1497%26itag%3D5%26app%3Dblogger%26ip%3D0.0.0.0%26ipbits%3D0%26expire%3D1331536134%26sparams%3Did,itag,ip,ipbits,expire%26signature%3D20DACF9D6A061A18F80C2EA4DE3ACE2A30919163.26F438EF19FDFBC431E0C8BF28DA12B58C041735%26key%3Dck1&amp;iurl=http://video.google.com/ThumbnailServer2?app%3Dblogger%26contentid%3D224786d2aea1497%26offsetms%3D5000%26itag%3Dw160%26sigh%3D9YqkftPed6IqMAf27Cafgc7oy0o&amp;autoplay=0&amp;ps=blogger"allowFullScreen="true" /&gt;&lt;/object&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;object width="320" height="266" class="BLOG_video_class" id="BLOG_video-5e43e4c22c3bfa0e" classid="clsid:D27CDB6E-AE6D-11cf-96B8-444553540000" codebase="http://download.macromedia.com/pub/shockwave/cabs/flash/swflash.cab#version=6,0,40,0"&gt;&lt;param name="movie" value="http://www.youtube.com/get_player"&gt;&lt;param name="bgcolor" value="#FFFFFF"&gt;&lt;param name="allowfullscreen" value="true"&gt;&lt;param name="flashvars" value="flvurl=http://v22.nonxt4.googlevideo.com/videoplayback?id%3D5e43e4c22c3bfa0e%26itag%3D5%26app%3Dblogger%26ip%3D0.0.0.0%26ipbits%3D0%26expire%3D1331536134%26sparams%3Did,itag,ip,ipbits,expire%26signature%3D7C616997757926B264AE7957A50B63E1CE36AB9B.4573CB1617356B4964032A284CE105D2D506F51D%26key%3Dck1&amp;amp;iurl=http://video.google.com/ThumbnailServer2?app%3Dblogger%26contentid%3D5e43e4c22c3bfa0e%26offsetms%3D5000%26itag%3Dw160%26sigh%3D0BxpPpntydq-2IqkEMQaYd3-Ej0&amp;amp;autoplay=0&amp;amp;ps=blogger"&gt;&lt;embed src="http://www.youtube.com/get_player" type="application/x-shockwave-flash"width="320" height="266" bgcolor="#FFFFFF"flashvars="flvurl=http://v22.nonxt4.googlevideo.com/videoplayback?id%3D5e43e4c22c3bfa0e%26itag%3D5%26app%3Dblogger%26ip%3D0.0.0.0%26ipbits%3D0%26expire%3D1331536134%26sparams%3Did,itag,ip,ipbits,expire%26signature%3D7C616997757926B264AE7957A50B63E1CE36AB9B.4573CB1617356B4964032A284CE105D2D506F51D%26key%3Dck1&amp;iurl=http://video.google.com/ThumbnailServer2?app%3Dblogger%26contentid%3D5e43e4c22c3bfa0e%26offsetms%3D5000%26itag%3Dw160%26sigh%3D0BxpPpntydq-2IqkEMQaYd3-Ej0&amp;autoplay=0&amp;ps=blogger"allowFullScreen="true" /&gt;&lt;/object&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt; &lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;object width="320" height="266" class="BLOG_video_class" id="BLOG_video-636109b145664b07" classid="clsid:D27CDB6E-AE6D-11cf-96B8-444553540000" codebase="http://download.macromedia.com/pub/shockwave/cabs/flash/swflash.cab#version=6,0,40,0"&gt;&lt;param name="movie" value="http://www.youtube.com/get_player"&gt;&lt;param name="bgcolor" value="#FFFFFF"&gt;&lt;param name="allowfullscreen" value="true"&gt;&lt;param name="flashvars" value="flvurl=http://v7.nonxt4.googlevideo.com/videoplayback?id%3D636109b145664b07%26itag%3D5%26app%3Dblogger%26ip%3D0.0.0.0%26ipbits%3D0%26expire%3D1331536134%26sparams%3Did,itag,ip,ipbits,expire%26signature%3D151033BC7810FA163A9AEB5314890D87B4AEE7E3.EED46FF3759DF19B299E5EF941279447A23CBA2%26key%3Dck1&amp;amp;iurl=http://video.google.com/ThumbnailServer2?app%3Dblogger%26contentid%3D636109b145664b07%26offsetms%3D5000%26itag%3Dw160%26sigh%3DBmXL2Hu4tb0Ajnm2DVe3nQfZTaU&amp;amp;autoplay=0&amp;amp;ps=blogger"&gt;&lt;embed src="http://www.youtube.com/get_player" type="application/x-shockwave-flash"width="320" height="266" bgcolor="#FFFFFF"flashvars="flvurl=http://v7.nonxt4.googlevideo.com/videoplayback?id%3D636109b145664b07%26itag%3D5%26app%3Dblogger%26ip%3D0.0.0.0%26ipbits%3D0%26expire%3D1331536134%26sparams%3Did,itag,ip,ipbits,expire%26signature%3D151033BC7810FA163A9AEB5314890D87B4AEE7E3.EED46FF3759DF19B299E5EF941279447A23CBA2%26key%3Dck1&amp;iurl=http://video.google.com/ThumbnailServer2?app%3Dblogger%26contentid%3D636109b145664b07%26offsetms%3D5000%26itag%3Dw160%26sigh%3DBmXL2Hu4tb0Ajnm2DVe3nQfZTaU&amp;autoplay=0&amp;ps=blogger"allowFullScreen="true" /&gt;&lt;/object&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt; &lt;/p&gt;&lt;p&gt;Vodafone’un Hesabını Bilen Tarifesini bu şekilde mizahlaştırarak bir nevi reklamın ana fikrini ürüne entegre olmuş bir isim olarak tekrardan canlandırıyorum.  Zaten reklamda bu süreçte yaşanan dakika sıkıntısını yarattığı trajik bir mizahla oldukça net bir şekilde anlatabiliyor. Markanın hizmet mesajı oldukça açık. Ayda 15 YTL’ ye sınırsızca konuşun. Yani sizi engellemeyen, cümlenizi yarım bırakmanıza neden olmayan, hızlı, hızlı konuşup anlamsız fikir edinimlerinin önüne geçen, bir de üstüne anlamadığınızı anlamaya yönelik çalışmalarınıza sınır koymayan hizmet, alışılmışın dışındaki davranışlara birer gönderme yaparak bir nevi yaşadığımız sıkıntılı durumun trajikomik resmini çekiyor.&lt;br /&gt;Tabi bu kadar abartı deneyimler yaşamasak da, kabarık fatura gerçeğinin korkularıyla benzer bir tepkisizlik sürecini iletişim dünyamıza katmamız işin aslı ve gerçeğidir.&lt;br /&gt;Kendi iletişim dünyamda bile yaptığım açıklamanın anlaşılmaması korkusunu yaşayan biri olarak çok samimi olduğumuz arkadaşlarımıza neler yapabileceğimizi sizlerde kendi hayatlarınızdan biliyorsunuz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Alo, abi Taksim meydana gel” (kontör gidecek korkusunun verdiği hızla rekor konuşma süresine imza atmaya çalışmak. Bir nevi çağrı atmanın 2008 versiyonu)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Ne hangi meydan anlamadım” (anlamakla, anlamamanın arasında kalan, söyleyen kişinin “salağı oynama” şeklinde isyan etmesine neden olan kişi)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Dııttttt, dıttt” (Kısıtlı iletişimin sembol melodisi)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu tarz repliklerin hayatımızda sıklıkla yaşanmasının verdiği bir takım sorunsal alışkanlıkların artık süreci tepkisizleştirmeye, normal olmayan şeylerin doğal görünmesine bir kapı açtığını görebiliyoruz. Ajansın yaratıcı grubu bu sorunsalı çok iyi yakaladığından hizmetin pahalılığını bir nevi tepkisizlik boyutlarıyla birleştirerek karşımıza komik reklamlar çıkartıyor. Bunun yanında seçilen tiplerin bu sorunsalın belki de tam yüzleri olduğunu söyleyebiliriz. Heidi Klum bir Victoria Secret markasının yüzü olarak yakışıyor ve en iyi şekilde markanın temsilini sağlıyorsa Vodafone’un Hesabını Bilen Tarifesini de bu yüzler inanılmaz yakışıyor ve senaryoyla beraber hizmeti çok iyi taşıyor. Tipler inanılmaz derecede orijinaller. Bir de bu orijinalliğin içine komik, alışılmışın dışında repliklerle ilginç mimikleri ekleyince iki kat etki alanı yaratması hiç şaşırtıcı değil.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;12 sn’lik süreye sahip etkili, komik, tüm hizmet mesajlarını eksiksiz veren, ilgi çekici bir reklam yapmak o kadar kolay bir iş değildir. O yüzden reklam görevini başarıyla yerine getiriyor. Tiplerin ilgi çekici olması, konumlarından kaynaklanan farklı durumların olması, repliklerin mizahi bir dille oluşturulması hem seyirci üzerindeki izlenme etkisini arttırmakta hem de tüm mevzuyu senaryo ile izleyicilere aktarmakta.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Reklamı kısa olmasına rağmen yüksek bir etkiye sahip, süre ve performans açısından örnek gösterilecek nitelikte bir iş olarak değerlendirebiliriz. &lt;/p&gt;&lt;p&gt; &lt;/p&gt;&lt;p&gt;Not: Son eklenen video, izlediğimiz reklamların global bir uyarlamadan türediğini bizlere göstermektedir. Kendimi esprilerin iyi oturtulmasıyla teselli etmeye çalışsamda, konseptin bize ait olmamasından dolayı biraz üzüntülüyüm.  &lt;/p&gt;&lt;p&gt;Bu konuda beni bilgilendiren Hüseyin arkadaşıma teşekkür ederim.&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1987814146017763060-6018390812034818974?l=fikirbenim.