Radyonun İçindeki Küçük Adamlar!

1 Nisan 2008 Salı by Adv-Man





Jobsintown’ın yanlış iş seçimleri için gerçekleştirdiği bu açıkhava mecra uygulamalarını görünce çocukluğumun birer düşünce ürünü olan radyonun içindeki küçük adamlar aklıma geldi. Hepimizin küçüklüğünde kurguladığı fantastik hayal dünyasında teknolojik aletlere duyulan hayranlığın yarattığı merak duygusunun ne garip tahminlere yol açtığını hepimiz az çok yaşamışızdır. Hiç unutmam sanırım ilkokuldaydım, Datça’daki yazlığımızda ananem ve rahmetli dedemle yaz tatilinin tadını çıkartıyordum. Tozun toprağın denizin içinde geçen koca 3 ay.
E, o zamanlar uydu anten pahalı bir teknoloji olduğundan TV’ler büyük şehirlerdeki gibi yayın performansı sergileyemezlerdi. Bizde ananemlerin zamanında Almanya’dan aldıkları dijital saatli radyosunu açar TRT’nin akşam hikâyelerini dinlerdik. Balkondaki köşe koltuğa serilir bütün ışıkları kapatır, gökyüzünün enfes ışıltılarının eşliğinde hikayeleri hayal dünyamızda yaşardık. Kendimi fazla kaptırdığımdan mıdır bilinmez anlatıcının sesi bana o kadar yakından gelirdi ki sanki o radyonun içinde bir masa, ve bir kitapla gecemize renk katmaya çalışan bir dostumuz vardı. Her duruma tepki gösterir, yapılan efektlerdeki kırılan camların radyoyu bozacağına inanırdım (Datça’nın karşısında bulunan Simi adasından dolayı enfes yunan şarkıları dinlerdik, eklemeden edemeyeceğim) İşte böyle bir hayal dünyasının içinde küçük adamların işlerinden hep memnun ve mutlu olduklarını düşünürdüm. :)

Çocuk psikolojisi böyle bir şey olsa gerek. Halbuki bu tür aletlerin içini açma gibi bir fırsatçılık yapabilseydik gerçekle yüz yüze gelebilir, her şeyin anlam veremediğimiz tüpçüklerden tırtıklı boardlardan, devrelerden kaynaklandığını görebilirdik :) Tabi bu fırsatçılık gerçeği keşfetme dürtüsünün yarattığı bir atılım, yoksa ben hiçbir zaman küçük adamların bana anlattığı hikayelerin yarattığı fantastik dünyadan vazgeçmeyeceğim.

Neyse çalışmamızda işte böyle fantastik bir dünyadan esinlenilen fakat biraz daha acımasız ve bir o kadar gerçekçi yönünün aktarıldığı bir durumu izah etmekte. Yanlış iş seçimlerinin hayat akışında ne gibi sıkıntılar yarattığını, emek ve koşulların dengesiz birlikteliğini en azından radyodaki keyifli programları yapan küçük adamlardan ziyade daha farklı bir açıdan göstererek abartı sanatını marka mesajıyla uyumlu bir şekilde aktarılması sağlanmış. Abartı noktası konusunda ufak bir açıklama yapmak gerekirse, yaratıcı fikrin marka mesajını empati yoluyla kullanılmasını sağlayan destekleyici bir yöntem olarak kullanıldığını söyleyebiliriz..

Yaratıcı fikrin etkinliğinden ziyade farklı mecraların marka üzerinde yarattığı dikkat çekici çekim gücü, klasik yöntemlere nazaran daha verimli geri dönüşlerle reklamverene istediği etkiyi yaratma fırsatını sunabilir. Çoğu marka bu aşamada pek cesaretli davranamadığından garanti yolu kalıplaşmış yöntemlerde arar. Fakat farklı mecraların hem bütçe hem de etkin reklam amaçlarına ne kadar başarılı hizmetler sunabileceğini kestiremezler. Bu yüzdendir ki ABD’de yılda gerçekleşen 300 milyar dolarlık reklam harcamalarının 112 milyar gibi büyük bir rakamı boşa gitmektedir.

Not: MediaCat yayınlarından “WHAT STICKS “ adlı kitabı alırsanız etkili reklam harcamaları konusunda bilgi edinir geliştirilen yeni yöntemlerin pazarlama ve reklam açısından faydalarını değerlendirebilirsiniz.

Yazarları: Rex Briggs & Greg Stuart

Filed under having  

1 yorum:

JoJosho dedi ki...

See please here