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='enclosure' type='video/mp4' href='http://www.blogger.com/video-play.mp4?contentId=224786d2aea1497&amp;type=video%2Fmp4' length='0'/><link rel='enclosure' type='video/mp4' href='http://www.blogger.com/video-play.mp4?contentId=5e43e4c22c3bfa0e&amp;type=video%2Fmp4' length='0'/><link rel='enclosure' type='video/mp4' href='http://www.blogger.com/video-play.mp4?contentId=636109b145664b07&amp;type=video%2Fmp4' length='0'/><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://fikirbenim.blogspot.com/feeds/6018390812034818974/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1987814146017763060&amp;postID=6018390812034818974' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1987814146017763060/posts/default/6018390812034818974'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1987814146017763060/posts/default/6018390812034818974'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://fikirbenim.blogspot.com/2008/02/tepki-tarifesi.html' title='Tepki Tarifesi!'/><author><name>Adv-Man</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07570543095164880626</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='33' height='19' src='http://1.bp.blogspot.com/_t8x_iNBngYI/SRTMokpE-eI/AAAAAAAABI4/uHAz_rjvsBM/S220/as.jpg'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1987814146017763060.post-8255726798027116080</id><published>2008-02-01T17:41:00.000+02:00</published><updated>2008-12-09T06:35:57.258+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='açıkhava'/><title type='text'>Kan Kusturan Gerçekler!</title><content type='html'>&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_t8x_iNBngYI/R6M-n8FCaaI/AAAAAAAAAVM/sWbjWcBsvx4/s1600-h/CPAA_ambient.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5162038453759797666" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_t8x_iNBngYI/R6M-n8FCaaI/AAAAAAAAAVM/sWbjWcBsvx4/s400/CPAA_ambient.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt; Açıkçası bir sigara tiryakisinin önüne kömürleşmiş akciğer koysanız bile onu o zevkinden mahrum bırakamazsınız. Zira sigaranın bir yoldaş gibi her anında yer alması, sinir durumlarında sığınacak bir teselli imkanı vermesi, sakinleştirici psikolojik dürtüsü, mutluluğa dumanıyla eşlik etmesi, ve bunun gibi hayata dair bir çok hikayenin içinde sizden sonraki başrolü paylaşması bitirilmesi zor bir ilişkinin bağını oluşturur. Eski bir sigara içicisi olarak onu bu şekilde tanımlamam bile aramızdaki özlem bağının bir kanıtı olsa da, havanın kokusunu duyup tadını bile hissetmek onu aldatmam için yeterli bir sebepti :)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu maksatla sigarayı benim gibi küt diye bırakamayan, yeni başlayan veya içmekten zevk duymayan abilerimiz ablalarımız için CPAA’nın yaptığı birinci sınıf işkence tadında ki açıkhava çalışmasını etkili ve dikkat çekici buluyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sigaranın bir katil gibi cinayet temasıyla ilişkilendirilmesi ve materyallerin bu tarzda oluşturulması bana açıkhava çalışmasında bile senaryo tadında bir şeyler yapılabileceğini ispatlı.&lt;br /&gt;Neden senaryo şeklinde özleştirdiğimi merak ediyorsanız cevap kolay. Yapılan işte bir zaman boyutunun ve bu boyutun bir hikayeyi barındırması bunu çok net açıklayabilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Geniş sarı bantlarla olay yerinin çevrelenmesi orada yaşanan trajik bir olayın ipucunu, yerde beyaz çizgilerle çizilmiş maktul vücudunun hikayenin kimi hedeflediğini veya kimin başına geldiğini, kan izleri olayın nasıl sonlandığını, kordondaki yazılar ise bunun kim tarafından yapıldığını bize sunuyor. Sanki sonu oynanmış ufak bir piyes gibi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sigaradan kaynaklı akciğer kanserinin kanlı kusmaya sebebiyet vermesi çalışmadaki maktulumuzun hazin sonunu oluştursa da izleyicilerde dehşetengiz bir acıma duygusu bıraktığı kesin.&lt;br /&gt;Sigaranın fikirde bir katili canlandırması yaratıcı cinayet canlandırmasının mesajını o gelip geçici kelimelerden ziyade daha da trajikleştirmiştir. Tam göremiyorum ama bu olay mahallinin içine birde sigara bırakılsaymış daha da kendinden soğutucu bir etki yaratabilirdi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sigara tiryakisi bir Türk üzerinde hiçbir gerginlik ve rahatsızlık hissettirmeyecek olan bu yaratıcı çalışma olayı görüp inceleyen birisinin şu lafıyla da apar topar ortadan kaldırılırdı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Atın ölümü arpadan olsun dimi kardeşim”&lt;br /&gt;“püffffff”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;:)&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_t8x_iNBngYI/R6M-esFCaZI/AAAAAAAAAVE/Zy_OyppYoDU/s1600-h/CPAA_ambient.jpg"&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1987814146017763060-8255726798027116080?l=fikirbenim.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://fikirbenim.blogspot.com/feeds/8255726798027116080/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1987814146017763060&amp;postID=8255726798027116080' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1987814146017763060/posts/default/8255726798027116080'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1987814146017763060/posts/default/8255726798027116080'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://fikirbenim.blogspot.com/2008/02/kan-kusturan-gerekler.html' title='Kan Kusturan Gerçekler!'/><author><name>Adv-Man</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07570543095164880626</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='33' height='19' src='http://1.bp.blogspot.com/_t8x_iNBngYI/SRTMokpE-eI/AAAAAAAABI4/uHAz_rjvsBM/S220/as.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_t8x_iNBngYI/R6M-n8FCaaI/AAAAAAAAAVM/sWbjWcBsvx4/s72-c/CPAA_ambient.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1987814146017763060.post-2721780482300720133</id><published>2008-02-01T15:48:00.000+02:00</published><updated>2008-12-09T06:35:57.435+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='açıkhava'/><title type='text'>Kendinizi Frenleyin!</title><content type='html'>&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_t8x_iNBngYI/R6MyfcFCaYI/AAAAAAAAAU8/g4R10CP2I6Y/s1600-h/wwf.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5162025113591376258" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_t8x_iNBngYI/R6MyfcFCaYI/AAAAAAAAAU8/g4R10CP2I6Y/s400/wwf.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_t8x_iNBngYI/R6MxWMFCaXI/AAAAAAAAAU0/EqxLW95YaV0/s1600-h/wwf.jpg"&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;Çalışmamız restoran, bar, club ve cafe gibi, mesaja maruz kalma sayısı bakımından şansı yüksek, farklı hedef kitleleri içinde barındırabilen mekanlarda gerçekleştirilmiştir.&lt;br /&gt;Mesajı gayet açık, felsefesi ise bilindik bir olgudan türemiştir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Fakat bizim için burada önemli olan şey, mesajın etkili, yerinde ve deneyimi yaşatarak vermesidir.&lt;br /&gt;Konuşmak, öğüt vermek, tavsiyelerde bulunmak çok etkili sonuçlar doğurmaz.. Varsın olsun çok işimize yarayacaksa da ihtiyaç durumunda aklımıza getiririz. Ayrıca tavsiyelerin içeriği hiçbir zaman önemli değildir. Kimse kusura bakmasın, eğer ki su kullanımını azaltmak adına bir şey yapmamız gerekirken, arabamızı yıkmacıya götürürsek bu durumu pek kaideye almadığımız anlamına gelir.&lt;br /&gt;Fakat gel gelelim bir takım tavsiyelerin, görsel olarak algıların karşısına çıkması ve bir deneyimi tetiklemesi biraz da olsun bir şeylerin kafamıza yerleşmesinde ön ayak olabilir. Hele ki bunu farklı sayıda farklı insanlara ulaştırabilirsek etkinlik payını daha da yükseltebiliriz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;WWF’nin yapmış olduğu çalışma, aynı sorunsalın biraz daha dikkate değer bir tavsiye ile alışkanlıklara müdahalesini etkili bir şekilde gerçekleştirebileceğini gösteriyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kendi açımdan baktığımda kağıt havlu kullanımını her zaman 3 yaprakla sonlandırırım. “Yuh, sen öküzmüşsün” deseniz de boş. Çünkü elim nemli kaldığında kendimi rahatsız hissediyor, kaldı ki bu tür araçların olduğu mekanlarda bunu hissetmek beni daha da çok geriyor. (Kendi evimde olsam sorun olmaz). O yüzdendir ki böyle bir durumda mesajını görsel olarak zenginleştirmiş, deneyiminde, eksilen her bir kağıt havluda, ağaçların ve ormanların zarar görüp yavaşça yok olmasını yaşatan (yavaş, yavaş acı çektirmek de en boktanıdır ya) hatta üçüncü görsele denk gelip “Hassiktir lan ben ne yaptımmmm, Allahım ben nasıl bir insanım” gibisinden tuhaf hissiyata kapılmanıza neden olan bu çalışma, “bir musibet, bin nasihatten” iyidir atasözünün sanki biraz daha simülatör edilmiş halidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mecra zenginliği olarak da taktir toplayacak iş, klişe olmuş mesajın farklı bir tecrübe ile daha yedirebilir hale gelebileceğini ispatlamıştır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Not: Kullanılan havluların yeşil renge sahip olması için ekseriyetten bir madde kullanılmış mıdır(kesin) ve bunun doğaya zararı ne kadardır düşünmeden de edemiyorum. Yani kaş yaparken göz çıkarma modeli olmasın da :) &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1987814146017763060-2721780482300720133?l=fikirbenim.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://fikirbenim.blogspot.com/feeds/2721780482300720133/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1987814146017763060&amp;postID=2721780482300720133' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1987814146017763060/posts/default/2721780482300720133'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1987814146017763060/posts/default/2721780482300720133'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://fikirbenim.blogspot.com/2008/02/kendinizi-frenleyin.html' title='Kendinizi Frenleyin!'/><author><name>Adv-Man</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07570543095164880626</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='33' height='19' src='http://1.bp.blogspot.com/_t8x_iNBngYI/SRTMokpE-eI/AAAAAAAABI4/uHAz_rjvsBM/S220/as.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_t8x_iNBngYI/R6MyfcFCaYI/AAAAAAAAAU8/g4R10CP2I6Y/s72-c/wwf.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1987814146017763060.post-3966784319928037166</id><published>2008-01-29T18:42:00.000+02:00</published><updated>2008-01-30T00:05:00.602+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='gerilla'/><title type='text'>Taksi Federasyonundan Gerilla Çalışması</title><content type='html'>&lt;p&gt;&lt;object width="320" height="266" class="BLOG_video_class" id="BLOG_video-766e0ee17abbe820" classid="clsid:D27CDB6E-AE6D-11cf-96B8-444553540000" codebase="http://download.macromedia.com/pub/shockwave/cabs/flash/swflash.cab#version=6,0,40,0"&gt;&lt;param name="movie" value="http://www.youtube.com/get_player"&gt;&lt;param name="bgcolor" value="#FFFFFF"&gt;&lt;param name="allowfullscreen" value="true"&gt;&lt;param name="flashvars" value="flvurl=http://v17.nonxt2.googlevideo.com/videoplayback?id%3D766e0ee17abbe820%26itag%3D5%26app%3Dblogger%26ip%3D0.0.0.0%26ipbits%3D0%26expire%3D1331536134%26sparams%3Did,itag,ip,ipbits,expire%26signature%3D328556B1CDB38DA4ADECE2353DAF143B8F29E162.18AB6DD98A78CA790DDB63BFC2C93DA3B6560B78%26key%3Dck1&amp;amp;iurl=http://video.google.com/ThumbnailServer2?app%3Dblogger%26contentid%3D766e0ee17abbe820%26offsetms%3D5000%26itag%3Dw160%26sigh%3DhhaRmERNpLhy-AN3myUJuelBGno&amp;amp;autoplay=0&amp;amp;ps=blogger"&gt;&lt;embed src="http://www.youtube.com/get_player" type="application/x-shockwave-flash"width="320" height="266" bgcolor="#FFFFFF"flashvars="flvurl=http://v17.nonxt2.googlevideo.com/videoplayback?id%3D766e0ee17abbe820%26itag%3D5%26app%3Dblogger%26ip%3D0.0.0.0%26ipbits%3D0%26expire%3D1331536134%26sparams%3Did,itag,ip,ipbits,expire%26signature%3D328556B1CDB38DA4ADECE2353DAF143B8F29E162.18AB6DD98A78CA790DDB63BFC2C93DA3B6560B78%26key%3Dck1&amp;iurl=http://video.google.com/ThumbnailServer2?app%3Dblogger%26contentid%3D766e0ee17abbe820%26offsetms%3D5000%26itag%3Dw160%26sigh%3DhhaRmERNpLhy-AN3myUJuelBGno&amp;autoplay=0&amp;ps=blogger"allowFullScreen="true" /&gt;&lt;/object&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Portekiz Taksi Federasyonunun alkollü araba kullanımını engellemek için düzenlendiği, toplumsal dikkati tetikleyecek güzel bir çalışmasını görüyorsunuz. Amaç oldukça açık. Fakat kazanımlar oldukça fazla.&lt;br /&gt;O yüzden amaçtan ziyade kazanımlar hakkında konuşmak istiyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İlk olarak taksi federasyonunun böyle bir toplumsal sorumluluğu akıl etmesi kutlanacak bir şey. Çünkü alkollü araba kullanımı konusunda yetkililerin ve devletin en önemli tavsiyesi gidilecek mekanlara ulaşım olarak taksilerin tercih edilmesi yönündedir. Bu bağlamda yapılan işlerin çoğu tavsiyeden öteye gitmemiş, TRT tadında yoğun bir sıkıcılık benimsenmiştir. İşte bu yüzdendir ki Taksi Federasyonunun böyle bir işe girmesi, olayı devletin sıkıcı tek elinden alınmasına ve daha yetkili, deneyimli bir kurumun bakış açısıyla şekillenmesine vesile yaratmıştır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kısacası Samimiyet Oluşturulmuştur. (Taksiye binmeyi, taksiciler öğütleyecekti)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bunun hakkını vermek içinse gerçekten farklı bir işe imza atmalı, klişelerin dışında bir tarz benimsenmelidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İzlediğiniz gibi çalışmanın uygulanacağı pilot bölgeler barların bulunduğu sokaklarda geçiyor. Barları ziyaret eden insanların arabalarına oldukça basit düşünülen kartondan taksi levhaları yerleştiriliyor. Bir yüzünde “taxi” diğerinde ise ulaşabileceğiniz taksinin numarası ve bilgilerini görüyorsunuz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Düşünün arabanızla bir mekana eğlenmeye gidiyorsunuz. İçip, içip sıçıyorsunuz ve biraz ayılıp arabanıza gittiğinizde üstünde taksi levhası görüyorsunuz. Dikkat çekici bir durum ve otomatikman bilgileri okutturacak bir bahane. Ha tabi Türkiye’de bizim insanlarımızın üstünde nasıl bir etkisi olur bilemem :) “O ne lan arabanın üstüne bir şey koymuşlar a.q” şeklinde başlar daha sonra okumayı çalışılır. “hadi lan 15 dk evdeyim. Arabam varken taksiye paramı verecem sittirin lan” şeklinde kendinden emin bir halde direksiyona geçilir. Bu ve bunun gibi insanların arabalarının yerinde yeller, yerde ise bizim kartonlardan koca bir dağ oluşur. Yani iş İstanbul’u kirletmekten başka bir boka yaramaz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Neyse Portekiz’e dönersem çalışmanın okunması uygulamadaki yaratıcılıkla pekiştiğinden mükemmel sonuçlar doğurmuştur. Genel olarak ülkenin her bölgesinde gerçekleştirilen çalışma, efsane haline geldiğinden basın yayın organlarında bir haber niteliği kazanmıştır.&lt;br /&gt;O yüzden reklam kampanyalarımıza biraz daha gerilla taktikleri uygulamalı, farklı şekillerde insanların karşısına çıkmalıyız.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Geleceğin reklamcılığı bence bu tür gerilla tekniklerine daha çok ihtiyaç duyacaktır. Çünkü rahatsız edici bir baskı yaratmaz, umulmadık zamanda karşınıza çıkar, kimi zaman en ihtiyacınız olduğunda kimi zaman ise en garip durumda sizi bir gerçekle ya da eğlence ile karşı karşıya getirir. Kısacası süpriz olan her zaman etkileyicidir.&lt;br /&gt;Bu tarz işler bir TV’nin yapacağı etkiden daha fazladır ve her zaman haber olma şansı daha yüksektir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Zaten videonun sonlarında sonuçları görebiliyorsunuz. Sayısız haber sitesinde yer almak kafadan bu işin başarılı olduğunu gösterir. Bu işi birebir yaşamış insanların dışında dışardan bu tecrübeyi edinmemiş kişileri de haberdar edebilmek ve bunun ajansın dışındaki etmenler tarafından gerçekleştirilmesi daha ne söyleyeyim işte cirlop, cirlop.&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1987814146017763060-3966784319928037166?l=fikirbenim.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='enclosure' type='video/mp4' href='http://www.blogger.com/video-play.mp4?contentId=766e0ee17abbe820&amp;type=video%2Fmp4' length='0'/><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://fikirbenim.blogspot.com/feeds/3966784319928037166/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1987814146017763060&amp;postID=3966784319928037166' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1987814146017763060/posts/default/3966784319928037166'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1987814146017763060/posts/default/3966784319928037166'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://fikirbenim.blogspot.com/2008/01/taksi-federasyonundan-yaratc-bir.html' title='Taksi Federasyonundan Gerilla Çalışması'/><author><name>Adv-Man</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07570543095164880626</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='33' height='19' src='http://1.bp.blogspot.com/_t8x_iNBngYI/SRTMokpE-eI/AAAAAAAABI4/uHAz_rjvsBM/S220/as.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1987814146017763060.post-7178258926233725265</id><published>2008-01-29T16:57:00.000+02:00</published><updated>2008-12-09T06:36:00.829+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='ilan'/><title type='text'>İlanda Tasarım Her şeydir!</title><content type='html'>&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_t8x_iNBngYI/R58_r8FCaTI/AAAAAAAAAUU/JO2sd0bY_iw/s1600-h/Bitcopacheers.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5160913722084059442" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_t8x_iNBngYI/R58_r8FCaTI/AAAAAAAAAUU/JO2sd0bY_iw/s320/Bitcopacheers.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_t8x_iNBngYI/R58_hMFCaSI/AAAAAAAAAUM/Avm8A_fqZSw/s1600-h/Bitcopaclown.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5160913537400465698" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_t8x_iNBngYI/R58_hMFCaSI/AAAAAAAAAUM/Avm8A_fqZSw/s320/Bitcopaclown.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_t8x_iNBngYI/R58_UMFCaRI/AAAAAAAAAUE/BTiI_VQ8LzU/s1600-h/Bitcopamustache.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5160913314062166290" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_t8x_iNBngYI/R58_UMFCaRI/AAAAAAAAAUE/BTiI_VQ8LzU/s320/Bitcopamustache.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;Fikir zayıf olsa bile ilanı etkili kılan en önemli unsurdur.&lt;br /&gt;Tıpkı bu ilan çalışmasında olduğu gibi.&lt;br /&gt;Fikir Brezilya usulü bir serinlemenin biraz daha heyecanlı olduğunu anlatmaya çalışıyor. E, malum memleketin bayanları gerçekten dikkat çekici ve seksi. Bunun için Rio Karnavalının görüntülerini izlemek yeterlidir. Ajans da bu durumu bildiğinden serinlemeyi Brezilya’nın bayanlarıyla daha heyecanlı anlatabileceğini düşünmüş.&lt;br /&gt;Bence etkili de olmuş.&lt;br /&gt;Ama burada en önemli nokta kadını bir obje olarak kullanarak nasıl etkili bir Brezilya havası oluşturulacağıdır? Çünkü kadını ehtik açıdan değersiz bir resim, aşağılayıcı bir tavırla sergilememek gereklidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çalışmamız tamda bu sorunların içerisinde çok renkli ve eğlenceli bir fotoğraf manipülasyonu ile işin içinden sıyrılıyor. Kadın bedeninin farklı noktalarını kullanarak dövmeler üzerinde renkli serinleme hikayeleri yaratıyor. Ve çalışma fikrin zayıf eksikliğini güzel bir uygulama ile dikkat çekici hale getiriyor.&lt;br /&gt;Ben çok sevdim. Özellikle hepsinde bir hikaye olması olaya daha da Brezilya’lık katmış.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çalışmayı reklam veren tarafından incelersek, doğru bir brief verdikleri her hallerinden belli. Ama burada özenilecek nokta ajansın yaratıcı grup departmanının serbest bırakılmasıdır. Ürünün enerjisini bu tarz bir anlatımla tasarlamak gerçekten bu rahat psikolojinin bir sonucudur diye düşünüyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu arada eklemeden edemeyeceğim ajans Brezilyanın popüler etiketlerini çok yerinde kullanmış buda mesaj ile birlikte mükemmel bir uyum sağlamış. Güzel vücutlu bir bayan, Brazillian Bikini ve Bronz Ten.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Grafik tasarım okuyan arkadaşlarımız için güzel bir yaratıcılık örneği.&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1987814146017763060-7178258926233725265?l=fikirbenim.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://fikirbenim.blogspot.com/feeds/7178258926233725265/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1987814146017763060&amp;postID=7178258926233725265' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1987814146017763060/posts/default/7178258926233725265'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1987814146017763060/posts/default/7178258926233725265'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://fikirbenim.blogspot.com/2008/01/ilanda-tasarm-her-eydir.html' title='İlanda Tasarım Her şeydir!'/><author><name>Adv-Man</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07570543095164880626</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='33' height='19' src='http://1.bp.blogspot.com/_t8x_iNBngYI/SRTMokpE-eI/AAAAAAAABI4/uHAz_rjvsBM/S220/as.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_t8x_iNBngYI/R58_r8FCaTI/AAAAAAAAAUU/JO2sd0bY_iw/s72-c/Bitcopacheers.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1987814146017763060.post-1359574020433704329</id><published>2008-01-28T17:16:00.000+02:00</published><updated>2008-02-01T15:48:12.426+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='retro'/><title type='text'>Bu Reklamı Ayakta Alkışlarım!</title><content type='html'>&lt;p&gt;&lt;object width="320" height="266" class="BLOG_video_class" id="BLOG_video-d25dd6e3069261d4" classid="clsid:D27CDB6E-AE6D-11cf-96B8-444553540000" codebase="http://download.macromedia.com/pub/shockwave/cabs/flash/swflash.cab#version=6,0,40,0"&gt;&lt;param name="movie" value="http://www.youtube.com/get_player"&gt;&lt;param name="bgcolor" value="#FFFFFF"&gt;&lt;param name="allowfullscreen" value="true"&gt;&lt;param name="flashvars" value="flvurl=http://v21.nonxt1.googlevideo.com/videoplayback?id%3Dd25dd6e3069261d4%26itag%3D5%26app%3Dblogger%26ip%3D0.0.0.0%26ipbits%3D0%26expire%3D1331536134%26sparams%3Did,itag,ip,ipbits,expire%26signature%3D7B825305D62C0EA313268ACF732CA4964D80DAB.2F9D3F5E74A891B9C75E4EDE621F43117C2AE9FA%26key%3Dck1&amp;amp;iurl=http://video.google.com/ThumbnailServer2?app%3Dblogger%26contentid%3Dd25dd6e3069261d4%26offsetms%3D5000%26itag%3Dw160%26sigh%3DFEKT40B1p9tfRPBIqhb6jBY_Lys&amp;amp;autoplay=0&amp;amp;ps=blogger"&gt;&lt;embed src="http://www.youtube.com/get_player" type="application/x-shockwave-flash"width="320" height="266" bgcolor="#FFFFFF"flashvars="flvurl=http://v21.nonxt1.googlevideo.com/videoplayback?id%3Dd25dd6e3069261d4%26itag%3D5%26app%3Dblogger%26ip%3D0.0.0.0%26ipbits%3D0%26expire%3D1331536134%26sparams%3Did,itag,ip,ipbits,expire%26signature%3D7B825305D62C0EA313268ACF732CA4964D80DAB.2F9D3F5E74A891B9C75E4EDE621F43117C2AE9FA%26key%3Dck1&amp;iurl=http://video.google.com/ThumbnailServer2?app%3Dblogger%26contentid%3Dd25dd6e3069261d4%26offsetms%3D5000%26itag%3Dw160%26sigh%3DFEKT40B1p9tfRPBIqhb6jBY_Lys&amp;autoplay=0&amp;ps=blogger"allowFullScreen="true" /&gt;&lt;/object&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Başlığı okuyup videoyu izlemeye koyulanlar ilk başta şaşıracaklar, fakat bitirdiklerinde ise benimle aynı görüşte olacaklarına hem fikirim. :)&lt;br /&gt;Ama ondan önce,&lt;br /&gt;ilk olarak yeni bir etiket altında gerçekleştirdiğim “retro” bölüm hakkında size ufak anekdotlar aktarmak isterim. Bu bölümde yerli ve yabancı olmak üzere eski yıllarda yayınlanmış reklamları değerlendireceğiz. Tabi değerlendirme açımız bugünün teknolojisi, alışkanlıkları ve değerleri üzerinden değil; hatırladığımız kadarıyla olan dönemin koşulları üzerinden olacaktır. Zira bu bakış açısına sahip olmadan herhangi bir yorum yapmak olayın vahametini, bu yazıyı yazanın aslında bir bok bilmediğini gösterir. Aynı zamanda elimden geldiğince yapılan işlerin hangi ajans tarafından yapıldığını da vermeye çalışacağım (bu biraz zor olacak açıkçası ama deneyeceğim).&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Evet, hayırlı uğurlu olsun diyerekten yeni bölümümüzün ilk reklamı olan Deo Parfümlü Alo ile başlıyoruz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yıl 1986.&lt;br /&gt;Kabare, Maksim ve Kadınlar Matinesinin en yoğun yaşandığı dönemler. Kitlelerin duvar afişlerinden takip ettiği, Caddebostan Maksim’in ışıltılı billboard’larından keşfettiği, zenginlerin renkli televizyondan izlediği, fakir fukaranın ise siyah beyazla yetindiği o efsane şarkıcıların en parlak en dorukta olduğu zamanlar. E, TRT o zamanlar akıllı (nede olsa imamlar tarafından yönetilmiyordu) mükemmel eğlence prodüksiyonlarıyla bu durumu bir avantaja çevirip ünlü konuklarına stüdyolarını açıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dallas’ın Ceyar’ından, Küçük Ev’in zavallı babası Nels’den, Manuella’nın Manuella’ından fırsat buldukça günün sanatçısı dinleniyor bir yandan da ritim tutulup eşlik ediliyor. Bu arada sağ olsun çocukken ananemin sayesinde oldukça gelişmiş bir dizi kültürüm vardı.&lt;br /&gt;5 gibi Dallas başlar, 6’da Manuella karşımıza çıkardı sonrasında bir haberlere girilir ardından günün sanatçısıyla gırgır muhabbet ve müzik yapılırdı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İşte böyle bir tek kanallı televizyonun olduğu, rating tabirinin keşfedilmediği, prime time’ın ise mesamesinin okunmadığı bir zamanda reklamcılar yaşanan bu yeni popüler kültürü kullanarak o zamanın şartlarında mükemmel bir Alo reklamı çekiyorlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir kere endorser’larımız yani ekranda bizi temsil eden halkın beğenisini toplamış kişiler başlı başına birer efsane. Yani en basitinden uyduruk bir süngerin reklamlarını bile yapsalar bu ikili bunu başarıyla yerine getirir ve sattırır bundan hiç kuşkunuz olmasın. Çünkü ortada Ajda Pekkan gibi memleketin yüreğini hoplatan bir diva, Zeki Müren gibi tartışmasız bir ses vardır. Düşünün yukarda bahsettiğim bir hayat tarzının yaygın olduğu dönemde bu iki kişinin ekranlara çıkıp gerçekten güzel bir müzik ile bir çamaşır deterjanının reklamını yapması, ajansın hedef kitleyi ne kadar etkili bir analizlemeyle sonuçlandırdığını gösterir. Çünkü çalışmada zamanının en doruk dönemlerini yaşayan sanatçılar ile televizyon kültürünün doğurmuş olduğu muazzam bir popüler kültür örneğinin iyi bir harmanlanmasını görüyoruz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;TRT’nin müzikli özel eğlence programlarında kullandığı özel set tasarımının bir kopyasının reklamda kullanılması, insanların özel olarak o ekranın başına geçmeyi bizzat kamçılamıştır. Zaten tek kanallı bir televizyonun sıkışmış programlar içerisinde insanlara bir şeyler sunmaya çalışmasında inanın reklamlarında artı bir değer katkısı olduğu kesindir. Çünkü dönemine baktığımızda reklama maruz kalma sayısı şimdilerin yarısının bile altındadır. Hele ki bu televizyon denen muhteşem kutunun içinde geçen bir şey ise kesin izlemeye değerdir :)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İşte böyle bir ortamda bu reklamın tutmaması imkansızdır.&lt;br /&gt;Prodüksiyon açısından baktığımızda girişlerin gayet yerinde olduğunu kamera açılarının ise olaya bir tat kattığını söyleyebiliriz. En azından Ajda Pekkan ile başlayan reklamın bir anda geniş açıdan Zeki Müren’i çıkarması ve o güzel sesiyle reklama devam edilmesi alkışlanacak bir noktadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Müziğin sözlerine baktığımızda Alo kullanmanın sonuçlarını en etkili şekilde anlayabiliriz. Perdeden, kıyafetlere kadar geniş bir temizleme yetisine sahip deterjanın beyazlıkta olduğu kadar kokusunda da iddialı olduğunu çıkartabiliriz. Mesajlar hedef kitlenin ilgisini çekecek düzeyde ve açıklıkta. Bir de bunu Ajda Pekkan ile Zeki Müren’den dinleyince demeyin keyfine :)&lt;br /&gt;Ayrıca packshot’da dış sesin farklı olacağını düşünürken tekrar Zeki Müren’i duymak reklamdaki bütünlüğü ve Zeki Müren’in tüketici gözünde ürünü sahiplendiğinin bir göstergesi olmuştur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kimilerinize oldukça geyik gelebilecek bu çalışma, her haliyle gerçek bir reklamın olması gereken tüm detaylarını bünyesinde barındırıyor. Hiç sırıtmayan, endorserlar ile mükemmel bir uyum yakalayan Alo reklamı, zamanının en iyi satışını belki de bu reklamla gerçekleştirmiştir.&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1987814146017763060-1359574020433704329?l=fikirbenim.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='enclosure' type='video/mp4' href='http://www.blogger.com/video-play.mp4?contentId=d25dd6e3069261d4&amp;type=video%2Fmp4' length='0'/><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://fikirbenim.blogspot.com/feeds/1359574020433704329/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1987814146017763060&amp;postID=1359574020433704329' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1987814146017763060/posts/default/1359574020433704329'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1987814146017763060/posts/default/1359574020433704329'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://fikirbenim.blogspot.com/2008/01/bu-reklam-ayakta-alklarm.html' title='Bu Reklamı Ayakta Alkışlarım!'/><author><name>Adv-Man</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07570543095164880626</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='33' height='19' src='http://1.bp.blogspot.com/_t8x_iNBngYI/SRTMokpE-eI/AAAAAAAABI4/uHAz_rjvsBM/S220/as.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1987814146017763060.post-2348950316525168167</id><published>2008-01-23T22:22:00.000+02:00</published><updated>2008-01-25T15:36:48.779+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='tv'/><title type='text'>İlan Gibi Reklam!</title><content type='html'>&lt;p&gt;&lt;object width="320" height="266" class="BLOG_video_class" id="BLOG_video-93e0c11ed625ade1" classid="clsid:D27CDB6E-AE6D-11cf-96B8-444553540000" codebase="http://download.macromedia.com/pub/shockwave/cabs/flash/swflash.cab#version=6,0,40,0"&gt;&lt;param name="movie" value="http://www.youtube.com/get_player"&gt;&lt;param name="bgcolor" value="#FFFFFF"&gt;&lt;param name="allowfullscreen" value="true"&gt;&lt;param name="flashvars" value="flvurl=http://v1.nonxt6.googlevideo.com/videoplayback?id%3D93e0c11ed625ade1%26itag%3D5%26app%3Dblogger%26ip%3D0.0.0.0%26ipbits%3D0%26expire%3D1331536134%26sparams%3Did,itag,ip,ipbits,expire%26signature%3D169167A94F871EC7921F71BCAC9E4DB22EB3F4A4.142406FBF33B52382B123CBE475D05781444A7EE%26key%3Dck1&amp;amp;iurl=http://video.google.com/ThumbnailServer2?app%3Dblogger%26contentid%3D93e0c11ed625ade1%26offsetms%3D5000%26itag%3Dw160%26sigh%3DA9y5cA_VD71SO7RvXiVVcjM1Ymw&amp;amp;autoplay=0&amp;amp;ps=blogger"&gt;&lt;embed src="http://www.youtube.com/get_player" type="application/x-shockwave-flash"width="320" height="266" bgcolor="#FFFFFF"flashvars="flvurl=http://v1.nonxt6.googlevideo.com/videoplayback?id%3D93e0c11ed625ade1%26itag%3D5%26app%3Dblogger%26ip%3D0.0.0.0%26ipbits%3D0%26expire%3D1331536134%26sparams%3Did,itag,ip,ipbits,expire%26signature%3D169167A94F871EC7921F71BCAC9E4DB22EB3F4A4.142406FBF33B52382B123CBE475D05781444A7EE%26key%3Dck1&amp;iurl=http://video.google.com/ThumbnailServer2?app%3Dblogger%26contentid%3D93e0c11ed625ade1%26offsetms%3D5000%26itag%3Dw160%26sigh%3DA9y5cA_VD71SO7RvXiVVcjM1Ymw&amp;autoplay=0&amp;ps=blogger"allowFullScreen="true" /&gt;&lt;/object&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;object width="320" height="266" class="BLOG_video_class" id="BLOG_video-87c16b5098e91bbc" classid="clsid:D27CDB6E-AE6D-11cf-96B8-444553540000" codebase="http://download.macromedia.com/pub/shockwave/cabs/flash/swflash.cab#version=6,0,40,0"&gt;&lt;param name="movie" value="http://www.youtube.com/get_player"&gt;&lt;param name="bgcolor" value="#FFFFFF"&gt;&lt;param name="allowfullscreen" value="true"&gt;&lt;param name="flashvars" value="flvurl=http://v16.nonxt3.googlevideo.com/videoplayback?id%3D87c16b5098e91bbc%26itag%3D5%26app%3Dblogger%26ip%3D0.0.0.0%26ipbits%3D0%26expire%3D1331536134%26sparams%3Did,itag,ip,ipbits,expire%26signature%3D84FD3F5F2A5886AF9DE3C251F1E41268E8B94FBD.59156AC18B13FB1FA02DFC3F873E143D600C6C85%26key%3Dck1&amp;amp;iurl=http://video.google.com/ThumbnailServer2?app%3Dblogger%26contentid%3D87c16b5098e91bbc%26offsetms%3D5000%26itag%3Dw160%26sigh%3DaAvnIPknWhDo47zkgv_knQX4G1s&amp;amp;autoplay=0&amp;amp;ps=blogger"&gt;&lt;embed src="http://www.youtube.com/get_player" type="application/x-shockwave-flash"width="320" height="266" bgcolor="#FFFFFF"flashvars="flvurl=http://v16.nonxt3.googlevideo.com/videoplayback?id%3D87c16b5098e91bbc%26itag%3D5%26app%3Dblogger%26ip%3D0.0.0.0%26ipbits%3D0%26expire%3D1331536134%26sparams%3Did,itag,ip,ipbits,expire%26signature%3D84FD3F5F2A5886AF9DE3C251F1E41268E8B94FBD.59156AC18B13FB1FA02DFC3F873E143D600C6C85%26key%3Dck1&amp;iurl=http://video.google.com/ThumbnailServer2?app%3Dblogger%26contentid%3D87c16b5098e91bbc%26offsetms%3D5000%26itag%3Dw160%26sigh%3DaAvnIPknWhDo47zkgv_knQX4G1s&amp;autoplay=0&amp;ps=blogger"allowFullScreen="true" /&gt;&lt;/object&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Reklama baktığımda, bundan süper ilan olur diyorum.&lt;br /&gt;Aynı şekilde ilanını görseydim bundan süper bir TV reklamı olurdu, hatta öyle yaratıcı Direct Marketing ve gerilla teknikleriyle müşteriye ulaşılırdı ki sorma gitsin diyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çünkü adamlar süper bir marka yan ismi(Air) ve ona uyacak süper bir benzetme fikri geliştirmişler.&lt;br /&gt;Zaten MacBook Air tanıtımında Apple’ın CEO’su Steve Jobs, “bu laptop zarfa yerleştirilebilecek kadar incedir” tabiriyle bir nebzede kampanya temasını açıklamış olmuştu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Reklam yaratıcı bir fikir ile harmanlanmış ilan çalışması gibi; sade, açık, anlaşılır ve ilgi çekici. Boş laflar, gereksiz konuşmalar, yazılar, ıvırlar zıvırlar hiçbir şey yok. Ürün kadar yalın, ürün kadar sade bir çekim. Tek seslilik özelliği “fazla söze gerek yok lan” edasıyla kamçılanıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bizim reklam verenler olsaydı, altta bir bant yazı, üstte patlangıçlar, tiz bir sesle enerjik bir hava yaratmaya çalışan yılışık bir ses, her yerde logolar, 3.kalite kapı pazarlamacıları gibi anlattıkça anlatılan özellikler.&lt;br /&gt;EEee, yeter be. Bunları yazarken bile daral geldi.&lt;br /&gt;Reklam ajansının bu kadar net bir reklam yapmasının arkasındaki tek isim kesinlikle ve kesinle Apple’dır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çünkü adam her fuara yeni bir niche ürün ile çıkıyor.&lt;br /&gt;Çünkü adam ilk olma bayrağını elden düşürmüyor.&lt;br /&gt;Çünkü herkes ondan farklı bir teknoloji çıkacağına inanıyor,&lt;br /&gt;Çünkü adam kült bir marka olduğu için pazarlama stratejisini çok iyi kullanıyor, mükemmel “celebrities”lerle ürün açıklanmadan günler önce kendisi hakkında yüz binlerce makale yazdırabiliyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çünkü Adam Bu İşi Biliyor Arkadaşlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Not: İzleyemeyenler için MacBook Air’ın tanıtım videosunu da ekliyorum. Ayrıca Track Pad’e kazandırılan yeni özellikleri görünce oldukça şaşıracaksınız.&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1987814146017763060-2348950316525168167?l=fikirbenim.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='enclosure' type='video/mp4' href='http://www.blogger.com/video-play.mp4?contentId=87c16b5098e91bbc&amp;type=video%2Fmp4' length='0'/><link rel='enclosure' type='video/mp4' href='http://www.blogger.com/video-play.mp4?contentId=93e0c11ed625ade1&amp;type=video%2Fmp4' length='0'/><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://fikirbenim.blogspot.com/feeds/2348950316525168167/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1987814146017763060&amp;postID=2348950316525168167' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1987814146017763060/posts/default/2348950316525168167'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1987814146017763060/posts/default/2348950316525168167'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://fikirbenim.blogspot.com/2008/01/ilan-gibi-reklam.html' title='İlan Gibi Reklam!'/><author><name>Adv-Man</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07570543095164880626</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='33' height='19' src='http://1.bp.blogspot.com/_t8x_iNBngYI/SRTMokpE-eI/AAAAAAAABI4/uHAz_rjvsBM/S220/as.jpg'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1987814146017763060.post-2149033341393021160</id><published>2008-01-22T17:42:00.001+02:00</published><updated>2008-11-06T13:02:00.494+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='web'/><title type='text'>Heytt, Yaradana Kurban Olduğum, Ne Pazarlama Dehaları Yaratıyor!</title><content type='html'>&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_t8x_iNBngYI/SRLOl5c7koI/AAAAAAAABFs/M-ptK7bq1Co/s1600-h/210120081441412313812_3.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5265498064822178434" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 328px; CURSOR: hand; HEIGHT: 400px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_t8x_iNBngYI/SRLOl5c7koI/AAAAAAAABFs/M-ptK7bq1Co/s400/210120081441412313812_3.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_t8x_iNBngYI/SRLOTyv_YmI/AAAAAAAABFk/VSx5687gAVM/s1600-h/210120081442385447754_3.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5265497753785426530" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 334px; CURSOR: hand; HEIGHT: 400px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_t8x_iNBngYI/SRLOTyv_YmI/AAAAAAAABFk/VSx5687gAVM/s400/210120081442385447754_3.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;İşte, reklamcılık ve pazarlama tarihinin en ses getirecek uyarlama çalışması karşınızda duruyor. Web kategorisinde en kral Kristal Elmayı, en baba Cannes Lions’u alabilecek güç ve yaratıcılığa sahip bu iş, tamamen GERÇEK ve tam karşınızda.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bende ilk bakışta psd’ile oynanmıştır psikolojisine sahip olup, olaya biraz daha şüpheyle yaklaşsam da, yazımın sonunda vereceğim linke girerek gerçek olduğuna inandım ve o süre boyunca zorla tuttuğum kahkahaları kusurcasına dışarı boca ettim.&lt;br /&gt;Okudukça gülüyorum, okudukça keyfime keyif katıyorum.&lt;br /&gt;Hayır, işin bir diğer ilginç boyutu, haberi okuduğum gazetenin sürekli bahsettiğim konu olan, markanın yer alacağı ülkedeki Demographic yapısının önemi başlıklı pazarlama stratejisine kendince cevap araması.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Orijinalinde, annenin vesile olduğu kıvrımların doya, doya çalkalanması yani bir nevi hareket özgürlüğüyle sporun harmanlanmasını anlatan başlık, Türkçe uyarlamasına gelince farklı yaratıcılığa sahip bir üsluba bürünüyor.&lt;br /&gt;Laf, kalıp olarak Amerikan dilinin sürekli kullandığı hafif argoya kaçan, fakat ton bakımından sokaktaki insanların yoğunca kullandığı bir terminoloji ile olunca herhangi bir sorun doğurmuyor. Çünkü başlık bir nevi Amerikan tarzını yaratıyor.&lt;br /&gt;Geliyoruz Türkçe versiyona.&lt;br /&gt;Marka, mevcut sitenin farkı dil seçenekleriyle tek bir database üzerinden hareket etmesini istediğinden, her çalışmanın Türkçe uyarlamasını yapmak zorunda kalmış. Hem ürün tanıtımı hem de yaşanan dil problemleri için büyük bir sorun oluşturan bu sistem, çoğu marka tarafından benimsenmemektedir. Çünkü tek web sitesi üzerinden ilerleyen bu sistemde yer alan ayakkabıların çoğu İngiltere’de olabilirken Türkiye’de olamayabiliyor. Amerika’da olabilirken tekrardan Türkiye’de olamayabiliyor. Yani sezon koleksiyonları dünyanın her ülkesinde aynı değildir. Türkiye Nike, Amerika’dan gelen kataloglarda hangi ayakkabının bizim pazarımızda daha çok satılacağını baz alarak alım gerçekleştirir. Buda koleksiyon farklılıklarını otomatikman değiştirir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Diğer bir sorun ise uyarlamalardaki dil problemidir.&lt;br /&gt;Artık bu uyarlamaları Nike’ın reklam ajans’ımı Nike Türkiye’nin merkez ofisi mi yapıyor bilemeyeceğim (reklam ajansı yapar ama revizyonu marka verir) ama gerçekten Amerikan üslubundaki “anne” tabirinin Türk, örf ve adetlerine uygun kaçmadığını düşünerek “yaradan” şeklinde uyarlanması çığır açacak bir yaratıcılık örneği olarak tarihe kazınır. (iltifat tadında yerme yapıyorum)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Anne” olmaz çünkü bizde kutsal değerlerden birisidir. Yakışmaz.&lt;br /&gt;“Doğa’nın” dersek bu sefer dinsiz oluruz. Yemez.&lt;br /&gt;Immm&lt;br /&gt;“Yaradanın” diyelim. Al işte tam Türk üslubuna göre nasıl olsa “Yaradana kurban olduğum, ay parçası gibi maşallah” gibi hazır tabirler varken bunu neden kullanmayalım ki?&lt;br /&gt;Valla bravo, işte budur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Yaradanın Verdiklerini Çalkalamaya EVET”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yürü beee. İşte budur. Görüp görebileceğiniz Demographic yapıya göre uyarlanmış en iyi başlık. :) Gazetelerden bir tanesi bu konuya şu şekilde bir yaklaşımda bulunmuş. “Son yıllarda artan muhafazakar kesiminin ağırlığı, markaların bu şekilde bir üslubu benimsemesine neden olabilir”. :)&lt;br /&gt;Tabi bu da ayrı bir komedi. Ama sonuçta insana ucundan da olsa neden olmasın dedirtecek etkenlerin arasında yer alabilecek bir sebep.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Benim ilgimi çeken tek olay şu.&lt;br /&gt;Başlıklardaki orijinal metnin Türkçe uyarlamaları, Demographic araştırmalara, ülke alışkanlıklarına ve kullandığımız dil tarzına uymuyorsa; neden başka başlık alternatifleri üzerinden ilerlemiyor? İlle de ben lolipop isterim edasında çocuk ısrarcılığı yapılıyor. Olmuyor kardeşim işte. Kıllı bacaklı maço bir delikanlının İskoç etiği giymesi kadar zorlama bir durum bu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Daha fazla kasıpta komik olmak, yeni bir mazoşist akım mıdır? &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;a href="http://www.nike.com/nikewomen/site_sp08/shell/index.jsp#,tr,31;homepage"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;http://www.nike.com/nikewomen/site_sp08/shell/index.jsp#,tr,31;homepage&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1987814146017763060-2149033341393021160?l=fikirbenim.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://fikirbenim.blogspot.com/feeds/2149033341393021160/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1987814146017763060&amp;postID=2149033341393021160' title='4 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1987814146017763060/posts/default/2149033341393021160'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1987814146017763060/posts/default/2149033341393021160'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://fikirbenim.blogspot.com/2008/01/heytt-yaradana-kurban-olduum-ne.html' title='Heytt, Yaradana Kurban Olduğum, Ne Pazarlama Dehaları Yaratıyor!'/><author><name>Adv-Man</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07570543095164880626</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='33' height='19' src='http://1.bp.blogspot.com/_t8x_iNBngYI/SRTMokpE-eI/AAAAAAAABI4/uHAz_rjvsBM/S220/as.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_t8x_iNBngYI/SRLOl5c7koI/AAAAAAAABFs/M-ptK7bq1Co/s72-c/210120081441412313812_3.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>4</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1987814146017763060.post-5805762654300635330</id><published>2008-01-21T14:55:00.000+02:00</published><updated>2008-12-09T06:36:01.369+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='ilan'/><title type='text'>Ajans Kendi Reklamını Nasıl Yapar?</title><content type='html'>&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_t8x_iNBngYI/R5S1xgAcFDI/AAAAAAAAATQ/odMfDTHHBb4/s1600-h/a_demined_turkey.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5157947335256052786" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_t8x_iNBngYI/R5S1xgAcFDI/AAAAAAAAATQ/odMfDTHHBb4/s320/a_demined_turkey.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ahanda böyle güzel bir işe imzasını atarak yapar.&lt;br /&gt;Konuya direk yapılan çalışmanın kriterlerinden bahsederek değil de ilk olarak ajans ve diğer yeni açılan veya ben yaratıcıyım diye geçinen önceki konu başlıklarımda yazdığım ajans türlerinin bir karşılaştırmasını yaparak başlayacağım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gördüğünüz çalışmayı Kromozom adında yeni bir reklam ajansı yapmıştır. Çalışmayı yapanların dışında ajans hakkında herhangi bir bilgi sahibi değilim. (Mutlaka bir web sitesi yapmaları lazım) O yüzdendir ki direk başlığımla doğru orantılı olarak konuyu ele alacağım.&lt;br /&gt;Belli ki yeni açılmış bir ajans, belki de Türk reklam sektöründe hizmet veren yüzlerce ajanstan sadece biri. Ama şu bir gerçek ki yaptığı iş gerçekten çok iyi. Önceki konu başlıklarımdan olan “Artık reklam mesleği OUT olmalı” yazımdaki bazı ajans teranelerinin “sektörün yaratıcı ajanslarından” gibi bir söylemle yumruklarını boşa sallamalarına neden olacak, şapka çıkartılacak ve ispat gösterilebilecek nitelikte bir iş. Marketing Türkiye’ye MediaCat’e yapılan gereksiz basın bültenlerinde kendileriyle yakından uzaktan alakası olmayan sıfat tanlamalarını kullanan ve bunun üzerine gerçekten ufak ayak işleri dışında bir işe imza atamayan “ulan ben bunu çalıştığım ajanstan istersem gülerler bana, bulalım ufak tefek bir yerde bütün gereksiz işleri onlara yaptıralım” mantığına sahip bir iş yürütme şekline onay verip bu benim referansım diye gösterip “sektörün büyük isimlerine hizmet veren” gibi bir son vuruşla kendi egolarını tatmin edeceklere söylenecek en iyi cevaptır.&lt;br /&gt;Yapsan böyle birkaç iş hadi deriz gene çabalıyor, sağda solda taktir topluyor, yabancı sitelerde 5 üzerinde 4.50 oranında oy alıyor. O da yok.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sadece laf, laf, laf.&lt;br /&gt;Bizim reklam sektörü sıfatları kullanmayı çok iyi biliyor ama sadece lafta biliyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir reklam ajansının en etkili tanıtımını yaptığı işleri gösterir.&lt;br /&gt;Sektördeki değerlendirilmesi, müşteriye sunduğu kolunun altındaki sağlam portfoliosu, araştırma sonuçlarından elde ettiği etkili reklam sayısalları onun gücüne güç, marka değerine ise anlam ve önem kazandırır. Yoksa dergilere basın bülteni geçmek ve sıfatlarla oynamak hiçbir ajansı yaratıcı kılmaz.&lt;br /&gt;Onlar, reklam sektörüne ve belli bir hedef kitle okuyucusuna hizmet veren birer yayın organıdır. Tıpkı otomobil sektöründe yer alan yedek parça aksesuar tanıtımını yapan dergiler gibi. Yani kimlerin basın bülteni yazdığı umurlarında değil, çünkü yapmadıkları zaman reklam sektöründe ayrımcılıkla suçlanırlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;O yüzdendir ki yazdıklarımda, iş görmeyi ve sıfatlarla fazla uğraşılmaması gerekliliğini bastıra, bastıra söylüyorum. Ha, senin umurunda olmayabilir. İnan sen de benim umurumda değilsin. Benim karşı çıktığım şey iş ahlakının ve gereksiz söylemlerin hala görünür olmasından kaynaklanan göz yorgunluğuna isyan etmem.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bak Kromozom yapmış babalar gibi. Böyle düzenli olarak dört, beş iş çıkarsa birazda TV’lere geçse o zaman haklı olarak o sıfatları yanına yakıştıracaktır.&lt;br /&gt;Ortada gerçekten iyi işleyen bir strateji olduğu kesin.&lt;br /&gt;Bu strateji nedir derseniz, sosyal sorumluluk alanında çalışmalara imza atan topluluğa hizmet vermek diyebiliriz . Her ajansın büyük küçük fark etmez müşterilerinin içinde en az bir tane bu tarz kurumlar olmalıdır diye düşünüyorum. Çünkü bu tür kurumlara yapılan işler destek adına yapıldığından ve hiçbir şekilde maddi kazanımlar üzerine kurgulanmadığında çok daha geniş açılı fikir alanlarına sahip olabilirler. Esnektirler bir nevi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu tarz kurumların oluşumlarında ve destekleyicilerinde politikadan, sanata çok farklı meslek kartelasından insanlara rastlanacağından bir takım yayın hakları gibi avantajlı koşullardan da yararlanılabilir.&lt;br /&gt;Örnek; Ka-Der (Kadın adaylarını destekleme ve eğitme derneği) için seçimlerden önce yapılan çalışmalarda iş hayatının ünlü isimlerinden sanat camiasına kadar tüm etkili yüzler kullanılmış, billboard, gazete vb mecralarda ücretsiz yayın hakları kazanılmıştır. Bu da yapılan işin daha çok gözler önüne çıkmasını ajansın daha da isimleşmesine büyük katkıda bulunmuştur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ha tabi şöyle bir durum var ki küçük çaptaki ajansların böyle bir itici güce daha çok ihtiyaçları vardır. Yoksa TBWA’in kendini tanıtmak gibi bir derdi olamaz.&lt;br /&gt;Bu toplulukları iyi kullanan küçük ajanslar, kreatif grubun içerisinde yaratıcı süreci daha verimli bir hale getirip, düşünce bazlarını daha yukarı seviyelere çıkartabilirler. Kromozom bu durumu bence çok iyi kullanmış, hatta bilinirliği Türkiye’de zayıf olan bir organizasyon için etkili bir çalışma gerçekleştirerek varlığını göstermiştir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Öğrenci arkadaşlar yukarda bahsettiğim çalışma stratejisini sadece ajanslara bazında değil aynı zamanda herhangi bir firmanın marka olma yolunda atması gereken adımlar olarak da benimsemesi gerekir.&lt;br /&gt;Mesela en popüler örneklerden biri olan Body&amp;amp;Shop’un doğal ürünleriyle birlikte harmanlanmış sağlam bir Doğa savunucusu olarak Greenpeace ve WWF ile ortak çalışmalara imza attığını hatta Allah rahmet eylesin kurucusu Anita Roddick’in direk olarak yürüyüşlere katıldığını gösterebiliriz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Önemli şeyler bunlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Neyse, işin yaratıcı bölümüne gelirsek gerçekten böyle vahim bir durumun ilk bakışta bu kadar soft, fakat sonrasında gelişen anlam sürecinde birden tokat yemiş gibi vurucu bir ifadeyle içerde fırtınalar koparması işin mükemmeliyetini ortaya koyuyor.&lt;br /&gt;Fotoğrafın patlaması biraz düşürülebilirdi desem de durumun vahameti bakımından gerçekleri bütün çıplaklığıyla sunanın bu patlama olduğuna kanaat getirdim. Body copy’si fotoğrafın iki anlamını mükemmel bir şekilde dile getirmiş.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Uzun zamandan beri görmediğim güzel bir ajans çalışması olmuş.&lt;br /&gt;Name yapanlara da kıskanılacak bir iş olduğunu söylemeden edemeyeceğim. &lt;div&gt;Kıskanın ulan kıskanın.&lt;br /&gt;Sıfatlarla bezenmiş boş basın bültenleri değil, yaptığınız işler sizi konuşturur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Advertising Agency: Kromozom, Istanbul, TurkeyCreative Directors: Halil Barutçu, Banu AnbarciArt Director / Illustrator: Gürkan BayindirCopywriters: Tolga Güleç, Ozan BeyazkilinçPhotographer: Ahmet Tozar&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1987814146017763060-5805762654300635330?l=fikirbenim.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://fikirbenim.blogspot.com/feeds/5805762654300635330/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1987814146017763060&amp;postID=5805762654300635330' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1987814146017763060/posts/default/5805762654300635330'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1987814146017763060/posts/default/5805762654300635330'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://fikirbenim.blogspot.com/2008/01/ajans-kendi-reklamn-nasl-yapar.html' title='Ajans Kendi Reklamını Nasıl Yapar?'/><author><name>Adv-Man</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07570543095164880626</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='33' height='19' src='http://1.bp.blogspot.com/_t8x_iNBngYI/SRTMokpE-eI/AAAAAAAABI4/uHAz_rjvsBM/S220/as.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_t8x_iNBngYI/R5S1xgAcFDI/AAAAAAAAATQ/odMfDTHHBb4/s72-c/a_demined_turkey.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1987814146017763060.post-5391641958159345076</id><published>2008-01-20T23:35:00.000+02:00</published><updated>2008-12-09T06:36:01.858+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='açıkhava'/><title type='text'>Yeni Çağın Mitolojik Tanrıları!</title><content type='html'>&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_t8x_iNBngYI/R5PIpgAcFCI/AAAAAAAAATI/AgKVvOOT_0k/s1600-h/adibahn1.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5157686613561316386" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_t8x_iNBngYI/R5PIpgAcFCI/AAAAAAAAATI/AgKVvOOT_0k/s320/adibahn1.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_t8x_iNBngYI/R5PIbwAcFBI/AAAAAAAAATA/sy5V1eCHdy8/s1600-h/adibahn2.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5157686377338115090" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_t8x_iNBngYI/R5PIbwAcFBI/AAAAAAAAATA/sy5V1eCHdy8/s320/adi
